Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1694 E. 2025/813 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1694
- Karar No
- 2025/813
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:27/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:30/11/2022 DAVA:Maddi Tazminat GEREKÇE TARİHİ:30/10/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait aracın 02/12/2017 tarihinde seyir halinde iken ... plakalı aracın şerit ihlali ile aracını sıkıştırması sonucunda davacıya ait aracın ... plakalı sayılı araca çarpması neticesinde kaza meydana geldiğini, kazada davalıya sigortalı ... plaka sayılı aracın kusurlu olduğunu, davalıya başvuru yaptıklarını ancak talebin red edildiğini beyan ederek araçta oluşan 10.000,00 TL hasar bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, davacı araç sürücüsünün kusuru ile kazanın meydana geldiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "kaza tarihi 02/12/2017 tarihi olup davacının soruşturma aşamasındaki vermiş olduğu ifadeden aynı tarihte faili ve zararı öğrendiği anlaşılmıştır. Davacı vekiline davadan önce sigorta şirketine başvuruda bulunup bulunmadığı, başvuruda bulunduğuna ilişkin belgeleri mahkememize sunması istenilmiş olup davacı vekili 30.06.2021 havale tarihli dilekçesi ile sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak belgenin temin edilemediğini başvuru numarasının ... olduğunu, bu başvuru numara sayılı dosyanın ilgili sigortadan istenilmesini talep etmiştir. Davalı ... şirketine bu hususta müzekkere yazılmış olup gelen cevabi yazıda davacının başvuru dilekçesinin bulunmadığı ancak ekspertiz atama tarihinin 21/12/2017 tarihi olduğu bu haliyle davacının davadan önce bu tarihte başvuru yaptığının kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Başvuru zamanaşımı süresini durduracak olup, başvurudan itibaren 15 günlük sürede başvurunun durduğu kabul edilmiştir. Davacının arabuluculuğa 11/12/2019 tarihinde başvurduğu, arabuluculuk son tutanağının 02/01/2020 tarihinde düzenlendiği, bu süre zarfında zamanaşımının durduğu, davanın ise 21/10/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesinde belirtilen zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten başlayarak 2 yıl içerisinde maddi tazminata ilişkin davaların zaman aşımına uğrayacağı belirtilmekle arabuluculuğa başvuru veya davadan önce sigortaya başvuru zaman aşımı süresini kesmediğinden sadece durdurduğundan somut olayda zaman aşımı süresinin dava tarihi itibari ile dolduğu" gerekçesiyle "davanın zaman aşımı nedeniyle reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıya ait aracın 26/02/2015 tarihinde dava konusu kaza sebebi ile hasar gördüğünün açık olduğunu, kaza tarihi 02/12/2017 tarihi olup davacının soruşturma aşamasındaki vermiş olduğu ifadeden aynı tarihte faili ve zararı öğrendiğinin açık olduğunu ancak işbu davaya ek bir soruşturma dosyasının da olduğunun açık olduğunu, davalı ... şirketinden mahkemenin başvuru ile ilgili belgeleri istediğini, bu hususta müzekkere yazıldığını, gelen cevabi yazıda başvuru dilekçesinin bulunmadığını ancak ekspertiz atama tarihinin 21/12/2017 tarihi olduğunu, bu haliyle davacının davadan önce bu tarihte başvuru yaptığının kabulü gerektiğinin anlaşıldığını, başvurunun zamanaşımı süresini durduracak olup, başvurudan itibaren 15 günlük sürede başvurunun durduğunun kabul edildiğini, davacının arabulucuya 11/12/2019 tarihinde başvurduğunu, arabuluculuk son tutanağının 02/01/2020 tarihinde düzenlendiğini, bu süre zarfında zaman aşımının durduğunu, davanın ise 21/10/2020 tarihinde açıldığının anlaşıldığını, dava her ne kadar bu kaza tarihinden 2 yıl sonra açılmış ise de, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu söz konusu olduğundan 8 yıllık zaman aşımı süresinin geçerli olduğunu, Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere davalı ...'ın kullandığı aracın müvekkilinin can ve mal güvenliğine kastettiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, trafik kazasına bağlı maddi tazminat istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf edenin sıfatı ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde motorlu araç kazalarından doğan tazminat istemlerinin 2 yıl içerisinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise eylemin suç teşkil etmesi durumunda ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı ön görülmüştür. Somut dosyada 02/12/2017 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında herhangi bir yaralanma veya taksirle suç oluşturacak eyleme dair bir tespitin bulunmadığı, davacı tarafça 21/10/2020 tarihinde eldeki davanın açıldığı, dava tarihinden evvel davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmuş ve arabuluculukta geçen 22 günlük sürenin dahi eklenmesine rağmen yasada öngörülen 2 yıllık zaman aşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolduğu, anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamından, dava dışı ... plakalı araç sürücüsü ... idaresindeki araçla seyir halinde iken önünde aynı istikamette seyreden davacının işleteni olduğu ... plakalı aracı virajı alamayarak sıkıştırması sonucunda meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında; davalı ... tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalanan ... plakalı araç sürücüsünün eyleminin alkollü veya uyuşturucu etkisinde araç kullandığına dair herhangi bir tespitin bulunmaması, kasıtla ya da olası kasıtlı hareket edildiğine ilişkin herhangi bir delilin de olmaması nedeniyle TCK'nın 179/2. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturmayacağı, zira TCK'nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun, bu maddenin 2. fıkrasında ''kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etmek...'' şeklinde tanımlandığı, aynı Kanunun 180. maddesinde düzenlenen, trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçunda ise karayolu ulaşım araçlarına yer verilmediği, dolayısıyla TCK'nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun ancak kasten işlenebileceği ve bu suçun oluşabilmesi için aracın kasıt ya da olası kasıtla kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından tehlike yaratacak bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerektiği, karayolu ulaşım araçları yönünden suçun taksirle işlenen biçimine TCK'da yer verilmediği, koşulları bulunduğu takdirde eylemin 2918 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebileceği bu nedenle somut dosya kapsamındaki eylem nedeniyle KTK 109/2. maddesinde belirtilen uzamış ceza zamanaşımı süresinin de uygulanmayacağı kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olarak karar verildi. 27/10/2025 ...