Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/856 E. 2025/1334 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/856
Karar No
2025/1334
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/856 - 2025/1334 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/856 KARAR NO : 2025/1334 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

Başkan : Üye : Üye : Katip :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSKENDERUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2025 NUMARASI : 2025/... Esas - 2025/... Karar

DAVACI : ... - VEKİLİ : Av.

DAVALI : ... - VEKİLİ : Av.

DAVA : Ayıplı Araç Satımı Nedeniyle Tazminat

İSTİNAF TALEP TARİHİ : 25/03/2025 İSTİNAF KARAR TARİHİ : 24/10/2025 KARARIN YAZIM TARİHİ : 24/10/2025 İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2025 tarih ve 2025/... Esas - 2025/... Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede; DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkilinin, 10/08/2024 tarihinde davalı ... adına kayıtlı ... plaka numaralı...marka aracı noter satış sözleşmesi ile kendi adına satın aldığını, satın alırken satıcının, araçta herhangi bir ayıp olmadığını, araçla ilgili herhangi bir boyalı parçanın bulunmadığını, motor durumunun çok iyi olduğunu beyan ettiğini, aracı satın aldıktan sonra arabayı sürdükçe bir şeylerin ters gittiğini düşünmesi üzerine 16/08/2024 tarihinde ... Oto Ekspertiz Antakya Bayi Şirketi'ne ekspertize götürdüğünü ve eksper raporu aldığını, raporda " araç üzerinde çiziklerin ve eziklerin olduğunu, bagaj havuzunda, bagaj kapağında işlem ve boya olduğunu, BAGAJ KAPAĞININ DEĞİŞTİĞİNİ, Şasesinde işlem olduğunu, araçta sök-tak parça değişimlerinin olduğunu sol arka şase ucunda, sol cam üstü kordonda lokal boyanın mevcut olduğunu gömüş araç için ekspertiz raporunda “genel bakım önerilir, motor yağ birikintisi oluşmuştur, şanzımanda terleme mevcuttur, baskı balata ve servis kontrolü önerilir’’ şeklinde yazdığını, taraflarınca Adana 9.Sulh Hukuk Mahkemesi'nde 2024/... D.İŞ sayılı dosya ile ayıplı mala ilişkin ortaya çıkan zararların tespiti için dava açıldığını ve mahkemece dosyanın bilirkişiye tevdii edildiğini, 26/09/2024 tarihinde keşif yapıldığını ve 20/10/2024 tarihinde bilirkişi raporunun ilgili dosyaya sunulduğunu, ayrıca taraflarınca hukuki süreç başlatılacağı için müvekkilinin hak kaybına uğramaması adına harici bir bilirkişiye başvurulduğunu ve bilirkişi uzman mütalaası alındığını, hasar bedeli talebine ilişkin; aracın motorundaki sorunun onarımı için gerekecek yedek parça ve işçilik bedeli ve KDV için 130.043,02 TL hasar bedeli hesaplandığını, ayrıca ve araçta mevcut olan kaporta ve boya sorunlarının onarımı için de 31.092,00 TL hasar bedeli hesaplandığını, araç için toplam hesaplanan hasar bedeli miktarının 161.135,00 TL olarak hesaplandığını, değer kaybına ilişkin olarak ise 33.950,00 TL hesaplandığını, müvekkilinin aracının hasar bedelinin 161.135,00 TL olduğu düşünüldüğünde değer kaybının daha yüksek olması gerektiğini, nitekim müvekkilinin aracının değer kaybı tespiti için de ayrıca özel bir bilirkişi eksper raporu alınmış olup 162.000,00 TL değer kaybı hesaplandığını, davalının, ayıplı şekilde satılan araç sebebiyle uğranılan maddi zarardan sorumlu olup haksız fiilin gerçekleştiği 10/08/2024 tarihi itibariyle herhangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın temerrüde düştüğünü, davalıdan araç mahrumiyeti tazminatı talep edilebilmek adına araç mahrumiyeti tazminatının tespitine ilişkin Adana 9. Sulh Hukuk Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda "Tespite konu olan otomobilin gerek kaporta/boya gerek se motor onarımının yapılması düşünüldüğünde gerekecek makul sürenin 15 takvim günü olabileceği, bu zaman zarfında yerine ikame edilecek aracın kiralama bedelinin, 1.500,00 TL/Gün olduğu ve 15 günlük toplam kiralama bedelinin ise; 1.500,00 x 15 = 22.500,00 TL olacağı" sonucuna varıldığını belirterek davanın kabulüne, davalı tarafından ayıplı şekilde satılan araç sebebiyle müvekkilinin aracında oluşan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL hasar bedelinin tazmini ile yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalı tarafından ayıplı şekilde satılan araç sebebiyle müvekkilinin aracında oluşan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL değer kaybı bedeli tazmini ile yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalı tarafından ayıplı şekilde satılan araç sebebiyle müvekkilin aracında oluşan fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL ikame araç bedeli tazmini ile yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ayıplı ifa sorası kendilerince alınan rapor ücretinin(1.980,00 TL) ödenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık vekalet ücretlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Öncelikle müvekkilinin galerici olduğunu ve araç alım satım işini meslek olarak yaptığı için işbu davanın Tüketici Mahkemelerinde açılması gerektiğini, ayrıca Mahkemenin yetkisine de itiraz ettiğini, davacının yerleşim yerinin Buca/İzmir olup müvekkilinin yerleşim yerinin de Nurdağı/Gaziantep olduğunu, Hatay Mahkemelerinin yetkili olmayıp yetkili olan mahkemenin Nurdağı Asliye Hukuk ( Tüketici Sıfatıyla ) Mahkemeleri veya İzmir Buca Tüketici Mahkemeleri olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığından dolayı davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından ( kabul etmemekle birlikte ) söz konusu malın ayıplı olduğu 16/08/2024 tarihinde yapılan eksper rapor ile öğrenildiğini, davalı müvekkiline bildiriminin ise dava dilekçesinin müvekkiline tebliği ile yapıldığnıı, dolayısıyla süresinde yapılmayan bildirim nedeniyle de davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin aracı takas sonucu vermiş olup 522.000 TL'ye davacıya sattığını, aralarında yapılan sözleşmeden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin aracın boya ve değişenleri hakkında ve motor durumu hakkında davacıya bilgilendirmeleri yaptığını, işbu konuya ilişkin tanıklarının mevcut olup müvekkilinin gerekli aydınlatmaları yaptığını, söz konusu kusurların davacı kullanım hatası nedeniyle sebebiyet vermiş olabileceğini, davacının müvekkilinin tüm taşınır taşınmaz ve banka hesaplarına haciz talebinin haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 10/02/2025 tarih ve 2024/... Esas,- 2025/... Karar sayılı kararı ile; Dava dilekçesinin görev yönünden reddine ve görevli mahkemenin İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna kararı verildiği, işbu kararın kesinleşmesi sonrası dosyanın tevzide İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/... Esasını aldığı ve yargılamaya adı geçen dosya üzerinden devam olunduğu görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari nitelikte olmadığı, davalıların tacir olmadığı, uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili olmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan dava niteliğinde kabul edilemeyeceği, uyuşmazlık konusunun 6102 sayılı TTK'dan düzenlenen işlerden olmadığından mutlak ticari iş niteliğinde de olmadığı, uyuşmazlığın haksız fiile ilişkin olduğu, sonuç olarak 6102 sayılı TTK'nın 4, 5 ve 11.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeler nazara alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı, uyuşmazlığın çözümünde 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesi uyarınca genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla Hatay 1.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararına karşı görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacının davasının 6100 sayılı HMK.'nun 114/1-c maddesi delaleti ile 115/2. maddesi gereğince; GÖREVSİZLİK NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Dosya kapsamına göre HMK'nın 20. Maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karara süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep etmesi halinde dosyanın görevli HATAY 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, aynı dava dosyasına ilişkin daha önce HATAY 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ tarafından görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle mahkememizce verilen görevsizlik kararı kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde HATAY 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ ile Mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı bulunduğundan görevli Mahkemenin belirlenmesi amacıyla 6100 sayılı HMK nun 20 ve 22 maddeleri gereğince Adana Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine," şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili 25/03/2025 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; 1-Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle müvekkilinin galerici olduğu ve araç alım satım işini meslek olarak yaptığı için işbu davanın Tüketici Mahkemelerinde açılması gerektiğini, dosyanın görevli mahkeme olan Tüketici Mahkemelerine tevdiini talep ettiğini, 2-Ayrıca Mahkemenin yetkisine de itiraz ettiklerini, davalının yerleşim yerinin Buca/İzmir, müvekkilinin yerleşim yerinin de Nurdağı/Gaziantep olduğunu, Hatay Mahkemelerinin yetkili olmayıp yetkili olan mahkemenin Nurdağı Asliye Hukuk ( Tüketici Sıfatıyla ) Mahkemeleri veya İzmir Buca Tüketici Mahkemeleri olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, 3-Dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığından dolayı davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, 4-Ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, davacı tarafından ( kabul etmemekle birlikte ) söz konusu malın ayıplı olduğu 16/08/2024 tarihinde yapılan eksper rapor ile öğrenildiğini, davalı müvekkiline bildiriminin ise dava dilekçesinin tebliği ile yapıldığını, dolayısıyla süresinde yapılmayan bildirim nedeniyle de davanın reddinin gerektiğini, 5- Müvekkilinin aracı takas sonucu vermiş olup 522.000 TL'ye davacıya sattığını, aralarında yapılan sözleşmeden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin aracın boya ve değişenleri hakkında ve motor durumu hakkında davacıya bilgilendirmeleri yaptığını, işbu konuya ilişkin tanıkları mevcut olup müvekkilinin gerekli aydınlatmaları yaptığını, söz konusu kusurların davacı kullanım hatası nedeniyle sebebiyet vermiş olabileceğini, yine davacının müvekkilinin tüm taşınır taşınmaz ve banka hesaplarına haciz talebinin haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek, Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkemenin kararının kaldırılması ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu beyan dilekçesinde özetle; Davalının görev ve yetki itirazının yerinde olmadığını, işbu davanın taraflarınca görevli ve yetkili mahkemede yanı Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açıldığını, taraflar arasında cereyan eden işbu uyuşmazlığın, bir taşıt satışına ilişkin olup, satış işlemi neticesinde alıcının bir takım zararlar yaşadığı iddiasıyla satıcıya karşı maddi tazminat talebinde bulunmasından kaynaklandığını, somut olayda satıcının, ne gerçek kişi tacir ne de satışı mesleki faaliyet kapsamında gerçekleştiren bir kişi konumunda olduğunu, kişisel ihtiyaç kapsamında edinilmiş bir malın sonradan satılması halinde, satıcının tüketici hukuku anlamında sağlayıcı sıfatını taşımayacağı ve bu tür işlemlerin tüketici işlemi olarak nitelendirilemeyeceğini, bu nedenle davanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmeye devam edilmesi gerektiğini, somut uyuşmazlık bakımından arabuluculuk dava şartı olmadığı gibi arabuluculuk yükümlülüğü de doğmadığını, dolayısıyla istinaf sebebi olarak öne sürülen bu iddianın reddinin gerektiğini, gizli ayıplarda ihbar süresinin, ayıp öğrenildikten sonra derhal bildirimle sınırlı olduğunu ve davacının bu yükümlülüğünü yerine getirdiğini, araçta ayıp olduğu hususunun bilirkişi raporlarıyla tespit edildiğini, davalının satışı gerçekleştirdiği 10/08/2024 tarihinde temerrüde düşmüş sayılması gerektiğini, zira TBK uyarınca haksız fiil hükümleri çerçevesinde alacağın doğrudan muaccel hale geldiğini belirterek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : İstinaf incelemesine esas; Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar. ESASTAN İNCELEME RAPOR SONUCU: Dava, ayıplı araç satış sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasıdır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un amaç başlıklı 1. maddesinde "Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin korucuyu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir." hükmü bulunmaktadır. Kanun'un tanım başlıklı 3. maddesinin (1) bendi, "Sağlayıcı; Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", (k) bendi, "Tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", (1) bendi "Tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" şeklindedir. Bir hukuki işlemin tüketici işlemi sayılabilmesi için yukarıda belirtilen tanımlara uygun olması gerekir. Açıklanan hususlar gözetildiğinde araç satış sözleşmesi ilişkisinin de Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığının kabul edilebilmesi için taraflardan birinin tüketici, diğer yanın ise satıcı/sağlayıcı olması gerekir. Bu koşulların bulunması halinde tüketici işleminden ve sonuçta da görevli mahkemenin "tüketici mahkemesi" olduğundan söz edilebilecektir. Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında araç alım satım sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilince sözleşme gereği araç bedelinin ödendiğini, ancak davalı tarafından satılan aracın ayıplı çıktığını belirtilerek, zararının giderilmesi istemiyle eldeki tazminat davasını açmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile görevli mahkemenin Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiş, işbu karar davalı vekilince istinaf edilmiştir. Somut olayda davacı, aracı kişisel kullanımı amacıyla aldığını beyan etmiş, bunun aksini gösterir delile dosya kapsamında rastlanmamıştır. Davalı da gerçek kişi olup, istinaf incelemesi sırasında UYAP ortamından dosya arasına alınan Gelir İdaresi Başkanlığı sorgusuna göre davalının otomobillerin ve hafif motorlu kara taşıtlarının perakende ticareti işi ile iştigal ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda davalının dava konusu aracı ticari ve mesleki amaçla hareket ederek davacıya sattığı, yani 6502 sayılı kanun kapsamında satıcı durumunda olduğu kabul edileceğinden, davacının da tüketici sıfatı bulunmaktadır. Dolayısıyla taraflar arasındaki ilişki de Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kalacağından uyuşmazlıkla ilgili davaya bakma görevi de tüketici mahkemelerine aittir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince tüketici mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yanılgılıya düşerek asliye hukuk mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş olması yerinde değildir. Sonuç itibariyle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-3 ve maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜ İLE, İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2025 tarih ve 2025/... Esas - 2025/... Karar sayılı kararı sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvuru sırasında davalıdan peşin alınan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde davalıya İADESİNE, 4-İstinaf talep eden davalıdan peşin alınan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-İstinaf başvuru sırasında davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı 1.683,10 TL ile 355,00 TL PTT gideri toplamının davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-Kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359/4. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-c bendi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/10/2025

Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/856, K. 2025/1334, T. 24.10.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-856-e-2025-1334-k-19a3f6e0373f