İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/749 E. 2026/528 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/749
- Karar No
- 2026/528
- Karar Tarihi
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA ... GEREKÇELİ KARAR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/749 Esas KARAR NO : 2026/528
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... . DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... .
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/10/2025 KARAR TARİHİ : 29/06/2026 G.K. YAZILDIĞI TARİH : 08/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, müvekkil şirketten 14.02.2025 tarihli .... numaralı 42.000,-TL bedelli faturada tam dökümüne yer verildiği üzere belirli bir miktarda "..." malzemesi satın aldığı, buna ilişkin müvekkil şirkete bir miktar ödeme yaptığı, bu ödemelerin takip başlatılmadan önce toplam borçtan düşüldüğü, 34.965,-TL bakiye alacağın tahsili amacıyla ... 2. Genel İcra Müdürlüğünün 2025/28293. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından dosya borcunun tamamına ve tüm ferilerine itiraz edildiğini, davalı borçlu yanın itirazı üzerine icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçlu yanın icra takibine itirazının soyut ve dayanıksız, açıkça kötü niyetle sadece takibi durdurup süre kazanmak maksatlı olduğu, hatta borçlu tarafından takip başlatıldıktan sonra 03.05.2025 tarihinde müvekkil şirkete 6.000,-TL ödeme yapılmış olmakla borçlu tarafından takibe yine de itiraz edildiğini, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/895 Esas 2022/1288 Karar Sayılı İlamında takip sonrası ödeme yapılsa bile borçlunun takip tarihi itibarıyla tespit edilen toplam borç üzerinden sorumlu olduğunun açıkça ortaya konulduğunu, davalı yanın müvekkil şirkete icra takibine konu miktar kadar borçlu olduğu tüm şirket kayıtları ile sabit olduğu, bu maddi hakikatler karşısında davalı borçlu yanın davaya konu icra takibine itiraz etmesinin açıkça kötü niyetli olduğu, yapılacak yargılamanın neticesinde 9620 icra inkar tazminatı ile cezalandırılması gerektiği, davalının ... 2. Genel İcra Müdürlüğünün 2025/28293. Sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 34.965,- TL üzerinden takibin devamına, takibe haksız ve kötüniyetli olarak itiraz eden davalı borçlunun takip konusu alacak miktarının 9620'sinden aşağı olmamak üzere İcra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı borçlu üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın reddine karar verilmesi gerektiği, bu davada yetkili mahkemenin Denizli Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olması gerektiği, müvekkil İle davacı şirket arasında sözlü olarak yapılan satım sözleşmesi kapsamında müvekkilin partex partikül filtre temizleme solüsyonu satın aldığı ve bu satın alma bedeline ilişkin keşide edilen 14.02.2025 tarihli .... numaralı faturanın karşılığını davacı şirkete ödediğini, bahse konu fatura karşılığında davacı yanın herhangi bir alacağı bulunmadığını, söz konusu durumun banka kayıtları ile sabit olduğunu, davacı yanın açıklamaları ve muhasebe kayıtlarının bu hususu doğruladığını, icra takibinde belirtilen faiz oranının fahiş olduğu, dava dosyasına konu icra takip dosyasında yer alan takip talebi incelendiğinde; davacının 34.695,- TL bakiye üzerinden takip başlatıp; % 44,25 oranında faiz talep ettiği, ticari işlerde anapara faiz oranı hususunda taraflar arasında bir anlaşma yoksa kanuni faiz oranının uygulanacağı, 3095 sayılı Kanunun 1'inci maddesi uyarınca kanuni faiz oranı yıllık 96 9 iken 21.05.2024 tarih ve .... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı'na göre 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanunun 1. Maddesinde düzenlenen Kanuni faiz oranı 01.06.2024 günü itibariyle yıllık 9024 olarak uygulanmasına karar verildiğini, davacı alacaklının talep etmiş olduğu faiz oranının yasal olmadığı, davacının %20 oranında icra inkar tazminatı talep ettiği, bu durumun yasal olmadığı,zira alacak bakiyesinin belli olmadığı, icra dosyası incelendiğinde davacı alacaklının 03.10.2025 tarihinde haricen tahsilat bildirdiği ancak davayı açarken bu tutarı düşmediği, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerektiği, bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez denildiği, alacak likit olmadığından bahisle davacının İcra inkar tazminatı talep edemeyeceği, davacı yanın gerçeği yansıtmayan miktarla yaptığı icra takibinin devamı amacıya haksız ve kötü niyetli olarak itirazın iptali davası açması sebebiyle 9020'den aşağı olmamak üzere müvekkil lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği, öncelikle haksız açılan davanın yetki yönünden reddine, mahkemece esasa girilmesi halinde davanın esas yönünden reddine, davacı hakkında %20den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderinin davacı yana yükletilmesine, karar verilmesini istemiştir. DELİLLER: Bilirkişi Raporu Ara buluculuk Son Anlaşamama Tutanağı ... 2. Genel İcra Müdürlüğü 2025/28293 E. Sayılı dosyası Taraflara ait 2025 yılını kapsar karşılaştırmalı alış-satış analizi örneği Ticari defter kayıtları DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; faturadan kaynaklı alacağa ilişkin başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur . Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. (Aynı konuya ilişkin Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2022/3199 Esas ve 2023/7125 karar sayılı ilamı ile Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin 2018/2184 Esas ve 2018/2013 Karar sayılı ilamı ) Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalı aleyhineAnkara 2. Genel İcra Müdürlüğü 2025/28293 E. Sayılı dosyasında 34.965.00 TL asıl alacak üzerinden takip başlatıldığı, takip talebinde borcun sebebi olarak ... nolu faturanın gösterildiği, Mahkememizce taraflara ticari defter ibrazı hususunda HMK 222.madde ihtarı içerir davetiye gönderildiği , davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği, davacı tarafın usulüne uygun olarak tutulan ticari defterleri üzerinde bilirkişi tarafından yapılan inceleme ve HMK 222.Maddesi ve 220/3. Maddesi gereğince davacı tarafın usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre davacı yanın davaya konu 42000 TL bedelli fatura bakımından takipten önce yapılan ödemeler ve takipten sonra davadan önce 03/05/2025 tarihinde yapmış olduğu 6.000,00 TL düşüldüğünde ve davalıdan davaya konu fatura nedeniyle 30.446,00 TL alacaklı olduğu ancak talebiyle bağlı kalınarak 28.965,00 TL üzerinden hüküm kurulduğu, Anlaşılmıştır. En nihayetinde davanın kabulüne, alacağın likit olması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; ... 2.Genel İcra Dairesi'nin 2025/28293 Esas sayılı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 28.965,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, 2-Hükmolunan 28.965,00 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 5.793,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine. 3-Kabul edilen 28.965,00 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 1.978,60 TL karar ve ilam harcından 615,40 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 1.363,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının karşıladığı 505,00 TL tebligat gideri, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.505,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalının karşıladığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca . .. bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 28.965,00 TL üzerinden takdir edilen 28.965,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/06/2026
Katip ...
Hakim ...
BU BELGE, GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR