İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/765 E. 2026/702 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/765
- Karar No
- 2026/702
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/765 Esas KARAR NO : 2026/702
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 19/11/2024 KARAR TARİHİ : 01/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...A.Ş. ile dava dışı ... A.Ş., dava dışı ... Tic. A.Ş. ve davalı şirket arasında genel kredi sözleşmeleri, ipotek sözleşmeleri, kredi sözleşmeleri ve ek protokoller imzalandığını, müvekkilinin bu sözleşme ve protokolleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, bankanın ... 35. Noterliğinin ... tarihli ..., .. ve ... yevmiye numaralı ihtarnamelerini keşide ettiğini ve ... 9. İcra Müdürlüğünün ... ve ...Esas sayılı dosyaları ile takip başlattığını, akabinde banka ile borçlular, kefiller ve ipotek borçluları arasında imzalanan 03/07/2019 tarihli protokol ile müvekkilinin sorumluluğunun 1.193.028,05 EUR ve 41.453,63 TL ile sınırlandırıldığını, davalının ... 35. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı Taşınır Rehin Sözleşmesi ile dava dışı kredi borçluları ... Tic. A.Ş., ...Tic. A.Ş.,...A.Ş. ile ...A.Ş. lehine, 3.200.000,00 TL tutarında ve süresiz olarak bir kısım taşınırları üzerinde bankaya rehin hakkı tanıdığını, müvekkili ile banka arasında 07/06/2022 ve 13/05/2024 tarihlerinde protokoller imzalandığını, müvekkilinin son protokol uyarınca 13/05/2024 tarihinde 15.632.640,58 TL ve 3.550.000,00 TL olmak üzere toplam 19.182.640,58 TL ödeme yaptığını, TBK'nın 596. maddesi uyarınca ödediği ölçüde bankanın haklarına kanunen halef olduğunu, bu sıfatla davalı aleyhine ... 2. İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası ile rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını, davalının 29/07/2024 tarihinde takibe, alacağa, fer'ilerine ve rehin hakkına itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin HMK'nın 119, 121, 194 ve 318. maddelerine uygun olmadığını, dayanılan sözleşme ve ihtarnamelerin dosyaya sunulmadığını ve müvekkiline tebliğ edilmediğini, davaya dayanak gösterilen kredi sözleşmeleri ve kefaletnameler üzerindeki imzaların müvekkili şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığını, imzalara açıkça itiraz ettiklerini, sözleşme asıllarının celbi ile grafolojik inceleme yapılması gerektiğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, hesap kat ihtarının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, İİK'nın 68/b maddesinde öngörülen bir aylık süre yerine bir günlük süre verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin UETS sistemine kayıtlı olduğunu, dava dışı bankadan tüm sözleşme ve protokollerin celbi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalının imza itirazının soyut olduğunu, rehin sözleşmesinin noterde düzenlendiğini, genel kredi sözleşmeleri ile kefalete ilişkin sözleşmelerin ekinde imza sirkülerlerinin bulunduğunu, müvekkilinin yaptığı ödemelerin dekontlarla sabit olduğunu, TBK'nın 581 ve devamı maddeleri ile 596. maddesi uyarınca bankanın kanuni halefi sıfatıyla rücu hakkına sahip olduğunu, hesap kat ihtarlarının usulüne uygun tebliğ edildiğini belirterek davalının savunmalarının reddi ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava açılmadan önce ... Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı dosyası üzerinden yürütülen arabuluculuk sürecinin anlaşmama ile sonuçlandığı son tutanaktan anlaşılmıştır. ... 2. İcra Dairesinin ...Esas sayılı takip dosyası ile dava dışı bankanın ilgili kayıt ve belgeleri dosya arasına alınmıştır. Mahkememizce alınan 02/06/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının dava dışı ...Tic. A.Ş. lehine akdedilen 07/12/2012 ve 04/05/2015 tarihli toplam 45.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olduğu, davalı şirket adına akdedilen 07/02/2018 tarihli 12.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde ise davacının kefil olarak yer almadığı, 11/11/2019 tarihli taşınır rehin sözleşmesinin mülkiyeti davalıya ait taşınırlar üzerinde dört ayrı kredi borçlusunun kredi borçlarının teminatını oluşturmak üzere 3.200.000,00 TL limit dahilinde üçüncü şahıs rehni olarak tesis edildiği, ....Tic. A.Ş.'ye ağırlıklı olarak harici kontrgaranti mektubu kredileri kullandırıldığı ve bu mektupların tazmin edildiği, davacının 13/05/2024 tarihinde kefaleten 15.632.640,58 TL ve 3.550.000,00 TL olmak üzere toplam 19.182.640,58 TL ödediği, davacının ödemesi nedeniyle bankanın haklarına halef olduğunun söylenebileceği, davada asıl borçluya ve kefillere husumet yöneltilmediği, takip tarihi itibarıyla rehne dayalı alacağın 3.545.000,00 TL hesaplandığı ancak taleple bağlı kalınarak 3.499.441,10 TL olarak kabulünün yerinde olacağı, rehin limitini aşan miktarın davalıdan istenip istenemeyeceğinin mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, dava dışı kredi borçlusunun borcunu müteselsil kefil sıfatıyla ödediğini ileri süren davacının, TBK'nın 596. maddesine dayanan kanuni halefiyet iddiasıyla, davalıya ait taşınırlar üzerinde dava dışı banka lehine kurulmuş taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla başlattığı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası, itiraz ile duran icra takibinin devamını sağlamaya yönelik, takip hukukuna bağlı özel bir dava türüdür. Bu nedenle davanın görülebilmesi için usulüne uygun olarak başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması özel dava şartı niteliğindedir. Dava şartları HMK'nın 114 ve 115. maddeleri uyarınca davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir ve dava şartı noksanlığı tespit edildiğinde, noksanlığın giderilmesi mümkün değilse dava usulden reddedilir. İİK'nın 145. maddesi uyarınca alacağı taşınır rehni ile sağlanmış alacaklı, takip talebinde rehnin üçüncü şahıs tarafından verilmiş olması halinde onun ismini de bildirmek zorundadır. Aynı Kanun'un 146. maddesine göre icra dairesi, borçlu ile rehin maliki üçüncü şahsa birer ödeme emri gönderir. 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu'nun 18. maddesi gereğince bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde uygulanacak olan TMK'nın taşınmaz rehnine ilişkin hükümleri arasında yer alan 887. madde uyarınca da, rehin konusu malın maliki borçtan şahsen sorumlu değilse, alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması bu istemin hem borçluya hem kendisine karşı yapılmış olmasına bağlıdır. Başkasının borcu için rehin veren üçüncü kişi, rehinle güvence altına alınan borcu ödemekle yükümlü olmayıp yalnızca rehin konusu malın paraya çevrilmesine ve satış bedelinden alacağın karşılanmasına katlanmakla yükümlüdür. Bu nedenle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipte asıl borçlu ile rehin veren üçüncü kişi arasında şekli mecburi takip arkadaşlığı bulunmakta olup takibin her ikisine karşı birlikte yapılması zorunludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25/10/2023 tarih,...Esas, ... Karar sayılı ilamında, rehin üçüncü bir kişi tarafından verilmiş ise takibin İİK'nın 145, 146, 148, 149 ve 149/b maddeleri uyarınca asıl borçluya ve rehin maliki üçüncü kişiye karşı birlikte yapılacağı, bu halde aralarında şekli mecburi takip arkadaşlığı bulunduğu ve bu hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceği; Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21/12/2010 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamında, taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takipte rehnin üçüncü kişi tarafından verilmiş olması halinde takibin asıl borçlu ile birlikte üçüncü kişi hakkında yapılması gerektiği, bu eksikliğin sonradan tamamlatılamayacağı, kamu düzenine ilişkin olduğu ve mahkemece kendiliğinden dikkate alınacağı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14/07/2020 tarih, ...Esas, ... Karar sayılı ilamında ise taşınır rehninin paraya çevrilmesi için ilamsız icra takiplerinde asıl borçlu ve rehinli taşınır maliki bakımından zorunlu takip arkadaşlığı söz konusu olduğundan bu kurala aykırı takibin usulüne uygun addedilemeyeceği ve buna dayalı itirazın iptali davasının salt bu nedenle reddi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Aynı ilke bölge adliye mahkemesi uygulamasında da benimsenmiş ve asıl borçlu takip edilmeksizin yalnızca rehin veren üçüncü kişi aleyhine başlatılan takibe dayalı itirazın iptali davasının dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiği kabul edilmiştir (... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 04/03/2022 tarih, ...Esas, ...Karar sayılı ilamı). Somut olayda; takip dayanağı ... 35. Noterliğinin ...tarih ve ... yevmiye numaralı onayı ile düzenlenen Taşınır Rehin Sözleşmesinde rehin verenin davalı şirket, rehin alanın dava dışı ...A.Ş. olduğu; sözleşmenin taraflar bölümünde "Lehine Rehin Verilen Borçlular" olarak ...A.Ş., ...Tic. A.Ş.,...A.Ş. ve ...A.Ş.'nin gösterildiği; hüküm ve şartlar bölümünün 1. maddesine göre rehnin, rehin verenin gerek kendisinin gerekse lehine rehin verilen borçluların bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının 3.200.000,00 TL'ye kadar olan kısmını güvence altına almak amacıyla kurulduğu anlaşılmaktadır. Davacının kefalet ilişkisi ve yaptığı ödeme yönünden ise; 03/07/2019 tarihli protokolde davacının "1 no'lu borçlunun", yani ...Tic. A.Ş.'nin müteselsil kefili olarak ve 1.193.028,05 EUR ile 41.453,63 TL teminat mektubu riski ile sınırlı olmak üzere sorumluluk üstlendiği; davacı ile banka arasında imzalanan 07/06/2022 ve 13/05/2024 tarihli protokollerin konusunun, davacının kefaleti ile ...Tic. A.Ş.'ye kullandırılan harici garanti mektuplarının tazmin olması nedeniyle oluşan nakdi riskin tasfiyesi olduğu; 13/05/2024 tarihli protokolde bu riskin bakiyesinin 19.182.640,58 TL olarak belirlendiği ve davacının ödemelerinin bu protokol kapsamında yapıldığı; bilirkişi raporuna göre de davacının, davalı şirket adına akdedilen 07/02/2018 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefil sıfatı bulunmadığı ve ödemelerin dava dışı asıl borçlu...Tic. A.Ş.'nin kredi borcuna atfen yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı şirketin 03/07/2019 tarihli protokolde "borçlu" sıfatıyla yer alması ve kendi adına kullandığı kredilerin bulunması, davalının kendi kredi borçları bakımından borçlu olduğunu gösterir; davacı bu borçların kefili olmadığı gibi bu borçlara karşılık bir ödeme yaptığını da ileri sürmemiştir. TBK'nın 596/1. maddesi uyarınca kefil ancak alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olabileceğinden, davacının halef olduğunu ileri sürdüğü alacak, asıl borçlusu...Tic. A.Ş. olan teminat mektubu tazmin alacağıdır. Bu alacak bakımından davalı şirket, başkasının borcu için rehin veren üçüncü kişi konumundadır. ... 2. İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasında 26/07/2024 tarihinde düzenlenen taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takipte ödeme emrinde de; takibin, 11/11/2019 tarihli rehin sözleşmesi ile rehnedilen menkul işletme tesisatının satışı ile davacının protokoller kapsamında kefalet borçlusu olarak ... A.Ş.'ye yaptığı ödemenin kanuni halefiyet ilkesi uyarınca tahsili amacıyla başlatıldığı, borçlu olarak yalnızca davalı şirketin gösterildiği ve ödeme emrinin yalnızca davalıya gönderildiği görülmektedir. Takip, asıl borçlu ...Tic. A.Ş.'ye yöneltilmemiş; davacı tarafından davalının şahsi sorumluluğuna dayalı olarak genel haciz yoluyla başlatılmış bir takip de bulunmamaktadır. Bu durumda, aralarında şekli mecburi takip arkadaşlığı bulunan asıl borçlu ile rehin veren üçüncü kişiden yalnızca rehin veren davalı aleyhine başlatılan takip İİK'nın 145 ve 146. maddeleri ile TMK'nın 887. maddesine aykırı olup usulüne uygun ve geçerli bir takip niteliği taşımamaktadır. Takip talebindeki bu eksiklik, takip hukukuna ilişkin olup itirazın iptali davası sırasında tamamlatılması mümkün değildir; asıl borçlu hakkında sonradan ek takip talebinde bulunulması da davanın açıldığı tarihteki dava şartı noksanlığını gidermez. Geçerli bir icra takibinin varlığı itirazın iptali davasının özel dava şartı olduğundan, davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan itirazın iptali davasının, usule uygun geçerli bir icra takibi yapılmadığından, HMK 114/2 ve 115/2 Maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu red karar ve ilam harcının, peşin alınan 42.264,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 41.532,50 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yargılama aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 3.600,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e-duruşma ile) yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/10/2026
Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır