İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/719 E. 2025/626 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/719
Karar No
2025/626
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/719 Esas KARAR NO :2025/626

DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:15/10/2025 KARAR TARİHİ:17/10/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin , davalı ile ... arasında .... Noterliği aracılığı ile ''İstanbul ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, 8744 Ada 6 Parsel 16 Bağımsız Bölüm No , Kat: 4 deki taşınmaz üzerinde hissenin satışı konusunda düzenleme şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi akdedildiğini, 08.01.2021 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde görüleceği üzere; Taraflar, satıcı ...'nun hak sahibi olduğu taşınmazı 400.000,00 TL karşılığında devredeceği vaadinde anlaştıklarını, bunun üzerine müvekkilinin 200.000,00 TL'yi eksiksiz bir şekilde ödediğini ve davalı tarafından 200.000,00 TL verilmek üzere satıcı ...'ya ödeme yapıldığını, satıcı ...'nun, ödemeyi müvekkilinden almasına rağmen borcuna karşılık, bu taşınmazı müvekkiline devretmediğini ve taşınmazın ipotek sahibi borçluya devredildiğini, bu durumu öğrenen davalı, müvekkili ile iletişime geçtiğini ve müvekkiline, bu taşınmazı yeni malikten kendisi ve müvekkili adına satın alacağını, 2.000.000,00 TL daha lazım olduğunu ve bu sebeple kendisine yarı pay oranında 1.000.000 TL vermesi halinde tapu girişlerini başlatacağını belirttiğini, müvekkilinin davalı yana güvenerek 1.000.000 TL'yi davalıya peşinen verdiğini, bu husus üzerine, davalının, müvekkilinden habersiz bir şekilde taşınmazın yeni malikine ulaştığını ve müvekkilinin hissesini de kendisinin satın aldığını, bu sebeple taşınmaz satış vaadi anlaşması gereğince taşınmazın tümünü satın alacağını söylediğini ve taşınmazın yeni maliki ile anlaşarak iyi niyet kurallarına aykırı bir şekilde 08.05.2024 tarihinde taşınmazın tamamını davalının eşi olan ...'e devrini gerçekleştirdiğini, davalı yana güvenen müvekkilinin taşınmazın devri için tapuda hazır bulunmak isteyince, davalının acil bir şekilde tapu devirlerinin yapılması gerektiğini ve bu sebeple müvekkiline haber veremediğini, taşınmazı eşi Sekine'nin adına satın aldığını ve kendisinin şuanda yurtdışında olduğunu, geri geldiğinde ise bizzat müvekkiline devrini yapacağını belirttiğini, bunun üzerine müvekkilinin ödemeleri peşinen ve eksiksiz bir şekilde yaptığını, taşınmazda hakkının bulunduğunu belirtmiş olsa da davalının devrin gerçekleşeceğine dair müvekkilini sürekli olarak oyalamaya başladığını, davalı yanın bu şekilde müvekkilini çok zor bir duruma düşürdüğünü ve sürekli bahaneler uydurarak müvekkilini uzun bir süre boyunca oyalamaya devam ettiğini, davalının müvekkilini arayarak taşınmazda kendi payını da müvekkiline satmak istediğini, bunun için 40.000 Euro vermesi gerektiğini belirttiğini, müvekkilinin toplu bir şekilde bu parayı bulamayacağını belirttiğinde 40 bin Euro'nun her ay 1.000 Euro ödemek üzere ayrıca yeni bir taşınmaz satış vaadi yapmaları gerektiğini söylediğini, taşınmazı satın almak isteyen müvekkilinin bu hususta da davalıya son çare güvendiğini ve her ay 1.000 Euro bedelli senetler düzenleyerek kendi aralarında bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapmayı kabul ettiğini ancak yaşadıklarından dolayı davalıya güveni sarsılan müvekkilinin yapacakları sözleşmeye ortak arkadaşları olan ...'yi şahit olarak eklediğini, müvekkili ve ... davalı yanı ofiste beklerken, davalı yan bu sefer de acil bir işinin çıktığını belirttiğini, yurtdışına gittiğini, bu nedenle sözleşmeyi müvekkilinin ve şahit olan Naif Sürmeli'nin imzalamasını söylediğini, kendisinin ise geldikten sonra imza atacağını ve senetleri de Naif Sürmeli aracılığı ile kendisine iletilmesini istediğini, çaresiz kalan ve taşınmaz için ödemeleri yapan müvekkilinin senetleri Naif Sürmeli aracılığı ile davalıya teslim ettiğini, müvekkilinin 1 hafta sonra davalı yanı aradığını ve imzaladığını sorması üzerine davalının sözleşmeyi imzalamaktan vazgeçtiğini ve taşınmazı satmayacağını açıkca belirttiğini, bunun üzerine müvekkili derhal senetleri geri iade etmesini söylediğini ancak davalı tarafından senetleri de müvekkiline geri iade edilmediğini, bu hususta, davalı yanın yaşattığı mağduriyetler yetmezmiş gibi; senetleri müvekkiline teslim etmekten kaçındığını ve senetleri haksız bir şekilde ele geçirdiğini, .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, bu kapsamda haksız ve mesnetsiz ele geçirilen senetlere karşı davalı yanın açtığı ödeme emrinde talep edilen borcun tamamına, asıl alacağa, faize, faiz oranına ve icra takibinin tüm ferilerine itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, bu sebeplerle; söz konusu haklı itirazın kabulü ile haklı davanın kabulüne davacının borçlu olmadığının tespitine, telafisi zor ve imkansız zararların ortaya çıkması ihtimaline binaen takibin ivedilikle durdurulması yönünde teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesine, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı haksız ve hukuka aykırı başlatılan icra takibinin iptaline, alacağın %20 sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce tüm dosya kapsamına göre; Dava, davacının .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyasından kaynaklı davalıya borçlu olunmadığına dair açılan Menfi Tespit davasıdır. HMK'nın 115/1 maddesi gereğince Mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 138. maddesine göre Mahkemeler öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinde karar verir. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren ve 03/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre : MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile “Dava şartı olarak arabuluculuk MADDE 18/A- (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Bu haliyle eldeki 15/10/2025 tarihli menfi tespit davasında dava şartı olan arabuluculuk şartı davacı tarafından yerine getirilmediği, dava dilekçesinde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulduğuna ilişkin herhangi bir beyan bulunmadığı gibi dava dilekçesine arabuluculuk anlaşamama tutanağının eklenmediği, UYAP üzerinden dava açılırken de hiç eklenmediği, buna göre arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartı olduğu, menfi tespit davasının TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olduğu davalardan olduğu, bu nedenle dava şartının bulunmadığı anlaşıldığından HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, TTK'nın 5/A-1, HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 238,48-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/10/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/719, K. 2025/626, T. 17.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-719-e-2025-626-k-defcf5931ad2