İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/959 E. 2026/704 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/959
- Karar No
- 2026/704
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/959 Esas KARAR NO : 2026/704
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/12/2025 KARAR TARİHİ : 28/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ... ... Limited Şirketinin davalı ... Zemin Kaplama Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine 13- 17 Ocak 2025 tarihleri arasında Münih/Almanya'da düzenlenen fuar için stand kurulum hizmeti verdiğini, hizmetin kararlaştırılan şartlara uygun şekilde tamamlandığını, tarafların hizmet bedelini 10.000,00 EUR olarak belirlediğini, davalının bu bedelin yalnız 3.000,00 EUR tutarındaki kısmını ödediğini ve kalan 7.000,00 EUR tutarı ödemediğini, bakiye alacak nedeniyle 23/01/2025 tarihli ve ... numaralı faturanın düzenlendiğini, davalının faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz etmediğini, 07/02/2025 tarihinde ödeme talebini içeren e-posta gönderildiğini, bakiye 7.000,00 EUR alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalının borca ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu, ... Arabuluculuk Bürosunun 2025/... sayılı dosyasında yapılan görüşmelerin anlaşamama ile sonuçlandığını, yargılama sırasında davalının malvarlığını azaltması hâlinde alacağın tahsilinin güçleşeceğini ileri sürerek öncelikle ihtiyati haciz uygulanmasına, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Usulüne uygun tebligata rağmen davalı taraf davaya cevap vermemiş, duruşmada alınan beyanında, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. ARAŞTIRMA; 1-.... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden dosya arasına alındı 2-Tarafların 2025 yılına ait BA-BS form ve kayıtları Vergi Dairelerinden getirtilmiştir. 3-Mahkememizce uyuşmazlık hususunda Mali Müşavir bilirkişiden rapor aldırılmıştır. 11/08/2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; ".... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı takip dosyasında 12.03.2025 tarihli ödeme emriyle 23.01.2025 tarihli ve ... numaralı faturadan kaynaklanan 7.000,00 EUR bakiye asıl alacağın talep edildiği; 11.03.2025 tarihli 39,9069 TL EUR efektif satış kuru üzerinden harca esas değerin 279.348,30 TL olduğu, Takip dayanağı belgenin dava dilekçesinde e-arşiv fatura olarak adlandırılmış olmasına karşılık dosyaya sunulan belgenin “TİCARİFATURA” senaryolu e-fatura olduğu, faturanın 23.01.2025 tarihli, 10.000,00 EUR hizmet bedelli, 960 KDV'li, 371.109,00 TL karşılığı ve “302 -11/1-a Hizmet İhracatı” istisna açıklamalı olduğu, GİB'in davacıya ait 2025 yılı karşılaştırmalı alış-satış analizinde ...'ye bir belgeyle 371.109,00 TL satış, davalıya ait analizinde ise ...'den bir belgeyle 371.109,00 TL alış bildirildiği ve iki tarafın karşıt kayıtlarının belge sayısı ile tutar bakımından birebir uyumlu olduğu, Davacının Ocak ve Nisan-Aralık 2025 dönemlerine ait e-defter beratlarını sunduğu; asıl defter veri dosyaları ile Şubat-Mart dönemlerine ait ayrı beratlar bulunmadığından 2025 yılı defter setinin kesintisiz olmadığı, Davacı ... muavininde 23.01.2025 tarihinde 371.109,00 TL satış faturası ve 31.12.2025 tarihinde aynı tutarda hesaplar arası virman kaydı bulunduğu; 3.000,00 EUR tahsilatın ayrıca gösterilmediği ve karşı hesabı ile dayanağı sunulmayan virman kaydının ödeme olarak kabul edilemeyeceği, 10.000,00 EUR tutarındaki tek faturaya 3.000,00 EUR kısmi ödeme yapıldığı davacı tarafından kabul edilerek takip ve dava talebinin 7.000,00 EUR ile sınırlandırıldığı; bu nedenle mali hesaplamada bakiye alacağın 7.000,00 EUR olarak esas alındığı, Dosyada bakiye 7.000,00 EUR'nun ödendiğini, faturanın iptal veya iade edildiğini ya da tarafların GİB kayıtlarında karşılıklı olarak bildirilen 371.109,00 TL tutarındaki işlemin başka bir ticari ilişkiye ait olduğunu gösteren belge bulunmadığı, Dosyaya sunulan üç fotoğrafta ... markalı fuar standının tamamlanmış biçimde görüntülendiği; uyuşmazlığa konu tek faturanın davalının GİB alış kaydında yer aldığı ve 3.000,00 EUR kısmi ödeme sonrası 7.000,00 EUR bakiye için takip yapıldığı; bu görsel ve mali belgelerin hizmetin verildiği yönünde birbirini desteklediği, Takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 7.000,00 EUR asıl alacaklı olduğu ve bu tutarın takipte kullanılan 11.03.2025 tarihli TCMB EUR efektif satış kuru üzerinden 279.348,30 TL harca esas değere karşılık geldiği, Takip talebinde takip öncesi işlemiş faiz tutarı bulunmadığı; takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca EUR cinsinden bir yıl vadeli mevduata devlet bankalarınca uygulanan en yüksek faiz oranının talep edildiği; dönemsel oranları gösteren banka cevabı sunulmadığından faiz yönünden ayrıca sabit bir rakam hesaplanmadığı" Yönünde rapor tanzim edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafından davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı takip dosyası ile 23/01/2025 tarihli faturadan bakiye alacak istemine dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 7.000,00-Euro üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "23/01/2025 tarihli fatura" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında fatura borcunun bir kısmının ödenmediği hususlarına dayanmaktadır. Bu kapsamda davacı tarafın sözleşme ve ticari ilişki kapsamında faturaya konu ürünlerin davalı yana eksiksiz ve ayıpsız teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir. (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
Mahkememizce tarafların ticari defterleri incelenerek SMMM bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verilmiş, davacı tarafın defterlerini incelemeye sunduğu, davalı tarafın sunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. Ancak, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen fatura alacaklarının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı, ayrıca davaya konu fatura kapsamında davalının 3.000,00-Euro kısmi ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Ayrıca bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere, davacı tarafça takip konusu edilen faturanın ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı yanın sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.). Davalı davaya konu işin eksik veya ayıplı yapıldığı ya da davaya konu bakiye fatura borcunun ödendiği hususunda herhangi bir savunma ve delil sunmamıştır. Buna göre, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bakiye fatura bedelinin usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları ve vergi dairesi BA/BS kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. Bu nedenle, Davanın kabulü ile, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile, takibin 7.000,00 Euro asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankaları tarafından 1 yıllık vadeli EUR mevduata uygulanan en yüksek oranda faiz işletilerek takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından fatura, ticari defter ve vergi dairesi kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacağın takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile, takibin 7.000,00 Euro asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankaları tarafından 1 yıllık vadeli EUR mevduata uygulanan en yüksek oranda faiz işletilerek takibin DEVAMINA, 2-Kabul edilen alacağın takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak %20'si oranda icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Alınması gereken 26.688,86-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 4.655,30-TL peşin harcın indirilmesi ile geriye kalan 22.033,56-TL eksik harcın davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 4.655,30-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 5.270,70-TL harcın davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 12.090,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 4.600,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 62.512,35-TL vekalet ücretinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 8-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/09/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır