İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/93 E. 2025/929 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/93
- Karar No
- 2025/929
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/93 KARAR NO : 2025/929
DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 24/01/2025 KARAR TARİHİ : 12/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA: Davacı vekili 24/01/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; I. Maddi Olayla----- davaya konu ---- 9258 Ada 1 Parsel sayılı 4609 m2 yüz ölçümlü imarlı arsa vasfındaki taşınmazı önceki maliklerinden satın almak üzere aylarca girişimde bulunmuş ve en sonunda satın alma aşamasına getirdiği taşınmaz için, ortak tanıdıkları vasıtasıyla tanıştığı --- ortağı ve temsilcisi olduğu -----. üzerine taşınmaz tescil edilmiş ve yine ------ temsilcisi ve ortağı olduğu ----- temsilcisi olduğu davacı . ----. bir adi ortaklık oluşturmuşlar ve arsa üzerine bina inşaa etmek üzere anlaşmışlardır. ----. Noterliğinin ----- yevmiye ve 09.12.2022 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesi. Arsa mülkiyetini ---- grup şirketlerinden olan ------ Şirketi üzerine tapuda tescil ettirmişlerdir. Bunu yaparken kimi ticari avantajları olacağı düşüncesiyle ve bir birine tam olarak inanmış-güvenmiş iki kişiden biri olarak ----, arsa mülkiyetini ----- şirketi -----. Şirketi adına tescilinde bir sakınca görmemiştir. Bu aşamada satın alma finansmanı olarak bir kısmı doğrudan arsanın eski maliklerine ve bir kısmı da banka kanalıyla----- hesabına---- tarafından havale edilmiştir. ----- şirketi olan ----- %51, ------ hissedarı olduğu ------ Şirketine %49 hisse tayin ederek Noter Senedi ile iki tüzel kişinin ortak olduğu bir Adi Ortaklık Sözleşmesi akdetmişlerdir. ----- Şirketi arasında Noterden "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa payı karşılığı İnşaat Sözleşmesi" düzenlenmiştir. Sözleşmeye göre----- Adi Ortaklığı yüklenici taraf olarak,----- Şirketi de arsa sahibi (iş sahibi) olarak yer almaktadır. Başlangıçta------ tarafından satın alma işlemi yapılıp, önemli miktar ödemesi de ---- tarafından yapılan ve sonradan ---- şirketi ------ üzerine tapusu çıkarılan, adi ortaklığın konusunu teşkil etmek üzere, -----. Şirketinin mülkiyetinde gösterilen 4609 m2 arsa üzerinde satın alınmadan önce bir plan ve projenin mevcut olması nedeniyle işbu plan ve projenin güncellenmesi ve kimi değişikliklerin yapılması için yazılı sözleşme ile alt yüklenici olarak belirlenen ve aynı zamanda adi ortaklık ortağı olan ----- Şirketi gerekli girişimlerde bulunmaya başlamış, arsa çevresine ihata korkulukları yerleştirilmiş ve "Proje Alanı" levhaları ile arsa çevrelenmiş ve dışarıdan tecridi sağlanmıştır. Davacı-----. gerek alt yüklenici, gerekse Adi ortaklık ortağı sıfatıyla temsilcisi ---- tüm iyi niyet, enerji ve emeğini ortaya koyarak işe koyulmuş, adi ortaklığın esas unsuru olan "ortak amaç için birlikte çaba (affectio societatis)" uğruna böyle büyük bir projeyi ortağı ile birlikte gerçekleştirmek heyecan ve gayreti ile işin içine atılmış ve derhal ilgili belediye imar müdürlüğü nezdinde de projelerin tadilatı için gerekli müracaatları yapmıştır. Ne var ki, adi ortaklığın diğer ortağı, tüm hissesi kendisine ait ----- yetkilisi ve Adi Ortaklığın da temsilcisi tayin edilen ------- ortak amaç için çaba yerine adi ortaklığın işlerini aksatmış hatta daha sonra sergilediği tutum ve davranışları ile bunun bir özensizlik değil, bilinçli bir şekilde Adi Ortaklığa ihanet kastı ile davranışlarda bulunmuştur. Bu iddialarımızın tamamı hatta bu davada ileri sürdükleri iddiaların tümü dosyaya sunulacak resmi noter senetleri ile sabittir. İlaveten konuyu yakinen bilen taraflar arasında iletişim sağlamak için devreye giren 3. Kişiler de bilmektedir. Ezcümle; -----, Adi ortaklığın amacını oluşturan, bina yapımı işini düzenleyen "Arsa Payı Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesini" muvazaalı ve mutlak butlan ile batıl olacak şekilde, yanında çalışan muhasebecisi------ vekalet vererek birlikte notere gidip feshetmek gibi batıl bir işlem yapmıştır. Adi ortaklıkta olağan dışı işler ancak ortakların oybirliği ile yapılabilir. Yine bu tür sözleşmeler ancak Mahkeme kararı ile iptal edilebilir. Zira bu tür sözleşmeler bünyesinde taşınmaz mülkiyetini, 3. Kişileri ve kamu düzenini ilgilendiren hususlar barındırır. Basiretli bir iş adamının objektif özen yükümlülüğü ile sorumlu olan tacir-----, hukuk ile alay etmenin bu kadar kolay olduğunu ve asgari bir muhakemeye ihtiyaç olmaksızın, kanunu dolanarak, yapanın yaptığının yanına kâr kalacağını düşünmüş ve bir hukukçuya danışma ihtiyacı da duymamış olacak ki, kanun kendisine karşı hileyi korumayacağını görmezden gelmiştir. ---- kendisi arsa sahibi şirket ------ temsilcisi sıfatıyla, yanında çalışa---- da adi ortaklığı temsilen Adi Ortaklığı temsil etmek üzere vekaletname vermek suretiyle, kendi kendiyle işlem yaparak, adi ortaklığın % 49 hissedarı olan----- haber vermeden, Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesini Noterden feshetmesi ve ardından adi ortaklık ilişkisini sona erdirdiği iddiasıyla hazırlattığı ihtarname, takdir edileceği üzere, oy birliği sağlanmadığından hukuken yokluk ile malul, mutlak butlan ile batıl bir işlemdir. Butlanın tespiti davasının yasal temeli hem TBK m.27 hem de TTK m.391 de bir dava çeşidi başka deyişle ikamesi caiz bir dava türü olarak yer almaktadır. Olayımızda; Adi Ortaklığın Yöneticisi olan-----, Arsa sahibi-----hakim ortağı ve yöneticisi, aynı zamanda Yüklenici ------ADİ ORTAKLIĞININ % 51 ortağı ve temsilcisidir. Tarafımıza çektiklerini duruşmada beyan ettikleri ve taraflarına tebliğ edilmeyen ancak mahkeme dosyasına sundukları 21.09.2023 t. ----- yevmiye nolu -----. Noterliğinden çektikleri ihtarnamede yine Adi Ortaklığı da feshettiklerini belirtmişlerdir ki, adi ortaklığın oybirliği sağlanmadan feshinin hukuken mümkün olmaması nedeniyle bu işlemin de butlanının tespitini talep ediyoruz. ----- geçersiz işlem ile "Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesini" fesihname düzenleyerek feshetmesi eylemi ile Adi Ortaklığa ihanet etmiş, güya arsa sahibi olan şirketi----- Şirketinin çıkarını Adi Ortaklığın çıkarına tercih etmiştir. Ne var ki yapılan işlem ölü doğmuş, oybirliği sağlanmamış, taraf teşkil edilmemiş işlemde muvazaa söz konusu olup mutlak butlan ile batıl olduğundan, butlanın tespiti için mahkemenize müracaat zorunluluğu doğmuştur. Aklınca işi sağlama almak için önce "Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi" nden döndüğüne dair bir noter evrakı hazırlamış, sonrasında işlem tam içine sinmemiş olacak ki tekrar noterden anılan sözleşmeyi feshettiğine dair fesihname düzenleme ihtiyacı duymuştur. Her iki işlemde de iki ortaklı adi ortaklıkta %49 hisseye sahip davac----haber dahi vermemiş, oybirliği sağlamamıştır. ----- Kendisi arsa sahibi şirketin sahibi ve temsilcisi sıfatıyla imza koymak, yanında çalışan ----- adi ortaklığı temsilen vekaletname vermek suretiyle, kendi kendiyle işlem yaparak, adi ortaklığın % 49 hissedarı olan----- Ortağı ve temsilcisi ----- haber bile vermeden Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesini Noterden feshetmesi hukuken mutlak butlan ile batıl bir işlemdir. Yüklenici Adi Ortaklık için Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin feshi ancak ve ancak oybirliği ile yapılabilecek olağan dışı bir iş ve işlemdir. Bu çok açık ve anlaşılabilir bir konudur. Hatta dahası, Arsa sahib---- bakımından da, olağan dışı bir iş olan fesih işleminin de ancak genel kurul kararına bağlanması gerekir. Her ne kadar yönetici ile ortaklar arasındaki ilişkinin bir vekâlet ilişkisi olduğu ifade edilse de, ortaklıklara has bazı özel durumlar vardır. Yönetici ile ortaklar arasındaki ilişkilerde vekâlet hükümleri içerisinde yer alan TBK m.510, m.512, m.513 hükümleri adi ortaklık ilişkisi bakımından uygulanmaz; bunların yerine TBK m.627, m.628, m.629, m.639/f.2, m.641 hükümleri öncelikle uygulanır. Adi ortaklıkta yöneticilik çerçevesinde yönetici tek tek ortakların değil söz konusu ortaklığın menfaatini gözeterek hareket edecektir. Yüklenici Adi Ortaklık için Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin feshi oybirliği ile yapılabilecek olağan dışı (olağanüstü) bir işlemdir. Bilindiği üzere, Adi ortaklığın tüzel kişiliği yoktur. Yönetici bir organ değildir. Olayda oybirliği sağlanmadan sözleşme tek bir adi ortaklık ortağı tüzel kişi şirketi temsilen feshedilmiştir ki, kanunun amir hükmüne açıkça aykırı olarak, oybirliği sağlanmadan ve diğer adi ortaklık ortağı şirkete haber vermeden feshedilmiş olmakla, yapılan işlem kesin hükümsüz olup mutlak butlan ile batıldır. Bu sebeple ikame ettikleri ---- Asliye Ticaret Mahkemesinin -----sayılı sözleşmenin tapuda beyanlar hanesine şerh verilmesi talepli davamızda dikkate alınması talebiyle işbu butlanın tespiti davasını ikame zorunluluğu doğmuştur. II. Hukuki Açıklama Adi ortaklıkta, elbirliği ilkesi gereğince ortakların birlikte dava açması zorunlu olmakla beraber, olayda olduğu gibi bazı durumlarda ortaklardan birinin dava açması mümkündür. Davacı----- adi ortaklık ortağı sıfatıyla, diğer davacı------hakim ortağı ve yöneticisi olduğu) alt yüklenici sıfatıyla, mevcut kat karşlığı inşaat sözleşmesinin tapuya şerhinde menfaati bulunduğundan ve de ihtara rağmen arsa sahibi ile yüklenici adi ortaklığın temsil ve ilzama yetkilisi ----- tarafından tescile yanaşmayıp, temerrüde düşmeleri nedeniyle, davacı ----- adi ortaklık ortaklığının menfaatini koruma konusunda dava açma, aktif husumet ehliyetine sahip olduğundan, Mahkeme huzurundaki işbu dava (şerhler sütununa tescil talebi) ikame edilmiştir. Doktrinde de bu hususu teyiden; "Adi ortaklık, hak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olmadığından dava takip yetkisine de sahip değildir. Nitekim adi ortaklıkla ilgili davalarda dava takip yetkisine de ortaklar sahiptir. Ortaklar dava takip yetkisine birlikte sahip olmakla beraber, bazı durumlarda ortaklardan birinin tek başına dava açması söz konusu olur. Bu kapsamda ortağın hangi konumda dava açtığına, talebinin ne olduğuna ve diğer ortaklar/ortaklık tarafından yetki verilip verilmediğine dikkate edilmelidir. ... ... Elbirliği ilkesi gereğince ortakların birlikte dava açması zorunlu olmakla beraber, bazı durumlarda ortaklardan birinin dava açması mümkün olmaktadır. Bu durumlarda ortağın dava açma imkânı, dava takip yetkisi ile açıklanabilir. Adi ortaklıkta ortakların paylı mülkiyet rejimini kabul etmeleri durumunda uygulanacak olan TMK 693, III hükmüne göre, “Paydaşlardan her biri, bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasını diğer paydaşları temsilen sağlayabilir.” Ortaklar/paydaşlar bu maddeden kaynaklanan yetkiyle tek başlarına ortak menfaatin korunması için dava açma imkânına sahiptir. Söz konusu ortak menfaatleri koruma, her paydaşın kendi hakkını korumak için başvuracağı önlemlerden niteliği gereği bölünemeyenler için söz konusudur. Bu önlemler malın bütününe etkili olmakta ve diğer paydaşların yararlanmasını ifade etmektedir. Ancak üçüncü kişilerin ortak menfaatlere ilişkin davayı tüm paydaşlara karşı açması gerekir." denilmiştir. (-----) Türk Borçlar Kanunu’nda ne olağan işler ne de olağan dışı işler açıkça tanımlanmıştır, tanım yapma görevi doktrin ve yargıya bırakılmıştır. Kanun yapma politika tercihi olarak bu da yerindedir. Zira her olaya göre değişecek olan "olağan işler" ve "olağan dışı işler" tanımlanmış olsaydı hayatın dinamik akışı karşısında yine de tanım yetersiz kalacaktı. Olağan işler doktrin ve mahkeme içtihatlarında günlük işler, yöneticilerin münferit yetkileri ile yapabileceği işler, şeklinde açıklanmaktadır.Her olayın özelliğine göre "olağan iş" ve "olağan dışı iş" kavramları farklılık arz edebilecektir. Ne var ki; "kat karşılığı inşaat sözleşmesine" yüklenici/müteahhit sıfatıyla taraf olan bir adi ortaklıkta, adi ortaklığın yegane konusunu teşkil eden "Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin Feshi" nin "olağan dışı iş" olduğu konusunda bir tereddüt söz konusu olamaz. Başka deyişle böyle bir işlem tüm ortakların oybirliği ile yapılabilecek bir işlem olup, günlük mutad işleri yapması için sözleşme ile verilen temsil yetkisi ile bu olağan dışı işlem yapılamaz. Türk Borçlar Kanununun "III. Ortaklığın kararları" başlıklı 624. Maddesi, "Ortaklığın kararları, bütün ortakların oybirliğiyle alınır. Sözleşmede kararların oy çokluğuyla alınacağı belirtilmişse çoğunluk, ortak sayısına göre belirlenir..." hükmünü amirdir. Mevcut sözleşmede "oy çokluğu ile karar" alınacağına dair bir hüküm olmadığı gibi iki ortaklı bir Adi Ortaklıkta bunun pratik bir önemi de yoktur. Oy çokluğu da oy birliği de 2 dir. Yargıtay -----.HD----- T:09.03.2015 "....şirketin ortaklığın faaliyetlerini engellediğini ve üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, bu davranışlarıyla adi ortaklığın yükümlülüğünde olan işleri yapamaz hale geldiğini savunduklarına göre, mahkemece; davalı ortakların TBK.nın 629. maddesine göre yaptıkları bu savunma üzerinde durulup, dayandıkları ihtarname ve diğer deliller incelenip, gerekli araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, TBK.nın 629. maddesindeki hükümler gözardı edilerek yazılı olduğu gibi hüküm kurulması isabetsizdir" ( ---.) şeklinde içtihat etmiştir. Yargıtay ----.H D ----14.03.2017 "....somut olay incelendiğinde; davacı ve davalı arasındaki adi ortaklık devam ederken, davalının daha sonra aynı taşınmaz için arsa sahipleri ile tek başına düzenlediği Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi nedeniyle yapılan işi üstlenmesi şeklinde gelişen işlemlerinin, kendi yararına fakat ortaklığın amacına aykırı olduğu, ayrıca bu işlemlerin taraflar arasında yapılan ortaklık amacının gerçekleşmeme ihtimalini artırdığı, bu bağlamda davalının yukarıda açıklanan TBK'nun 626. maddesi uyarınca rekabet yasağını ihlal ettiği, dolayısıyla davalının TBK'nun 628/2. maddesi uyarınca kendi kusurlu davranışı nedeniyle ortak olan davacı şirkete verdiği zararı karşılamakla yükümlü olduğu ortadadır. Hal böyle olunca, mahkemece; davacı şirketlerin uğramış olduğu zararın usulünce belirlenmesi ve ulaşılacak sonuca göre davacı şirketin uğramış olduğu zararın tazminine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istemin tümden reddi usul ve yasaya aykırıdır." (------). Türk Borçlar Kanunun "VI. Yönetim yetkisinin kaldırılması ve sınırlanması" başlıklı 629. Maddesi: "Ortaklık sözleşmesiyle ortaklardan birine verilen yönetim yetkisi, haklı bir sebep olmaksızın, diğer ortaklarca kaldırılamaz ve sınırlanamaz. Ortaklık sözleşmesinde yetkinin kaldırılamayacağına ilişkin bir hüküm bulunsa bile, haklı bir sebep varsa, diğer ortaklardan her biri yönetim yetkisini kaldırabilir. Haklı sebepler, özellikle yönetici ortağın görevini aşırı ölçüde ihmal etmesi veya iyi yönetim için gerekli olan yeteneği kaybetmesi durumlarında vardır." hükmünü vaz etmiştir. 3. Yetkisiz temsilci TBK m.47 uyarınca işlemin geçersizliğinin doğurduğu zararlardan işlemin diğer tarafına karşı sorumlu olur. Bunun dışında temsilcinin temsil yetkisini kötüye kullanarak, üçüncü şahıs ile yaptığı sözleşmenin temsil olunanı bağlamayacağı Yargıtay uygulamasında kabul edilmektedir. Bu görüş doktrinde de desteklenmektedir. Kaldı ki olayımızda 3. Kişi değil, sözleşmenin tarafı olan arsa sahibi şirket ile işlem söz konusudur. TBK m.637/f.3 “önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olması” lafzını içermektedir. Kanun gerekçesinde TBK m.637/f.3 için şu açıklama yapılmıştır: “Maddenin son fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 533’üncü maddesinden farklı olarak, temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin geçerliliği, bu yetkinin bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olması koşullarına bağlanmıştır.”... Doktrinde adi ortaklığın yönetiminde yer alan olağan ve olağan dışı iş ayrımının temsil yetkisinin belirlenmesinde el birliği ortaklığı hükümleri çerçevesinde kullanılması gerektiği ifade edilmiştir. Bu noktada olağan işlerde ortakların birbirlerine zımnen vekâlet vermiş olmaları hali düşünülebilir ve olağan dışı işlerde ise birlikte hareket edilmesi gerekir. Olayda; Adi Ortaklığın Yöneticisi olan -----, Arsa sahibi -----hakim ortağı ve yöneticisi, aynı zamanda yüklenici----- ADİ ORTAKLIĞI'nın % 51 ortağı, arsa sahibi ----- yöneticisi ve ortağıdır. ----- geçersiz işlem ile fesihname düzenlemesi eylemi ile Adi Ortaklığın zararına hareket etmiş, arsa sahibi olan şirketi ----- güya çıkarını gözeterek, Adi Ortaklığın çıkarına tercih etmiştir. Gerçekte ise projenin yürümesi aynı zamanda------ yararınadır. Adi Ortaklığın "amaç" unsuru olan Sözleşmeyi feshetmek suretiyle, amacını kaybettirdiğini düşündüğü adi ortaklığı da feshettiğini Noter de belge düzenleyerek gerçekleştirebileceğini düşünmüştür. Tüm bu iş ve işlemleri TBK m. 620 ve devamı hükümleri ile Adi Ortaklık Sözleşmesini yok sayarak, tabiri caiz ise "kafasına göre takılmak" suretiyle işlemler yapmış ve hukuk düzenine açıkça aykırı ve hukuku dolanmaya çalışarak yaptığı bu muvazaalı işlemleri geçerli bir iş ve işlem yapmış gibi mahkeme huzuruna taşımak suretiyle, mahkemeden bu işlemlere meşruiyet talep etmektedir. Hukukun kendisine karşı yapılan bu işlemlere geçit vermeyeceği tartışmasızdır. Adi Ortaklığın feshini düzenleyen TBK m. 639 hükmü gereği mevcut ortaklık, ya oybirliği ile ya da Mahkeme kararı ile sona erdirilebilir. İki ortaklık adi ortaklıkta ortaklardan birinin adi ortaklığı sona erdirdiğine dair ihtarname keşide ederek ortaklığı sona erdirmesi hukuken mümkün değildir. Ortada Adi Ortaklığı sona erdirmeye yönelik haklı bir sebep bulunmadığı gibi ortakların oybirliği ile alınmış bir karar da olmadığına göre adi ortaklığın tek taraflı ihtarname ile sona erdirilmesinin mümkün olmayacağı uzun izahata ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır.----- kendisi arsa sahibi sıfatıyla imza koymak, yanında çalışan ----- da adi ortaklığı temsilen vekaletname vermek suretiyle, kendi kendiyle işlem yaparak, adi ortaklığın % 49 hissedarı olan ----. Ortağı ve temsilcisi ------ haber vermeden Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesini ve adi ortaklığı Noterden feshetmesi hukuken kesin hükümsüz olup mutlak butlan ile batıl bir işlemdir. Yüklenici Adi Ortaklık için Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin feshi ancak ve ancak OYBİRLİĞİ ile yapılabilecek olağan dışı bir iş ve işlemdir. Bu çok açık ve anlaşılabilir bir konudur. Hatta dahası, Arsa sahibi -----. bakımından da, olağan dışı bir iş olan fesih işleminin de ancak genel kurul kararına bağlanması gerekir. Adi ortaklığın tüzel kişiliği yoktur. Yönetici bir organ değildir. Her ne kadar yönetici ile ortaklar arasındaki ilişkinin bir vekâlet ilişkisi olduğu ifade edilse de, ortaklıklara has bazı özel durumlar vardır. Yönetici ile ortaklar arasındaki ilişkilerde vekâlet hükümleri içerisinde yer alan TBK m.510, m.512, m.513 hükümleri adi ortaklık ilişkisi bakımından uygulanmaz; bunların yerine TBK m.627, m.628, m.629, m.639/f.2, m.641 hükümleri öncelikle uygulanır. Adi ortaklıkta yöneticilik çerçevesinde yönetici tek tek ortakların değil söz konusu ortaklığın menfaatini gözeterek hareket edecektir. Nitekim doktrinde; "...TBK m.625/f.1’de “Yönetim, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir” denmektedir. Adi ortaklar, el birliği ile yönetim ilkesi gereği, sözleşmede aksi düzenlenmemiş ise yönetici sıfatını haizdirler. Bu kuralın ortakların ortaklık payından bağımsız olarak düzenlenmiş olması, olağan işlerin yönetimi bakımından ortaklar arasında bir alt-üst ilişkisi öngörülmediğine işaret eder. Bu bahisteki çıkar çatışması ifadesi ile TBK m.626’daki çıkar çatışması kastedilmektedir. TBK m.626 uyarınca, ortaklar, kendilerinin veya üçüncü kişilerin menfaatine olarak, ortaklığın amacını engelleyici veya zarar verici işleri yapamazlar. Her ne kadar bu maddenin başlığı “Rekabet Yasağı” olsa da içeriği gereği temsil yetkisini haiz ortaklar bakımından özellikle uygulama alanı bulacaktır. Şöyle ki TBK m.626 uyarınca, temsilci ortak, kendisinin veya üçüncü kişilerin menfaatine olarak ortaklığa zarar verecek şekilde veya ortaklığın amacına aykırı işlemleri temsilci vasfı ile yapamaz. İsviçre Federal Mahkemesi’nin yerleşmiş içtihadı (1) uyarınca, temsilcinin kendisi ile sözleşme yapabilmesi için ya buna temsil olunanın açıkça rıza vermiş olması; ya da temsilcinin kendisi ile sözleşme yapmasında temsil olunan için hiçbir tehlike olmaması aranmaktadır. İsviçre Federal Mahkemesinin görüşü Türk doktrininde de savunulmaktadır (2). Buna göre herhangi bir kimse ile sözleşme yapmaya yetkili olan temsilci kendi kendisi ile ancak temsil olunan buna izin vermişse veya temsilcinin sözleşmeyi kendisi ile yapması temsil olunana herhangi bir zarar vermeyecekse yapabilir. Mevcut ihtilafta açıkça veya örtülü olarak izin alınmadığı gibi, davacı ortağa haber dahi verilmemiştir. Ve yapılan olağan dışı fesih işlemi açıkça ortaklığın zararınadır. Böyle bir işlemin adi ortaklığı ve diğer ortağı bağlaması mümkün olmadığı gibi hem oy birliğinin sağlanmamış olması nedeniyle ölü doğmuş hem de muvazaalı bir işlem olduğundan mutlak butlan ile batıldır. (---- Yargıtay, çifte temsilin temsil olunanın izin vermiş olması veya temsil olunan açısından bir tehlikenin mevcut olmaması hallerinde mümkün olduğunu dile getirmiştir. Yargıtay ------. Hukuk Dairesi’nin 4.11.2004 tarihli ve -----. sayılı kararında, bir sözleşmenin iki tarafını da aynı temsilcisinin temsil ettiği haller çifte temsil olarak nitelendirilmiş ve çifte temsilin geçerli olması için temsil olunan tarafından temsilciye bu konuda açık bir yetki verilmesi veya temsil olunanın çifte temsil nedeniyle zarara uğrama tehlikesinin bulunmaması gerektiği; aksi takdirde çiftetemsilin geçerli olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. (Yargıtay----. Hukuk Dairesi’nin 4.11.2004 tarihli ve ------sayılı kararının ilgili kısımları için Bkz. Yargıtay ----- Hukuk Dairesi’nin 20.6.2019 tarihli, ---- sayılı kararı için Bkz. ----03/01/2022. Aynı doğrultuda Bkz. Yargıtay ------. Hukuk Dairesi’nin 2.11.2016 tarihli, ----- Sayılı kararı için Bkz. (Çevrimiçi), -----, 18.05.2021; Yargıtay -----. Hukuk Dairesi’nin 26.02.2007 tarihli, -----. sayılı kararı için Bkz. (Çevrimiçi), .-----, 03/01/2022.). TBK m.637/f.3 kapsamında getirilen bu şart Eski Borçlar Kanunu’nda olmayan yeni bir düzenlemedir. TBK m.637/f.3 dış ilişkiye etki eden bir hükümdür. TBK m.637/f.3 hükmü, adi ortaklığın önemli tasarruf işlemlerine ilişkin temsil yetkisini, bütün ortakların oybirliğiyle verilmesi ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmesi şartları ile sınırlandırmaktadır. ..." denilmiştir. ------. Yargıtay ---- Hukuk Dairesi’nin 05.12.2014 tarihli------ sayılı kararında, “Adi ortaklığın tüzel kişiliği yoktur. Sözleşme veya karar ile yönetim yetkisi ortaklardan birine bırakılmamış ise, ortaklık işlerinin yönetimi bütün ortaklara aittir. Bu durumda, ortaklardan her biri, diğer ortakların iştiraki olmaksızın muamele yapabilir. Ancak; olağan işlerin üstünde önemli tasarrufların yapılması için bütün ortakların oybirliği gerekir” denmektedir. Kısacası; davalının adi ortaklığın yegane amacını oluşturan arsa üzerine inşaat işinin yapılacağı arsayı ve meydana getirilecek eseri konu alan "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" ni ve akabinde adi ortaklık ilişkisini, Adi Ortaklığın Yöneticisi Sıfatıyla, iki ortaklı adi ortaklıkta diğer ortağa haber bile vermeden, kendi başına hareketle, yanında çalıştırdığı muhasebecisine Adi Ortaklık Adına Vekaletname vermek suretiyle Noterde kendi kendisi ile işlem biçiminde geçersiz bir FESİHNAME düzenlemek suretiyle feshetmeye kalkışması, bunu yaparken hem arsa sahibi şirketi, hem adi ortaklığı temsilen hareket etmesi nedeniyle açıkça işlem geçersiz olduğu gibi, Adi Ortaklığın diğer ortağından yazılı bir izin almadan, rızasına başvurmadan, oybirliği sağlanmadan yapılan geçersiz işlemin, huzurdaki davaya hukuken bir etkisi yoktur. O nedenle, davamızın kabulü ile anılan sözleşmenin tapunun şerhler sütununa kalıcı olarak şerh edilmesine karar verilmesini talep etmekteyiz. Davalı tarafın tarafımıza keşide ettiğini beyan ederek dosyaya sunduğu ihtarnamelerden hiç biri tarafımıza tebliğ edilmiş değildir. İhtarnamlere tebliğ şerhi talep edildiğinde bu husus anlaşılacaktır. İhtarnameler tarfımıza tebliğ edildiğinde ayrıca cevap ve itiraz hakkımızı saklı tutuyoruz. Kaldı ki, temsil yetkisini kaldırdığımıza dair ----- Noterliğinin tarih ve yevmiye numaralı tebliğ şerhini havi ihtarnamesi dosyaya ibraz edilmiştir. ---- ADİ ORTAKLIĞI SÖZLEŞMESİ ile temsil yetkisi verilen ------, Adi Ortaklığın Yükleniciliğini üstlendiği Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin Tapuda Şerhler Sütununa şerh edilmesi işlemini yerine getirmeye yanaşmadığı, görevini ağır biçimde ihmal ettiği gerekçesiyle kendisinin Adi Ortaklığı Temsil Yetkisinin Kaldırıldığına ve Adi Ortaklığı Temsilen yaptığı ve yapacağı iş ve işlemlere itiraz ettiğimize dair Noter İhtarnamesi ve Tebliğ Şerhi ---- Noterliğinin 18.10.2023 tarih ve ----- yevmiye numaralı tebliğ şerhini havi ihtarnamesi) ekli evrak olarak Mahkemenize sunulacaktır. Yargıtay ------ HD. " ...adi ortaklıkta yönetici ortağın, yönetim yetkisinin sınırlandırılmasını düzenleyen TBK.nın 629. maddesinde; "Ortaklık sözleşmesiyle ortaklardan birine verilen yönetim yetkisi, haklı bir sebep olmaksızın, diğer ortaklarca kaldırılamaz ve sınırlanamaz. Ortaklık sözleşmesinde yetkinin kaldırılamayacağına ilişkin bir hüküm bulunsa bile, haklı bir sebep varsa, diğer ortaklardan her biri yönetim yetkisini kaldırabilir." şeklinde içtihat etmiştir. Türk Borçlar Kanununun 624/1. maddesi "Ortaklığın kararları, bütün ortakların oy birliği ile alınır.", Yine TBK m.625/3 "Ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması ve ortaklığın olağan dışı işlerinin yürütülmesi için, bütün ortakların oy birliği gereklidir. Ancak gecikmesinde sakınca olan hallerde, bu konuda yönetici ortaklardan her biri yetkilidir." hükümlerini emretmektedir. Yargıtay ------ Hukuk Dairesi de kararında "... Noterlik Kanunu'nun 44. maddesinin B bendi mucibince noterler tarafından tanzim edilen gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri de taraflardan biri isterse gayrimenkul siciline şerh verilir." içtihadında bulunduğundan bahisle öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile ----- 9258 Ada 1 Parsel sayılı 4609 m2 yüz ölçümlü imarlı arsa vasfındaki taşınmazın tapu kaydına mülkiyetin devrini önler ve her türlü tasarrufa engel olacak biçimde ihtiyati tedbir konulmasına, davanın kabulü ile davaya konu---- Noterliğinin 13.12.2022 tarih ve ---- yevmiye nolu" "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" nin oy birliği sağlanmadan yapılan fesih işleminin mutlak butlan ile batıl olması nedeniyle butlanının tespitine, ---- Noterliğinin ------ yevmiye ve 21.09.2023 tarihli ihtarnamesinde belirttikleri Adi Ortaklığın feshine dair işlemlerinin butlanının tespitine, davaya konu batıl iş ve işlemler nedeniyle Adi Ortaklığın ve alt yüklenicinin uğradığı, uğramaya devam ettiği ve uğrayacağı zararlar nedeniyle tüm talep ve dava haklarının saklı tutulmasına, yargılama harç ve masrafı ile vekalet ücretinin davalılar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalılar vekili 17/04/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; A. Usule İlişkin İtirazlar Dava Şartı Ve Husumet İtirazı; Dava konusu Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, ----- Adi Ortaklığı ile arsa sahibi müvekkili ----- arasında imzalanmıştır. Davacı bu sözleşmeye taraf değildir. ------ butlan davası açma aktif husumet ehliyeti yoktur. Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, dava ancak her iki ortak tarafından birlikte açılabilir. Türk Borçlar Kanunu m. 624 gereği, adi ortaklık adına açılacak davalarda tüm ortakların birlikte hareket etmesi gerekir. Ayrıca Adi Ortaklık Sözleşmesi'nin açık 5. maddesi uyarınca karar, temsil ve ilzam yetkileri ---- ait olacağı taraflarca belirlenmiştir. Davacı ------ şirketinin tek başına adi ortaklık adına hak talep etme yetkisi ve ehliyeti bulunmamaktadır. Yargıtay ----- Hukuk Dairesi ----- tarihli ilamında; "Adi ortaklıkta, ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından salt adi ortaklık olarak husumet ehliyeti bulunmadığı gibi ortaklardan sadece birinin dava açma hak ve yetkisi ya da birine karşı dava açılması da mümkün bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, adi ortaklık şeklinde yürütülen iş ve işlemlerden dolayı oluşacak olan uyuşmazlıklar sonunda açılacak olan davada, ortaklığı oluşturan tüm kişilerin davada taraf olarak gösterilmesi zorunludur..." şeklinde belirtilmiştir. Davacı -----. bu ortaklığı tek başına temsile yetkili değildir. Davacı şirketin tek başına dava açma yetkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle dava aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddedilmelidir. Harç Yönünden İtirazları; Davacı tarafça taşınmazın mülkiyetine yönelik etkisi olan bir işlem talep edilmektedir. Bu tür davalar, Harçlar Kanunu m.42 gereği nispi harca tabidir. Dava dilekçesinde düzenleme şeklindeki “Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”nin 18.436.880,00 TL olarak beyan edilmiş ancak maktu harç yatırmıştır. Oysa butlanın tespiti davası taşınmaz mülkiyetini etkilediğinden nispi harca tabidir (HMK m. 120, Harçlar Kanunu m. 1, 42). Bu sebeple dava usulden reddedilmelidir. B. Esasa İlişkin İtirazları Müvekkili ----- Adi Ortaklığı unvanı ile bir adi ortaklık sözleşmesi yapılmıştır. Adi ortaklığın yönetim yetkisi de----- yetkilisi ---- verilmiştir.---- Adi Ortaklığı ile ----. (arsa sahibi) Arasında 13/12/2022 tarihinde ----.Noterliği'nin ------ yevmiye numaralı "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" akdedilmiştir. Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi tüzel kişiliği bulunan ----. ile tüzel kişiliği bulunmayan -----Adi Ortaklığı arasında imzalanmıştır. Fesih İşlemi Hukuka Uygundur Adi Ortaklık Sözleşmesi'nde temsil yetkisi açıkça ----- bırakılmıştır.---- yönetici ve %51 ortağı ------, yetkili temsilcidir. Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin Fesih işlemi, noterlikçe düzenlenmiş vekaletname ile gerçekleştirilen ve temsil yetkisine uygun bir işlemdir. Söz konusu işlemlerde herhangi bir muvazaa, hile veya çifte temsil hukuka aykırılığı yoktur. ----. ile Adi Ortaklığı temsilen noterlik işlemini yapan ------, noter onaylı vekaletnameye dayanarak hareket etmiştir. İşlem şekle uygun ve geçerlidir. Noter tasdikli vekaletnameyle yapılan fesih işlemi, şekil şartına uygundur ve geçerlidir. Adi Ortaklık Sona Ermiştir Davacı tarafından sözleşme ile yüklenilen yükümlülükler yerine getirilmediğinden adi ortaklık ve inşaat sözleşmesi haklı nedenlerle feshedilmiştir. Nitekim inşaat ile alakalı tüm masrafların ---- Şirketine ait olacağı, adi ortaklığın her ay arsa sahibine 450.000,00 TL ödeme yapacağı, ----- Şirketi tarafından inşaat ruhsatının alınacağı kararlaştırılmışsa da bu hususların hiçbiri ----- Şirketi tarafından yerine getirilmemiş olup sözleşmelerin devamının çekilmez hale gelmesi neticesinde her iki sözleşmeyi de haklı nedenle sona erdirmiştir.-----üzerine düşen proje hazırlığı, ruhsat alma, finansal katkı gibi yükümlülüklerini yerine getirmemiş, süreç aksatılmıştır. TBK m. 97 uyarınca, sözleşmeye aykırı davranan tarafın eylemi haklı fesih nedenidir. Yapılan fesih, bu kapsamda geçerli ve yerindedir. Davacı taraf, sözleşme yükümlülüklerini ihlal etmiştir: Ruhsat alma yükümlülüğünü yerine getirmemiş, Belediye ödemelerini yapmamış, Projenin finansmanını sağlayamamıştır. Bu nedenle TBK m.97 uyarınca haklı fesih yapılmıştır. Taraflar arasında kurulmuş olan güven ilişkisi sona ermiş, ortaklık iradesi fiilen ortadan kalkmıştır. Adi ortaklığın faaliyet alanı inşaat yapımıdır ve Adi Ortaklık Sözleşmesi uyarınca "Ortaklığın yönetimi ve alacağı kararlar müvekkil ------ tarafından tek başına alınacak olup; temsil ve ilzama yetkili ortak yalnızca----". Bu hüküm tacir olan ve basiretli davranma yükümlülüğü bulunan davacı ------ tarafından kabul edilerek imzalanmıştır. Davacının ortağı olduğu adi ortaklığın inşaat sözleşmesi için alması gereken inşaat ruhsatını da halihazırda almadığı davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu inşaatı yapmaya uygun mesleki yeterlilik belgesi/ izni bulunmadığı, bu ruhsat için gerekli masrafların adi ortaklık sözleşmesi ile davacı ----- şirketine ait olacağının kararlaştırıldığı ancak işbu belgelerin/izinlerin alınmadığı göz önünde bulundurulduğunda fesih, bu kapsamda geçerli ve yerindedir. “Adi ortaklığın işlevi sona ermişse ve ortaklardan biri üzerine düşen edimleri yerine getirmemişse, diğer ortak haklı nedenle sözleşmeyi sona erdirebilir.” - Yargıtay -----HD., -----T.14.03.2017 Güven İlişkisi Ortadan Kalkmıştır Adi ortaklık ilişkisi, karşılıklı güvene dayalıdır. Ancak taraflar arasında güven ilişkisi tamamen sona ermiştir. Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, ortaklığın amacı ortadan kalkmışsa veya güven ilişkisi zedelenmişse, ortaklık sona erdirilebilir. Adi Ortaklık Ve İnşaat Sözleşmesi Müvekkil Tarafından Haklı Nedenlerle Feshedilmiş Olup Davacı Tarafından Kabul Edilmemesi İşlemin Hukuken Yok Hükmünde Olduğu Anlamına Gelmemektedir. Butlan Koşulları Oluşmamıştır TBK m. 27 uyarınca mutlak butlan; ahlaka aykırılık, kamu düzeni ihlali veya açık yasa ihlali ile mümkündür. İşlem, şeklen noter önünde düzenlenmiş, yasal sınırlar içinde kalmıştır. Her iki tarafın (arsa sahibi – yüklenici ortaklık) temsilcileri usule uygun biçimde işlem yapmıştır. Bu durumda mutlak butlan koşulları oluşmamıştır. Davacı tarafın ileri sürdüğü “mutlak butlan” iddiası, hukuki bir gerekçeye dayanmamakta ve yalnızca sözleşmeye aykırı işlem iddiası düzeyindedir. C. İhtiyati Tedbir Ve Tapuya Şerh Talebine İlişkin Cevaplar Şerh Talebinin Yasal Dayanağı Yoktur Davacı şerh talebini TMK m. 1009 hükmüne dayandırmakta ise de kanun lafzında açıkça "şerhedilebilir" ifadesi yer almaktadır. Dolayısıyla kanun koyucu inşaat sözleşmesinin tapuya şerhini bir zorunluluk olarak görmemiştir. İnşaat sözleşmesi taraflarının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü kapsamında tacirler arası yapılan inşaat sözleşmesinde taşınmaza şerh konulacağına ilişkin bir ibare bulunmadığından müvekkil şirketin de bu yönde bir yükümlülüğü olmadığını belirtmek isteriz. Dava dışı adi ortaklık ile akdedilen inşaat sözleşmesinde taşınmaza şerh konulması yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. İnşaat sözleşmesinde bu şekilde bir hüküm bulunmadığı gibi, adi ortaklıkta da taşınmaza şerh konulması yönünde bir karar alınmamıştır. Ayrıca bu tür şerh talepleri yalnızca sözleşmenin geçerli ve yürürlükte olması durumunda mümkündür (Tapu Kanunu m. 26, Noterlik Kanunu m. 44). Sözleşme zaten noter huzurunda feshedilmiş olup, geçerliliği sona ermiştir. İhtiyati Tedbir Talebi Yerinde Değildir Geçici hukuki korumalardan olan ihtiyati tedbir müessesinde, tedbir kararı verilirken asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte bir karar verilmemesi gerekir Tedbir talebin doğrudan davanın konusu olduğu ve bu hususta yargılama yapılması gerekirken tedbir verilmesi usule ve yasaya aykırı olacaktır. Davacının ihtiyati tedbir talebi, hukuki yarar ve aciliyet unsurlarını taşımamaktadır. Dava konusu sözleşme, geçerli bir şekilde ve yetkili temsilcilerce feshedilmiştir. Bu haliyle ortada korunması gereken bir hak kalmamıştır. Feshedilmiş bir sözleşme üzerinden tapu siciline müdahale talebi hem amacı aşmakta hem de hukuki istikrarı tehdit etmektedir. Yargıtay ----- HD, ------ sayılı kararında, ihtiyati tedbirin ancak “hakkın açıkça mevcut olduğu ve ciddi bir tehlike bulunduğu hallerde” verilebileceğini açıkça ifade etmiştir. Davacının Tedbir Talebinin Doğrudan Davanın Konusu Olduğu Açık Olmakla Bu Hususta Yargılama Yapılmadan Tedbir Kararı Verilmesi Usule Ve Yasaya Aykırı Olacaktır. Dava konusu sözleşme noter huzurunda taraf iradesiyle akdedilmiş ve yine noter huzurunda geçerli şekilde feshedilmiştir. Davacının bu fesih işlemlerine yönelik “butlan” iddiası, hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olup, salt iradi uyuşmazlık üzerinden işlem geçersizliği yaratılmaya çalışılmaktadır. İzah edilen sebeplerle davanın öncelikle usulden, sonrasında ise esastan reddini talep ettiklerinden bahisle davanın dava şartları noksanlığı ve aktif husumet ehliyeti eksikliği nedeniyle usulden reddine, davacı tarafından eksik harç yatırıldığı için davanın bu sebeple usulden reddine, dava konusu fesih işlemlerinin hukuka uygun ve geçerli olması nedeniyle esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ile adi ortaklığın feshi işlemlerinin butlanının tespiti istemlerine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ... ile adi ortaklık sözleşmesi yaptığını, ortaklığı temsile münferiden davalı ...'nin yetkili kılındığını, adi ortaklık yetkilisinin adi ortaklığı ve adi ortaklığın yaptığı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi feshettiği, fesih işlemlerinde kendi onayı alınmadığından bahisle fesih işlemlerinin butlanının tespitini talep etmiştir. Davalı taraf, davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, yapılan işlemlerin münferiden verilen yetkiye istinaden yapıldığından bahisle davanın reddini talep etmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Adi Ortaklık Sözleşmesi A. Tanımı başlıklı 620 nci maddesi "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılır.", III. Ortaklığın kararları başlıklı 624 üncü maddesi "Ortaklığın kararları, bütün ortakların oybirliğiyle alınır. Sözleşmede kararların oy çokluğuyla alınacağı belirtilmişse çoğunluk, ortak sayısına göre belirlenir.", IV. Ortaklığın yönetimi başlıklı 625 inci maddesi "Yönetim, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir. Ortaklık, ortakların tümü veya birkaçı tarafından yönetilmekte ise, bunlardan her biri, diğerleri katılmaksızın işlem yapabilir; ancak ortaklığı yönetmeye yetkili olan her ortak, tamamlanmasından önce işleme itiraz etmek suretiyle, bu işlemin yapılmasını engelleyebilir. Ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması ve ortaklığın olağan dışı işlerinin yürütülmesi için, bütün ortakların oybirliği gereklidir. Ancak, gecikmesinde sakınca olan hâllerde, bu konuda yönetici ortaklardan her biri yetkilidir." ve D. Ortaklığın sona ermesi I. Sona erme sebepleri 1. Genel olarak başlıklı 639 uncu maddesi "Ortaklık, aşağıdaki durumlarda sona erer: 1. Ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız duruma gelmesiyle. 2. Sözleşmede ortaklığın mirasçılarla sürdürülmesi konusunda bir hüküm yoksa, ortaklardan birinin ölmesiyle. 3. Sözleşmede ortaklığın devam edeceğine ilişkin bir hüküm yoksa, bir ortağın kısıtlanması, iflası veya tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesiyle. 4. Bütün ortakların oybirliğiyle karar vermesiyle. 5. Ortaklık için kararlaştırılmış olan sürenin bitmesiyle. 6. Ortaklık sözleşmesinde feshi bildirme hakkı saklı tutulmuş veya ortaklık belirsiz bir süre için ya da ortaklardan birinin ömrü boyunca kurulmuşsa, bir ortağın fesih bildiriminde bulunmasıyla. 7. Haklı sebeplerin bulunması hâlinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararıyla." hükmünü düzenlemiştir. Davacı ... ile davalı ... arasında 09/12/2022 tarih ve ----- yevmiye numaralı Adi Ortaklık Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin konusunun ----- mahallesi sınırları içinde olan 9258 ada, 1 parselde bulunan 4.609 m2'lik arsa kapsamında tüm inşaat işlerinin yapılması olduğu, adi ortaklığın yönetimi ve alacağı kararların münferiden davalı ...'ne bırakıldığı, adi ortaklığın davalı ... ile -----mahallesi, 9258 ada, 1 parselde bulunan 4.609 m2'lik arsa için 13/12/2022 tarih ve ------ yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzaladığı, daha sonra satış vaadi sözleşmesinin taraflarının 21/09/2023 tarih ve ------ yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Fesihname düzenleyerek 13/12/2022 tarih ve ------ yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'ni feshettikleri, yine davalı ...'nin davacıya çektiği 25/09/2023 tarih ve ------ yevmiye numaralı İhtarname ile adi ortaklığı feshettiğini beyan ettiği görülmüştür. Adi ortaklığın tarafları ortaklığın karar alma ve yönetimini münferiden davalı ...'ne bırakmış iseler de; adi ortaklık sözleşmesinin konusunun ------ mahallesi sınırları içinde olan 9258 ada, 1 parselde bulunan 4.609 m2'lik arsa kapsamında tüm inşaat işlerinin yapım işi olduğu, bunun için düzenlenen Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nin feshinin adi ortaklık adına karar alma olarak değerlendirilemeyeceği eylemli olarak adi ortaklığın feshi olarak değerlendirileceği, ortaklık sözleşmesinde de fesih bildirme hakkı saklı tutulmadığından adi ortaklığı münferiden temsile yetkili davalı ...'nin aldığı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ile adi ortaklığın feshi işlemlerinin butlan ile malul olduğunun tespitine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ ile, 1-a) -----Adi Ortaklı adına davalı ...'nin imzaladığı ----. Noterliği'nin 21/09/2023 tarih ve ------- yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Fesihname'nin BUTLANLA MALUL OLDUĞUNUN TESPİTİNE, b) Davalı ...'nin gönderdiği -----. Noterliği'nin 25/09/2023 tarih ve ------ yevmiye numaralı İhtarname'nin BUTLANLA MALUL OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 2- 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilâm harcından, peşin alınan 615,40 TL harç ve 314.240,41 TL tamamlama harcı toplamı olan 314.855,81 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 314.240,41 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3- Davacı tarafça yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin harç ve 677,50 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 1.908,30 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL maktû vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5- Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,Dair, davacı vekili ve davalılar vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.