İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/463 E. 2025/813 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/463
Karar No
2025/813
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/463 KARAR NO : 2025/813

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/05/2025 KARAR TARİHİ : 23/10/2025

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 180 yıllık kamusal bir geçmişe sahip olan davacı şirket ----- şebekeleri üzerinden ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini sunmakla yetkilendirilmiş bir işletmeci olup, söz konusu yetkilendirme çerçevesinde mevzuata uygun olarak yürütülen bu haberleşme hizmeti aynı zamanda “kamu hizmeti” niteliğinde olduğunu, izah olunan sebepler ile, davacı şirketin alt yapısına karşı yapılan haksız müdahaleler bir kez daha önem arz etmekte olup, işbu dava nezdinde, davalıların haksız müdahalesi sonucunda meydana gelen zararın tazmini talep etme zarureti hasıl olduğunu, ----- Müdürlüğü hizmet sahasında yer alan------ adresinde 01.08.2024 tarihinde ------ ekipleri tarafından yapılan çalışmalar esnasında şirketimize ait tesislerimiz hasara uğratıldığını, davalılardan ------ namına, diğer davalılar ----- tarafından kazı yapıldığı, yapılan kazı çalışmaları sırasında müvekkil Şirkete ait hatlara ve mevcut altyapısına zarar verildiği tespit edildiğini, davalıların usul ve hukuka aykırı çalışması sebebi ile dava konusu adreslerde toplam 6.837,73 TL tutarında zararımız meydana geldiğini, zararın tazmini amacı ile her ne kadar zorunlu arabuluculuk görüşmeleri yapılmış ise de, görüşme sonucunda anlaşma sağlanamadığını, davacı şirket altyapısına verilen zarar, anayasa ile korunma altına alınan haberleşme hürriyetinin devamı ve davacı şirketin kesintisiz iletişim sağlama yükümlülüğü kapsamında giderilmiş olup, hasar tespit tutanakları, keşif formu, hak ediş belgeleri, kazı hesaplama tablosu ve şantiye defterine ilişkin belgeler ile müvekkil şirketin uğradığı zarar açıkça ispatlandığını, davalılar tarafından verilen hasarın giderilmesi için hem davalı şirket tarafından malzeme kullanılmış, hem de dava dışı 3. Şahıs olan ----- Tarafından malzeme ve işçilik giderleri fatura edildiğini, arz ve izah edilen nedenlerle ve Mahkemece resen dikkate alınacak sair hususlara binaen; haklı davanın kabulü ile, 6.837,73 TL tutarındaki davacı şirket zararının haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP: Davalı ---- Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; İdarenin eylemi ile zarara uğradığı iddiasındaki davacı, ziyanını, genel mahkemelerde talep ve dava etmek yerine, İYUK md.2 gereğince idare mahkemesinde açacağı tam yargı davası ile tazmin yoluna gitmesi gerektiğini, açılan davanın, yargı yolu sebebiyle, görev yönünden reddi gerektiğini, davalı idare tarafından herhangi bir çalışma gerçekleştirilmediğini, söz konusu hasarın oluşumunda idarenin bir kusurundan bahsedilmesi mümkün olmadığını, dava konusu hasarın meydana gelmesinde davacı şirketin de müterafik kusur durumunun araştırılması gerektiği kanaatinde olduklarını, hasar iddiasına konu davacıya ait altyapı durumunun, boruların ve tesisatın projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenip döşenmediği araştırılarak, incelenmesi gerektiğini, istenilen tazminat bedeli fahiş olduğunu, açıklanan sebeplere binaen; yapılacak ilk incelemeden sonra işbu itirazın iptali davasının, dava konusu tazminat alacağının, tek taraflı tutulan bir tutanağa dayandırıldığından ve yargılamayla sübut bulacak nedenlerle haksız ve dayanaksız davanın husumet ve esastan reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesine yargı yolu bakımından İYUK md.2 gereğince, davacının aleyhine idari yargıda tam yargı davası olarak açılması gerektiği halde görevsiz olan mahkemede açılan davanın, görevsizlik sebebiyle reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve lehlerine vekalet ücreti takdirine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Davalılar ----- Şirketi ile ----- Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketler aleyhine, haksız fiilden kaynaklandığı iddia edilen tazminat talebiyle dava ikame edildiğini, söz konusu iddialar maddi gerçekten uzak, mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketler, tüm faaliyetlerini diğer davalı ----- ile akdedilen ihale sözleşmesi, teknik şartnameler ve ilgili mevzuat çerçevesinde, azami özen ve dikkatle yürüttüğünü, davacı tarafın kendi kusurundan kaynaklanan bir zararı müvekkillerimize yükleme çabası, hukuk düzeni tarafından korunamayacağını, dava dilekçesinde belirtilen hasarın meydana geldiği iddia edilen adreste, davalı şirketler, diğer davalı ----- uhdesinde bulunan ve ihale sözleşmesiyle kendilerine tevdi edilen bir kamu hizmetini ifa ettiğini, davalılar, altyapı inşaatı sektöründe yılların tecrübesine sahip, uzman ve saygın kuruluşlar olduğunu, faaliyetlerini yürütürken, yer altındaki mevcut diğer tesislere zarar vermemek adına gerekli tüm teknolojik ve idari önlemleri aldığını, bu planlar, hangi kurumun altyapısının hangi derinlikte ve hangi koordinatlarda yer aldığını göstermekte olup müvekkil şirketler, bu resmi verilere harfiyen riayet ederek çalıştığını, ancak, dava konusu somut olayda davacı ----- ait olduğu iddia edilen telekomünikasyon kabloları, olması gereken standart derinliğin çok üzerinde, adeta asfalt tabakasının hemen altında, hiçbir koruyucu önlem (çelik kılıf, beton blok, uyarı bandı vb.) alınmaksızın, son derece özensiz bir şekilde toprağa bırakıldığını, iddia edilen zararın davacının kendi fenni usulsüzlüklerinden kaynaklandığı, davalı şirketlerin ----- Şube Müdürlüğü'ne sunduğu Mahkemede sunulan 16.12.2024 tarihli cevap ve itiraz yazıları ile de belgelendiğini, davacı kurumun hasar iddiaları üzerine diğer davalı ----- tarafından davalılara rücu edilmek istenen bedellere karşı, ---- Adi Ortaklığı tarafından ---- Şube Müdürlüğü'ne sunulan itiraz yazılarında, dava konusu adres de dahil olmak üzere birçok farklı lokasyonda yaşanan benzer hadiseler için şu net tespitte bulunulduğunu, normal şartlarda, bir altyapı tesisatına yaklaşılırken, kazı ekibini uyaran ve hattın varlığına işaret eden renkli ikaz bantlarına rastlanması gerektiğini, ancak davacı kurum, bu en temel güvenlik önlemini dahi almaktan imtina ettiğini, davalı şirketlerin, planlarda görünmeyen ve hiçbir fiziki emare ile varlığı belli olmayan, adeta bir mayın gibi usulsüzce döşenmiş bir kabloyu tespit etmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zararın temel ve yegane sebebi, davacı kurumun kendi tesisini korumaktaki ağır ihmali ve özensizliği, yani davacının kendi kusuru olduğunu, davalı şirketler, altyapı sektörünün gerektirdiği tüm teknik bilgi ve donanıma sahip, basiretli birer tacir olarak faaliyetlerini yürüttüğünü, kazı yapılacak alanlar, diğer davalı ------ tarafından verilen plan ve projelere göre belirleneceğini, ancak davacı kurum, kendi altyapısını adeta bir tuzak gibi, olması gereken derinliğin çok üzerinde, asfaltın hemen altına, hiçbir koruyucu önlem olmaksızın döşediğini, bir kazı ekibinin, planlarda görünmeyen, fiziki bir işareti (rögar, ikaz levhası vb.) bulunmayan ve en temel güvenlik standardı olan renkli uyarı şeridi dahi serilmemiş bir kabloyu fark etmesi fiilen imkansız olduğunu, bu nedenle davacının iddia ettiği zararda davalının hiçbir kusuru bulunmadığını, arz ve izah edilen nedenler ve Mahkemece re'sen gözetilecek hususlar doğrultusunda; öncelikle usule ilişkin itirazları kabulü ile davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise, esasa ilişkin açıklamalar doğrultusunda haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini davalı şirketler adına beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Hasar Tespit Tutanağı, Hasar Keşif Formu, Faturalar, Fotoğraflar, ------ Belediye Başkanlığı Müzekkere Cevabı, Dosyadaki Sair Bilgi ve Belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava; Haksız Fiilden Kaynaklanan zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak resen değerlendirmeye tabi başta arabuluculuk olmak üzere HMK'nin 114 maddesindeki genel dava şartları, taraf sıfatı ve harç gibi hususlar incelenip değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan bir kısım taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine; tahkikata geçilerek dosya kapsamın ve toplanan deliller incelenip değerlendirilmek suretiyle tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek aynı duruşmada hazır bulunan aynı vekillerin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide; hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nın 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır. 6098 sayılı TBK'nin 61 ve 62. maddelerinde düzenlenen müteselsil sorumluluk esaslarına göre ise; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri 6098 sayılı TBK'nin 162 ve 163. maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur. 6098 sayılı TBK'nin 167 maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur. 6098 sayılı TBK'nin 168 maddesi uyarınca ise diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri ,tediye ettiği miktar kadar alacaklının haklarına halef olmaktadır. Yukarıdan beri yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya bakıldığında ; davacı şirket tarafından ----- hizmet sahasında----- adresinde 01.08.2024 tarihinde ------ ekipleri tarafından yapılan çalışmalar sırasında davacı şirkete ait tesislerin hasara uğratıldığının iddia edilmiş olup dosyaya bu iddiayı tevsik edici bilgi, belgeler ve fotoğraflar da sunulmuştur. Davalı ------ tarafından öncelikle bu tür işlerin yüklenici firmalar tarafından yerine getirildiği/ yapıldığından varsa da zarardan kendilerinin sorumlu tutulamayacağı öne sürülmüştür. Ancak olayda öncelikle davalı kurum kazı çalışmalarını alt taşeron başka şirketin yaptığı aralarındaki sözleşme gereğince kendilerine husumet yöneltilemeyeceğine yönelik savunması haksız fiil sorumluluğunun zarara görene karşı sözleşme ile ortadan kaldırılamayacağı , işin asıl sahibinin davalı kurum olduğu, davalı kurum ile haksız eylemi gerçekleştiren şirket arasındaki sözleşme ilişkisinin iç ilişkiye ilgilendirdiği, zarar gören davacı şirketin müteselsil sorumlu olan her iki tarafa da başvurabileceği gibi yalnızca birinden de talepte bulunabileceği anlaşıldığından yerinde görülmemiştir. Mahkememizce haksız eylemin yapıldığı adreste kazı yapılıp yapılmadığı ve kim tarafından ne zaman kazı izni alındığı hususu ----- Belediye Başkanlığından sorulmuş; anılan adreste herhangi bir yapı ruhsatı ve ve inşai faaliyet izni alınmadığı bildirilmiştir. Mahkememizce dosya kapsamındaki davacı şirket adına çalışanları tarafından yapılan keşif gözlem, hasar tespit tutanaklarından ve fotoğraflardan zararın ve giderilmesi için yapılan masrafların açık bir şekilde ortada olduğu görülmüştür. Kaldı ki davalıların yalnızca usule, hukuki sorumluluğa, illiyet bağına, zarara ve zarar miktarına ilişkin genel ve soyut savunmalarda bulundukları haksız eyleme ilişkin somut bir savunmaları olmadığı görülmüştür. Zira dosyada mukim tüm delillere göre zararın davalı ------ taşeron sözleşmesi ilişkisi içinde bulunduğu diğer davalı şirketler tarafından yapılan müteahhitlik çalışması sırasında meydana geldiği açıktır. Filhakika; başta inşaat olmak üzere su, atık su, doğal gaz, ----, kanalizasyon çalışması gibi altyapı hizmetlerinin ve işlerinin yürütülmesi ve yapılması sırasında yer üstünde ve yeraltında altında bulunan iletişim tesis ve kablolarına, genel olarak yer altı ve üstü altyapı hizmetlerine zarar verilmesi işin niteliğine ve hayatın olağan akışına uygun olarak sıklıkla gerçekleştiği de maruftur. (HMK, 187/1,187/2) Burada tekrar vurgulamak gerekir ki; üçüncü kişilere karşı yapılan veya yapılacak olan haksız fiillerden sorumluluk zarar gören yönünden sözleşme ilişkisi ile ortadan kaldırılamaz. Zira üçüncü kişilere verilen zararların giderim biçimi sözleşmenin tarafları arasındaki iç ilişki ve rücu ilişkisini ilgilendirmekte olup sözleşmenin taraflarına göre üçüncü kişi konumundaki davacı şirketi bağlamayacağı açıktır. (TBK,61,62,162 vd ) Buna göre davaya konu olaylarda davacı şirketin yer üstündeki ve altındaki üst ve altyapı tesis ve kablolarına verilen zararların ve miktarlarının davacı şirket tarafından açıkça dökümlerinin gösterildiği, hasarların kamuya sunduğu iletişim hizmetlerinin aksamaması için zorunlu olarak hemen giderildiği, başta haksız eylem ve kusur olmak üzere haksız fiilin tüm unsurlarının ve ortaya çıkan zararın, dosyaya sunulan tüm bilgi, belge, resim ve faturalarla esasen açıkça ortaya konulup ispat edildiği ve böylece uyuşmazlığın tamamen aydınlandığı anlaşılmakla başkaca delil araştırılmasına ve tartışılmasına gerek görülmemiş; tahkikat doğrudan bitirilmiştir. (HMK,146,187,TBK, 49,50,51) Mahkememizce yargılamaya hakim olan ilkeler temelinde ; kurumsal ve köklü bir şirket olduğu bilinen ve ülkemizde uzun yıllara sari ticari faaliyet gösteren davacı şirket tarafından belirlenen ve gösterilen hasar ve hasar onarım bedeli miktarlarının işin niteliğine göre dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu gibi hakimlik bilgi ve tecrübesine göre günün serbest piyasa koşullarına göre de kadri maruf olduğu, bilirkişi raporu ve görüşünün sonuca etkili olmayacağı sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. (AY, 138/1, 141/3-4 ,HMK, 25, 26, 27, 29, 30, 33, 266/2.cümle) Bütün bunlara göre davalıların ortak sorumluluğunda bulunan haksız fiilden doğan işbu zararı, 6098 sayılı TBK'nin 117/2 maddesi gereğince haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte dava dışı yüklenici firmalarla birlikte müştereken ve müteselsilen tazmin etme sorumluluğunun bulunduğu değerlendirilmiştir. Bununla birlikte davanın tarafları tacir olduğu ve yasa gereği tacir sayıldığı halde; zararın haksız fiilden kaynaklanması karşısında aralarındaki ilişki ticari iş ve dava kapsamında olmadığından hükmedilen tazminata yasal faiz uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. (Yargıtay -----HD. ------ Binaenaleyh; davacı şirket tarafından TBK'nin 49,50/1,51/1 ve 117/2 maddeleri esaslarında hukuka aykırılık, zararlar, kusur ve illiyet bağı ve temerrüt yönünden TMK'nin 6 ve HMK'nin 190. maddeleri gereğince esastan ispatlanan davanın kabulü ile; 6.837,73 TL tazminatın 01/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden aynı yasanın 326/1-3 maddesi gereğince tamamından davalılar müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın kabulü ile, 6.837,73 TL tazminatın 01/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken alınarak davacıya verilmesine, 2-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.865,96 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 466,49 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 1.399,47 TL karar ve ilam harcının davalılardan müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan meteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-)Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı 615,40 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı, 917,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.235,80 TL yargılama giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 6.837,73 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle miktar yönünden (6.837,73 TL < 40.000,00) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/463, K. 2025/813, T. 23.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-463-e-2025-813-k-5ab2091aa810