İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/652 E. 2026/455 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/652
- Karar No
- 2026/455
- Karar Tarihi
T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/652 Esas - 2026/455 T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/652 Esas KARAR NO : 2026/455 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/08/2025 KARAR TARİHİ : 13/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2026 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirket ile davalı arasında ticari bir ilişki ve bu kapsamda bir cari hesap sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarına göre davalının cari hesap ilişkisinden kaynaklı olarak müvekkili şirkete 1.504.605,44 TL borcu olduğunu, borcun muaccel hale gelmesine rağmen ödenmediğini, bu alacağın tahsili amacıyla ... 7. Genel İcra Dairesi'nin 2025/14334 Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalının başlatılan takibe haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, borcun varlığının açık ve alacağın likit (belirlenebilir) nitelikte olduğunu ileri sürerek, ... 7. Genel İcra Dairesi'nin 2025/14334 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı davaya cevap vermemiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, ... 7. Genel İcra Dairesi'nin 2025/14334 Esas sayılı takip dosyası, davacı şirketin ticari defter ve belgeleri, taraflara ait Ba-Bs formları, 30/03/2026 tarihli SMMM bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ticari satımdan kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap alacağının ödenmemesi üzerine ... 7. Genel İcra Dairesi'nin 2025/14334 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının takibe haksız olarak itiraz etmesiyle takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle bu davayı açtığı, davalı tarafın ise icra dosyasında borca itiraz ettiği ancak davaya cevap vermediği görülmüştür. İİK'nın ilamsız icra takibinin düzenlendiği 62/1. maddesinde "İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.", 66/1. maddesinde "Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur." 67. maddesinde "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemeleri yer almaktadır. İcra dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklının 1.504.605,44 TL asıl alacak ve 546.109,94 TL işlemiş faizinin tahsili amacı ile ... 7. Genel İcra Dairesi'nin 2025/14334 esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine 28/02/2025 tarihinde ilamsız icra takibine başladığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlu vekilinin yasal süresi içerisinde 06/03/2024 tarihinde icra dairesine başvurarak borca itiraz ettiği, İİK'nın 66/1. maddesi gereğince itiraz üzerine icra takibinin durduğu, davacı alacaklının İİK'nın 67/1. maddesinde gösterilen bir senelik süre içerisinde 04/08/2025 tarihinde davalı borçlunun itirazının iptali için bu davayı açtığı görülmektedir. Faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın -miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur. Kısaca, ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma hâlinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir... Faturayı alan kişi 8 gün içinde faturaya itiraz etmezse, faturanın dayandığı temel borç ilişkisinin bulunmadığının faturayı alan kişi tarafından ispat edilmesi gerekir. Ancak, faturayı alan kişi, öngörülen süre içinde faturaya ve bununla birlikte temel borç ilişkisine de itiraz ederse, genel hükümler çerçevesinde ispat yükü faturayı düzenleyen tacire ait olacaktır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (Yargıtay HGK'nun 14/05/2019 tarih ve 2017/19-823 esas, 2019/553 karar sayılı kararı). TTK'nun 21/2. maddesi "Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır" şeklinde düzenlenmiş olup, buna göre fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz ise de ticari defterlere kaydedilmiş olması malın teslim alındığı ve içeriğinin kabul edildiğine karine teşkil eder. Yine aynı madde uyarınca, faturanın içeriğine Kanunda öngörülen süre içerisinde itiraz edilebilir (Yargıtay HGK'nun 30/05/2019 tarih ve 2017/1655 esas, 2019/638 karar sayılı kararı). Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04/10/2023 tarih ve 2022/3245 esas, 2023/5599 karar sayılı kararında "davalının takip konusu faturaları ticari defterlerine kaydettiği, BA formu ile Vergi Dairesine bildirdiği, faturaların ticari defterlere kayıt edilmesinin malın teslimi anlamına geldiği, davacının ticari kayıtlarına göre fatura tutarı kadar alacaklı olduğunun anlaşıldığı, faturaya süresinde itiraz etmeyen ve ticari defterine kaydeden davalının artık faturaya konu malı teslim aldığının kabulü gerektiği, malı teslim aldığı kabul edilen davalının ise teslimin gerçekleşmediğini ya da satış bedelini ödediğini kesin deliller ile ispatlayamadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunduğu" belirtilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 17/05/2023 tarih ve 2022/2715 esas, 2023/1877 karar sayılı kararında, faturanın süresinden sonra iade edildiği, davalının kayıtlarında bedelinin ödendiğine ilişkin bir kaydın yer almadığı, davalı taraf hizmeti almadığını iddia etmekte ise de süresi içerisinde faturaya itiraz etmediği, artık mal veya hizmetin teslim edilmediğini ispat yükünün davalıda olduğu ve bu faturanın ödendiğinin davalı tarafından ispatı gerekir ise de herhangi bir ödeme belgesinin sunulmadığı, davalının iddiasınının ispatlanamadığı belirtilmiştir. Mali Müşavir bilirkişi Hidayet Korkmaz tarafından düzenlenen 30/03/2026 tarihli raporda, davacı şirketin 2023, 2024 ve 2025 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK ve VUK hükümlerine uygun olarak yasal süreler içinde yapıldığının tespit edildiği, davalı şirketin ise mahkemece verilen kesin süreye rağmen ticari defter ve belgelerini ibraz etmediğinden defterleri üzerinde inceleme yapılamadığının belirtildiği, davacı şirketin ticari defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2023 yılı öncesinde başladığı, davalı şirket tarafından düzenlenen toplam 3.249.071,82 TL tutarındaki 4 adet faturaya karşılık davacı şirket tarafından toplam 4.753.677,20 TL tutarında ödeme yapıldığının, bu suretle davacı şirket tarafından davalıya 1.504.605,38 TL fazla ödeme yapıldığının anlaşıldığı, bu itibarla takip tarihi olan 28/02/2025 itibarıyla davacı şirketin davalı şirketten cari hesap ilişkisinden kaynaklı 1.504.605,38 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, ayrıca tarafların 2023 ve 2024 yılı Ba-Bs bildirim formlarının birbiriyle örtüştüğünün bildirildiği belirtilmiştir. Davacı vekili 05/04/2026 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde, bilirkişi raporunun davacı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu ve davalının defterlerini ibraz etmediğini tespit ettiğini, bu durumun davacı kayıtlarının delil niteliğini güçlendirdiğini, raporda tespit edilen 1.504.605,38 TL alacak bakiyesinin dava ve icra takibine konu alacağın varlığını ve miktarını tereddütsüz şekilde ortaya koyduğunu, raporun somut ve denetlenebilir verilere dayalı olup hükme esas alınabilecek nitelikte olduğunu ve ek rapor alınmasına gerek bulunmadığını beyan etmiştir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, ... 7. Genel İcra Dairesi'nin 2025/14334 Esas sayılı takip dosyası, davacı şirketin ticari defter ve belgeleri, taraflara ait Ba-Bs formları, mahkememizce dosyaya uygun ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan 30/03/2026 tarihli SMMM bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davanın ticari satımdan kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin ise HMK'nın 222. maddesi uyarınca verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, bu durumda ispat yükünün yer değiştirdiği ve davacının ticari defterlerindeki kayıtların davalı aleyhine delil teşkil edeceği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı defterleri üzerinde yapılan incelemede davacının davalıya yaptığı ödemelerin davalı tarafından düzenlenen fatura bedellerinden 1.504.605,38 TL fazla olduğunun ve bu miktarda davacının alacaklı bulunduğunun tespit edildiği, bu tespitin davacının icra takibine konu ettiği 1.504.605,44 TL asıl alacak talebini doğruladığı, bu suretle davacının alacağını ispat ettiği ve davalının icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğu, davalının ise sekiz günlük süresi içinde takibe konu cari hesaba ilişkin faturalara itiraz ettiğini veya iade faturası düzenlediğini ispat edemediği, bu nedenle cari hesabın dayandığı faturalara konu mal ve hizmeti aldığı yönünde karine oluştuğu, bu karinenin aksini, yani faturalara konu mal veya hizmeti almadığını veya fatura bedellerini ödediğini de ispatlayamadığı, alacağın tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre belirlenebilir (likit) nitelikte olması nedeniyle davacı lehine İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile, davalı borçlunun ... ... .... .... esas sayılı icra takibine yaptığı 06/03/2024 tarihli İTİRAZININ İPTALİ ile takibin 1.504.605,44 TL asıl alacak yönünden DEVAMINA, takipten sonra asıl alacağa yıllık %49,25 oranını geçmemek üzere 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, 2-İİK'nun 67/2. maddesi uyarınca davalı borçlunun itirazının haksız olduğu anlaşıldığından, alacağın borçlu tarafından bilinebilir ve hesaplanabilir olduğu da gözetilerek iki tarafın durumuna ve davanın tahammülüne göre, itirazının iptaline karar verilen takibe konu asıl alacak miktarı olan 1.504.605,44 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 300.921,08 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Kabul edilen 1.504.605,44 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 102.779,60 TL karar ve ilam harcından 615,40 TL peşin harç, 24.767,35 TL tamamlama harcı toplamı olan 25.382,75 TL harcın düşümü ile eksik kalan 77.396,85 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı, 24.767,35 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 26.085,65 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının karşıladığı 1.205,00 TL yazışma gideri, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.205,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 1.504.605,44 TL üzerinden takdir edilen 228.644,76 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/05/2026
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır