İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/643 E. 2026/554 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/643
Karar No
2026/554
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/643 Esas - 2026/554 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : KARAR NO :

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI :

VEKİLİ : Av.

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/07/2025 KARAR TARİHİ : 16/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı, forklift hizmeti vermekte olup davalının Kayseri ilinde bulunan işyerlerinde forklift ile davalıya ait malzemelerinin tır/kamyon gibi araçlardan indirme/yükleme işlemlerini operatörlü olarak, kendi çalışanlarıyla gerçekleştirmiş olduğunu, davacı işleri tamamlamış olmakla, davalıya faturasını düzenlediğini, bu hizmete ilişkin davacı tarafından düzenlenen faturaların MG02024000000136 Fatura Numaralı 26.400 TL bedelli 30/10/2024 Vade Tarihli Fatura 26.400,00 TL olduğunu, davacı tarafından sağlanan hizmet karşılığı ödenmesi gereken 33.961,43 TL alacağın mevcut olduğunu, ilgili alacağa istinaden Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün 2025/33550 E. Sayılı icra dosyasıyla faturaya dayalı ilamsız icra takibi yapılmış olup Davalı-borçlu borcun tamamına kötü niyetle itiraz etmiş olduğunu, davacının ticari defter, faturalar ve banka hesap kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde davanın haklılığının ortaya çıkacağını, davalının 04/07/2025 tarihinde itiraz etmiş olması nedeniyle, itiraz üzerine duran icra takibinin devamı için huzurdaki davayı açma zorunluluğu doğmuş olduğunu, dava öncesi arabuluculuk başvurusu yapılmış olup anlaşamama ile neticelenmiş olduğunu, takip konusu alacağın, likit fatura alacağı olduğunu, bu durumda likit alacağa haksız şekilde itiraz eden borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekeceğinin Yargıtay Kararlarıyla da sabit olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14.06.2006 tarihli 2006/19-347 E. sayılı ve 2006/377 K. sayılı ilamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, dolayısıyla davalı yanın likit alacağa karşı yaptığı haksız itiraz nedeniyle İİK m.67/2 gereğince davalı aleyhine takip konusu miktar üzerinden %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla; Davanın Kabulü ile; davalı-borçlunun Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün 2025/33550 E. sayılı icra dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline ve takibin takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte devamına takibe haksız ve kötü niyetli itiraz eden borçlu aleyhine dava konusu miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere lehimize icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davalı şirket hakkında Kayseri İcra Müdürlüğü’nün 2025/33550 Sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinde taraflarınca süresi içerisinde yapılan borca itiraz üzerine davacı yanca mahkemede davalı şirket aleyhine itirazın iptali davası ikame edilmiş olduğunu, söz konusu dava dilekçesinin davalıya 21/08/2025 tarihinde tebliğ edildiğini ve iş bu haksız davaya cevaplarını süresi içerisinde sunma zarureti hasıl olduğunu, icra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili davalı şirketin herhangi bir borcu bulunmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden davacının davasını somut deliller ile ispatlaması gerekmekte olduğunu, fatura alacaklarının tahsilinde ticari defterler, alacaklı ve borçlu arasındaki ticari işlemleri ispatlamak açısından kritik bir rol oynamakta olduğunu, Türk Ticaret Kanunu’na göre, ticari defterler yalnızca işletmenin finansal durumunu ve ticari ilişkilerini düzenlemekle kalmaz, aynı zamanda uyuşmazlık durumlarında yasal bir delil niteliği taşıdığını, davacı ticari defterlerini delil olarak sunmuş veya göstermiş olsa da davalının ticari defterleri ile davacının Ticari defterleri birbirini doğrulamadığından davacının ticari defterlerini lehine delil olarak kullanamayacağını, gerekli görülmesi durumunda davalı şirketin de ticari defterleri incelendiğinde bu hususun sabit hale geleceğini, davacının, alacak iddiasını kesin deliller ile ispat külfeti altında olduğunu YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ, 2015/8902 E., 2016/211 K. SAYILI KARARInın bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, davacı dava dilekçesinde her ne kadar faturalara dayalı bir alacaktan bahsetmişse de faturaların tek başına alacağın varlığını kanıtlayamadığını, faturalarla birlikte aynı zamanda fatura konusu işlemin gerçekleştiğinin ve/veya gereği gibi ifa edildiğinin, ispatlanmasının gerekmekte olduğunu, davalı şirketin davacının belirttiği gibi bir borcu bulunmadığı gibi, takibe dayalı alacağa konu MG02024000000136 numaralı faturanın davalı şirketin ticari kayıtlarında da bulunmamakta olduğunu, Form Ba, Bs, belgeleri vergi dairesinden celp edildiğinde ve ticari kayıtların dosyanın uzman bilirkişilere tevdiinde bu hususun da sabit hale geleceğini, davacının iş bu davayı soyut ve dayanaksız şekilde ikame ettiğinin açık olduğunu, davacı tarafın davasını destekleyecek yazılı bir sözleşme, mal teslim fişi veya hizmetin verildiğini gösterir bir belge yahut sevk irsaliyesi vs dosyaya sunamamış olduğunu, salt alacağı olduğu iddiası ile itirazın iptali davasını ikame etmiş ve şu aşamadan sonra sunulacak her türlü delil ve evrak dava dilekçesinin genişletilmesi niteliğinde olup, muvafakatleri bulunmadığını, sözde alacağın varlığını HMK uyarınca iddiasını ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, davacı yanın sunmuş ve iddia etmiş olduğu hizmet faturasının davalının ticari defterlerinde bulunmadığını, bu faturanın teslimine ilişkin teslim tutanağı, hizmet sözleşmesi, sevk irsaliyesi gibi borcu doğuracak hiçbir belgenin dosyada bulunmamakta olduğunu, HMK m.119/1-f bendinde iddia edilen her bir vakanın hangi delillerle tespit edileceği hususunun dava dilekçesinde bulunması zorunlu unsurlar arasında sayılmış, aynı maddenin 2. Fıkrasında ise bu hususun sonradan tamamlanamayacak eksikliklerden olduğu belirtilmiş olduğunu, yine HMK m.121'de dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin dilekçeye eklenerek mahkemeye verilmesi zorunluluğunun düzenlenmiş olduğunu, dosyada davacının tek başına tanzim edilebilme imkanı olan bir evrak (fatura) haricinde delil olarak gösterilen bir evrak bulunmamakta olduğunu, işbu anlatılanların TMK madde 2 dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığının açık olduğunu, davacının tek taraflı tanzim ettiği fatura ile zenginleşmeye çalışmakta olduğunu, Medeni kanunun 2 ve 3. Maddesinin dikkate alınması gerektiğini, davacı yan dava dilekçesinde tanık deliline dayanmış olup, 2025 yılı için 33.000,00 TL üzeri alacağın varlığı iddiasının tanıkla ispat edilemeyeceğine kuşku bulunmamakta olduğunu, davacının ikama ettiği davada dava değeri 33.961,43 TL olup, yasal sınırı aşması dolayısıyla alacağını yalnızca senetle ispat külfeti bulunduğundan tanık dinletmesine de muvafakatleri bulunmamakta olduğunu, açılan davanın her yönüyle hatalı, dayanaksız ve soyut olduğunu, davacı yanın likit olmayan sözde alacak için bir de üstüne icra inkar tazminatı istemiş olduğunu, böyle bir alacağın mevcut olmadığı gibi icra inkar tazminatının da bununla birlikte olamayacağı hususunda da kuşku bulunmamakta olduğunu, dolayısıyla usulden ve esastan huzurdaki davanın reddi gerekmekte olduğunu, tüm hususların gerekli evrakların davalı şirketten vergi dairesinden celbi halinde yapılacak olan bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacağını belirterek, yazılı nedenlerle davalı aleyhine açılmış davanın reddine, davalı aleyhine kötü niyetli hareket ederek icra takibi başlatan takip alacaklısı davacı aleyhine takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, davacının Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün 2025/33550 E sayılı dosyası nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkindir. Kayseri Genel İcra Müdürlüğü 2025/33550 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının... olduğu, borçlunun... Kimya Anonim Şirketi olduğu, takibin toplam 33.961,43 TL alacak nedeniyle ilamsız takip başlatıldığı, anlaşılmıştır. Mahkememizin 31/12/2025 tarihli ön inceleme zaptının 7 nolu ara kararı uyarınca dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi ile rapor alınmasına karar verildiği ve 07/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle;'' Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle taraflarca sunulan ticari kayıtların incelenmesinden ulaştığımız bulgular şöyledir: 1. Davacı tarafça başlatılan icra takibinde davalıdan 26.400 TL alacak talep edilmiş ve takip dayanağı olarak MG02024…136 numaralı 26.400 TL bedelli Forklift Çalışma Bedeli içerikli fatura gösterilmiştir. 2. Davacının takip ve dava konusu yaptığı fatura davacının kayıtlarında davalıdan alacak olarak yer almaktadır. Ancak davalının sunduğu kayıtlarda bu fatura yer almamaktadır. 3. Davacının alacak talebine konu hizmeti davalıya sunduğunu ticari defterler dışındaki başka belgelerle ispatlayabileceği değerlendirilmektedir.'' sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Yargılama devam ederken celse arasında davacı vekilinin sunduğu 15/06/2026 havale tarihli dilekçesinde, davalı taraf ile anlaşma sağlandığını ve bundan dolayı davadan feragat ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını belirttiği, davalı vekilinin ise UYAP üzerinden sunduğu 15/06/2026 tarihli dilekçesiyle; karşılıklı yargılama gideri ve vekâlet ücreti talepleri bulunmadığını bildirmiş olduğu görülmüştür. HMK'nun 307. maddesi gereğince feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup HMK.nın 311 maddesi gereğince de feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğruran ve davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olduğundan, davacının feragat dilekçesi nazara alınarak davanın reddine, yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-HMK'nın 307-312. maddeleri uyarınca davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2- Harçlar Kanunun 22. Maddesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının 2/3'üne isabet eden 488,00 TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 127,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına ve davalı tarafın talebi gereği davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.16/06/2026

Katip ¸E-imzalıdır

Hakim ¸E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/643, K. 2026/554, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-643-e-2026-554-k-30119dd9f35f