İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1225 E. 2026/773 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1225
- Karar No
- 2026/773
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1225 Esas KARAR NO : 2026/773 Karar
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 19/05/2026 KARAR TARİHİ : 22/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin müteveffa muris anneleri ... (TCKN:...) Müflis ... Tic. A.Ş. tarafından 2009 yılında inşaatına başlanan ... İli, ... İlçesi, ... Mevkii, 1539 Ada, 2 Parsel'de yer alan 3.296 bağımsız bölümlü ... projesinden, A-9 Blok, 97 numaralı bağımsız bölümü, Temmuz 2012 tarihi anahtar teslim şartı ile ile satın alındığını, ödemelerini yaptıktan sonra müflis şirketten tapusunu devraldığını ancak satın aldığı evi teslim alamadan 18/09/2018 tarihinde vefat ettiğini, müflis şirketin, müvekkillerinin muris annesi ...'e dava konusu bağımsız bölümü sözleşmenin VI/1. Maddesi ile iskanı alınmış oturuma hazır halde Temmuz 2012 tarihinde teslim etmeyi taahhüt ettiğini ancak teslim tarihi olan 2012 yılında proje inşaatını % 50-55 imalat seviyesinde yarım bırakarak temerrüde düştüğünü, aradan geçen 14 yıla rağmen de inşaatı tamamlayıp iskanı alınmış halde teslim etmediğini, müflis şirket hakkında verilen 12/06/2025 tarihli iflas kararından sonra müflis şirketten alacaklı olan mirasçı müvekkillerinden ..., ... ve..., ... 1. İflas Müdürlüğü'nün ... İflas dosyasına, dava konusu bağımsız bölümdeki eksik imalattan kaynaklanan alacak başvurularını yaptıklarını ancak ABD'de yaşayan kız kardeşleri ...'nin o dönemde vekaletnamesi olmadığından söz konusu alacak başvuru hakkını kullanamadığını, müflis şirketin yarım bıraktığı inşaatı kendi mali imkanları ile tamamlamak isteyen kat irtifak tapu sahiplerinin kurduğu inşaatı tamamlama yönetimi, öncelikle yarım kalmış inşaatın tamamlama maliyetini tespit etmek amacıyla ... 11. Tüketici Mahkemesinde... tarih, ...D. İş. Sayılı tespit davası açtığını, söz konusu dava dosyasına sunulan 11.08.2025 tarihli denetime elverişli bilirkişi raporunda proje bazında eksik imalatları tamamlama maliyetinin 6.781.017.580,00-TL olduğunun tespit edildiğini, 2012 yılında proje inşaatını % 50-55 imalat seviyesinde yarım bırakarak temerrüde düşen müflis şirketin, 10 yıl sonra 2022 yılında binlerce kat irtifak sahibinin mülkü olan kaba inşaatı bitirdiğini, bloklardan mevcut cam, çerçeve, küpeşte, asansör altyapısı, elektrik tesisatı gibi yapı malzemelerini hukuka aykırı olarak söküp şantiye dışına çıkardığını ve projedeki imalat seviyesini % 40-45 seviyesine düşürdüğünü, müflis şirket yetkilisinin suça konu bu haksız fiili üzerine yüzlerce kat irtifak sahibinin şirket yetkilisi hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu, başlatılan soruşturma kapsamında, şirket yetkilisi hakkında, TCK 142/2.h.2 (143 Kez) suç isnadı ile iddianame hazırlandığını ve bu iddianamenin ... 30. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından,... E. Sayılı dosya ile kabul edilerek kovuşturma aşamasına geçildiğini, dosyanın halen derdest olduğunu, taraflarınca iflas masasına müflis şirketin yarım bıraktığı inşaatı tamamlama borcundan kaynaklanan 1.557.279,00 -TL alacak kaydı talebinde bulunulduğunu, söz konusu alacağın, müflis şirket yetkilisi tarafından mücbir sebep gerekçesi ile iflas idaresi tarafından ise yargılama gerektiren bir alacak olduğu gerekçesi ile reddedildiğini, bu gerekçenin hukuka aykırı olduğunuzira müflis şirket ile muris ... arasında kurulan satış sözleşmesinin, ödeme belgelerinin, tapu kaydının ve bilirkişi raporunun alacağın varlığını hukuken ispatlamaya yeterli olduğunu, müflis şirketin inşaatın tamamlama borcunun, müflisin iflası ile eksik ifa, imkansız ifaya, yapma borcu da para borcuna dönüştüğünü, bu nedenle İİK m. 235/3 gereğince alacağın masaya kaydedilmesinin zorunlu hale geldiğini, ... İli, ... İlçesi, ... Mevkii, 1539 Ada, 2 Parsel'de ...projesinde maliki olduğu A9 Blok, 97 numaralı bağımsız bölüm inşaatının tamamlama maliyeti bedeli olarak ... 1. İflas Müdürlüğü ...İflas Dosyasına 922 kayıt no ile kaydı talep edilen 1.557.279.-TL alacağının tamamının avans faizi ile birlikte ... 11. Tüketici Mahkemesi... D.İş sayılı dosya bilirkişi raporu doğrultusunda sıra cetveline kayıt ve kabulünü talep ve dava etmiştir. Davalı İflas İdaresi vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; İİK'nın 235/1. Maddesine göre davanın (15) günlük hak düşürücü süre içerisinde açılmış olması gerektiğini, İflas İdaresinin Sıra Cetveli ve Derece Kararı davacıların talebinin yargılamayı gerektirdiği şeklinde olduğunu, İflas İdaresinin, İİK m.226 mucibince masanın menfaatini gözetmekle yükümlü olduğunu, korunan menfaatin, alacağını somut delillerle ispat etmiş olan alacaklıların menfaatine göre olduğunu, bu anlamda alacağın şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerekli olduğunu, İflas masasına sunulan alacak başvuru dilekçesinde davacıların talepte bulunduğunu, bu talebini ispat edecek muteber hiçbir belge sunamadığını, huzurdaki dava dilekçesinde de başvuru dilekçesinde olduğu gibi inşaat tamamlanmadığı için uğranılan zarar varsayımıyla 1.557.279 TL masadan alacaklı olduklarını beyan ettiklerini, davacıların bu iddiasının hiçbir temele dayanmadığını, müflis kayıtlarında böyle bir borca rastlanılmadığını, rayiç denilen tutarların nereden alındığının belli olmadığını ve meblağın büyüklüğü göz önünde bulundurulduğunda söz konusu taleplerin yargılamayı gerektirir mahiyette olduğunun açıkça ortada olduğunu, ... 11. Tüketici Mahkemesi'nin ...D.İş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunun ise hükme esas alınamayacağını, dolayısıyla iflas idaresince dikkate alınmamasının olağan olduğunu, müflisin gıyabında gerçekleştirildiği için Anayasa m. 36'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının zedelediğini, delil tespit işlemine ve rapora da itiraz edildiğini, somut olayda taşınmaz halihazırda yerinde durduğunu, durum böyle iken, HMK.m.403 hükmünün ihlal edilir şekilde gıyapta delil tespitine karar verilmiş olduğunu, bu nedenle anılan tespit işleminin ve akabinde tanzim edilen bilirkişi raporunun geçersiz olduğunu, davacıların huzurdaki davasına konu alacak başvurusunda ve dava dilekçesindeki taleplerinde bahsi geçen alacak miktarının hiçbir muteber belge yahut delile dayandırılmadığı ve ilgili taleplerin yargılamayı gerektirdiği gözetildiğinde iflas idaresi tarafından alacak talebinin reddedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu, tüm bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Açılan davanın kayıt kabul istemine ilişkin olduğu, uyuşmazlığın davacıların murisinin anahtar teslim olarak anlaşmış olduğu taşınmazın müflis şirketçe tamamlanmamış olması nedeni ile tamamlanma bedelinin tespit edilerek ... 1. İflas Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında iflas masasına kayıt ve kabul istemine ilişkin tarafların beyan ve itirazları uyarınca anlaşılmıştır. Mahkememizce tapu kayıtları, Belediye proje ve planları, değişik iş tespit dosyası raporu celp edilerek dosya arasına alınmış, taraf delilleri toplanmıştır. Dava tarihinden önce iflas edilmesi halinde, 2004 sayılı İİK'nın 191. maddesi gereğince, iflas açıldıktan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlamaya uğrar; müflis artık masa mevcudunu azaltıcı nitelikteki tasarruflarda bulunamaz. Bu mallar ve haklar topluluğunu, iflas açıldıktan sonra aynı Kanun`un 226. maddesi gereğince, kanuni mümessil olan iflas idaresi temsil edeceğinden, açılacak davalarda husumetin iflas idaresine yöneltilmesi ve varlığı iddia olunan alacakların, 2004 sayılı İİK. 219. maddesi gereğince, masaya karşı ileri sürülmesi gerekir. Bu nedenle kural olarak iflastan sonra müflis aleyhine masaya giren mal ve haklara ilişkin olarak doğrudan dava açılamaz. İflas masasından hak iddia eden alacaklının alacağının masaya kaydını talep etmesi, bu talebin İflas idaresince kabul edilmemesi halinde, İİK.nun 235/2. maddesinde öngörüldüğü şekilde sıra cetveline itiraz davası açması gerekmektedir. Buna rağmen, iflâstan sonra müflise karşı bir alacak davası açılırsa, bu davaya, iflâs idaresine karşı sıra cetveline itiraz davası olarak devam edilmelidir. Sıra cetveline itiraz davasında da, görevli mahkeme ise 2004 sayılı İİK'nın 235/1 maddesi gereğince iflas kararını veren ticaret mahkemesinin bulunduğu yerdeki Ticaret Mahkemesidir. Somut olayda taraflar arasında varlığı ihtilafsız olan "Satış Vaadi Sözleşmesi" uyarınca dava konusu taşınmazın davacıların murisi adına tescil edildiği sabit olup, davacı taraflar arasındaki sözleşme kapsamında müflis şirkete satış bedelinin ödendiğini, müflis şirket tarafından anahtar teslim olarak taşınmazların satış ve devrinin taahhüt edilmesine rağmen yalnızca tapudaki bağımsız bölüm mülkiyetinin inşaatın belirli bir aşamaya gelmesi üzerine devredildiğini ve fakat müflis şirket tarafından ilgili taşınmaz inşaatının anahtar teslim olarak tamamlanmadığını ve süreç içerisinde satıcı şirketin iflas ettiğini, taşınmaz inşaatının yarım kaldığını iddia etmektedir. Borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesini düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 112. Maddesi şu şekildedir:"MADDE 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." Borcun taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak aynen ifa edildiğini ispat yükü müflis şirket üzerinde olup, bu yönde müflis şirket tarafından herhangi bir delil sunulmamıştır. Bilindiği üzere 2004 sayılı Kanun'un 195. Maddesi gereğince iflas sonucunda müflisin tüm borçları muaccel hale gelmekte olup, yine aynı kanunun 198. Maddesi gereğince müflisin para borcu niteliğinde olmayan borçları para borcuna eş kıymete çevrilerek müflis borcu olarak sıra cetveline kaydedilmektedir. Bu bağlamda davacıya projeden anahtar teslim olarak taşınmaz satış ve devrini taahhüt eden müflis şirketin yalnızca mülkiyetini devrettiği taşınmazları anahtar teslim hale getirmek yönünden davacıya yönelik borcunun müflis tarafından gereği gibi ifa edilmediği bu yönden müflis şirketin davacıya karşı borçlu olduğu, taraflar arasındaki sözleşme ve projeden satışa göre davacının borcun aynen ifasını isteyebileceği, borçlu şirketin iflası neticesinde tüm borcunun muaccel hale geldiği ve müflisin anahtar teslim olarak satış ve devrini vaat ettiği ve davacıya karşı borçlandığı taşınmazın yalnızca tapu üzerinden devrinin müflis şirketin "anahtar teslim" şekli yönelik davacıya olan borcunu ortadan kaldırmayacağı, davacının borcun aynen ifasını isteyebileceği ancak borçlu şirketin iflası neticesinde 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gereğince müflisin anahtar teslim şekline yönelik borcunun para alacağına çevrilerek davacı adına sıra cetveline alacak olarak kaydı gerektiği anlaşılmaktadır. Anahtar teslim olarak kararlaştırılan bir taşınmaz satışında, mülkiyetin tapuda devredilmiş olması inşaatın tamamlanmadığı gerçeğini ve buna bağlı hukuki sonuçları ortadan kaldırmaz. Bu durum hukukumuzda kural olarak sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi kapsamında "eksik iş" hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Sözleşmedeki "anahtar teslim" olgusu, taşınmazın sadece tapuda devrini değil, yapının fen ve sanat kurallarına uygun, tamamen bitmiş ve yapı kullanma izni (iskân) alınmış şekilde fiilen teslimini kapsar. Yargıtay ve doktrine göre, inşaat tamamen bitirilmeden ve özellikle anahtar teslim sözleşmelerde iskân ruhsatı alınmadan mülkiyet devredilse dahi, hukuken geçerli bir teslimden söz edilemez. Mülkiyetin devredilmiş olması inşaatın bittiği anlamına gelmez. İnşaat tamamen bitirilmedikçe, mülkiyet devredilse dahi hukuken geçerli bir teslimden söz edilemez. Davacıya projeden anahtar teslim olarak satış yapan müteahhüt konumundaki müflis şirket yönünden inşaatın tamamlanmaması bir "ayıp" (nitelik kusuru) değil, "eksik iş" (nicelik/ifa eksikliği) niteliğindedir. İnşaatın anahtar teslim olarak müflis şirket tarafından tamamlanmamış olması ve iflasın borçları muaccel kılması neticesinde müflis şirketin davacıya karşı taşınmazın anlaşmaya uygun teslimi hususunda temerrüt halinde olduğu açıktır. Davalı müflis vekili tarafından davacının alacağının zamanaşımına uğradığı iddia edilmiş ise de davalı müflis şirket tarafından davacıya hiçbir zaman usulüne uygun olarak taşınmazın teslim edilmediği bu nedenle teslim ile başlayacak olan zamanaşımının işlemeye başlamadığı anlaşılmakla bu yöndeki zamanaşımı iddiasına itibar edilmemiştir. Yukarıda yer verilen 6098 sayılı Kanun'un 112. maddesi, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumunda borçlunun sorumluluğunu düzenleyen temel tazminat hükmü niteliğindedir. Bu madde uyarınca; borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Özetle tapuda taşınmaza yönelik mülkiyetin davacı tarafından devralınmış olması müflis yüklenicinin davacıya karşı inşaatı proje ve fenne uygun olarak anahtar teslim biçimde bitirme ve davacıya teslim etme borcunu ortadan kaldırmaz. İnşaatın tamamlanmaması TBK 112 uyarınca borca aykırılık teşkil eder ve bu nedenle davacıya projeden anahtar teslim olarak satılan bağımsız bölümlere yönelik olarak taşınmazın fenne ve projeye uygun anahtar teslim hale getirilebilmesi yönünden davacı bakımından uğranılan zarara ilişkin eksik iş bedeli müflisten alacak olarak talep edilebilecektir. Bilirkişi heyetinin 29.07.2026 tarihli raporunda özetle; Dosyaya sunulan tapu kaydına göre dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunu, dava konusu taşınmazın inşaatının tamamlanmadığını, müflis yüklenicinin taraflar arasında akdedilen satış vaadi sözleşmesi edimlerini, tam ve zamanında yerine getirmediğini, dava konusu taşınmazın mevcut tamamlanma oranlarının; taşınmazın uzun süre korunmasız bir halde bırakıldığını ve taşınmaz cephelerine ait bazı kaplama malzemelerinin sökülmüş olması nedeniyle taşınmazda oluşan tahribat ve hasarlar göz önüne alınarak gerekli indirimler yapılmak sureti ile hesaplandığını, taşınmazın tamamlanmamış olan kısımları ile ilgili olarak davacının talep edebileceği bedelin; A9 Blok 97 nolu dairesi için iflas tarihi itibarı olan 2025 yılı Çevre şehircilik ve İklim Değişikliği birim fiyatları ile KDV dahil 1.663.200,00 TL, dava tarihi (2026) fiyatları ile KDV dahil 2.050.272,00 TL olarak hesaplandığını, ancak davacı vekilinin, huzurdaki davayı (dava tarihi 19/05/2026) 1.557.279,00 TL üzerinden ikame ettiğini, her 2 bedel de dava talebinden fazla olduğundan nihai takdiri münhasıran sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacılara isabet eden alacak tutarlarının hesabının “Talepte Bağlılık İlkesi” gereğince dava talebi olan 1.557.279,00 TL üzerinden yapılarak; dava tarihi üzerinden ödenmesine hükmedilmesi halinde beher davacının 2026 yılı için talep edebileceği alacak tutarı: 1.557.279 / 4 = 389.319,75 TL, İflas tarihi üzerinden ödenmesine hükmedilmesi halinde ise beher davacının iflas tarihi olan 2025 yılı için talep edebileceği alacak tutarı: 1.557.279 / 1,2583 (TUİK güncelleme katsayısı) / 4 = 309.401,17 TL olarak hesap ve takdir edildiğine dair görüş bildirmişlerdir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunun ve davaya konu taşınmaz ile taşınmazların bulundukları blokların inşaat tamamlanma durumu, inşaattaki eksik işler, taşınmaz projesi, iflas tarihi itibariyle müflis tarafından davacıya fenne ve projeye uygun bir ifanın ve teslimin gerçekleştirilmiş olmadığının açık olması, müflis şirketin proje ve fenne uygun olarak taşınmazı anahtar teslim inşa ederek davacıya teslim etmediği, bilirkişi tarafından taşınmazların tek tek incelenerek projedeki eksikleri ve iflas tarihi itibariyle tamamlanma bedellerini iflas tarihindeki rayiçlere uygun olarak tespit etmeleri, raporun gerekçeli, denetime elverişli ve yerleşik içtihatlar ile iflas tarihindeki rayiçlere uygun olması karşısında bütün halde değerlendirilmesi neticesinde hükme esas alınması gerektiği, davacı tarafın seçimlik hakkı kapsamında taşınmazdaki eksiklerin tamamlanmasına ilişkin bedeli tahsil talebinin yerinde olduğu görülmektedir. Davalı tarafın müflis sıfatına sahip olması nedeniyle davacı tarafın adına tescil edilen taşınmazdaki eksiklerin davalı tarafça tamamlanmasının mümkün olmadığı, yine davalı tarafça bu yönde çalışmalar yapıldığına ilişkin bir projenin sunulmadığı, talep edilebilecek eksik iş-tamamlanma bedelinin iflas tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiği, müflis şirketin taşınmazları eksik inşa ettiği, eksikliklerden taraflar arasındaki sözleşme ve taahhütler gereği müflisin sorumlu olduğu, müflis tarafından kusursuzluğun ispatlanamadığı bu suretle eksik inşaat ve imalat bedellerinden davacıya karşı sorumlu olduğu sabittir. Bu doğrultuda davacıların murisi adına sözleşme kapsamında tescili yapılan taşınmazın iflas ve dava tarihi itibariyle tamamlanmamış olduğu, iflas tarihi ve dava tarihi arasında rayiçler yönünden farklılığın olmadığı, davacıların el birliği mülkiyeti hükümleri uyarınca işbu davayı açtıkları, bilirkişi raporunda 1.663.200,00 TL olarak hesap edildiği, taleple bağlılık ilkesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; 1-Davacıların tarafın müflis şirketten olan 1.557.279,00-TL alacağının ... 1. İflas Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasına KAYIT VE KABULÜNE, 2-Alınması gereken karar ve ilam harcı 732,00-TL olup, dava açılırken harcın tam alındığı anlaşılmakla BU HUSUSTA DEĞERLENDİRMEYE YER OLMADIĞINA, 3-Davacılar tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 160,80-TL, bilirkişi ücreti 15.000,00-TL'den oluşan 15.160,80-TL yargılama gideri ile 732,00-TL başvuru harcı, 732,00-TL peşin harç toplamı 16.624,80-TL yargılama giderinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACILARA VERİLMESİNE, 4-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından BU HUSUSTA DEĞERLENDİRMEYE YER OLMADIĞINA, 5-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACILARA VERİLMESİNE, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde YATIRAN TARAFA İADESİNE, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır