İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/52 E. 2025/1019 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/52
- Karar No
- 2025/1019
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ...Esas - ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO :... KARAR NO : ...
HAKİM :... KATİP : ...
DAVACI : 1- ... 2- ... 3-... 4- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 3- ... İHBAR OLUNAN : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ : ... KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalılardan ...'ın sürücüsü, ...'ın işleteni olduğu ve diğer davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde sigortalı ... plakalı aracın müvekkillerinin murisi ...'ın bisikletine arkadan çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini, olay ile ilgili olarak Kayseri 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini, kaza ile ilgili davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduklarını ve arabuluculuk sürecinin de olumsuz sonuçlandığını, meydana gelen trafik kazasında sürücü ...'ın tam kusurlu olduğunu, müvekkillerinden Döndü'nün müteveffanın eşi, diğer davalıların ise müteveffanın çocukları olduğundan bahisle müvekkillerinin yaşadığı zararın bir nebze olsun karşılanabilmesi adına fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili ... için 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze ve defin masrafının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkillerinin müteveffayı kaybetmekten dolayı çektikleri acı, üzüntü ve sıkıntı ile ülkenin ekonomik koşulları göz önünde bulundurularak müteveffanın eşi Döndü için 400.000,00-TL manevi tazminatın, çocukları Nurettin, Hacı ve İsmail'in her biri için ayrı ayrı 100.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar Mikdat ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: sigorta şirketine başvuru dava şartının usulüne uygun yerine getirilmediğini ve müvekkilinin temerrüte düşürülmediğini, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, dosyanın adli tıp kurumuna gönderilerek kusur oranlarının tespiti bakımından rapor alınması gerektiğini, davanın kabulü halinde müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu iddialarının kabul etmediklerini, müteveffanın dikkatsizliği sebebiyle kazanın meydana geldiğini, kaza tespit tutanağında müteveffanın koruyucu ekipman taktığının tespit edilmediğini, en az %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, dava konusu olay neticesinde davacı tarafa ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, ödeme yapılmış ise hükmedilecek tazminattan mahsubunun gerektiğini, haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddini, esasa girilmesi halinde esastan reddini, yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER : Kaza tespit tutanağı, sigorta poliçesi, hastane kayıtları, sosyal ve ekonomik durum araştırması sonucu, kazaya karışan araçların trafik kayıtları, SGK kayıtları, Kayseri 14. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 22/11/2024 tarihli raporunda: davacıların murisi sürücü sürücüsü ...'ın %75 (yüzde yetmişbeş) oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'ın %25 (yüzde yirmibeş) oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir. 14/02/2025 tarihli aktüer bilirkişi raporunda: cenaze ve defin giderleri kapsamında yapılan mezar yeri ücreti giderinin 1.250,00-TL olduğu, söz konusu giderin davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 1.200.000,00-TL) kapsamında kaldığı, davaya konu kazada desteğini yitiren davacı eş ...'ın destek zararının 230.090,26-TL olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 1.200.000,00-TL) kapsamında kaldığı görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Davacı vekili dosyaya sunduğu 07/05/2025 tarihli ıslah dilekçesinde: müvekkili ... adına destekten yoksun kalma tazminatı olarak talep ettikleri 900,00-TL tazminatı 229.190,26-TL daha artırarak 230.090,26-TL'ye çıkardıklarını, 230.090,26-TL destek zararının kaza tarihinden başlayarak işletilecek yasal faizi ile sigorta şirketi yönünden poliçe limiti üst sınırı içerisinde sorumlu olmak kaydıyla tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, talep etmiş oldukları 100,00-TL cenaze ve defin masrafını 1.150,00-TL daha artırarak 1.250,00-TL'ye tamamladıklarını, 1.250,00-TL cenaze ve defin giderinin kaza tarihinden başlayarak işletilecek yasal faizi ile sigorta şirketi yönünden poliçe limiti üst sınırı içerisinde sorumlu olmak kaydıyla tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca ... için 400.000,00-TL, diğer müvekkillerinin her biri için ayrı ayrı 100.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08.11.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan Mikdat ve Ayşe'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, 08/11/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile ...'ın vefatından dolayı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir. 6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama tek hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır. Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada dava değeri itibarı ile 7251 sayılı Kanun'la değişik 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır. Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında tarafların anlaşmaya varamadıkları görülmüştür. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08/11/2023 günü, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı 15 Temmuz Caddesi üzerinde seyir halinde iken o sırada bisiklet ile karşıdan karşıya geçmekte olan davacı ...'ın eşi, diğer davacıların babası ...'a çarpması neticesinde ...'ın vefat ettiğinden bahisle davacı eş ... için 900,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 100,00-TL cenaze defin gideri, 400.000,00-TL manevi tazminat, çocukları olan diğer davacılar için ise ayrı ayrı 100.000,00-TL manevi tazminat diledikleri görülmüştür. Olayla ilgili Kayseri 14. ACM'nin ... Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. Ceza dosyasının incelenmesinde müteveffanın 08/11/2023 günü sevk ve idaresindeki bisikleti ile Şehit Ali Örnek Caddesi'ni takiben Bilge Kağan Caddesi istikametinden gelerek 15 Temmuz Caddesi kavşağına giriş yaptığı sırada aracının sol yan kısımlarına 15 Temmuz Caddesi'ni takiben Hulusi Akar Bulvarı istikametinden gelip Halef Hoca Caddesi istikametine doğru seyir halinde olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetin sol ön köşe, sol yan çamurluk ve sol dikiz ayna kısımlarıyla çarpması neticesinde ...'ın vefat ettiği görülmüştür. Nüfus kayıtlarının incelenmesinde davacı ...'ın muris ...'ın eşi olduğu, davacılar ..., ... ve...'ın ise murisin çocukları olduğu görülmüştür. Sigorta poliçesinin ve ceza dosyasının incelenmesinde; kazaya karışan ... plakalı aracın sürücüsünün davalı ... olduğu, tescil kayıtlarına göre ise araç malikinin davalı ... olduğu ve davalı ... Sigorta A.Ş sigorta bünyesinde ZMSS poliçesi ile ve ihbar olunan Sompo Sigorta A.Ş bünyesinde İMM poliçesi ile sigortalı olduğu görülmüştür. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür. KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde; Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir." Somut uyuşmazlıkta, kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketi nezdinde ZMSS poliçesi sigortalı olduğundan davacının davalı sigorta şirketine 23/11/2023 tarihinde mail yoluyla başvurduğu, davalı sigorta şirketince eksik evraklar istenmişse de davacıya her hangi bir ödeme yapılmadığı, dolayısıyla davacının yasada öngörülen sigortacıya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Aksi yöndeki itiraza itibar edilmemiş, dava şartlarının mevcut olduğu değerlendirilmiştir. -Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde, 08/11/2023 günü müteveffa ...'ın sevk ve idaresindeki bisikleti ile Şehit Ali Örnek Caddesi'ni takiben Bilge Kağan Caddesi istikametinden gelerek 15 Temmuz Caddesi kavşağına giriş yaptığı sırada aracının sol yan kısımlarına 15 Temmuz Caddesi'ni takiben Hulusi Akar Bulvarı istikametinden gelip Halef Hoca Caddesi istikametine doğru seyir halinde olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetin sol ön köşe, sol yan çamurluk ve sol dikiz ayna kısımlarıyla çarpması neticesinde dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir.
Kaza tespit tutanağının incelenmesinde kazanın oluşumunda bisiklet sürücüsü ...'ın 2918 sayılı K.T.K'da yer alan sürücülere ait kusurlardan 57/1-A (kavşaklara yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamamak, dikkatli olmamak, geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkı vermemek) kuralını ihlal ettiği, ... plakalı araç sürücüsünün ise aynı kanunda yer alan sürücülere ait kusurlardan 52/1-A (aracın hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmamak) kuralını ihlal ettiği görülmüştür. Mahkememizce Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı'ndan kusur raporu alınmıştır. Anılan raporda; olay sonrası tanzim edilen trafik kazası tespit tutanağında kazanın, meskun mahalde, 7 metre genişliğinde, asfalt kaplama, virajlı, eğimli, iki şeritli bölünmüş cadde üzerinde üç yönlü (T) kavşakta, açık havada, kuru zeminde, gündüz meydana geldiği, mahalde azami hız sınırının 50 km/s olduğuna, çarpma noktasının kavşak içerisinde olduğu, bisikletlinin seyir yönüne hitap eden kavşak girişinde 'DUR' levhası bulunduğuna, kamyonete ait çarpma sonrası 33 metre fren izi bulunduğu belirtilmiştir. Sürücü ...'ın poliste alınan ifadesinde; "...08.11.2023 günü saat: 10:00 sıralarında kendi sevk ve idaremdeki ... plaka sayılı Ford Cornier marka araçla Talaş Mevlana Mahallesi 15 Temmuz Caddesi üzerinde ilerlediğim sıra Ali Örnek Caddesi kesişimine geldiğimde Ali Örnek Caddesinden 15 Temmuz Caddesine geçiş yapmak için yolun karşısına geçmeye çalışan ismini emniyette öğrendiğim ... isimli bisikletli şahıs dur ihtarına uymayarak yolun bir anda önüme çıktı bende duramayarak şahsa çarptım ve kaza meydana geldi. Olay sonrası şahıs yere düşerek yaralandı...Bisikletli şahıs dur tabelası vardı ve beklemeden yola çıktı. Bende son anda fark ettim ancak duramayınca kaza meydana geldi." şeklinde beyanı olduğu, dosyada mevcut ceza davasında Adli Tıp Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 04/01/2024 tarihli raporunda, müteveffa sürücü ...'ın asli kusurlu, sürücü ...'ın tali kusurlu olduğu kanaatinin belirtildiği, dosya kapsamındaki hazırlık ve ceza dosyası evrakı, kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokisi, beyanlar ve diğer tüm veriler incelendiğinde, kazanın yukarıda "OLAY" kısmında belirtilen şekilde meydana geldiği anlaşılmış olup mevcut verilere göre; davacıların murisi sürücü ... idaresindeki bisiklet ile gündüz vakti meskun mahalde seyri sırasında geldiği olay mahalli kavşakta kendisine hitaben 'DUR' trafik işaret levhasını dikkate almadan, solundan bölünmüş yolu takiben gelen trafiği kontrol etmeden, dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde kavşağa girmesiyle, ilk geçiş hakkını vermeyerek seyir yolunu kapattığı davalı sürücünün idaresindeki kamyonet ile aracının sol yan kısmına çarptığı olayda %75 oranında, davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki kamyonet ile tespit edilen fren izi mesafesinden de anlaşılmakla, meskun mahal şartlarına uygun hızla seyretmeyip, kavşak mahalline hızını azaltarak müteyakkız şekilde girmeye özen göstermeyerek, sağındaki kavşak kolundan kavşağa giren bisikletin sol yan kısımlarına zamanında etkin fren tedbiri almayarak çarptığı olayda %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce alınan kusur raporu olayın şekline uygun olduğundan adli tıp raporu esas alınmıştır. Somut olayda, davalı ... hakkında Kayseri 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden "Taksirle Ölüm Neden Olma" suçundan kamu davası açılmış, ceza dosyası ve savcılık dosyasında alınan raporlar ve toplanan deliller de mahkememizce aldırılan kusur raporu ile aynı doğrultuda olup raporlar arasında çelişki bulunmamaktadır. Mahkememiz karar tarihi itibariyle ceza davası devam etmektedir. Ancak ceza mahkemesinin kusura dair tespiti hukuk mahkemesini bağlamayacağından ve müteveffanın ölümüne dava konusu trafik kazasının sebebiyet verdiği açık olduğundan mevcut delillere göre karar verilmesi gerekmiştir. -Destekten yoksun kalma tazminatına dair değerlendirmede; Destekten yoksun kalma tazminatı, B.K'nun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir." şeklinde hükme bağlanmıştır. Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nun 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Borçlar Kanunu’nun 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu’nun 45/III. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. -411 K. sayılı ilamı). Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın “Sigortanın Kapsamı” başlıklı A-1.maddesindeki, “Sigortacı, bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde düzenlemesi yer almaktadır. -Davalı ... ve ...'ın sorumluluğuna dair değerlendirmede; İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6031, K. 2015/13494) Somut olayda, davalı ... işleten olması nedeni ile kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde ve davalı ... haksız fiil hükümleri (TBK'nun 49 ve devamı) uyarınca zarardan sorumludurlar. - Aktüerya hesabına dair değerlendirmede; Yargıtay'da uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında davacının ve desteğin bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılması gerekmektedir. Mahkememizce İbrahim Toksöz'den alınan raporun yöntemine uygun olduğundan mahkememizce esas alınmıştır. Anılan raporun incelenmesinde; Davaya konu kazada desteğini yitiren davacı eş ...'ın cenaze ve defin gideri zararının 1.250,00-TL, destek zararının 230.090,26-TL olduğu anlaşılmakla bu miktarlar üzerinden karar verilmiştir. ZMMS poliçesine göre davalı sigorta şirketinin kişi başına sakatlanma ve ölüm teminat limiti 1.000.000,00-TL olup mahkememizce hükmedilen tutar bu limitin çok altında olduğundan hükümde poliçe teminat limitinin belirtilmesine gerek görülmemiştir. - Manevi tazminata dair değerlendirmede; Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği TMK'nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Somut olayda, tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırması, kazanın oluş şekli, dinlenen tanıkların beyanları, davalı tarafın kusuru, çekilen ızdırap, müteveffanın yaşı ve yukarıda açıklanan kıstaslar çerçevesinde davacı eş ... için 100.000,00-TL, müteveffanın diğer davacı çocukları için ise ayrı ayrı 50.000,00-TL manevi tazminatın uygun olduğu değerlendirilmiştir. -Faize ait değerlendirmede; 2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise arabulucuk başvuru tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrütfaizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir. Anılan açıklamalar uyarınca davacı tarafça sigorta şirketine mail yoluyla 23/11/2023 tarihinde başvuru yapıldığından bu tarihten itibaren 8 iş günü ileri gidildiğinde bu davalı yönünden 06/12/2023 tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilmiş, diğer davalılar yönünden ise olay tarihi temerrüt tarihi kabul edilmiştir. Ancak yargılama sırasında davalı sigorta şirketince maddi tazminat ferileriyle birlikte davacı vekilinin hesabına gönderilmiş, davacı vekili ödemenin hangi isme yahut mahkeme numarasına binaen geldiğini anlayamadığından 11/06/2025 ve 13/06/2025 tarihlerinde yapılan ödemeler davalı sigorta şirketine iade edilmiştir. Bu durum dosyadaki dekont örnekleri ve banka cevabı yazısından anlaşılmaktadır. Dekontların incelenmesinde açıklama kısımlarında hasar dosya numarasının yazılı olduğu, yine dekont üzerinde hangi sigorta şirketinin ödeme yaptığı bilgileri yer aldığından mahkememizce hüküm kurulurken davalı sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilmekle birlikte faizin sonlandığı tarihin de ödemenin tamamının yapıldığı 29/05/2025 tarihi olarak belirlenmesi gerekmiştir. Sigorta şirketinin geçerli olarak yaptığı ödeme ile faiz sorumluluğu son bulmuş olup davacı iade etmesinden kaynaklı olarak para yeniden sigorta şirketinin uhdesine geçmiştir. Bu nedenle sigorta şirketinin faizden sorumlu olduğu tarih aralığı 06/12/2023 ile 29/05/2025 tarihleri arasıdır. Hüküm de buna göre kurulmuştur. - Yargılama giderine ilişkin değerlendirmede; Anayasa Mahkemesi Başkanlığı tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 326. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla iptaline ilişkin 2024/29 E. 2024/226 K. sayılı ve 25/12/2024 tarihli kararı 14.03.2025 tarihinde 32841 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. HMK'nun 326/2 maddesinde yer alan; ''Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.'' hükmünü "manevi tazminat davaları yönünden" Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle AYM tarafından iptaline oyçokluğuyla karar verilmiştir. İptal ve muhtemel hak ihlallerine sebebiyet vermemek için yargılama gideri davalı üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜ ile, 1-Davacı ... için 1.250,00-TL cenaze defin gideri ve 230.090,26-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş yönünden temerrüt tarihi olan 06/12/2023 tarihinden 29/05/2025 tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile, davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 08/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 2-Davacı ... için 100.000,00-TL, davacı ... için 50.000,00-TL, davacı ... için 50.000,00-TL, davacı... için 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ÖDENMESİNE, 3-Davacıların, davalılar ... ve ... yönünden fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin REDDİNE, 4-Maddi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden: 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 15.802,85-TL ilam harcından, tahsil edilen 2.394,27-TL peşin harç ve 3.181,00-TL ıslah harcının mahsubuna, bakiye 10.227,58-TL harcın davalılar ... Sigorta A.Ş., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Manevi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden: 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 17.077,50-TL ilam harcının davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.000,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Davacı tarafın yaptığı 427,60-TL başvurma harcı, 2.394,27-TL peşin harç, 3.181,00-TL ıslah harcı, 3.750,00-TL adli tıp kurumu fatura ücreti, 3.500,00-TL bilirkişi ücreti, 2.108,25-TL posta ücreti olmak üzere toplam 15.361,12-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 8-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 9-Maddi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden: Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ödenmesine, 10-Manevi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden: a)Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ödenmesine, b)Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ödenmesine, c)Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ödenmesine, d)Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı...'a ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/11/2025
Katip ...
Hakim ...