Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/796 E. 2025/1268 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/796
- Karar No
- 2025/1268
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/796 - 2025/1268 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/796 KARAR NO : 2025/1268 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/03/2025 NUMARASI : 2025/140 Esas - 2025/235 Karar
DAVACI : ... - VEKİLİ : Av.
DAVALI : ... İnşaat Taahhüt Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av.
DAVA : Taşınmaz Satım Vaadi Sözleşmesine Dayalı Alacak İSTİNAF TALEP TARİHİ : 06/04/2025 İSTİNAF KARAR TARİHİ : 16/10/2025 KARARIN YAZIM TARİHİ : 16/10/2025 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/03/2025 tarihli, 2025/140 Esas- 2025/235 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede; DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davacı müvekkili ile davalı arasında 13/05/2022 tarihli gayrimenkul alım-satım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin Türkçe ve Rusça dillerinde olduğunu, devamında satışı vadedilen taşınmazların dairelerinin numaralarının değiştiğine dair 15/05/2023 tarihli ek bir sözleşme daha yapıldığını, yapılan ana sözleşmede davalıya ait olan ... ili, ... ilçesi, 190 ada, 3 parselde bulunan taşınmaz üzerine yapılacak binada 43, 44, 45, 55, 56, 57, 94, 106 nolu bağımsız bölümlerin toplam 413.280 Euro ile yapılacağının 4.1 maddesinde hüküm altına alındığını, satım bedeli olarak kararlaştırılan 413.280 EURO'nun 70.000 EURO'su peşinat kalan kısmı olan 343.280 EURO ise 01/09/2022 tarihinde 53.984 EURO, 01/03/2023 tarihinde 96.432 EURO, 01/09/2023 tarihinde 96.432 EURO, 01/12/2023 tarihinde 96.432 EURO şeklinde taksitlendirildiğini, daha sonra ise 15/05/2023 tarihli ek sözleşme ile satışı yapılacak bağımsız bölüm numaraları 38, 39, 40, 50, 51, 52, 89 ve 101 olarak değiştirildiğini, müvekkilinin de sözleşme gereğince en sonuncu ödeme 22/03/2023 tarihinde olmak üzere davalıya toplamda 220.577 EURO ödeme yaptığını, davaya konu sözleşme yapılırken müvekkilinin konuştuğu ve anladığı dil olan Rusça dilini bilen yeminli bir tercüman bulundurulmadığını, müvekkilinin Türkçe hükümleri anladığına ilişkin sözleşmeye herhangi bir kayıt düşülmediğini, sözleşmeye sadece Türkçe versiyonun Rusça çevirisi olduğu iddia edilen metin eklemekle yetinildiğini, bu sözleşmenin sözleşme şartları başlığını taşıyan 5. maddesinin 1. Fıkrasında "satıcı/ müteahhit emlakı ruhsat tarihinden sonra 18 aya kadar teslim etmeyi taahhüt ediyor. Site ve daire, yasal olan ek 6 ay süreden sonra İskan Belgesi alınarak Belediyeye teslim edilmelidir." şeklinde olup sözleşme maddesinin hemen hizasında bulunan Rusça karşılığının çevirisinde ise "5.1 Satıcı-geliştirici, mülkü 01/01/2024 tarihinden önce alıcıya işletmeye açmakla yükümlüdür. Site ve apartmanın, kompleksin işletmeye alma belgesinin (iskan) alınmasıyla birlikte kanunla belediyeye verilen altı aylık ek sürenin ardından faaliyete geçmesi gerekmektedir." denildiğini, sözleşmenin Türkçe versiyonunda, ruhsat tarihinden itibaren 18 aya kadar teslim etmenin taahhüt edildiğini, 18 ayın başlangıcının ruhsat tarihi olarak belirtildiğini, ancak ruhsatın ne zaman alınacağının belirtilmediğini, Rusça versiyonda ise herhangi bir ruhsat tarihinden bahsedilmeden, 01/01/2024 tarihine kadar taşınmazların teslim edileceğinin belirtildiğini, müvekkilinin aradaki bu farkı sözleşme imzalandığı sırada ortamda bir yeminli tercüman bulunmamasından dolayı anlayamadığını, 6098 Sayılı TBK'nın 36. maddesinde "Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir. Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir." şeklinde aldatma fiilinin hüküm altına alındığını, müvekkilinin Türkçe bilmemesinden ve sözleşmenin Rusça çevirisiyle aynı olduğuna güvenmesinden dolayı ana ve ek sözleşmeyi imzaladığını, ancak taşınmazların taahhüt edilen tarihten sonra teslim edileceğini, taşınmazın zamanında teslim edilmeyeceğini fark edince sözleşmenin Türkçe hükümlerinin Rusça versiyonunu tercüman vasıtasıyla karşılaştırdığını, sözleşme hükümlerinin aynı olmadığını ve aldatıldığını anladığını, müvekkilinin sözleşmenin çevirisindeki bu farkı fark etmesinden sonra tarafımızca süresi içerisinde davalıyla sözleşmeyle bağlı olunmadığını bildirir bir ihtar çekildiğini, sözleşme kapsamında ödenen bedelin iadesinin istendiğini, davalının cevap ihtarında aldatmayı kabul etmediklerini, sözleşmenin aracı firma tarafından hazırlandığını, sözleşmenin Türkçe versiyonunun geçerli olduğunu, sözleşmeden dönülmesi halinde ödenen bedelden cezai şart bedeli kesilerek kalan bedelin de 6 eşit taksitte ödeneceğinin belirtildiğini, davalının bu ihtarda iyi niyetli olduğunu iddia ederek ödemelerin tamamlanması halinde tapu verme taahhüdünün geçerli olduğunu dile getirmişse de yapılacak keşifte de görüleceği üzere sözleşmede vadedilen taşınmazların halen tamamlanmamış olduğunu, davalının iyi niyet iddiasının gerçeklikten uzak bulunduğunu, müvekkilinin aldatılarak sözleşme yapılması bir yana taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisinin kurulmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin adi nitelikte olduğunu, taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin geçerliliğinin ise resmi şekilde yapılmalarına bağlı bulunduğunu, şekle aykırı yapılan sözleşmelerin geçersiz sayılması, bu halde müvekkili tarafından davalıya ödenen ve davalı tarafça da ihtarla ödendiği kabul edilen 220.577 EURO'nun sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği ödenmesi gerektiğini ileri sürerek 220.577 EURO'nun 27/06/2024 tarihli ihtarla davalıya verilen sürenin son tarihi olan 13/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir. DAVALILAR VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Taraflar arasında bir sözleşme yapıldığını, ihtilafın bu sözleşmenin şekil şartı ile ilgili olduğunu, müvekkilinin arsa sahibi ve yüklenicisi olarak imzaladığını bu sözleşmenin aracı ......Ltd. Şti. tarafından hazırlandığını, sözleşmede taraf olarak bu firmanın da "mümzi" olarak yer aldığını, hem alıcının hem de satıcının imzalarında garantör olduğunu, davalının bu sözleşme içeriğindeki şartlara göre ... Projesinden 8 adet 1+1 daire almayı ve karşılığında müvekkiline belirlenen vadelerde 413.280 Euro ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, dava konusu sözleşme incelendiğinde eser sözleşmesi olarak kaleme alındığını, satış vaadi sözleşmesinin iki taraflı olduğunu, tapuda ve noterde yapılan sözleşmelerde alıcı ve satıcı olmak üzere iki taraf bulunduğunu, sözleşme içeriğinde, "Emlak tanım", "Sitenin özellikleri", "Emlakın teknik özellikleri", "Toplam emlak bedeli" ve "ödeme şekli" "Alıcının özel talepleri ve "Sözleşme Şartları" gibi başlıkların sözleşmede ayrıntılı biçimde düzenlendiğini, yapılan sözleşmenin içeriği itibari ile "Eser Sözleşmesi" özelliklerini taşıdığını, sözleşmenin satış vaadi sözleşmesi olmadığını, dava dilekçesinin açıklamalar bölümünün 3. paragrafında beyan edildiği gibi gibi sonuncu ödeme 22/03/2023 tarihinde olmak üzere müvekkiline toplamda 220.577 EURO ödediği iddia edilmiş ise de, davacının, sözleşmede öngörülen 12/05/2022 tarihinde 70.000 EURO ödediğini, akabinde sözleşmede öngörülen 01/09/2022 tarihinde ödeyeceği 53.984 EURO'yu 04/08/2022 tarihinde 4.000 USD olarak ödediğini, o günki kur üzerinden bu miktarın 51.484 EURO'ya tekabül ettiğini, bu durumda, bu taksitte 3.544.-EURO eksik ödeme olduğunu ve halen ödenmediğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, davanın aracı kuruma ihbarını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: Mahkemece, davanın gayrimenkul alım satım sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti ile sebepsiz zenginleşmeye davalı alacak davası olduğu, davanın dayanağı satım sözleşmesinde belirtilen "... ili ... ilçesi 190 Ada, 3 Parselde bulunan ... Projesinde Tek Blokta, 3-4-7 ve 8. katlarda 43, 44, 45, 55, 56, 57, 94, 106 bağımsız bölüm numaralı" taşınmazların celp edilen tapu kayıtlarına göre mesken olarak kayıtlı bulunduğu, davacının tacir olup olmaması hususunun değerlendirilmesi için ilgili kurumlara müzekkere yazıldığı, ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası yazı cevabında davacının esnaf olarak kaydının bulunmadığı, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabında davacının şahıs işletmesi ya da şirket ortaklığının bulunmadığı, ... Defterdarlığı yazı cevabında davacının gelir vergisi yönünden herhangi bir mükellefiyet kaydının bulunmadığının bildirildiği, 21.07.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18.06.2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesinde belirtilen hadlerden, 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. bendeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı, 2023 yılı vergi dairesi kayıtlarında belirtilen değerine göre esnaf-tacir ayrımına ilişkin parasal sınırın altında olan değere göre davacı tacir olarak kabul edilemeyeceğinden, tacir veya esnaf kaydı bulunmadığından ayrıca dava konusu alacak istemine konu uyuşmazlık TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak ticari davalar arasında da yer almadığından 6100 sayılı HMK'nın 2/1. maddesi uyarınca görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, davacı tarafından dava dilekçesi ile "davalı ile yaptığı sözleşmede satışı vaadedilen taşınmazları satın alıp, işletme ve kiraya verme amacıyla satın almak istediğini" belirtilmişse de bağımsız bölüm sayısının fazla olmasının ve kira amaçlı satın alındığının beyan edilmesinin işin ticari olduğunu kabule yeterli olmayacağı, satış vaadi sözleşmesinden ve celp edilen tapu kaydından anlaşıldığı üzere bağımsız bölümlerin işyeri veya dükkan vasfının bulunmadığı, mesken vasfında olduklarından davanın nispi ticari dava olmadığı anlaşıldığı, Ticaret Mahkemelerinin sadece ticari davalara bakmakla görevli olduğu, TTK'nın 5/3 maddesine göre Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, görevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin bulunduğu, taraflar ileri sürmese bile yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1-c,115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili 25/03/2025 tarihli istinaf dilekçesinde; davanın usulden reddine karar verildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2010/14-358 Esas- 2010/353 Karar sayılı kararında; ticari amaç taşıyan satım sözleşmelerinin Tüketici Hukuku kapsamına girmediği, taşınmazın ticari gaye ile ve kar etme amacıyla satın alınması, özel amaçla (kullanım) alınmaması durumunda taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm merciinin ticaret mahkemeleri olduğunun belirtildiğini, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesinin olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili 22/04/2025 tarihli istinafa cevap dilekçesinde; kararın dava sürecini uzatmak amacı ile kötü niyetli olarak istinaf edildiğini beyan ederek istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir. DELİLLER : İstinaf incelemesine esas; Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Tapu kaydından; ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, 190 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 3.167,70 m² yüzölçümlü arsa niteliğinde olduğu, kat irtifaklı taşınmazda bulunan 3, 4, 7, 43, 44, 45, 55, 56, 57, 94 ve 106 nolu bağımsız bölümlerin mesken niteliği taşıdığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odalar Birliği'nin 28/02/2025 tarihli cevabi yazısında; davacının esnaf olarak kayıtlı olduğuna dair bilgiye rastlanmadığının bildirildiği, ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 10/02/2025 tarihli cevabi yazısında; davacının şahıs işletmesi ve şirket ortaklığının tespit edilemediğinin bildirildiği, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 11/02/2025 tarihli cevabi yazısında; davacının Ankara'da vergi kimlik numarası olduğu, gelir getirici kazanç olmaksızın potansiyel vergi mükellefi bulunduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Dava, sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı, davalı ile arasında harici şekilde yapılmış taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olduğunu, sözleşme gereği davalı yükleniciden 8 adet bağımsız bölüm satın alındığı, amacının işletme ve kiraya verme olduğunu, 220.577,00 Euro ödeme yapıldığı, sözleşmenin Türkçe ve Rusça hazırlandığı, ancak hükümler arasında farklılık bulunduğunu, bu nedenle sözleşme ile bağlı olmadığını, gönderilen ihtarnameden sonuç alınamadığını, ödediği bedelin iadesinin gerektiğini ileri sürerek 220.577,00 Euro'nun faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, adi yazılı şekilde yapılabileceğini, davacının net olarak 217.033,00 Euro ödediğini, bu miktardan 17.220,00 Euro'nun aracı kuruma verildiğini, ödenen miktarın 199.813,00 Euro olduğunu, sözleşmede metinlerde farklılık olması halinde Türkçe versiyonunun geçerli bulunduğunun belirtildiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının tacir ve esnaf kaydı olmadığını, sözleşme konusu 8 adet bağımsız bölümün mesken vasfından bulunduğunu, davanın ticari nitelik taşımadığı, davaya asliye hukuk mahkemelerice bakılması gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; taraflar arasında adi yazılı 13/05/2022 tarihli gayrimenkul satım sözleşmesi bulunduğu, davacının alıcı, davalının satıcı olduğu, 8 adet mesken nitelikli bağımsız bölümün devri konusunda anlaşıldığı, davacının esnaf ve tacir kaydının olmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda; davalı şirket tacir ise de, davacının tacir olduğuna ya da tacir sayılan kişilerden olduğuna, yapılan sözleşmenin her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğuna dair dosyada herhangi bir delil yoktur. Karar tarihi itibariyle mevcut dosya içeriğine göre Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Bu haliyle davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde değildir. Sonuç olarak: Davalı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davalı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının hazineye gelir KAYDINA, 3-Davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir KAYDINA, 4-İstinaf masraflarının, başvuran davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/4.maddesi uyarınca, kararın ilk derece Mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 ve 362/1-c bentleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/10/2025
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
" Bu Belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununa Göre Elektronik Olarak İmzalanmıştır."