İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/450 E. 2026/481 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/450
Karar No
2026/481
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/450 Esas - 2026/481

TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/450 Esas KARAR NO : 2026/481

....

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/06/2025 KARAR TARİHİ : 12/06/2026 GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 12/06/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili .... adresinde faaliyet gösteren işletme için 01/07/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 19/10/2016 tarihinde Açık Satış Noktası Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca davalının 25.000 litre bira ürünü satmayı ve ürünlerin etkin bulunurluğunu sağlamayı taahhüt ettiğini, müvekkili şirketin ise davalıya 65.000,00 TL tutarında nakit katkı ödemesi yaptığını, ancak davalının Mayıs 2019 tarihinden itibaren sözleşmeye aykırı şekilde ürün alımı yapmayarak ve satış taahhüdünü yerine getirmeyerek sözleşmeyi ihlal ettiğini, bu nedenle sözleşmenin 20. maddesi uyarınca müvekkili şirket tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, ödenen 65.000,00 TL katkı bedeli ile 65.000,00 TL cezai şartın tahsili amacıyla müvekkili şirket tarafından .... Esas sayılı dosya üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine haksız ve dayanaksız şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, itirazın iptali davası açılmadan önce 05/05/2025 tarihinde arabuluculuk sürecinin tamamlandığını ve tarafların anlaşamadığını, davalının sözleşme hükümlerine aykırı davranışı sebebiyle aldığı mali yardımı faiziyle iade etme borcu bulunduğunu, ayrıca sözleşmenin 20. maddesi gereğince 65.000,00 TL cezai şartı ödemekle yükümlü olduğunu, davalının icra takibine yaptığı itirazın kötü niyetli olduğunu ve dürüstlük kuralı ile basiretli iş adamı ilkesine aykırılık teşkil ettiğini belirterek, davalının müvekkil şirket tarafından .... Esas sayılı icra dosyasına yaptığı haksız itirazın iptaline, takibin tüm ferileriyle devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini iddia ederek müvekkili aleyhine .... Esas numaralı icra takibi başlattığını, müvekkilinin bu takibe süresinde itiraz ettiğini, müvekkili şirketin sözleşme tarihinden sonra 18.08.2022 tarihli ve 10642 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan ilan uyarınca ... devralındığını, bu nedenle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 61. maddesi uyarınca davanın ... ihbar edilmesini talep ettiğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığını, icra dosyasının 2023 tarihli olmasına rağmen davanın 23.06.2025 tarihinde ikame edildiğini, davacı vekilinin vekaletname sunduğu tarihin itirazdan haberdar olunduğu tarih olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu sebeple davanın usulden reddinin zorunlu olduğunu, esasa ilişkin olarak ise sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkilden herhangi bir alacağının bulunmadığını, sözleşmenin 20. maddesi uyarınca miktar taahhüdüne ulaşılamaması halinde cezai şart hükmünün uygulanmayacağının açıkça düzenlendiğini, davacının kendi sözleşme hükmüyle çelişkili bir şekilde cezai şart talep etmesinin haksız olduğunu, itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olması sebebiyle takipte dayanılmayan belgelerin bu davada delil olarak kullanılamayacağını, ..... esas sayılı 17.6.2021 tarihli kararı uyarınca takipte dayanılmayan belgelerle alacağın ispat edilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle öncelikle usulden, aksi takdirde esastan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER -.... Esas sayılı icra dosyası -BA/BS formları -Ticari defter ve kayıtları -Bilirkişi Raporu DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ... aleyhine, 03/04/2023 tarihinde örnek no 7 ile 35.000,00 TL katkı payı, 30.000,00 TL katkı payı, 65.000,00 TL cezai şart, 32.428,22 TL işlemiş faiz, 26.896,85 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 189.325,07 TL'lik icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 09/05/2023 tarihinde tebliği üzerine borçlu vekili tarafından sunulan 12/05/2023 tarihli dilekçe ile borca ve ferilerine itiraz edildiği, takibin durdurulduğu, işbu davanın 23/06/2025 tarihinde açıldığı, borca itirazın davacı alacaklı vekiline tebliğ edilmemiş olması nedeniyle açılan davanın süresinde olduğu anlaşılarak işin esasının incelenmesine geçilmiştir. Mahkememizce aldırılan 18/12/2025 tarihli kök raporda; Davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, dava dışı distribütör ... ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, davalı tarafın, ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmeyerek bu kayıt ve defterlerinin bulunduğu iletişim adres ve bilgilerini mahkemeye bildirilmediğinden, davalının ticari defterlerinin usulüne uygun, tutulup tutulmadığının, davalının ticari defter, belgeleri ve kayıtlarının incelemesi yapılamadığı, davacı şirkete ait ticari defter, belgeleri ve kayıtlarının incelenmesinde, davacı alacaklı şirketin icra takip tarihi itibariyle davalıdan 35.000,00 TL ve 30.000,00 TL'lik katkı payı ödemeleri nedeniyle toplam 65.000,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça davalının .... sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptalinin talep edildiği, takip talebinde borcun kaynağına sadece “Cezai Şart 65.000.00 TL, Nakit Bazlı Katkı Tutarı 35.000,00 TL, Nakit Bazlı Katkı Tutarı 30.000,00 TL” açıklamasının yapıldığı, itirazın iptali davasının takiple sıkı sıkıya bağlılık kuralı gösterilen deliller açısından Mahkemenin takdirinde olduğu, taraflar arasındaki Sözleşme'nin 19. Maddesinde düzenlenmiş fesih maddesi çerçevesinde davacının ihtarsız fesih hakkını kullandığı, davacının ihtarsız fesih hakkını davalının hiç mal ya da az mal alınmamasına dayandırdığı, taraflar arasındaki sözleşmede, taahhüdün zaman sınırlaması olmaksızın verilmiş olduğu, davalının da kısmen de olsa alımlara devam ettiği, davacının bu yönden sözleşmeyi fesih edip edemeyeceğinin takdirinin Mahkemede olduğu, Mahkemenin takdirine bırakmak açısından katkı payı ve cezai şart hesaplaması neticesinde; davacının 02/11/2016 tarihinde 35.000,00 TL, 07/03/2017 tarihinde 30.000,00 TL ödediği, davacının 02/11/2016 tarihinde ödemiş olduğu 35.000,00 TL katkı payının takip tarihine kadar işlemiş aşamalı avans faizinin 32.685,87 TL olacağı, ancak taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde 32.428.22 TL talep edebileceği, davacının 07/03/2025 tarihinde ödemiş olduğu 30.000,00 TL katkı payını, takip tarihine kadar işlemiş aşamalı avans faizinin 26.958,13 TL olacağı, ancak taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde 26.896,85 TL talep edebileceği, davacının cezai şart talebine ilişkin ise işlemiş faiz talebinde bulunmadığı, bu çerçevede davacının takibinde; 35.000,00.TL Katkı payı 32.428,22 TL işlemiş faizi avans faizi (02/11/2016-03/04/2023 tarihleri arası işlemiş faizi) 30.000,00TL Katkı payı 26.896,85TL işlemiş faizi avans faizi (07/03/2017-03/04/2023 tarihleri arası işlemiş faizi) 65.000,00TL Cezai Şart olmak üzere toplam 189.325,07 TL'nın takip tarihinden sonra işleyecek yıllık 96 10,75 Avans Faizi ve değişen oranlardaki faizi ile birlikte tahsilini talep edebileceği belirtilmiştir. Mahkememizce aldırılan 01/05/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Kök rapordan farklı olarak; davalının itirazları çerçevesinde, rapordaki hesaplamayı değiştirmemekle birlikte; Sözleşmenin haklı nedenlerle fesih edildiğinin kabulü halinde cezai şarta ilişkin olarak “Satış noktasında başka marka bira çeşitlerinin satılması, ya da işbu Sözleşme'nin 3'üncü maddesindeki miktar taahhüdüne ulaşılamaması halleri işbu madde kapsamı dışındadır ve bu durumda cezai şart hükmü uygulanmayacaktır.” hükmünün de değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Benzer bir dosyada yine .... sayılı kararında "... Mahkemece sözleşmede bir süre sınırı bulunmadığından haklı feshin unsurlarının oluşmayacağı davalı tarafın süreye ilişkin bir taahhüdün bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Davacı taraf davalının, ürünleri düzenli ve süreklilik arz edecek şekilde bulundurmadığını satın almadığını belirterek sözleşmeyi feshetmiş ancak davalının en son alımının 2017 Haziran ayı olmasına rağmen davacı tarafça ihtarnamenin 27.12.2018 tarihinde çekilmiş olduğu davalının alım yapmadığı tarihten itibaren makul bir süre içerisinde en azından davalıya ihtarname çekerek mal alımı yapmasını mal alımı yapmaması halinde sözleşmenin feshedileceğinin öncelikle ihtar edilmesi sonradan feshi yoluna gidilmesi gerekirken davacı tarafça bu yola başvurulmadığı 18 ay kadar bekledikten sonra ihtarname çekerek direk sözleşmeyi feshettiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davacı tarafça davalı tarafından alım yapılmayan süreden itibaren makul bir süre içerisinde öncelikle davalıyı mal alımı hususunda temerrüde düşürüp daha sonra ihtarname çekerek sözleşmeyi feshetmesi gerekirken, uzun bir süre bekledikten sonra sözleşmeyi daha önce bir ihtarda bulunmadan feshetmesinin TMK. 2. maddesine aykırı olmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine" dair karar verildiği anlaşılmıştır. Somut olayda, taraflar arasındaki 19/10/2016 tarihli Açık Satış Noktası Sözleşmesinin 3. Maddesinde davalının 25.000 lt miktarında ürün satmayı taahhüt ettiği ve aynı maddeye göre sözleşmenin herhangi bir süre sınırlamasına bağlı olmadığı, satış miktarının tamamlanması ile birlikte sözleşmenin kendiliğinden sonra ereceğinin düzenlendiği, davacı tarafça davalının, ürünleri düzenli ve süreklilik arz edecek şekilde bulundurmadığı ve satın almadığı belirtilerek sözleşmenin 9. Ve 20. Maddesi uyarınca ihtara gerek olmaksızın fesh edildiği ve davalı aleyhine katkı payı ödemeleri ile cezai şartın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali talepli olarak işbu davanın açıldığı, sözleşmenin 01/07/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 19/10/2016 tarihinde imzalandığı, davacı vekilince, davalının Mayıs 2019 tarihinden itibaren müvekkili şirketten alım yapmadığı ve sözleşme ile kararlaştırılan etkin bulunurluk sağlama taahhüdünü ihlal ettiği ve bu nedenle müvekkili tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği belirtilmişse de bilirkişi raporu ve tarafların BA / BS formlarına göre davalının 2022 döneminde 5 det, 2023 döneminde 1 adet belge karşılığı alım yapmış olduğu, davalı tarafça 2019 yılından 2022 yılına kadar alım yapılmadığında davalının alım yapmadığı tarihten itibaren makul bir süre içerisinde en azından davalıya ihtarname çekerek mal alımı yapmasını mal alımı yapmaması halinde sözleşmenin feshedileceğinin öncelikle ihtar edilmesi, sonrasında feshi yoluna gidilmesi gerekirken davacı tarafça bu yola başvurulmadığı gibi bu süreç beklenildikten sonra ve hatta davacı tarafça alım yapılmaya başlandıktan sonra sözleşmenin feshedilerek 03/04/2023 tarihinde icra takibinin başlatıldığı, yukarıda emsal alınan kararda da açıklandığı üzere, bu durumda, davacı tarafça davalı tarafından alım yapılmayan süreden itibaren makul bir süre içerisinde öncelikle davalıyı mal alımı hususunda temerrüde düşürüp daha sonra ihtarname çekerek sözleşmeyi feshetmesi gerekirken, uzun bir süre bekledikten sonra sözleşmeyi daha önce bir ihtarda bulunmadan feshetmesinin TMK'nun 2. maddesine aykırı olduğu değerlendirilerek, taraflar arasındaki sözleşmede bir süre sınırı bulunmaması ve bu nedenle haklı feshin unsurlarının oluşmayacağı, davalı tarafın süreye ilişkin bir taahhüdün bulunmadığı, davacının davasında haklı olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Başta peşin alınan 3.233,20 TL harçtan alınması gerekli 732,00 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 2.501,20 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE, 3-Yapılan yargılama giderinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 4-Davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-Davalı vekille temsil edildiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, 6-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/06/2026

....

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/450, K. 2026/481, T. 12.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-450-e-2026-481-k-a650d41e8ad5