İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/962 E. 2026/96 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/962
Karar No
2026/96
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/962 Esas KARAR NO : 2026/96

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/10/2025 KARAR TARİHİ : 29/01/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2026 Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıdan icra takip tarihi itibari ile 694.403,83 TL cari hesap borcu bulunduğunU, taraflarından Büyükçekmece İcra Dairesi ... Esas Sayılı dosya ile 10.09.2025 tarihinde icra takibine geçildiğini, borçlunun, süresi içinde borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz edip takibi durdurduğunu, borçlunun itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, davalı yanca taraflarına Bakırköy .... Noteri 07.10.2025 tarihli ve .... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, ihtarnamedeki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini öncelikli olarak beyan ettiklerini belirterek Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, borçlunun % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacının, alacak iddiasını dayandırdığı yönetim danışmanlık sözleşmesinin usul ve esas yönünden hukuken geçerli olmadığını, genel yetki kuralı uyarınca davalı müvekkilinin adresinin bulunduğu Büyükçekmece Adliyesi'nin yetkili olduğunu, sözleşmede yazdığı üzere de Anadolu Adliyesi'nin yetkili olduğunu, dolayısıyla Bakırköy Adliyesi'nin yetkisiz olduğunu, davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafından sunulan sözleşmede müvekkili site yönetimi tarafından sadece son sayfasının imzalandığını, diğer sayfalarında imza veya paraf bulunmadığını, bu durumun, sözleşmenin içeriğinin sonradan değiştirilebilmesi riskini doğurmakta ve bu belgenin sıhhatini şüpheli hale getirmekte olduğunu, sözleşmenin tüm sayfalarının imzalanmamasının tarafların iradelerinin tüm metin üzerinde tam olarak birleşmediği anlamına geldiğini, sözleşmenin son sayfasında müvekkili site yönetimini temsilen imzası bulunan kişinin, o dönemde site yönetimini münferit olarak temsile yetkili olmadığını, bahse konu sözleşmeyi imzalayan kişinin münferit olarak sözleşme imza tarihinde yetkisi bulunmadığını, müvekkili site yönetiminin, bu sözleşmeyi hiçbir zaman onaylamadığını, bu nedenle, davacının dayandığı sözleşmenin, müvekkili açısından kesin hükümsüz olduğunu, hükümsüz bir sözleşmeye dayanarak alacak talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkili site yönetiminin, davacının haksız faturalandırmalarını Bakırköy .... Noterliği'nin 07.10.2025 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirdiğini, sözleşme hükümleri uyarınca, harcamaların Yönetim Kurulu tarafından tasvip ve onay gören Giderler Bütçesi (İşletme Projesi) kapsamında yapılmasının zorunlu olduğunu, davacının, bu zorunluluğa aykırı olarak, Yönetim Kurulu'nun bilgisi ve onayı dışında faturalar düzenlediğini, kaldı ki bu faturaların diğer kat maliklerine ait özel iş ve işlemlere ilişkin yapıldığının öğrenildiğini, bu hususun müvekkili hiçbir şekilde bağlamadığını, davacının, sözleşmedeki karşılıklı mutabakat şartına aykırı olarak, çalıştırılmayan personelin maliyetini faturalara yansıttığını, bu durumun, davacının dürüstlük kuralına aykırı olarak, fiilen yapılmayan bir hizmetin bedelini talep etmesi anlamına geldiğini, 5510 sayılı Kanun uyarınca, işverenlerin işçi çalıştırdıkları her işyeri için SGK'ya bildirimde bulunma yükümlülüğü olduğunu, davacının, müvekkili site yönetiminin adresinde çalıştırdığını iddia ettiği personele ilişkin SGK işyeri dosyasının dahi bulunmadığının tespit edildiğini, haksız faturalandırmaların toplamının 1.599.676,83 TL olduğunu, davacının icra takibine konu ettiği 694.403,83 TL tutarındaki alacağın, bu toplam tutardan düşüldüğünde dahi, müvekkili site yönetiminin davacıdan net 905.273,00 TL alacaklı olduğunu belirterek davacı tarafından açılan itirazın iptali davasının reddine, davacı tarafın talep ettiği icra inkâr tazminatı talebinin reddine, müvekkili site yönetiminin icra takibine yaptığı itirazın haklı olduğunun tespitine, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli takibi nedeniyle, hmk m. 329 uyarınca davacı aleyhine yargılama giderleri ve kötü niyet tazminatı ödenmesinin hükmedilmesine, ayrıca yetki itirazımızın dikkate alınarak davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; İİK'nun 67. Maddesine göre itirazın iptali istemine ilişkindir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Yine bilindiği üzere 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde, Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3/1-(l) maddesinde de, tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda, tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında, Kanunun 83. maddesinde de, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda; davacı yönetim şirketi, davalı ... yönetimine vermiş olduğu hizmet nedeniyle ödenmeyen hizmet bedelinin tahsili talebiyle başlatılan takibe itirazın iptali talebinde bulunmuş olup; davalı ... yönetiminin tüketici konumunda bulunduğu, davacı şirketin ise 6502 sayılı yasa kapsamında hizmet sağlayıcısı olduğu, uyuşmazlığın tüketici işleminden kaynaklandığı (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 2025/1315 Esas, 2025/3309 Karar sayılı kararı) anlaşılmakla; davanın Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin görevsizliğine, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine dair karar vermek gerekmiş, bu yönde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2- Görevli mahkemenin Bakırköy Tüketici Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, 3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/01/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/962, K. 2026/96, T. 29.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-962-e-2026-96-k-df0956cee2b6