İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/903 E. 2025/1138 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/903
Karar No
2025/1138
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/903 Esas KARAR NO : 2025/1138

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/09/2025 KARAR TARİHİ : 17/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/10/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İşbu itirazın iptali davasına konu icra takibinin takip tarihi olan 18.08.2025 itibariyle borçlu ....'nın yerleşim yeri olan Eyüpsultan ilçesinin yetkili icra dairesi olan İstanbul İcra Dairelerinde başlatıldığını, ne var ki, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 06.08.2025 tarih ve 1081 sayılı Genel Kurul Kararı ile 01.09.2025 tarihinden itibaren uygulanmak üzere Eyüpsultan ilçesi İstanbul Adliyesi’nin yargı çevresinden çıkarılarak Gaziosmanpaşa Adliyesi’nin yargı çevresine bağlandığını, usul hükümlerinin derhal uygulanması kuralı gereğince işbu dava tarihi itibariyle yetkili mahkemenin Gaziosmanpaşa Adliyesi olduğunu, Gaziosmanpaşa Adliyesi’nde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmadığından, mülhakat adliyesi sıfatıyla Bakırköy Adliyesi Asliye Ticaret Mahkemelerinin işbu davaya bakmakla yetkili olduğunu, müvekkili şirket ile dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasında süregelen bir ticari ilişki bulunduğunu, ... Kumaş'ın 43.498,94 Euro ve 161.088,10 TL cari hesap alacağını ödememesi üzerine Beyoğlu .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı cari hesap kat ve ödeme ihtarlı ihtarnamesi gönderildiğini, söz konusu ihtarname sonrası müvekkili ile ... Kumaş arasında 05.02.2025 tarihli ödeme protokolü imzalandığını ancak ... Kumaş'ın ödemeleri tam ve zamanında gerçekleştirmemesi üzerine protokolün hükümsüz kaldığını, söz konusu protokol sonrası yapılan ödemelerin mahsubu ile Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile ... Kumaş aleyhine 24.000,00 Euro bedelli icra takibi başlatıldığını, söz konusu alacak dışında müvekkilinin ... Kumaş'tan 9.167,01 Euro bedelli alacağı için de Beyoğlu .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı cari hesap kat ve ödeme ihtarlı ihtarnamesi gönderildiğini, süresi içinde ödeme yapılmaması üzerine Bakırköy ... . İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ... Kumaş'ın her iki takibe de süresi içerisinde herhangi bir ödeme yapmadığı gibi takiplere itiraz da etmediğini ve takiplerin kesinleştiğini, akabinde ... Kumaş yetkililerinin talebiyle 21.07.2025 tarihli ödeme protokolü düzenlendiğini, şirket yetkilileri davalı ... ve ...'nin "21.07.2025 Tarihli Protokol uyarınca ... Kumaş Konfeksiyon Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Ştinin üstlenmiş olduğu borcun tam ve zamanında ödenmemesi halinde Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. ve Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyalarında konu borçtan şahsen 2.000.000,00 TL'ye kadar müteselsil kefil ve müşterek borçlu sıfatı ile sorumlu olmayı" kabul, beyan ve taahhüt ettiklerini, ancak söz konusu 21.07.2025 tarihli protokol uyarınca da ödemelerin yapılmadığını, müteselsil kefil ve müşterek borçlu olan davalılar aleyhine İstanbul ..... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile 1.978.314,89 TL tutarlı icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız ve hukuka aykırı olarak işbu icra takibine itiraz ettiklerini, borçlu şirket aleyhine başlatılan Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ve Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takiplerinin şirketin itiraz etmemesi üzerine kesinleştiğini, ancak yapılan haciz işlemlerinde borcun tahsiline yönelik herhangi bir malvarlığına rastlanılamadığını, borçlu şirketin aciz halinde olduğunun açık olduğunu, davalıların yetkilisi olduğu borçlu şirket ... Kumaş'ın protokellerde üstlendikleri ödeme vaadlerini ise süresinde yerine getirmediğini, vadesi geçmiş olmasına rağmen müvekkili tarafından iyi niyetle imzalanan her iki ödeme protokolünü de ihlal ettiğini, borçlu şirket yetkilisi olan davalıların ise, verdikleri kefalete rağmen başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini, davalıların bu tutumunun açıkça zaman kazanma amacını taşıdığını, adreslerini değiştirme ve malvarlıklarını kaçırma ihtimalleri bulunduğunu, işbu davanın davalısı olan borçlu şirket yetkililerinin şirkete ve kendilerine ait malvarlığını ise kaçırdıkları duyumları alındığını, bu nedenle derhal haciz uygulanmadığı halde müvekkilinin dava konusu talebine ulaşmasının fevkalade güç hale geleceğini, müvekkilinin alacaklı olduğu tutarın müvekkilinin mali kayıtları ile sabit olduğunu, ayrıca davalılar tarafından da 21.07.2025 tarihli protokolde borcun ikrar edildiğini, müvekkilinin tedbir talebinin yaklaşık ispat şartını sağladığını, davalıların açıkça müşterek borçlu ve müteselsil kefil oldukları borca haksız olarak itiraz ettiklerini iddia ederek; borçlunun, borca yetecek miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3.Şahıslardaki hak ve alacaklarının, uygun bir teminat karşılığı ihtiyaten haczine, davanın kabulüne, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında yaptığı itirazın iptaline, müvekkili tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasıyla başlatılan takibin devamına, davalının haksız olarak takibe itiraz etmesi sebebiyle müvekkili lehine asıl alacağın yüzde yirmisinden (%20) aşağı olmayan icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; kefalet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. HMK 2/1. maddesine göre, "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." HMK'nın 1.maddesine göre görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Beşiktaş ve Şişli Vergi Dairesi Müdürlüklerine müzekkere yazılarak; davalıların gerçek kişi ya da şahıs firması olarak tacir kaydının bulunup bulunmadığı, vergi mükellefi olup olmadığı, hangi defterleri tuttuğu, işletme hesabına göre mi bilanço usulüne göre mi defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 176-177.maddeleri kapsamında esnaf mı yoksa tacir mi olduğu hususlarının araştırılarak mahkememize bu hususla ilgili bilgi verilmesi istenmiş, cevabi yazılar ve ekleri dosyaya kazandırılmıştır. Beşiktaş Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta; davalı ...'nin 01/01/2005 yılında "Elektrik, Gaz, Su ve Isınma Sayaçlarını Okuma ve Faturalandırma Faaliyetleri"ne başladığı, 01/01/2006 tarihinde terk ettiği, şirket yöneticilikleri ve ortaklıkları bulunduğu, 213 Sayılı V.U.K.'nun 177. Maddesine göre tacir olmadığı hususlarının bildirildiği görülmüştür. Şişli Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere verilen cevapta; davalı ...'nın 01/05/1984-31/12/1986 tarihleri arasında "İç Giyim ve Çorap Perakende Ticareti" faaliyetiyle ilgili olarak gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğu hususlarının tespit edilerek bildirildiği görülmüştür. Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bilindiği üzere ticari iş ve ticari dava ayrı hukuki kavramlardır. Ticari iş kabul edilen bir husustan kaynaklanan her uyuşmazlık ticari dava olarak kabul edilmemiştir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Diğer bir anlatımla bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı) Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Davanın kefalet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu, 6102 sayılı TTK nun 4/1 maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağının hüküm altına alındığı, buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerektiği, Mahkememizce davalıların tacir olup olmadığı hususunda Beşiktaş ve Şişli Vergi Dairelerine yazı yazıldığı, yazılan müzekkerelere verilen cevapta; davalı ...'nin 01/01/2005 yılında "Elektrik, Gaz, Su ve Isınma Sayaçlarını Okuma ve Faturalandırma Faaliyetleri"ne başladığı, 01/01/2006 tarihinde terk ettiği, şirket yöneticilikleri ve ortaklıkları bulunduğu, 213 Sayılı V.U.K.'nun 177. Maddesine göre tacir olmadığı, davalı ....'nın 01/05/1984-31/12/1986 tarihleri arasında "İç Giyim ve Çorap Perakende Ticareti" faaliyetiyle ilgili olarak gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğu hususlarının bildirildiği, dolayısıyla davalıların TTK anlamında tacir olmadığı, davalıların yetkilisi ve ortağı olduğu şirkete husumet yöneltilmediği, mevcut olayda mutlak ticari dava sayılan hallerin olmadığı, davalıların tacir olmadığı ve uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, uyuşmazlık kefalet sözleşmesinden kaynaklandığından davaya bakmakla görevli mahkemelerin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, dava dilekçesinin HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, 6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde karar verildi. 17/10/2025

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/903, K. 2025/1138, T. 17.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-903-e-2025-1138-k-3ff1b05e0d53