İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/947 E. 2026/832 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/947
Karar No
2026/832
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/947 Esas - 2026/832 T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/947 KARAR NO : 2026/832

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/10/2025 KARAR TARİHİ : 22/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Müvekkili ile davalı arasında akaryakıt alım satımına dayalı ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişki kapsamında düzenlenen faturaların ve ticari defter kayıtlarının taraflar arasındaki borç ilişkisini kanıtladığını, davalı tarafın kısmi ödemeler yapmasına rağmen bakiye borcunu kapatmadığını, bu nedenle Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün 2025/42950 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak olarak 28.02.2019 ile 30.11.2023 tarihleri arasındaki 43 adet faturanın ve muavin defter kayıtlarının sunulduğunu, davalı tarafın ödeme emrinin tebliğinden bir gün sonra 29.08.2025 tarihinde borca ve ferilerine haksız şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını, tarafların ticari kayıtlarında sabit olan borcun inkar edilmesinin kötüniyetli olduğunu, davalı şirketin tasfiye sürecinde bulunması nedeniyle alacağın tahsilinin tehlikeye girdiğini, bu sebeple İİK 257 ve devamı maddeleri uyarınca teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, ayrıca alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın temelinde iki şirket arasındaki organik bağın kötüye kullanılması yattığını, davacı şirketin ortağı ve münferit temsile yetkili müdürün Kamil Kılıç olduğunu, aynı zamanda davalı şirket AKEL'in de 30 ortağı ve münferit temsile yetkili müdürü olduğunu, davacının dava dilekçesinde kendisini ilişkisiz bir üçüncü kişi gibi göstermeye çalıştığını, davacının Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/767 esas sayılı dosyası ile davalı şirketin feshi davası açtığını, takip ve dava konusu faturaların gerçek mal alım satımına dayanmadığını, faturaların davalı şirketin içini boşaltmak amacıyla sahte olarak kesildiğini, davalı şirketin son 4 yıldır tamamen gayri faal olduğunu, 23.06.2025 tarihli genel kurulda Tomarza'daki maden sahası ve taş kesme fabrikasının yeniden faaliyete geçirilmesi önerisinin davacı tarafından yazılı olarak reddedildiğini, davalı şirketin faal olan tek sahasının Erkilet'te olduğunu, davacının petrolünün yaklaşık 90 km mesafede olduğunu, faturaların ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, teslim fişlerinin olmadığını, alacağın varlığını ispat yükünün davacıda olduğunu, davalı şirketin gerçeğe aykırı kayıtları düzelterek gerekli idari başvuruları yaptığını, faturaları beyannameden çıkardığını, ayrıca Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kuruluna davacı Tomarza Petrol'ün sahte fatura düzenlediğine ilişkin ihbar ve şikayet başvurusu yapıldığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini mahkemeden talep etmiştir. DELİLLER Kayseri Genel İcra Dairesi'nin 2025/42950 esas sayılı dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alındığı görüldü. Tomarza Vergi Dairesi'ne, Gevher Nesibe Vergi Dairesi'ne, Kayseri Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne, Maliye Bankalığı Vergi Denetim Kurulu'na, Ziraat Bankası A.Ş'ye yazılan müzekkerelere cevap olduğu görüldü. Mahkememizin 2025/767 esas sayılı dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce davacı ve davalı tarafın 2019-2025 yıllarına ait 6102 sayılı T.T.K.'nun 64. maddesinde sayılan ve tacir tarafından tutulmak zorunda olan tüm ticari defterleri, ticari defterlerdeki karşı taraf ile ilgili kayıtların yevmiye madde numaralarını da içerir muavin defter dökümü ve muavin defterdeki dayanak belge fotokopileri ile birlikte, ayrıca elektronik deftere tabi olanların vergi dairesinden ilgili döneme ilişkin aldıkları beratlarla birlikte, elektronik belge çıktılarını hazır etmeleri halinde, davacı iddiası, davalı savunması, tarafların ticari defterleri incelenerek, elektronik defter ibraz edilmesi halinde ibraz edilen e-defterlerin GİB sisteminden doğruluğu da sorgulanarak, defterlerin usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığı, kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, takibe konu faturaların davalı defterlerinde kayıtı olup olmadığı, ödeme kaydı bulunup bulunmadığı, davalı tarafından iade faturası düzenlenip düzenlenmediği, davalı tarafın faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edip etmediği hususunda rapor tanzimi için dosya Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Mahkememizce alınan 29/07/2026 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Ticari Defterlerin Durumu: Davalı Şirket (Ak-El Mermer Madencilik Nak. San. Tic. Ltd. Şti.): 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı ve usulüne uygun olduğu tespit edilmektedir. Davalının 2023, 2024 ve 2025 yıllarına ilişkin yevmiye ve defter-i kebir kayıtları sunulmadığı için bu yıllar yönünden ticari defterlerin usulüne uygun olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapılamamıştır. Davacı Şirket (Tomarza Petrol Ürünleri Nak. San. Tic. Ltd. Şti.) Davacının 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin ticari defterler tasdik yönünden usulüne uygundur. 2021-2022-2023 yıllarına ilişkin e-defterlerin açılış ve kapanış beratları zamanında verilmiştir. Bu yılların envanter defterinin müfettiş incelemesinde olduğu bilgisi verilmiştir. Bu bakımdan söz konusu yıllara ilişkin değerlendirme yapılamamaktadır. 2024 ve 2025 yıllarına ilişkin ticari defterler ise tasdik yönünden usulüne uygundur. Faturalar ve İspat Durumu: Davacı tarafça davalı adına düzenlenen 44 adet fatura tespit edilmiştir ve bunların toplam tutarı 2.992.272,76 TL'dir. 15.10.2019 tarihli 58571 no'lu 46.070,79 TL tutarlı fatura taraf defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen icra takibine konu edilen fatura olarak dava dilekçesi ekinde sunulmamıştır. 30.04.2020 tarihli TMO202000000011 no'lu 24.662,18 TL tutarlı faturanın ise davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Bu faturanın davacı tarafça ispatlanması gerekmektedir. Netice itibariyle davacının takip konusu yaptığı ve taraf ticari defterlerinde kayıtlı olan faturalar toplamının 2.921.539,79 TL olduğu hesaplanmıştır. Ödemeler ve Mahsup: Tarafların ticari defterlerindeki aleyhe kayıtlar esas alınarak yapılan incelemede; davalının 2019-2025 yılları arasında yaptığı ve ispatlanan/davacının defterlerinde kayıtlı. ödemeler toplamı 1.296.736,99 TL'dir. Davalının ticari defterlerinde 2019 yılındaki 13.940,00 TL'lik (fark) ödeme ile 2024 yılındaki 9.000,00 TL'lik kredi kartı ödemesinin ispatlanması gerekmektedir. Bu ödemelere ilişkin belgelerin sunulup ispatlanması halinde davacı alacağından düşülmelidir. Nihai Hesaplama ve Alacak Tutarı: Davacının ispatlanan fatura alacağından (2.921.539,79 TL), davalı ödemeleri (1.296.736,99 TL) düşüldüğünde; davacı şirketin davalıdan 1.624.802,80 TL bakiye fatura alacağı hesaplanmaktadır. Davacının icra takibine konu etmediği 01.01.2019 öncesi devir bakiye (davacıda 37.122,59 TL, davalıda 40. 033,38 TI) taleple bağlılık ilkesi gereğince bu hesaba dahil edildiği yönünde rapor edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, davacı tarafından faturaya dayanarak davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafın süresinde itirazı üzerine İİK 67.maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süresi içinde açılmış itirazın iptali davasıdır. İİK 67/1.maddesine göre "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." Takibe konu alacak fatura alacağıdır. Faturanın TTK.da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura, "Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika"olarak tanımlanmıştır. TTK 21/1.maddesine göre, 'Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” TTK 21/2.maddesine göre 'Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır'. 27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, 'fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir....." denilmiştir. Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle sözleşmesel ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir. Somut uyuşmazlıkta; davacı şirket, taraflar arasında açık fatura esasına dayanılarak muhtelif zamanlarda akaryakıt alım satım işi yönünde bir ticari ilişki bulunduğu, davacı/alacaklı şirket tarafından davalı/borçlu şirkete akaryakıt satış ve hizmeti sunulduğu ve bu satış ve hizmetler kapsamında faturalar düzenlendiği, faturaların tarafların her ikisinin de ticari defterlerindeki kayıtlarla sabit olduğu, davalı şirketçe davacı şirkete belli aralıklarla yapılan kısmi ödemeler olduğu ancak taraflar arasındaki açık fatura ilişkisine dayanarak son fatura tarihine kadar davacı şirket tarafından akaryakıt satış ve hizmet edimi yerine getirilmesine rağmen, davalı şirketçe borcun ödenmediğini belirterek davalı hakkında başlatılan Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün 2025/42950 sayılı ilamsız icra takibine ilişkin davalının itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına da hükmolunmasını talep etmektedir. Davalı taraf ise somut uyuşmazlığın temelinde, iki şirket arasındaki organik bağın kötüye kullanılmasının yattığı, davacı Tomarza Petrol şirketinin ortağı ve münferit temsile yetkili müdürü Kamil Kılıç'ın, aynı zamanda davalı şirket AKEL'in de %50 ortağı ve (babası merhum Ahmet Kılıç'tan devraldığı yetkiyle) münferit temsile yetkili müdürü olduğu, Kamil Kılıç'ın davalı şirkete karşı Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/767 Esas sayılı dosyasıyla şirketin feshi davası açtığı, eldeki dava ile davalı şirketi mali baskı altına alarak fesih davasında avantaj elde etme ve şirketin malvarlığını haksız yere davacı şirkete aktarma amacı taşıdığını, davalı şirketin maden sahası ve fabrikasının son 4 yıldır faaliyet göstermemesi, ayrıca faaliyet gösterdiği yıllarda da yalnız yaz aylarında faaliyette olmasına rağmen davacı şirketin kış aylarında da fatura düzenlemesi faturaların gerçek bir mal satışını göstermediğini, davalı şirketin faaliyette olan tek sahası Erkilet mahallesinde iken Tomarza ilçesindeki akaryakıt istasyonundan petrol alınmasının mantıklı olmadığı, davacının gereğe aykırı fatura düzenlediğinin fark edilmesi üzerine Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu'na, davacı Tomarza Petrol'ün sahte fatura düzenlediğine ilişkin 03.11.2025 tarihli ve 18109592539113103141203 referans numaralı ihbar ve şikayet başvurusu yapıldığını belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına da hükmolunmasını talep etmektedir. Davalı vekili tarafından takibe konu faturalara yönelik Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu'na başvurulduğu beyan edildiğinden anılan kuruma müzekkere yazılarak, davacı şirketin sahte fatura düzenlediğine ilişkin 03.11.2025 tarihli ve 18109592539113103141203 referans numaralı ihbar ve şikayet başvurusu sonucu oluşturulan soruşturma dosyasının gönderilmesi istenilmiş olup 17/03/2026 tarihli cevabi yazıda incelemenin devam ettiği bildirilmiştir. Akabinde davacı vekilince dosyaya sunulan 18/05/2026 tarihli Vergi Müfettişi raporunda; davacı şirketin 2021, 2022 ve 2023 hesap dönemlerinde düzenlemiş olduğu faturaların sahte belge olduğu yönünde yeterli, somut, kesin ve tereddüde yer vermeyen emareler bulunmadığından sahte belge düzenlediğine ilişkin tenkidi gerektiren herhangi bir husus olmadığı, bu nedenle 2024 hesap dönemine ilişkin inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı yönünde kanaat ve sonuca varıldığının belirtildiği görülmüştür. Öncelikle davalı tarafın zamanaşımı itirazı değerlendirilmekle; takibe ve davaya konu faturaların 2019-2023 yıllarına ait olduğu dolayısıyla 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Mali müşavir bilirkişi tarafından tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiş olup buna göre takibe konu edilen 43 faturadan yalnız 30/04/2020 tarihli 24.662-TL bedelli faturanın davalı defterinde kayıtlı olmadığı, takibe konu edilen diğer 42 faturanın ise davalı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu belirlenmiştir. Davalı tarafça faturalara konu malların teslim edildiğinin davacı tarafça ispatlanması gerekitğini ileri sürmüş ise de takibe konu faturaların davalı şirket defterinde kayıtlı olması faturaya konu malların teslim edildiğini göstermektedir. Nitekim emsal nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2025/4982 E. 2026/1788 K. Sayılı ilamında da açıklandığı üzere faturaların davalı defterlerine kayıt edilmesinin malın teslimine karine teşkil edeceği, aksini davalı tarafın yazılı delilleri ile ispat etmesi gerektiği açıktır. Bu itibarla davacının takip konusu yaptığı ve taraf ticari defterlerinde kayıtlı olan 42 adet fatura toplamının 2.921.539,79 TL olduğu, tarafların ticari defterlerindeki aleyhe kayıtlar esas alınarak yapılan incelemede; davalının 2019-2025 yılları arasında yaptığı ve davacının defterlerinde kayıtlı ödemeler toplamının 1.296.736,99 TL olduğu netice itibariyle davacının ispatlanan fatura alacağından (2.921.539,79 TL), davalı ödemeleri (1.296.736,99 TL) düşüldüğünde; davacı şirketin davalıdan 1.624.802,80 TL bakiye fatura alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça 42 adet faturanın davalı defterinde kayıtlı olduğu dikkate alınarak 30/04/2020 tarihli 24.662-TL bedelli faturaya ilişkin de ispat külfetinin yerine getirildiği yönündeki iddiası haklı görülmemiştir nitekim her fatura için hukuki durum ayrı ayrı değerlendirilebilir. Ayrıca davalı taraf takipten önce temerrüde düşürülmediğinden takip talebindeki işlemiş faiz talebi haklı görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2025/6503 E. 2026/3820 K. Sayılı ilamı aynı yöndedir.) Bu şekilde taraf vekillerinin rapora karşı itirazları mahkememizce değerlendirilmiş olup teknik konulara ilişkin yeniden hesaplama yapılmasına gerek olmadığı ayrıca yargıda hedef sürenin aşılmaması gerektiği gözetilerek ek rapor alınmasına gerek görülmeyerek davanın kısmen kabulü ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün 2025/42950 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takipte, davalı-borçlunun 1.624.802,80TL asıl alacak yönünden itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talep etmiştir. İİK 67/2.maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için İİK 67.maddesindeki itirazın iptaline özgü dava şartlarının yanında, davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Yargıtay HGK.nun 2010/19-376-397 E-K sayılı kararında; "Genel bir kavram olarak 'likid (liqiude) alacak" “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır”. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez" denilmiştir. Davacı, takip talebinde borcun sebebini fatura olarak açıklamış olup alacak likit olduğundan itirazın iptaline karar verilen alacağın %20 si oranında icra inkar tazimatına hükmolunmuştur. Yasal şartlar bulunmadığından davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmolunmamıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; DAVANIN KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 1- Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün 2025/42950 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takipte, davalı-borçlunun 1.624.802,80TL asıl alacak yönünden itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2- İtirazın iptaline karar verilen 1.624.802,80-TL'nin takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Yasal şartlar bulunmadığından davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, 4-Alınması gereken 110.990,28-TL karar ve ilam harcından dava açılırken davacıdan alınan alınan 42.422,82-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 68.567,46-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 42.422,82-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yargılama boyunca yapılan; 238,70-TL tebligat ve posta gideri, 15.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 15.238,70-TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre belirlenen 7.048,98-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 245.472,39-TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 282.284,45-TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul oranına göre belirlenen 2.472,17-TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 11-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul oranına göre belirlenen 2.127,83-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

12-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 22/09/2026

Başkan ¸E-imzalıdır Üye ¸E-imzalıdır Üye ¸E-imzalıdır Katip ¸E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/947, K. 2026/832, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-947-e-2026-832-k-32135b7717c8