İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/817 E. 2026/492 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/817
Karar No
2026/492
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/817 Esas - 2026/492 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/817 Esas KARAR NO : 2026/492 Karar

.... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/01/2025 KARAR TARİHİ : 05/06/2026 YAZIM TARİHİ : 05/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin .... sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firma ile davalı firma arasında yapılan ticaretten kaynaklı olarak müvekkilinin alacağı doğduğunu ve bu alacaklara istinaden .... Nolu 470.383,20 TL bedelli ve 30.09.2024 .... Nolu 358.387,20 TL bedelli faturaların altına ödeme süresinin 10 gün olduğu belirtildiğini, fakat belirtilen süre geçmiş olmasına ve vadesi gelmiş olmasına rağmen davalı taraf borcunu ödemediğini, borcun ödenmesine ilişkin taleplerin sonuçsuz kaldığını, davalı borcunu ödememekte ısrarcı davrandığını, müvekkili talebiyle ... esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine takip dosyasının durduğunu, arabuluculuğa başvurularak anlaşma sağlanamadığını, itirazın iptali ve takibin devamına, borçlunun takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalının menkul ve gayrimenkul malları üzerine tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili.... sunduğu cevap dilekçesinde özetle : Müvekkili Paysa Prefabrik firmasının prefabrike yapıların mühendisliği, üretimi ve pazarlaması konusunda .... Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, takip tarihinde vadesi geçmiş hiçbir borç bulunmadığını, takibe dayanak fatura bedellerinin vadelerinin takip tarihinden sonra olduğunu, sözleşmenin 10. maddesine göre "fatura bedelinin, fatura tarihinden itibaren 90 (doksan) gün sonra %10'u nakit teminatta tutularak bakiyesinin ödeneceğini", aynı sözleşmenin 9. maddesine göre de "teminatın fatura tarihinden 6 ay sonra ödeneceğini", davacıya vadesi gelmiş bir borçları olmadığını, 04.11.2024 icra takibi tarihinde vadesi gelmiş 682.494,24 TL fatura bedeli için o tarihe dek tarafımızdan zaten 906.990,04 TL ödeme yapılmış olduğunu, davacının icra takibi tarihinde vadesi gelmiş bir alacağı bulunmadığını, dava konusu yaptığı son iki faturanın ödeme tarihinin zaten takip tarihi sonrası olduğunu, faturalara tek taraflı olarak derç edilen hususların karşı sözleşmeci muhatabı bağlamayacağını, tek taraflı bir beyan ile sözleşme ile imza altına alınan hususun değiştirilmesinin mümkün olmadığını, davacının "fatura tarihinden itibaren 10 gün içerisinde ödeme yapılmalıdır" iddiasının son derece hatalı bir önerme olduğunu, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarihli kararında taraflar arasında sözleşme hilafına fatura üzerindeki kayıtlar ile sözleşmenin asli unsurlarının değiştirilemeyeceğine hükmettiğini belirterek, zamanaşımı ve yetki itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine, davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava ; İtirazın İptali davasına ilişkindir. .... müzekkere cevabı mahkememiz dosyası arasına alınmıştır. Bilirkişi raporunda özetle; Davacı ticari defterlerinin dikkate alınması durumunda; 31.12.2024 tarihi itibari ile davalıdan 604.274,60-TL alacağı bulunduğu, davalı ticari defterlerinin dikkate alınması durumunda; 31.12.2024 tarihi itibari ile davacıya 358.387,20-TL borcu bulunduğu, 31.08.2024 ve 30.09.2024 tarihli faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu olmasına rağmen tarafların ticari defterleri arasında 245.887,40-TL fark bulunduğu ve söz konusu farklılığın nedeninin raporun 3.5 bölümünde yer verilen ödemelerin davacının defterinden kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, yönündeki kanaatini belirtmiştir. Bilirkişi raporunun denetime açık hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır . TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde; ... esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu, takip temelinin fatura alacağına ilişkin olduğu, davanın yasal süresinde açıldığı, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, faturalara konu bir kısım ödemelerin yapıldığı, 31.12.2024 tarihi itibari ile davalıdan 604.274,60-TL alacağı bulunduğu, davalı ticari defterlerinin dikkate alınması durumunda; 31.12.2024 tarihi itibari ile davacıya 358.387,20-TL borcu bulunduğu, 31.08.2024 ve 30.09.2024 tarihli faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu olmasına rağmen tarafların ticari defterleri arasında 245.887,40-TL fark bulunduğu ve söz konusu farklılığın nedeninin bir kısım ödemelerin davacının defterinden kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, davacının davalının ticari defterlerine göre 358.387,20-TL alacağının olduğu, davalının kesin delillerle aksini ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, alacağın likit olduğu dikkate alınarak kabul edilen miktarın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen KABULÜ ile; .... esas sayılı icra takibine yapılan itirazın 358.387,20-TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynı şartlarla devamına, fazlaya dair istemin reddine, Kabul edilen miktarın %20'si olan 71.677,44-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2- 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 24.481,43 TL harçtan, dava açılışında alınan 10.319,50 TL peşin harcın düşülmesi ile bakiye 14.161,93 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, 1.464,89 TL'sinin davacıdan; 2.135,11 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 615,40 TL başvurma harcı, 375,00 TL tebligat ücreti, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 215,00 TL posta gideri, 16,00 TL diğer giderler toplamı 9.221,40 TL'nin davanın kabul oranı dikkate alınarak hesaplanan 5.469,09 TL'si ile dava açılışında alınan 10.319,50 TL peşin harç toplamından oluşan 15.788,59 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 57.341,95 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6- Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7- Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren Mahkememize Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/06/2026

....

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/817, K. 2026/492, T. 05.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-817-e-2026-492-k-060f7c47dc03