İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1448 E. 2026/716 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1448
Karar No
2026/716
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/1448 Esas KARAR NO:2026/716

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/07/2026 KARAR TARİHİ : 12/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İddia ve savunmaların özeti: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 22/12/2024 tarihinde "... Facility Agreement" akdedildiğini, işbu sözleşme ile müvekkilin davalı şirketin Afyon'daki biyogaz tesisi yatırımlarının finansmanında kullanılmak üzere davalıya 02/01/2015 tarihinde ... Bankası nezdindeki hesabından davalı şirketin ... .... nezdindeki hesabına 125.000,00 EUR gönderildiğini, sözleşmenin Ek-A m.4 hükmü uyarınca verilen bu borcun en geç 31/12/2017 tarihinde geri ödeneceğini, Ek-A m.8 uyarınca ise 31/12/2017 itibarıyla ödenmemiş bakiye üzerinden yıllık %6 oranında temerrüt faizi işleyeceğini, davalının vade tarihinde ödeme yapmadığını, alacağın 31/12/2017 itibari ile muaccel hale geldiğini, müvekkilinin yıllarca alacağın tahsili için advalı şirket ile görüştüğünü, davalının müvekkilini oyaladığını, alacağı tahsil etmediğini, alacağın tahsili amacıyla ... İcra Dairesi'nin 2026/... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlattıklarını, takipte 125.000,00 Euro asıl alacak ile temerrüt faizi olarak 61.187,50 Euro olmak üzere toplam 186.187,50 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsilinin talep edildiğini, davalının vekili aracılığı ile 29/01/2026 tarihli dilekçesi ile borca ve ferilerine itiraz ettiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, arabuluculuğa başvurduklarını, anlaşmanın sağlanamadığını, davalının borcunu ödeyeceğini beyan ettiğini, icra dosyasına itirazın sunulduğu gün müvekkiline 21.500,00 Euro ödeme yaptığını, yapılan kısmi ödeme ile takip konusu 186.187,50 Euro alacaktan düşüldüğünde bakiye 164.687,50 Euro olarak kaldığını, işbu davanın HMK m.109 uyarınca kısmi dava olarak fazlaya ilişkin talep dava ve ıslah haklarımız saklı kalmak kaydıyla bakiye 164.687,50 Euro alacağın şimdilik 2.000,00 Euro'luk kısmı yönünden açıldığını, alacağın yazılı sözleşmeye dayalı ve likit olması nedeniyle davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek açıklanan ve Mahkemece re'sen gözetilecek nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile davalı borçlunun ... İcra Dairesi'nin 2026/... Esas sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın fazlaya ilişkin talep dava ve ıslah haklarımız saklı kalmak kaydıyla, takip konusu bakiye alacağın şimdilik 2.000,00 Euro'luk kısmı yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, davalı aleyhine itiraza uğrayan ve haksızlığı sabit olan alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere İcra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ile talep etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkil şirket aleyhinde ikame edilen işbu davada Mahkemenin milletlerarası yetkisinin bulunmadığını, davacının takibine ve eldeki davaya dayanak kıldığı 22.12.2014 tarihli ve ... başlıklı Kredi Olanağı Sözleşmesi'nin bizzat davacı tarafından dosyaya sunulmuş olup uyuşmazlığın temelini teşkil ettiğini, davacının Alman vatandaşı olduğunu, sözleşmenin yabancı dilde akdedildiği ve finansman ilişkisinin sınır ötesi nitelik taşıdığını, bu nedenle yabancılık unsurunun mevcut olduğunu, yabancılık unsuru içeren borç ilişkilerinde tarafların yetkili mahkemeyi serbest iradeleri ile belirleme hakkının Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 47.maddesinde açıkça teminat altına alındığını, anılan hüküm uyarınca yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi hususunda geçerli bir yetki anlaşması akdedebileceğini, somut olayda taraflar arasında akdedilen 22.12.2014 tarihli sözleşmenin 8(f) maddesinde uyuşmazlık çözüm mercii tereddüde yer bırakmayacak bir şekilde düzenlendiğini, sözleşmenin geçerliliği yorumlanması ve uygulanabilirliği ile ilgili olarak doğacak her türlü ihtilafta Almanya Federal Cumhuriyeti yasalarının uygulanacağı ve Darmstadt şehrinde bulunan Almanya mahkemelerinin münhasır yargı yetkisine tabi olacağının açıkça kararlaştırıldığını, MÖHUK m.47 uyarınca yapılan inhisari yetki sözleşmesi ile Türk mahkemelerinin milletlerarası yargı yetkisini tamamen ortadan kaldırdığını, HMK kapsamında süresinde ileri sürülen yetki itirazı dava şartı noksanlığı oluşturduğunu, icra takibinin dayanağı olan kredi sözleşmesinin Alman Hukukuna ve Darmstadt Mahkemelerine tabi olduğunu, 05.06.2026 Valör Tarihli SWIFT Transferi ile ... Bankası A.Ş. kanalıyla (Gönderici Referansı: ...-26), şirket yetkilisi ... tarafından davacı ...'nin bizzat mesajlarında bildirdiği ... Bankası A.Ş. nezdindeki ... IBAN numaralı hesabına 21.500,00 Euro tutarında transfer yapıldığını ve bedelin davacının tasarrufuna geçildiğini, 17.08.2026 valör tarihli SWIFT transferi ile yine ... Bankası A.Ş. kanalıyla (Gönderici Referansı: ...-26), şirket yetkilisi ... tarafından davacı ...'nin aynı ... Bankası A.Ş. hesabına 21.500,00 Euro tutarında ilave bir ödeme daha gönderildiğini, banka havale ve SWIFT dekontlarının kesin delil niteliğinde olduğunu, davalı şirket yetkilisi tarafından davacının banka hesaplarına intikal ettirilen bu transferlerin doğrudan taraflar arasındaki sözleşmesel borç ilişkisine mahsuben yapıldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi ve tüketim ödüncüne ilişkin genel hükümleri gereğince borçlu tarafından alacaklıya yapılan tüm kısmi ifaların borçtan mahsup edilmesi yasal bir zorunluluk olduğunu, davacının 29.01.2026 tarihli ilk ödeme (21.500,00 Euro) ile birlikte sonradan gerçekleştirilen 05.06.2026 (21.500,00 Euro) ve 17.08.2026 (21.500,00 Euro) tarihli ödemeler olmak üzere toplam 64.500,00 Euro tutarındaki tahsilatın mahsup edilmesi gerektiğini, davacının talep ettiği asıl alacak ve temerrüt faizi hesabının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın müvekkil şirket yetkilisi ile gerçekleştirilen mesajlaşma kayıtlarının tek başına bakiye borç ikrarı olarak nitelendirilemeyeceğini, alacağın likit olmadığını bu nedenle inkar tazminatının reddi gerektiğini, davacının tazminata mahkum edilmesi gerektiğini, kısmi dava yoluyla açılan davanın esastan reddi ile yargılama masraflarının karşı tarafa yükletilmesi gerektiğini belirterek arz ve izah olunan ve mahkemece resen gözetilecek nedenlerle yetki itirazının kabulü ile 22.12.2014 tarihli sözleşmenin 8(f) maddesinde yer alan milletlerarası yetki şartı ve 5718 sayılı MÖHUK m. 47 uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Darmstadt/Almanya mahkemeleri yetkili kılındığından HMK m.114/1-a ve m.115/2 gereğince Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunmaması sebebiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, aksi halde haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, alacağın likit olmaması nedeniyle davacının haksız icra inkar tazminatı talebinin reddine, kötü niyetli ve haksız takip başlatan davacı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan deliller, delillerin tartışılması, değerlendirilmesi ve gerekçe: Davacı vekili dava dilekçesinde, 22.12.2014 tarihli Kredi Olanağı Sözleşmesi (... Facility Agreement) yeminli tercümesi, 02.01.2015 tarihli 125.000,00 Euro tutarlı ... Bankası havale dekontu, 29/01/2026 tarihli 21.500,00 Euro tutarlı ... ... havale dekontu, ... İcra Dairesi'nin 2026/... Esas sayılı takip dosyası, davalı şirkete ait ticaret sicili kayıtları, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları, banka kayıtları arabuluculuk son tutanağı, bilirkişi incelemesi, isticvap, yemin, tanık ve her türlü yasal delili dosyaya delil olarak sunmuştur. Dava, 22/12/2014 tarihli kredi olanağı sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı olarak başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nın 115/1 maddesi gereğince Mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 114/1-1 maddesi gereğince "Türk Mahkemelerinin yargı hakkının bulunması" dava şartları arasında sayılmıştır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un, 1.maddesi uyarınca yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde bu kanunun uygulanacağı, '' Yetki anlaşması ve sınırları'' başlıklı 47. Maddesinde ise aynen '' Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur.'' düzenlemesine yer verilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından davalı ile aralarında imzalanan 22/12/2014 tarihli kredi olanağı sözleşmesinden kaynaklanan davalıya yapılan ödemenin iadesi bakımından vadesinde ödemenin gerçekleşmediğinden bahisle ... İcra Dairesi'nin 2026/... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı, davalı tarafında taraflar arasındaki sözleşmede doğabilecek uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerinin yargı yetkisi bulunmadığından davanın usulden ve esastan reddinin talep edildiği, taraflar arasındaki 22/12/2014 tarihli kredi olanağı sözleşmesinin 8. maddesindeki muhtelif hükümler başlığı altında (f) bendinde "işbu sözleşme ve tarafların işbu sözleşme kapsamındaki hak ve yükümlülükleri Alman yasalarına tabi olacak ve bu yasalara göre yorumlanacaktır. İşbu sözleşmenin geçerliliği, yorumlanması ve uygulanabilirliği ile ilgili olarak ortaya çıkan her türlü ihtilaf,... şehrinde bulunan Almanya mahkemelerinin yargı yetkisine tabu olacaktır. " düzenlemesine yer verildiği, dava konusu sözleşmenin 8. maddesinin (f) bendinde yer alan yetki sözleşmesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması, yabancılık unsuru taşıması ve uyuşmazlığın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine ilişkin olmaması nedeniyle MÖHUK 47. maddede aranan koşullarının sağlandığı açık olup, davacı tarafça eldeki dava konusu alacak kapsamında sözleşmedeki milletlerarası yetki şartı gereği 5718 sayılı MÖHUK 47. maddesi uyarınca, yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabileceği şeklinde yasal düzenleme kapsamında davanın ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması halinde yetkili Türk mahkemesinde görüleceği açık olup, benzer hususta İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2021 tarih, 2021/809 Esas, 2021/1001 Karar sayılı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin 07/04/2025 tarih, 2025/3 Esas, 2025/310 Karar sayılı içtihatlarında da milletlerarası yetki şartının geçerli olduğu yönünde karar verildiği göz önüne alındığında, yapılan tüm açıklamalar ve belirtilen yasal düzenlemelere göre somut olayda taraflar arasındaki yetki sözleşmesi geçerli olup tarafları bağladığından ve davalı tarafça süresinde yetki itirazında bulunduğundan dolayı davacı tarafça açılan davanın, taraflar arasında düzenlenen sözleşmedeki yetki şartı uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Darmstadt şehrindeki Almanya mahkemelerinin yetkili olduğu her ne kadar davacı tarafından TMK2.maddeye ilişkin itirazda bulunulmuş ise de sözleşmeden doğan tüm hak ve yükümlülüklerin belirlenmesinde Alman yasalarının uygulanacak olması nedeniyle bu itiraz yerinde görülmeyerek MÖHUK 47. maddesi uyarınca Mahkememizin uyuşmazlığı çözmeye yetkili olmaması nedeniyle HMK'nın 114/1-a maddesi uyarınca "Türk Mahkemelerinin yargı hakkının bulunması" dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN, MÖHUK 47. maddesi uyarınca Mahkememizin uyuşmazlığı çözmeye yetkili olmaması nedeniyle HMK'nın 114/1-a maddesi uyarınca "Türk Mahkemelerinin yargı hakkının bulunması" dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından başlangıçta yatırılan 732,00 TL peşin harç ve 1.113,30 TL tamamlama harcı toplamı olan 1.845,30 TL harçtan mahsubu ile artan 1.113,30 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 sayılı kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 6.000,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından işbu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan sonra yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100. HMK'nın 345/1 maddesi gereğince 2 hafta zarfında mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/10/2026

Katip ... e-imzalı

Hakim ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1448, K. 2026/716, T. 12.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1448-e-2026-716-k-c6dd2175adcd