İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1015 E. 2026/889 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1015
- Karar No
- 2026/889
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1015 Esas KARAR NO : 2026/889
DAVA : Tazminat- DAVA TARİHİ : 16/03/2026 KARAR TARİHİ : 06/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilİ şirket aleyhine taşeron adı altında 23 kişi gerçeğe aykırı faturalar düzenleyerek işbu faturaları kurdukları örgütsel yapı kapsamında haksız olarak tahsil ederek müvekkili şirketin zararına neden olduğunu, davalının işbu 23 kişi arasında yer aldığını, İhtiyati haciz taleplerinin kabulü ile davalının taşınır-taşınmaz malları ile üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacaklarına teminatsız olarak ihtiyati haciz uygulanmasını, davalının tüm malvarlığına (özellikle araçları üzerine) ihtiyati tedbir uygulanmasını, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla HMK M. 107 gereğince zararımız tam ve kesin olarak belirli hale geldiğinde artırılmak üzere davalının müvekkili şirket aleyhine düzenlediği gerçeğe aykırı faturalar sonucunda haksız olarak tahsil ettiği bedellerden kaynaklı zararlar ve işbu gerçeğe aykırı faturalar nedeniyle müvekkili şirketin ödemek zorunda kaldığı KDV ve Kurumlar Vergisi ödemeleri ve bunlara ilişkin olarak ödemek zorunda kaldığı KDV ve Kurumlar Vergisi pişmanlık zammı ödemelerinden doğan zararlar için şimdilik 1.000.000 TL'nin davalıdan tahsil edilerek haksız eylem tarihinden itibaren avans faizi ile müvekkili şirkete ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın açmış olduğu belirsiz alacak davasının dava şartı yoklu nedeniyle reddi gerekir, davacının talep ettiği alacaklarının belirli olduğunu, davacı iddia ettiği organizasyonun merkezine ...’yı yerleştirmiş olduğunu, müvekkili hakkında ise yalnızca soyut isnatlarda bulunduğunu, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre; Sorumluluk şahsidir ve somut fiil ile kusur ayrı ayrı ortaya konulması gerektiğini, bu nedenle dava husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin dava dilekçesinde sayılan isimleri dışında soruşturma dosyasında adı geçen kimseyi tanımadığını, Müvekkilin kuzeni ...'un yönlendirmesi ile, ... plakalı, davacı şirket bünyesinde çalıştığı beyan edilen aracı, kuzeni ...'un ... isimli tanıdığından satın aldığını ve ... plakalı aracı davacı şirkete kuzeni ...aracılığıyla kiraladığını, ödemelerin bu nedenle olduğunu haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle usulden reddini aksi halde davanın esastan reddini, ceza/soruşturma dosyalarının bekletici mesele yapılmasını, mahkeme masrafları ile ücret-i vekaletin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; davalının davacı şirket bünyesinde çalışan ... ve başkaca kişilerle anlaşarak örgüt niteliğinde faaliyetleri ile sahte faturalar düzenleyerek davacıdan para tahsil ettiğini, davacı şirkete karşı ... ile birlikte hareket eden ve davacıdan haksız olarak menfaat elde eden davalının vermediği hizmetlere ilişkin olarak düzenlemiş olduğu gerçeğe aykırı olan faturalar nedeniyle davacı şirketten tahsil etmiş olduğu bedellerin iadesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davacı tarafından davalı ile aralarında herhangi bir ticari ilişki olmadığı, davalının sahte faturalar düzenleyerek vermediği hizmetin parasını davacıdan tahsil ettiğinin dava dilekçesinde davacı tarafından iddia edildiği, davalı ile aralarında hiçbir ilişki olmadığını davalının davacıya herhangi bir hizmet vermediğinin iddia edildiği anlaşılmaktadır. Bu minvalde davacı tarafından açılan davanın sebepsiz zenginleşme temelli olduğu; davalının davacı nezdindeki bir çalışan ile anlaşarak sahte faturalarını davacı sistemine işlettiği ve davacıya herhangi bir hizmet verilmeden ve ticari ilişki olmadan davacıdan para tahsil edildiği bu bedellerin davacı tarafından iadesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davalı ile aralarındaki ilişkinin yalnızca davacıya ... plakalı aracı kiralamak olduğunu, davacıya davalı tarafından başkaca hizmet verilmediği, araç kiralama ilişkisi nedeniyle davacıdan para tahsil ettiğini beyan ve ikrar ettiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davalının cevap dilekçesinde öne sürdüğü iddia ve savunma ile ikrarı gözetildiğinde; davalının davacıya araç kiralama hizmetini ve ... plakalı aracı kiraladığını ispat etmesi ve kira süresi boyunca kira ilişkisinin ispatı halinde hak kazandığı kira nedeniyle davacıdan tahsil ettiği parayı davacıdan tahsil etmesinin usul ve yasaya uygun olacağı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davalının cevap dilekçesindeki iddia ve savunması ile ikrarı gözetildiğinde davalının davacıya ...plakalı aracı kiraladığını iddia ettiği, söz konusu kira ilişkisinin şoförlü kiralama veya özel transfer hizmetine ilişkin olmadığı, davalı tarafından davacıya şoförlü araç kiralandığı veya alt taşıyıcı olarak özel transfer hizmeti verildiğinin iddia edilmediği, yalnızca çıplak araç kiralama yapıldığının beyan edildiği sabittir. Bu bağlamda davacı tarafından da davalının davacıya özel transfer hizmeti vermediği veya şöförlü araç kiralamadığının dava dilekçesinde iddia edildiği gözetildiğinde taraflar arasında davalının davacıya alt taşıyıcı olarak özel transfer hizmeti verdiğine ya da davalının davacıya şoförlü araç kiraladığına yönelik davacının da bir kabul veya iddiası olmadığı sabittir. Dolayısıyla davacı ve davalının iddia ve savunmaları bir arada değerlendirildiğinde; davalının davacıya alt taşıyıcı olarak özel transfer hizmeti verdiğine dair bir iddia ve davacı kabulünün olmadığı yine davalının davacıya şoförlü araç kiraladığına yönelik de davalının da bir iddiası ve davacının da bu yönde bir kabulü olmadığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davacıya ...plakalı aracı kiraladığını ve bu nedenle para tahsil ettiğini öne süren davalının sebepsiz zenginleşmediğini ispat yükü yönünden davanın kira ilişkisine yönelik hükümlere göre çözümlenmesinin gerektiği, kira sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun hükümleri gereğince herhangi bir şekle tabi olmadığı gibi yazılı olmasının da zorunlu olmadığı, bu minvalde davalı tarafından 6098 sayılı Kanun hükümlerine göre ... plakalı aracın davacı nezdinde çalıştığının ispatı halinde rayiç kira fiyatlarına göre davacıdan talep edebileceği süre ve bedel yönünden piyasa rayiçlerine göre davalının davacıdan tahsil ettiği paraların kira hükümlerine göre değerlendirilmesi ve davalının davacıdan fazla para tahsil edip etmediğinin kira hükümleri ve rayiç kiralara göre belirleneceği açıktır. Bilindiği üzere alt taşıyıcılık ilişkisi içermeyen, şoförsüz araç kiralama yani sade araç kirasına yönelik ticari ilişkilerde davaya bakmak görevi Sulh Hukuk Mahkemeleri'ne aittir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi ... E., ...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Davacının dosyaya sunduğu ve taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan 01.01.2023 başlangıç tarihli, 1 yıl süreli sözleşme taraflarca Abonelik Sözleşmesi başlığı ile düzenlenmiş ise de sözleşmenin konusu, taraflara yüklenen karşılıklı edimler ve sözleşmenin tüm unsurları birlikte değerlendirildiğinde kira sözleşmesi niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. HMK’nin 4/a maddesi uyarınca kiralanan taşınmazların, İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda Sulh Hukuk Mahkemeleri görevlidir. İlk derece Mahkemesinin aynı gerekçe ile görevsizlik kararı vermiş olduğu, davacının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi de...Esas ve...Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Ancak, uyuşmazlık araç kiralama sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, dava tarihinde yürürlükte olan HMK. 4/1-a maddesi gereğince dava değerine bakılmaksızın davaya bakma görevi Sulh Hukuk Mahkemesine aittir. Davaya bakan mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınacağından, Mahkemece davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak, ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizliğine, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, dosyanın görevli İstanbul Sulh Hukuk Mahkemelerine tevzi edilmek üzere tevzi bürosuna gönderilmesi için mahkemesine gönderilmesine, davalının esasa ilişkin istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 55. Hukuk Dairesi de ... E.,... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "HMK 4/a maddesi gereğince "kiralanan taşınmazların İcra İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu olan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemesinde" görüleceğinin düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu, tarafların tacir olmasının kira ilişkisinden kaynaklı uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret Mahkemesini görevli hale getirmeyeceği, istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır." Bu bağlamda sonuç olarak tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalının davacıya şoförlü araç kiralama hizmeti veya alt taşıyıcı olarak özel transfer hizmeti verdiğine yönelik bir iddianın öne sürülmediği, davalı tarafından ise davacıya ... plakalı aracın çıplak olarak kiralandığının ve davacıdan tahsil edilen paraların ... plakalı aracın kirası sebebiyle tahsil edildiğinin belirtildiği bu bağlamda davalının davacıdan tahsil ettiği paraların sebepsiz zenginleşme niteliğinde olup olmadığının 6098 sayılı Kanun'un kiraya ilişkin hükümleri kapsamında kiraya verenin hak ve sorumlulukları yönünden değerlendirilmesinin gerektiği, ...plakalı aracın davacıya kiralanıp kiralanmadığının yine 6098 sayılı Kanun'un kiraya ilişkin hükümlerine göre ispatının gerektiği ve bu ispat sonucunda ... plakalı aracın marka ve modeline göre piyasa rayiçlerine göre kira bedelinin tespiti ve davalının davacıdan tahsil ettiği paranın sebepsiz zenginleşme oluşturup oluşturmayacağının ortaya çıkacağı, davacı ve davalının her ikisinin de davalı tarafından davacıya alt taşıyıcı olarak özel transfer hizmeti verildiği veya şoförlü araç kiralandığına yönelik bir iddiasının ve tarafların bu yönde anlaşmaları doğrultusunda davalının davacıya bu yönde bir hizmet verdiğine dair bir iddianın dosya kapsamında olmaması karşısında (davalının Gelir İdaresi Başkanlığı sorgusu UYAP üzerinden yapıldığında da davalının taşıma hizmetlerine dair bir faaliyetinin olmadığı, davalının vergi kaydının kurye hizmeti olarak göründüğü gözetildiğinde) eldeki davanın kira sözleşmesi ve kira iddiasından kaynaklı bir dava olduğu ve davalının cevap dilekçesindeki iddia ve ikrarı karşısında kira ilişkisi yönünden ispat yükü bakımından davacıya karşı ... plakalı aracın kiralanmasından kaynaklı olarak sebepsiz zenginleşip zenginleşmediğinin incelenmesi ve kira piyasa rayiçlerine göre değerlendirilmesinin gerekmesi karşısından eldeki davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli Mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu ve görev hususunun davanın her aşamasında resen ele alınması gerektiği anlaşılmakla davanın görevsizlik sebebiyle görev dava şartı yönünden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, 2-Görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3-Mahkememiz kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde dosyanın İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 4-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. .06/10/2026
Katip ¸e-İmzalıdır.
Hakim ¸e-İmzalıdır.