İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1650 E. 2026/2 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1650
- Karar No
- 2026/2
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 30. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1650 Esas KARAR NO : 2026/2 Karar
DAVA : Adi Ortaklığın Tespiti ve Ortaklık Haklarının Tazmini DAVA TARİHİ : 23/04/2026 KARAR TARİHİ : 28/07/2026
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasında verilen yetkisizlik kararı üzerine 20/07/2026 tarihinde mahkememize tevzi edilen itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda; TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Şti. ile müvekkili arasında 19.10.2022 tarihinde imzalanan adi ortaklık sözleşmesi uyarınca; ... İli ... İlçesi ...sitelerinin kentsel dönüşümü ile okul, hastane ihaleleri, toplu konut ve ticari inşaat projelerinin gerçekleştirilmesi amacıyla ortaklık kurulduğunu, taraflar söz konusu adi ortaklık kapsamında sermaye koyma borcunu üstlendiğini, bu çerçevede müvekkilleri ... ve ...'in, toplam 6.000.000.-TL tutarında ödeme yaparak davalı şirkete sermaye katkısında bulunduklarını, ortaklık faaliyetlerinin yürütülmesi için finansman sağlandığını, her üç ortak da eşit paya sahip olup işin ihtiyaçlarına uygun olarak eşit katılım payı 1/3 oranında eşit sermaye paylarıyla iş birliği içerisinde olacağını, adi ortaklık sözleşmesi yazılı olarak düzenlenmiş olup, müvekkillerinin ortaklığa katılımının; sözleşme metni, ödeme dekontları, faturalar, taraflar arasındaki yazışma ve mesaj kayıtları ile sabit olduğunu, ne var ki, davalı şirket sahibi ...'in, müvekkillerinin ortaklıkta yer aldığını inkâr ederek haklarını kullanmasına engel olduğunu bu sebeple; müvekkilleri ile davalı arasında adi ortaklık ilişkisinin varlığının tespitine, müvekkillerinin ortaklıktan doğan haklarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili ... adına kayıtlı taşınmaza, Davacı ...Ltd. Şti. lehine ipotek konulduğunu, bu ipoteğin davacı ... Şti. ile ...Ltd Şti. ile yapılan 09.06.2023 tarihli sözleşmeye istinaden teminat olmak üzere tesis edildiğini, iş bu sözleşmede borcun vadesinin 31.12.2024 olarak belirlendiğini, davacı tarafın ... 17. Noterliğinin ... tarih ve .. yevmiye nolu ihtarnamesini keşide ederek ipotekle teminat altına alınan borcun ödenmesini talep ettiğini, iş bu ihtarnameye cevaben sözleşmenin tarafı olan ... Ltd Şti. .. 4. Noterliğinin... tarih ve .. yevmiye nolu ihtarnamesini keşide ederek vadenin henüz gelmediğini cevaben bildirildiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmede borcun hanutçuluk diye tabir edilen (mağazaya getirilen müşterilerin yapmış olduğu alışverişten yapılan ödeme) kesilen komisyon ile ödeneceğinin sabit olduğunu, borcun bir kısmının bu surette alışveriş yapılmak sureti ile ödendiğini, ... deri ile sözleşme yapıldıktan sonra 5 ay çalışıldığını, sözleşmenin tarafı olan ...’den getirdiği turist gruplarını ... derinin ... deri mağazasına gönderildiğini, Turistlerin yaptığı alışverişlerden hak ediş elde edip avansa mahsup edildiğini, daha sonra davacı taraf ın sözleşmenin tarafı olan... bilgi vermeden ... mağazasını başka bir dericiye (şirkete) sattığını, ...mağazayı yeni alan derici (şirket) ile görüştüğünü ama anlaşamadığını, bu durum üzerine yeni bir derici bulmak yerine operasyonu durdurduğunu, çünkü sözleşmede...’un davacı şirket (...) dışında başka bir derici ile çalışmasının yasak olduğunu, deri mağazası desteği olmadan bu operasyon yürütülemeyeceğini ve zarar edeceği için işin durdurulduğunu, yapılan alışverişlerden elde edilen bir kısım alacak- avans olarak ödenen borca mahsup edilmediğini, davacı tarafın sözleşmenin ifa edilmemesinde haksız olduğunu, buna rağmen borcun vadesi gelmeden ipoteği paraya çevirmek istediğini, bu nedenle davacı tarafın ipoteğin paraya çevrilmesi talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının davasının ve talebinin reddi ile kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/05/2026 tarihli görevsizlik kararı ile dosya mahkememize gönderilmiştir. Dava, TBK madde 620 vd. Maddeleri adi ortaklık ilişkisinin varlığının tespiti ve ortaklıktan doğan haklarının kabulü talebi istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacının davalı ile adi ortaklık ilişkisinin var olup olmadığı, var ise bu kapsamda ortaklıktan doğan haklarının ne olduğuna ilişkindir. 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi, aynı yasanın 114/1-c bendi ile 115/1. Hükmü nedeni ile öncelikli olarak görev hususunda inceleme yapılmıştır. HMK 138 maddesi uyarınca mahkemenin öncelikle dava şartları hakkında dosya üzerinden karar vereceği düzenlemesi karşısında davanın dosya üzerinden ,dava dilekçesi tebliğ edilmeden görev dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi mümkün olup, bu durum hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde değildir. (YHGK 11/04/2019 tarihve ... sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Türk Borçlar Kanununun 620. maddesinde "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir." hükmüne yer verilmiştir. Adi ortaklık TBK'nın 620 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir. "... Somut olayda, davacı vekili, adi ortaklık ilişkisinin tespiti ile haklı nedenle fesih ve tasfiyesi ile ortaklıktan doğan alacak talebinde bulunmaktadır. Davacı vekili, taraflar arasında şifahi olarak akdedildiği idda olunan adi ortaklık sözleşmesine dayanmaktadır. Bu sözleşmenin konusu, Avcılar bölgesinde arsa alım-satımı ve inşaat-taahhüt işleridir. Her ne kadar işbu iddia olunan ortaklık konusu işler bir ticari işletme faaliyetini gerektirmekte ise de; inşaat işlerinde çalışarak gerek emek ve gerekse de sermaye koyduğunu iddia eden davacının işletmeyi işleten konumunda olan yönetici ortaklardan olup olmadığı anlaşılamadığı gibi gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı, ticari faaliyette bulunduğunu gösterir şekilde bir vergi mükellefiyet kaydının olmadığı, dosyadaki sair bilgi ve belgelerin de, davacının tacir sıfatını haiz olduğunun kabulüne yeter olmadığı nazara alındığında, davanın genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir Bununla birlikte her ne kadar asliye hukuk mahkemelerince açıkça bir görevsizlik kararı verilmemişse de, karşılıklı gönderme kararları vererek dosyadan el çekmek ve davaya bakmaktan çekinmek suretiyle merci tayini koşullarının (kıyasen) oluştuğu, buna göre Dairemizin 26.03.2025 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ve benzeri nitelikteki diğer kararları uyarınca davaya bakmak görevi davanın ilk açıldığı mahkeme olan Küçükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesidir. .." T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 16/12/2025 Tarih, ...Esas, ...Karar. "...Dava, adi ortaklığa dayalı hisse oranı tespiti ve alacak talebine yöneliktir ilişkindir. Türk Borçlar Kanununun 620. maddesinde "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir." hükmüne yer verilmiştir. Adi ortaklık TBK'nın 620 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir.6100 sayılı HMK'nın 2. maddesinde; "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalar ile, şahısvarlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." hükmüne yer verilmiştir. Dosya kapsamından, davacı, davalı ile ortak yapımcı sözleşmesi imzalandığı ve bu kapsamda ödemelerinin yapıldığı, imza edilen anlaşma kapsamında yapılan iş bakımından sermaye olarak yapılan ödemeler kapsamında oluşan hisse pay oranının belirlenerek yapılan nedeni ile doğan alacağın ödenmesini talep ettiği, taraflar arasındaki anlaşmanın Borçlar Kanunu 620. Maddesinde düzenlenen adi ortaklık şeklinde olduğu, davacının tacir olduğuna dair dosyada bir delilin bulunmadığı, harici şirket ortağı olmasının davacıyı doğrudan tacir konumuna sokmayacağı, adi ortaklığın TTK'da düzenlenmediğinden mutlak ticari davalardan olmadığı ve davacının da tacir olmadığından nispi nitelikteki ticari davalardan da olmadığı, görev bakımından yapılan inceleme bakımından malvarlığı haklarına ilişkin olan davanın genel hükümlere göre İstanbul 33.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmıştır. ..." T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 25/12/2025 Tarih,... Esas, ... Karar. Somut olayda; 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi hükmüne göre, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca, dava şartı olan bu husus, 6100 Sayılı HMK nın 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır, göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. Bu nedenle öncelikli olarak görev hususunda inceleme yapılmıştır. Davacı vekili, adi ortaklık ilişkisinin tespiti ile ortaklıktan doğan alacak talebinde bulunmaktadır. Davacı vekili, taraflar arasında 19/10/2022 tarihinde akdedilen adi ortaklık sözleşmesine dayanmaktadır. Bu sözleşmenin konusu, kentsel dönüşüm ile okul, hastane ihaleleri, toplu konut ve ticari inşaat projelerinin gerçekleştirilmesidir. Taraflar arasındaki anlaşmanın Borçlar Kanunu 620. Maddesinde düzenlenen adi ortaklık şeklinde olduğu, 05/05/2026 Tarihli müzekkere cevabından davacının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı, ticari faaliyette bulunduğunu gösterir şekilde bir vergi mükellefiyet kaydının olmadığı, dosyadaki sair bilgi ve belgelerin de, davacının tacir sıfatını haiz olduğunun kabulüne yeter olmadığı nazara alındığında, davanın genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine, 6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 28/07/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır