İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1599 E. 2026/760 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1599
Karar No
2026/760
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1599 Esas KARAR NO : 2026/760

DAVA : Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız)) DAVA TARİHİ : 18/05/2026 KARAR TARİHİ : 15/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; dava konusu çekin ... tarafından müvekkil safelife şirketine olan sermaye taahhüt borcuna karşılık verildiğini, ... müvekkil şirketin %30 oranında hissedarı olduğunu, ... tarafından bu çek imzalı olarak bedelsiz ve tarihsiz olarak müvekkil şirket muhasebicisi ...'e 18.04.2026 tarihinde teslim edildiğini, muhasebeci uhdesindeyken beyanına göre taşıma sırasında düşmesi sebebiyle kaybolduğunu, konuyla alakalı ... tarafından ... Polis merkezi amirliği 2026/... olay evrak no ile şikayette bulunulduğunu, Söz konusu çekin, kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesi ve muhatap bankaya ibraz edilerek tahsil edilmesi ihtimalinin olduğunu, bu durumun müvekkil açısından telafisi güç ve imkansız zararların doğmasına sebebiyet verdiğini, dava konusu çeklerin ihtiyati tedbir mahiyetinde teminatsız olarak ödeme yasağı kararı verilmesini ve çeklerin iptalini arz ve talep etmiştir. Dava, TTK’nun 818/1-s yollamasıyla 757-764. maddeleri hükümlerine göre zayii nedeniyle çek iptali istemine ilişkindir. Bilindiği üzere doldurulmamış boş çek yaprakları kambiyo vasfı taşımazlar, ancak bu husus davanın esasıyla ilgili olup öncelikle, davacının davacı sıfatını değerlendirilmesi gerekir. İptal davası açma hakkı, TTK'nın 651.maddesi uyarınca, çeke bağlı alacağı bulunan hamile aittir. İptal kararını alan hamil, TTK'nın 652. maddesinde düzenlendiği üzere, hakkını senetsiz ileri sürebilir ya da borçludan yeni bir kıymetli evrak düzenlenmesini isteyebilir. İptal davasının amacı budur. Yine 818/s.maddenin atfı ile uygulanması gereken TTK'nun 757/1 maddesi "İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir." düzenlemesine yer vermiş olup tedbir mahiyetinden de anlaşılacağı üzere tedbir talebinde ve dava açılmasında, hamilin haklarının esas alındığı açıktır. Eş deyişle, zayi nedeniyle çek iptali davası hamilin senetten kaynaklanan haklarını korumasına ve haklarını temin etmesine yönelik bir davadır. Öncelikle dava hasımsız dava niteliğinde olduğundan, 3. kişiler açısından kesin hüküm doğurmadığından, mahkemece iptal kararı verilse dahi yasal çerçevede çeki elinde bulunduran kişi henüz ödeme yapmamış keşideci, lehtar veya kendisinden önceki cirantalara müracaat edebilir. Alınan iptal kararı da meşru hamilin senetten kaynaklanan haklarını sona erdirmez. Yasa koyucunun iptal davasına gerek duymasının nedeni; iptal kararı sonrası hakkın hamil tarafından senetsiz tahsilini veya yeni bir senet düzenlenmesini sağlamak (TTK'nun 652)iyi niyetle, iptal kararı getiren hamile ödeme yapan borçluyu, seneti ele geçiren üçüncü kişilere karşı senetten kaynaklanan borç nedeniyle sorumluluktan kurtarmaktır. Kıymetli evrak iptali davasının kanunda düzenlenen şartları ve amacı değerlendirildiğinde, davacının keşideci konumunda bulunacağı çek yapraklarının iptali için dava açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Davacının ileride karşılaşa bileceği ihtimali dava ve takipler, bu davayı açmasında hukuki yarar olarak görülemez. Zira yukarıda da açıklandığı üzere bu davada verilebilecek iptal kararı üçüncü kişiler yönünden kesin hükmün sonuçlarını doğurmaz. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/01/2015 tarih, 2014/19118 esas ve 2015/925 karar sayılı ilamı; 15/04/2015 tarih, 2015/571 Esas ve 2015/5258 Karar sayılı ilamı; 03/06/2015 tarih, 2015/2751 Esas ve 2015/7625 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere keşidecinin çek iptali davası açma hakkı bulunmamaktadır. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 17/04/2013 tarih, 2012/8365 Esas ve 2013/7471 Karar sayılı ilamı; 26/06/2012 tarih, 2011/9069 Esas 2012/10993 Karar sayılı ilamı; 17/12/2013 tarih, 2013/9917 Esas 2013/23042 Karar sayılı ilamı; 18/11/2013 tarih, 2013/6068 Esas 2013/20772 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere bu davanın açılabilmesi için davacının keşideci değil, hukuki hamil olması gerekir, keşidecinin doğrudan doğruya çek iptali davası açma hakkı bulunmayıp keşidecinin keşide ettiği çekin bedelini hamile ödeyerek çeki geri alması da kendisine hamil sıfatı kazandırmaz. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacının temsile yetkili bulunduğu şirkete ait düzenleme tarihi ve bedelin boş olduğu çek yaprağının iptali talep edilmektedir. Çek vasfında olmayan ve keşideci tarafından henüz keşide edilmemiş, unsurları tam olmayan çek yaprağının tedavüle konmuş sayılmayacağı, 3.kişiler tarafından kaybolan çek yaprağının imzalanıp doldurulması halinde çeke dayalı menfi tespit davası da açılabileceği kanaatiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Aynı yönde; Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2014/16332 Esas 2015/1011 Karar sayılı ilamı; 2014/16563 Esas 2015/1112 Karar sayılı ilamı; 2014/16180 Esas 2015/2503 Karar sayılı ilamı; 2015/2751 Esas 2015/7625 Karar sayılı ilamı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2019/1001 Esas 2019/798 Karar sayılı ilamı; 2018/2119 Esas 2019/26 Karar sayılı ilamı; 2018/2266 Esas 2018/1561 Karar sayılı ilamı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2020/487 Esas 2020/798 Karar sayılı ilamı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2018/1775 Esas 2020/541 Karar sayılı ilamı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2020/30Esas 2020/1531 Karar sayılı ilamı) HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-h maddesi delaleti ile 115/2.maddesi gereğince, dava şartı noksanlığı nedeni ile usulden reddine, 2-Harç peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4- Mahkemece verilen ödeme yasağının kaldırılmasına, 5-HMK 392. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması halinde teminatın davacıya iadesine, 6-Gider avansından artan bakiyenin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1599, K. 2026/760, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1599-e-2026-760-k-4a876cff6c59