Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/3521 E. 2025/2598 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/3521
- Karar No
- 2025/2598
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/3521
KARAR NO : 2025/2598
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/06/2024
NUMARASI : 2023/447 E - 2024/387 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 21/10/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davalı ile müvekkili şirket arasında imza altına alınan ... nolu Elektrik Abonelik Sözleşmesinden kaynaklanan cayma bedeline ilişkin olmak üzere 1 adet fatura bedelinin ödenmemesi sebebiyle, Merkezi Takip Sistemi 2023/189497 sayılı dosyası ile icra takibine geçildiği, davalı , 12/04/2023 tarihinde herhangi bir borcu bulunmadığı gerekçesi ile borca itiraz etmiş olduğu, alacağın, elektrik kullanımına ilişkin ilgili sözleşme hükümlerinden kaynaklandığı, borca ve icra takibine konu fatura sözleşmedeki hükümlere karşılık düzenlendiği, müvekkili şirket tarafından düzenlenen ve davalı-borçlu tarafından ödenmeyen faturanın 98.151,35TL, tanzim tarihi 21/12/2022 vade tarihinin 02/01/2023 fatura olduğunu, takibe konu edilen 98.151,35-TL tutarlı olan fatura cezai şarttan (cayma bedeli) kaynaklandığını, davalının basiretli tacir sıfatıyla imzalandığı ve SKTT %10,00 tarif paketi kullanım şartlarının ilgili hükmü ile bağlı olmasına rağmen cayma bedelinin faturasını ödemeyerek itiraz edildiği , davalı, müvekkili şirket tarafından SMS ve E-POSTA ile gönderilen faturaları teslim alındığı, SMS ile de hatırlatma ve uyarılar yapılmasına rağmen borcunu ödenmediği,, taraflar arasında imza altına alınan sözleşme gereği belirlenen faiz oranlarına da uygun olarak faiz belirlendiği ve faturaya yansıtıldığını, bu sebeplerle davalı-borçlunun takibe, borca, faize faiz oranına ve tüm ferilerine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamını, itirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sözleşmeye aykırı şekilde uyguladığı fahiş fatura bedelleri sebebiyle müvekkilinin sözleşmeyi feshinin haklı olduğu, sözleşme süresince faturalar düzenli olarak ödenmiş olduğunu, buna rağmen davalının haksız ve fahiş şekilde elektrik faturaları düzenlediğini, müvekkili elektrik faturalarının fahişliğini göz önünde bulundurarak davacı ile abonelik sözleşmesini sonlandırdığını, başka bir dağıtım firması olan ... ile çalışıldığını, davacı tarafın salt bir elektrik abonelik sözleşmesinin feshinden dolayı 98.151,35 TL bedel ile cezai şart talep ettiğini, dava konusu durumda davacının kar oranı da göz önüne alındığında müvekkilinin sözleşmeyi feshi sebebiyle herhangi bir zarara uğramadığının açıkça görüldüğünü, dava konusu cezai şartın müvekkilinin ticari olarak mahvına sebep olacak nitelikte olup geçersiz olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddini, cezai şartın geçersizliğinin tespitini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde cezai şartın hak ve nesafet kuralları gereğince indirilmesini istemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; 1-)Davanın KABULÜ ile; Davalının Merkezi Takip Sistemi'nin 2023/189497 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına,2-)Asıl alacağın %20 si olan 22.509,37TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.Davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; "...Yerel mahkemenin bu kararı tamamen bilirkişi raporundan alıntısıyla oluşturulmuş olup davanın ne sebeple kabul edildiğine dair hiçbir gerekçeye yer verilmemiştir. Yerel mahkemece tarafımızca ileri sürülen müvekkilin feshinin haklı olduğu, cezai şartın fahişliği, cezai şart hükmünün geçersizliği, sözleşmenin imzasız olması, temerrüt koşullarının gerçekleşmediği, icra inkar tazminatı için likit alacak şartı, faiz için temerrüdün gerçekleşmediği hiçbir surette değerlendirilmemiştir. Tarafımızca ileri sürülen hususlarda yerel mahkemece hiçbir hukuki nitelendirme yapılmamış; salt olarak bilirkişi raporu kopyalanmış, bilirkişinin hakim takdirine bıraktığı hususlarda takdir belirtilmemiş; cezai şartın geçersizliğine ilişkin hukuki hususlarda nitelendirme ve gerekçelendirme yapılmamıştır. Somut olayda davacının iddiası haksız fesih iddiasıyla cezai şart alacağına ilişkindir. Dolayısıyla feshin haksız olup olmadığının ve cezai şart hükmünün geçerli olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Yerel mahkemece bu iki tespit de yapılmamış ve eksik incelemeyle karar verilmiştir. Davacı tarafça dayanak gösterilen sözleşme imzasız olup hükme esas sayılması kabul edilemez. Yerel mahkeme dosyasında davacı tarafça sunulan sözleşmenin son sayfası haricinde hiçbir sayfasında imza bulunmamaktadır. Ancak dosyada bilirkişi tarafından yapılan incelemede imzasız sözleşme hükümleri incelemeye alınmış 6.1 maddesinde Sözleşmenin Süresi ve Feshi başlıklı madde kapsamında hatalı değerlendirme yapılmıştır. Tarafımızca icra takibine itiraz aşamasında sözleşmeye de itiraz edilmiş ve sözleşme yargılama sırasında hiçbir surette kabul edilmemiştir. Yerel mahkemece re'sen imzasız sözleşme dayanak gösterilerek sunulan davacı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken hatalı şekilde karar verilmiştir. Aksi şekilde hüküm içeren yerel mahkeme kararının kaldırılması gerekmektedir. Yerel mahkemece tarih şartı yazılı olmayan cezai şart hükmünün geçersizliği değerlendirilmemiştir.Huzurdaki davada temel savunmalarımızdan bir tanesi de davacı tarafın ileri sürdüğü sözleşmedeki cezai şart hükmünün geçersizliğidir. Zira Davacı tarafın ileri sürdüğü elektrik abonelik sözleşmesinin 1. Maddesinde yer aldığı ileri sürülen cezai şart hükmü belirli bir tedarik başlangıç tarihine bağlanmıştır. Dosyada mevcut sözleşmede ise herhangi bir tedarik başlangıç tarihine yer verilmemiş ve ilgili alan boş bırakılmıştır. Sözleşmenin imza altına alındığı tarih dahi sözleşmede başlangıç tarihi belirli değildir. Dolayısıyla cezai şart için iddia edilen 24 aylık sürenin başlangıcı ve sonu dahi belirli değildir. Cezai şart hükmünün bağlı olduğu koşul konusunda sözleşmede "yokluk" unsuru mevcutken cezai şartın geçerliğinden söz edilemeyecektir. Cezai şart hükmünün yokluk sebebiyle geçersiz olduğu tarafımızca yerel mahkemeye defaatle izah edilmesine rağmen gerekçeli kararda bu hususa ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmamıştır. Salt olarak bu sebeple dahi yerel mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bilirkişi raporunda davacının uyguladığı fatura bedellerinin epdk birim fiyatlarının çok üzerinde olduğu tespit edilmesine rağmen sözleşme feshinin haklılığının dikkate alınmamıştır. yerel mahkemece faturaların fahiş olup olmadığı hususunda hiçbir takdir belirtilmemiştir. ..Dava konusu sözleşme müvekkil ile davacı arasında elektrik dağıtım aboneliği üzerine akdedilmiştir. Müvekkil tarafından sözleşme süresince faturalar düzenli olarak ödenmiş olmasına rağmen davalı haksız ve fahiş şekilde elektrik faturaları düzenlemiştir. Bunun üzerine müvekkil elektrik faturalarının fahişliğini göz önünde bulundurarak davacı ile abonelik sözleşmesi sonlandırmış, başka bir dağıtım firması olan ... ile çalışmıştır. Davacıya ait 16/12/2022 son ödeme tarihli fatura 76.057,24 TL, 18/11/2022 son ödeme tarihli fatura 87.225,75 TL, 17/10/2022 son ödeme tarihli fatura 92.011,18 TL, 19/09/2022 son ödeme tarihli fatura 84.904,82 TL'dir. Ancak sonrasında yeni dağıtım firması ... Elektrik Perakende Satış A.Ş. Tarafından düzenlenen 30.06.2023 tarihli fatura 44.356.00 TL, 30.07.2023 tarihli fatura 51.293.00 TL ve 30.04.2023 tarihli fatura 36.947.00 TL'dir. Bu faturalar yerel mahkeme dosyasına sunulmuştur. Şirket faaliyetlerinin aynı olduğu bu dönemlerdeki faturalar arasında iki katına yakın fahiş şekilde fark olduğu görülmüştür. Davacı tarafça düzenlenen bu faturaların hiçbiri izahı bulunmamaktadır. Zira sözleşmede yer aldığı ileri sürülen kar marjı %10 olmasına rağmen yeni şirketin hiç kar payı koymaması halinde dahi arada büyük miktarda fark yer almaktadır. Dolayısıyla davacının sözleşmeye aykırı şekilde fahiş bedeller uyguladığı açıkça görülmekte olup müvekkilin feshi haklı sebebe dayanmaktadır. Davacı taraf sözleşmedeki %10 kar marjı hükmüne aykırı davranmakla sözleşmenin bedele ilişkin esaslı unsurunu ihlal etmiştir.Bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada fatura bedelleri karşılaştırıldığında ise aralarında %10'dan fazla fark olduğu görülmektedir. İlk faturada %14, ikincide %45, üçüncüde %30, dördüncüde %23, beşincide ise %33'lük fark vardır. Bilirkişi raporunda her ne kadar "Davacı kurumun hesaplamasında sözleşme dışı bir hesaplama hatası bulunmadığı tespit edilmiştir." ifadesine yer verilmiş ise de bu fatura bedellerinin EPDK bedellerinin çok üzerinde olduğu, %10'luk kar payı iddiasına uymadığına dahi aykırı olduğu görülmektedir. Bu hususta tarafımızca bilirkişi raporlarına itiraz edilmiş ve davacı tarafın fatura bedellerinin fahiş olduğu ifade edilmiştir. Ancak yerel mahkemece bu hususta hiçbir hukuki nitelendirme yapılmamış; feshin haklı olup olmadığına dair gerekçe kurulmamıştır.Yerel mahkemece cezai şart talebinin mk 2. uyarınca hukuka aykırılığı ve hak-nesafet kurallarına göre indirim hususu değerlendirilmemiştir. ..somut olayda likit alacak olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. ..yerel mahkemece müvekkilin temerrüdü olmaksızın faiz taleplerinin kabul edilmesi hukuka aykırıdır. "şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir....nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava , itirazın iptali talebine ilişkindir.Davanın dayanağı olan Merkezi Takip Sisteminin 2023/189497 MTS sayılı dosyasında ; takip konusu alacak miktarının 98.151,35 TL asıl alacak, 14.395,53 TL işlemiş faiz, 112.546,88 TL toplam alacağına aylık %5 akdi faizi ile tahsilini talep edildiği, davalı-borçlunun itirazı üzerine ilamsız takibin durduğu görülmüştür.Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; Davacı taraf sözleşmenin feshi sebebiyle ,aynı sözleşmenin EK-1 “Aboneye Özel Sözleşme Koşulları” başlıklı maddesi gereğince her bir abonelik için düzenlenmiş faturaların ortalama tutarının iki katı oranında davalıya cezai şart faturası düzenlemiştir.Mahkemece yargılamada bilirkişi kurulundan kök ve ek raporlar alınmıştır.Bilirkişi kurulunca ( Mali Müşavir ..., Nitelikli Hesap Uzmanı ... ve Elektrik Mühendisi ... tarafından) hazırlanan 23/02/2023 tarihli bilirkişi kök raporu ve 18/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davacı ile davalı şirketler arasında imzalanan Elektrik Abonelik Sözleşmesi'nin Eki Abone'ye Özel Sözleşme Koşulları Enerji Fiyatı Hesaplama Yöntemi 2. Maddesi hükmüne göre ,davalı tarafın sunduğu fesihten önceki son 5 fatura incelendiğinde; enerji birim fiyatlarının faturalandırma işlemlerinin de sözleşmeye uygun olarak yapıldığı ,davacının takip konusu ceza faturası nedeniyle 98.151,35-TL alacağı bulunduğu, fatura son ödeme tarihinden takip tarihine kadar 14.198,33-TL işlemiş faiz hesap edildiği yönünde kanaat bildirilmiştirDosyadaki bilgi ve belgelere göre ;taraf şirketler arasında yapıldığı bildirilen ve dosyaya sunulan “... Enerji Elektrik Abonelik Sözleşmesi” ile ilgili olarak sözleşmeye davalı tarafça itiraz edilmediği ,ayrıca taraflar arasında başkaca sözleşme/sözleşmeler imzalandığı iddia ve beyan edilmediğinden mübrez sözleşmenin dava konusu hukuki ilişkiye ilişkin olduğunun kabulü gerekmektedir.Bu sebeple bu husustaki istinaf sebepleri yerinde değildir.Taraflar arasında düzenlenen abonelik sözleşmesinin Abone'ye Özel Sözleşme Koşulları üst başlığının, 1.Sözleşmenin Yürürlüğü, Süresi ve Fesih Koşulları alt başlığında, "Sözleşmenin, yürürlüğe girmesinden sonraki ilk 12(oniki) ay içerisinde ABONE tarafından herhangi bir sebep ile fesih edilmesi halinde; ABONE, sözleşme başlangıç ve bitiş tarihleri arasında TEDARİKÇİ tarafından düzenlenmiş faturaların ortalama tutarının 2 (iki) katı kadar bedeli fesih cezası olarak TEDARİKÇİ'ye derhal ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder." düzenlemesi mevcuttur.Sözleşmenin 6.2 maddesinde " Taraftardan birinin bu Sözleşme'nin veya Tarife Paketi'nin herhangi bir hükmünü ihlal etmesi halinde diğer taraf ve (ii) ABONE'nin Sözleşme'nin 4.1. Maddesi kapsamında elektrik satışının başlayamaması, ABONE'nin herhangi bir faturasını son ödeme tarihine kadar ödememiş olması, ABONE'nin ilgili Mevzuat'ın öngördüğü serbest tüketici limitinin altında kalması, ABONE'ye karşı herhangi bir kimse tarafından iflas, haciz, ihtiyati haciz, konkordato vb. yollardan yasal kovuşturmaya başlanması hallerinde ... işbu Sözleşme'yi derhal ve Sözleşmeden doğan hakları saklı kalmak üzere haklı nedenle ve tek taraflı olarak feshedebilir. Bu madde kapsamında ... tarafından bir fesih yapılması halinde, ABONE işbu fesih nedeniyle ...'ın uğradığı zarar ve ziyanı, tüm masrafları, ve ayrıca kullandığı Tarife Paketi'nde öngörülen iptal bedeli, fesih tazminatı, cezai şart ve diğer bedelleri ödemekle yükümlüdür. ..., bu madde kapsamında fesih halinde, her türlü zarar ve ziyanını karşılamak için avukatlık ücreti dahil tüm takip ve icra masraf, gider ve ücretleri ABONE'ye ait olmak üzere, yasal takip yollarına başvurabilecektir....'ın bu madde hükümlerine uygun olarak Sözleşme'yi feshetmesi durumunda, ABONE'nin tazminat , zarar veya ziyan talep hakkı olmayacaktır." şeklinde düzenlenmiştir.Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 179 ila 182 nci maddelerinde düzenlenen ceza koşulu, borçlunun, asıl borcunu ilerde hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle ceza koşulu, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu ceza koşulu ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının miktarını ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Ceza koşulunun kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir.Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde TBK’nın 125 inci maddesinin birinci fıkrası hükmünce alacaklı gecikme tazminatı talep edebilir ise de, ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması şarttır.Davada uygulanması gereken TBK’nın 179 uncu maddesi; “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır.” hükmünü içermektedir.Borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi dışında kalan diğer borca aykırılık hâlleri için ifaya eklenen ceza koşulu kararlaştırabilecekleri gibi; bu iki ihlâl durumu için seçimlik ceza koşulu da kararlaştırabilirler. Ayrıca tarafların, ceza koşulu anlaşmasında, seçimlik ceza koşulu ile ifaya ekli ceza koşuluna birlikte yer vermeleri de mümkündür.Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 179 ila 182 nci maddelerinde düzenlenen ceza koşulu, borçlunun, asıl borcunu ilerde hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle ceza koşulu, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu ceza koşulu ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının miktarını ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Ceza koşulunun kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir.Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde TBK’nın 125 inci maddesinin birinci fıkrası hükmünce alacaklı gecikme tazminatı talep edebilir ise de, ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması şarttır.Davada uygulanması gereken TBK’nın 179 uncu maddesi; “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır.” hükmünü içermektedir.Borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi dışında kalan diğer borca aykırılık hâlleri için ifaya eklenen ceza koşulu kararlaştırabilecekleri gibi; bu iki ihlâl durumu için seçimlik ceza koşulu da kararlaştırabilirler. Ayrıca tarafların, ceza koşulu anlaşmasında, seçimlik ceza koşulu ile ifaya ekli ceza koşuluna birlikte yer vermeleri de mümkündür.Sözleşmenin 6.2 maddesinde " Taraftardan birinin bu Sözleşme'nin veya Tarife Paketi'nin herhangi bir hükmünü ihlal etmesi halinde diğer taraf ve (ii) ABONE'nin Sözleşme'nin 4.1. Maddesi kapsamında elektrik satışının başlayamaması, ABONE'nin herhangi bir faturasını son ödeme tarihine kadar ödememiş olması, ABONE'nin ilgili Mevzuat'ın öngördüğü serbest tüketici limitinin altında kalması, ABONE'ye karşı herhangi bir kimse tarafından iflas, haciz, ihtiyati haciz, konkordato vb. yollardan yasal kovuşturmaya başlanması hallerinde ... işbu Sözleşme'yi derhal ve Sözleşmeden doğan hakları saklı kalmak üzere haklı nedenle ve tek taraflı olarak feshedebilir. Bu madde kapsamında ... tarafından bir fesih yapılması halinde, ABONE işbu fesih nedeniyle ...'ın uğradığı zarar ve ziyanı, tüm masrafları, ve ayrıca kullandığı Tarife Paketi'nde öngörülen iptal bedeli, fesih tazminatı, cezai şart ve diğer bedelleri ödemekle yükümlüdür. ..., bu madde kapsamında fesih halinde, her türlü zarar ve ziyanını karşılamak için avukatlık ücreti dahil tüm takip ve icra masraf, gider ve ücretleri ABONE'ye ait olmak üzere, yasal takip yollarına başvurabilecektir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Somut olayda; sözleşme hükümleri ve uygulanacak mevzuat hükümleri yukarıda açıklandığı şekildedir.Davalı vekili davacının sözleşmeye aykırı şekilde fahiş bedeller uyguladığını, bu nedenle müvekkilinin sözleşmeyi fesih etmekte haklı olduğunu savrunarak,bu hususu istinaf sebebi yapmış ise de , yukarıda açıklanan bilirkişi kurulu raporundaki tesbit ve değerlendirmelerde davacı tarafça fesih öncesi düzenlenen faturaların hesaplamasında sözleşme dışı bir hesaplama hatası bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle sözleşmede belirlenen cayma tazminat koşullarının oluştuğu ,bu yönlere ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Diğer yandan ; Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde TBK’nın 125 inci maddesinin birinci fıkrası hükmünce alacaklı gecikme tazminatı talep edebileceğinden bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.Böylece ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 7.688,07 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.494,42 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.193,65 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/10/2025