İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1170 E. 2026/296 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1170
- Karar No
- 2026/296
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1170 Esas KARAR NO : 2026/296 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/06/2026 KARAR TARİHİ : 21/10/2026
Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...nin ... Numaralı 30.06.2025 tarihli 152.320,56 TL tutarlı fatura bedelinin tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası üzerinden davalı borçlu ... aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçluya gönderilen ödeme emri sonrasında, borçlu vekili tarafından 08.10.2025 tarihinde icra dosyasına sunulan dilekçe ile borca, faize, fer'ilerine ve dayanak belgedeki imzaya itiraz edilerek takibin durdurulması sağlandığını, davalıların işbu itirazı tamamen haksız, gerçeğe aykırı ve takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, bu nedenle, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 67 uyarınca işbu itirazın iptali davasını açma zarureti hasıl olduğunu belirterek özetle davanın kabulüne, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili inşaat sektöründe izolasyon işi yaptığını, binaların dış cephe, çatı ve benzeri yerlerinde yalıtım sağlanması amacıyla izolasyon yaptığını, kendisi de bu nedenle kendi adına vergi mükellefi olduğunu, davacının fatura kestiği tarihlerde ise yine bir başka inşaat firması olan ... Limited Şirketi (VKN:..) isimli firmaya taşeron olarak hizmet vermekte olduğunu, uzun yıllar nalbur sektöründen tanıdığı ...isimli kişiyle son dönemde...firmasına hizmet verdiği için şantiyenin konumu da ...'ın dükkanının bulunduğu konuma yakın olması nedeniyle ... firmasının bu kişiyle ticaretini sürdürmesini sağladığını, ... da zaten sektörde oldukça tanınan büyük ölçekli bir nalbur olduğunu, Bu ticaret, ...'ın sahibi olduğu...Limited Şirketi (VKN:..) ile gerçekleştiğini, bu şirketin, aslında hiçbir vasfı olmayan ve şirketin işlerinden habersiz olan ... isimli kişi adına kurulduğunu, ...'ın, piyasada sağladığı güven neticesinde ürün verdiği kişilere ve şirketlere düzenli faturalar kesmiş, parayı da birçok zaman nakit olarak elden, bazen de şahsi hesabına havale şeklinde aldığını, piyasaya uygun fiyatlı ürün vermesiyle tanınmasının ardından tüm işlemlerini yönettiği bu şirketin ardından bu defa insanları dolandırmak amacıyla aynı unvana çok yakın olacak şekilde ... (VKN:...) 'ni kurduğunu, bu şirketi de yine aynı şekilde diğer şirketin yetkilisi gibi ... isimli kişi adına kurduğunu, kağıt üzerinde bu şekilde yetkili olarak görünen bu kişinin aslında bu şirketle gerçekte hiçbir ilgisi olmadığını, şirketin yaptığı işten, kestiği faturalardan, alınan ödemelerden hiç haberi ve bilgisi olmadığını belirterek özetle davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı açılan işbu davanın reddine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Mahkememizin 09/06/2026 tarihli müzekkeresi ile ... Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak davalı ...'ın tacir kaydı bulunup bulunmadığının araştırılması istenmiş, ...Vergi Dairesi tarafından 10/06/2026 tarihli yazı cevabında "Mükellefin faal olduğu, Dairemizde beyan ettiği 2025 Yılı Gelir Vergisi Beyannamelerine göre işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, gerçek usulde ticari kazanç elde ettiği, söz konusu mükellef kazancı bahsedilen hadlerin altında olduğundan V.U.K. 178. Madde kapsamında 2. sınıf tüccar sınıfına dahil olduğu" bildirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1 maddesi uyarınca "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (...) öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır." 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1-3. maddesi uyarınca "(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (...) (3) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (...)" 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca "(1) Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. (2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12/1. maddesi uyarınca "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir." 21/07/2007 tarih ve 2007/12362 Karar sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1. maddesi uyarınca "(1) 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması, b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri kararlaştırılmıştır." Mahkememizce yapılan değerlendirmede, yukarıda atıf yapılan yasa hükümleri uyarınca bir davanın ticari dava olarak nitelendirilebilmesi ve asliye ticaret mahkemelerinde görülebilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması (nispi ticari dava) veya TTK'da (veya maddede sıralanan) hususlardan doğması (mutlak ticari dava) gerektiği, davanın alım satım ilişkisinden kaynaklanan fatura alacağına ilişkin olduğu, bu sebeple eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı, bu sebeple davanın ticari dava olarak nitelendirilebilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması gerektiği, bu sebeple ancak tarafların tacir ve işletmesinin ticari işletme olarak kabul edilmesi halinde davanın ticari dava olacağı, davacının tacir olduğu ancak, davalının tacir kabul edilebilmesi için yukarıda atıf yapılan yasa hükümlerinde de görüleceği üzere bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişilerden olması gerektiği, ticari işletmenin ise esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olduğu, ...Vergi Dairesi tarafından davacının gelirinin VUK 177'deki sınırları aşmadığı hususunun bildirildiği ve davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu, by sebeple davalının tacir olmadığı, davanın nispi ticari dava da olmadığı, tüm bu sebeplerle davanın ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve genel görevli mahkemeler olarak asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu kanaatine varılmış, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğunun TESPİTİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca; görevsizlik kararının süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-Yukarıda hüküm fıkrasında belirtilen süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20/1. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair resen karar verilmesine, 4-Esasın bu şekilde kapatılmasına, 5-Harç ve yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/10/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır