İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/408 E. 2026/821 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/408
Karar No
2026/821
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/408 Esas KARAR NO : 2026/821

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/06/2025 KARAR TARİHİ : 25/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili .... A.Ş. ... adlı internet sitesinin tüzel kişi sahibi ve işleticisi olduğunu, müvekkili şirketin, sahibi bulunduğu internet sitesi üzerinden gerçekleştirdiği elektronik ticaret faaliyetleri kapsamında tüketicilere satıcı sıfatıyla doğrudan ürün ve hizmet satışı yaptığı gibi aynı zamanda aracı hizmet sağlayıcı sıfatı ile diğer üçüncü kişi tacirlere de ürünlerini tüketicilere satmaları için gerekli alt yapı ve platformu sağladığını, mal ve hizmetler satıcı firmalar tarafından internet sitesinde satışa sunulmakta ve müşterilerin talepleri doğrultusunda mesafeli satım sözleşmesi ile müşterilere satış gerçekleştirildiğini, böylece üçüncü kişi tacirlere de .... adlı internet sitesi üzerinden tüketicilerle bir araya gelmeleri adına hizmet verildiğini, müvekkili şirketin, sürdürmekte olduğu elektronik ticaret faaliyeti kapsamında pek çok tedarikçi/satıcı ile çalışmakta ve “...” adı verilen birçok satıcıya karşılıklı olarak imzalanan “... Satıcı Üyelik Sözleşmesi” hükümleri gereği AVM’de kiralanan “mağaza” veya “Pazar yeri” mantığından hareketle ... internet sitesinden satış faaliyeti yapılmasına aracılık ettiğini, müşterilerin ... internet sitesindeki üyelik hesaplarından oluşturulan siparişler, “...” adı verilen satıcılar tarafından mesafeli satım sözleşmeleri gereği müşterilere teslim edilmek üzere kargo aracılığıyla gönderildiğini, müşterilerden gelen ödemelerde ilgili satıcı firma hesaplarına müvekkili şirket aracılığı ile ödendiğini, davalı ile müvekkili şirket arasında belirsiz süreli “... Satıcı Üyelik Sözleşmesi” akdedildiğini, müvekkili şirket anılı sözleşme gereği AVM’de kiralanan “mağaza” veya “Pazar yeri” mantığından hareketle ... internet sitesinden satış faaliyeti yapılmasına aracılık ettiğini, davalı, müvekkili şirkete ait olan ... alan adlı internet sitesi üzerinden satış gerçekleştirdiğini, taraflarınca başlatılan icra takibine, müvekkili şirketin alacağını sürüncemede bırakmak ve takibi durdurmak maksadıyla kötü niyetle; herhangi bir borcu olmadığından bahisle ödeme emrine, borcun tamamına, işlemiş faize, faiz türüne, tüm ferilerine itiraz ederek icra takibini durdurulduğunu, haksız olarak yapılan itirazın iptali için işbu davayı ikame etme zorunluluğumuz doğduğunu, açıklanacak sebeplerle doğan alacakların tahsili amacıyla davalı aleyhine ... 33. İcra Dairesi ... Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibinin dayanak belgesi olarak sunulan cari hesap ekstresinde görüleceği üzere; müvekkili şirketin ticari defterlerinde davalı firmanın takip edildiği hesapta yer alan "..." , "...." , "..." , "..." , "..." açıklamalı kayıtlar sebebiyle borç biriktiğini ve davalı tarafından bu borç ödenmediğini, müvekkili şirketin davalı satıcıya pazar yeri hizmeti vermekte, karşılığında da davalının sattığı ürün bedelleri ile orantılı olarak komisyon bedeline hak kazandığını, müvekkili şirketi ile davalı arasındaki ticari ilişki gereği müvekkili şirketin zaman zaman davalı yerine bedel tahsil ettiğini, zaman zaman da davalı yerine ödeme yaptığını, davalının mağazasından oluşturulan siparişlere ilişkin tahsilatlar müvekkili şirket tarafından yapılmakta, ürün müşteriye teslim edildikten sonra ürün bedeli davalı satıcıya gönderildiğini, sonrasında müvekkili şirket tarafından ürün bedeli ile orantılı olarak hesaplanan komisyon bedeline ilişkin fatura kesildiğini, bu fatura davalı satıcının cari hesabına "..." açıklaması ile kaydedildiğini, müşteriler tarafından siparişin oluşturulması, ürün bedelinin tahsil edilmesi, ürünlerin müşterilere teslim edilmesi ve ürün bedellerini davalı satıcıya aktarılması süreçlerinde operasyonun aksama olmaksızın devam edebilmesi için yapılan birtakım masraflara müvekkili şirketin katlandığını, sonrasında bu masrafların davalı satıcıya fatura edildiğini, teslimat işlem bedeli, kargo destek yansıtma gibi kayıtlar bu harcamalara örnek olarak gösterilebileceğini, müşterilerin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında ayıplı ürünün ayıpsız misli ile değişimi, ayıplı ürünün bedelinin iade edilmesi gibi sebeplerden kaynaklanan iade taleplerine ve müşterilerin lehine sonuçlanan tüketici hakem heyeti kararlarına istinaden müvekkili şirket müşterilere bedel iadesi yaptığını, ancak hem mevzuat hem de taraflar arasındaki sözleşme gereği müvekkili şirketin bu bedeller bakımından satıcı firmalara rücu hakkı saklı olduğunu, müşterilere yapılan iade miktarları, ilgili satıcıdan tahsil edilmek üzere her bir satıcının cari hesabına tahsilat iade virman kaydı olarak işlendiğini, müvekkili şirketin politikası gereği, müvekkili şirkette satış yapan firmaların da kabulünde olduğu üzere satıcılardan kaynaklanan sebeplerle meydana gelen olumsuzluklar nedeniyle satıcı firmalara müşteri memnuniyeti yansıtma adı altında ceza faturası kesildiğini, satıcının siparişi iptal etmesi, satıcının teslimatı sözleşmede öngörülen sürede gerçekleştirememesi, satıcının stokta olmayan ürünü satışa açması gibi durumlar örnek gösterilebileceğini, davalı ile süregelen ticari ilişkin boyunca, yukarıda detaylıca izah edilen sebeplerle; davalının cari hesabına toplam 2.243,47 -TL borç kaydedildiğini, bunun üzerine müvekkili şirkete tarafından ... 33. İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyası üzerinden ilgili cari hesap ekstresi dayanak gösterilerek icra takibi başlatıldığını, her ne kadar davalı tarafından borca itiraz edilmiş ise de yukarıda izah edildiği üzere davalının müvekkili şirkete 2.243,47-TL borcu bulunduğu hususu sabit olduğunu, mahkememiz nezdinde cari hesap ve müvekkili şirketin ticari defter ile kayıtları üzerinde yapılacak bir bilirkişi/bilirkişi heyeti incelemesi neticesinde davalının müvekkili şirkete faiz ve masraflar hariç (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) 2.243,47- TL borcu bulunduğu ve davalının itirazlarının haksız ve mesnetsiz olduğu hususu somut hale geleceğini, uyuşmazlık konusu gereği taraflarınca dava şartı arabuluculuk başvurusu yapılmış ancak süreç "anlaşamama" olarak sonuçlandırıldığını, yukarıda ayrıntısıyla açıklanan sebeplerle; borçlu itirazında haksız ve kötü niyetli olup, icra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz etmesi nedeniyle itirazın iptaline, İcra İflas Kanunu Madde 67/2 hükmü uyarınca alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi için işbu davayı ikame etme zorunluluğumuz doğduğunu, arz ve izah olunan sebeplerle ve mahkememiz tarafından re'sen göz önüne alınacak nedenlerle; davalı tarafından ... 33. İcra Dairesi ...E. Sayılı sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle takip miktarının %20’sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle sayın mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, şöyle ki; müvekkili şirketinn adresi ... olduğnu ve ... ilinde faaliyet gösterdiğini, bu sebeple başvurucu şirket yetkisiz arabuluculuk bürosuna başvurduğunu, taraflarından yetkisizlik itirazı yapıldığını, ancak yetki itirazlarının Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından eksik incelemeyle kesin olarak reddedildiğini, ve devamında iş bu dava açıldığını, oysa ki yetkili arabuluculuk bürosu ve yetkili mahkeme ... olduğunu, yetkisizlik kararı verilerek dosyanın ... Mahkemelerine gönderilmesini, davacının gözüken şirketten, müvekkili şirketin aldığı herhangi bir kurulum, hizmet, bağlantı veya benzeri bir alacak borç doğurucu iş ve işlemi bulunmadığını, davacı yan müvekkiline ulaşıp sayfasında sanal bir mağaza olanağı sağlayacağını, teknik destek vereceğini, yaşanacak sorunları çözeceğini beyan ve taahhüt ettiğini, açılan sanal markete müvekkilin kitap yüklemesi adeta engellendiğini; müvekkili defalarca yazışma (mesajlaşma ve e-posta yoluyla) yaparak teknik yardım istediğini, sorunların çözülmesini beklediğini, davacı şirkette çalışan ve sürekli değişen çalışanlarca müvekkili arandığını, mesajlaşmalar yapıldığını ama müvekkiline hizmet vermediğini, müvekkilinin tüm çaba ve isteklerine rağmen hiçbir hizmet alamadığını, sayfaya kitap yüklemesi dahi olanaklı olamadığını, müvekkili şirket tarafından 750 üzerinde eser basılmışken mağazaya en fazla 10 eser yüklenmesine olanak tanındığını, bu sanal mağazadan ise ilginç şekilde toplamda 36 sipariş gerçekleştiğini, bu 36 siparişten 17 si yani yarısı aynı gün aynı saatte aynı isimli esere - ...- aynı kişi tarafından ( ...) yapılıp yine aynı kişi tarafından aynı anda siparişler iptal edildiğini, yine 36 siparişten 4 ü -...- isimli eserle ilgili yapılıp sipariş yine anlaşılamaz şekilde saniyeler dahi geçmeden iptal edildiğini, özetle 36 adet gözüken siparişin 25 tanesi davacı yanın teknik olanakları belki de hileli müdahalesiyle önce oluşup sonra sipariş oluşur oluşmaz hemen veya kısa süreler içinde şüpheli şekilde iptal edildiğini, sanal mağazanın dahilinde olduğunu düşündürtecek bu şüpheli sipariş ve iptallerde müvekkilinin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, çünkü zaten müvekkili davacı yanın olanaklı kılmadığı için - mesaj ve e-postalarla da sabittir- sistemi kullanamadığını, müvekkilinin bu güne kadar söz konusu sanal mağazada davacı yanın kusurları nedeniyle toplamda ekteki güncel mağaza muhasebe dökümüne göre toplam 620,00 TL lik satış yapalıp müvekkiline kesintiler sonrası sadece 183, 61 TL ödeme yapılmışken müvekkilden hangi sebeple hangi ad altında istendiği bilinemeyen tahmini gider, tahmini tutar başlıkları ile hesap yapılarak çıkarılan fahiş alacağın kaynağı da anlaşılamadığı gibi somut durum karşısındaki bu tablo hayatın olağan akışına ve mantık kurallarına aykırı bir talep olduğunu, müvekkilinin tüm afiş ve duyurularında davacı şirketin mağaza adı olan Hepsiburada'yı yazarak davacı yanın reklamını yaptığı halde davacı tarafından müvekkilinin mağdur edildiğini; ticari olarak zarara uğratıldığını, dava dilekçesinde belirtildiği gibi davacı yan lehine alacak hakkı doğuracak bir sorumluluk ve yükümlülük üstlenmediğini, kaldı ki şayet böyle bir sorumluluk ve yükümlülük üstelenilmiş olunsaydı dahi; müvekkile hizmet verilmeyip, ticaretinin engellenmesi, tek taraflı ve güçlü taraf lehine hükümler içeren sözleşmenin ağır hükümlerinin yasaya aykırı olacağı değerlendirildiğinde doğmuş veya doğacak bir alacak borç ilişkisi bulunmadığını, yine icra takibi yapılmadan önce müvekkiline usul ve yasaya uygun bir ihtar, bildirim ve bilgi verilmediğini, müvekkilinin direkt icra tehdidi ile karşı karşıya bırakıldığını, muaccel hale getirilmeyen alacakla ilgili yapılan icra takibin ve devamındaki işbu davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine icra takibi yapılmadan önce müvekkiline usul ve yasaya uygun bir ihtar, bildirim ve bilgi verilmemiş; müvekkil direkt icra tehdidi ile karşı karşıya bırakıldığını, muaccel hale getirilmeyen alacakla ilgili yapılan icra takibi ve devamındaki iş bu dava usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra takip dosyasındaki alacağın kaynağının tam olarak ne olduğunu, ne zaman doğduğunu, hangi sebepten kaynaklandığını da dosya incelendiğinde görüleceği üzere sabit olacağını, hesaplanabilir bir sebebe, zamana, kaynağa dayanmayan bir taleple ilgili talep edilen alacak ve bu alacağa işlemesi istenen fahiş faiz ile icra inkar tazminatı talebi dayanaksız ve yasaya aykırı olduğunu, işbu dava ve öncesindeki icra takibi müvekkilinin kredi notunu etkileyerek zaten hizmet alamayarak zarar gören müvekkilinin zararını kötü niyetli olarak daha da arttırdığını, bu sebeple müvekkili lehine tazminata hükmedilmesini talep etme zorunluluğumuz doğduğunu, yukarıda açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle; yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili ... Mahkemelerine gönderilmesini, davacının dayanaktan yoksun usul ve yasaya aykırı davasının reddini, müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti ve masrafların davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE Davacının davasının, itirazın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşıldı. Dava konusu uyuşmazlığın, davacı tarafından davalı aleyhine ... 33. İcra Dairesinin ...Esas sayılı takip dosyasında cari hesaba dayanan ilamsız icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın haklı olup olmadığı, davacının davalıdan ticari hesaba dayanan varsa alacak miktarının ne kadar olduğu hususlarından kaynaklanmaktadır. Uyuşmazlığa ilişkin davalının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle mahal mahkemesi aracılığı ile bir mali müşavir bilirkişisinden alınan 30.01.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı şirketin dava konusu işlemlerinin olduğu 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin Türk Ticaret Kanunu Hükümlerine uygun olarak yasal süreler içinde yapılmış olduğu, ...33. İcra Müdürlüğünün ...Esas numaralı icra dosyasında takip tarihinin 10.12.2024, takip tutarının 2.243,47.-TL tutarındaki cari hesap alacağı ve 950,00.-TL faiz alacağı olmak üzere toplamda 3.193,47.-TL olduğu, davalı şirketin ticari defter kayıtları üzerinden dava konusu ile ilgili yapılmış olan inceleme tespit ve değerlendirmeler neticesinde; davacı şirket tarafından ... 33. İcra Müdürlüğünün ...Esas numaralı dosyasında takip konusu yapılmış olan cari hesap ekstresinde kayıtlı olan faturaların ve ödemelerin davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, takip tarihi 10.12.2024 tarihi itibariyle davacı şirket ile davalı şirket arasında herhangi bir borç/alacak bakiyesi kayıtlı olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı vekiline 03.04.2026 tarihli celsenin 2 nolu ara kararı uyarınca davacıya ait 2021-2022-2023-2024 ve 2025 yıllarına ait ticari defterlerini harici bellek içinde e defter olarak dosyaya sunmak üzere kesin süre verilmiş, kesin sürenin sonuçları davacı vekiline usulüne uygun ihtar edilmesine rağmen davacı taraf ticari defterlerini dosyaya sunmamış, ticari defterlerini ibraz edilmemesine ilişkin bir beyanda bulunmayan davacı taraf vekili aracılığı ile 25.09.2026 tarihli celsede ticari defterlerin yerinde incelenmesini talep etmiştir. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve ...E.,...K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. ( İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ... Esas... Karar) Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamın göre, usulüne uygun yapılan ihtara davacı tarafın ticari defterlerini dosyaya ibraz etmediği, bu durumda davacının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış sayıldığı, davacının davaya dayanak cari hesaptan dolayı davalıdan alacağının bulunduğuna dair dosyaya başkaca bir delil sunulmadığı, bu durumda davacının davalıdan alacaklı olduğunun usulüne uygun olarak ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının sübut bulmayan davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; Davacının davasının REDDİNE Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu karar harcının peşin yatırılan 615,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine, Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 2.243,47-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı MİKTAR İTİBARİ İLE KESİN OLMAK ÜZERE verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 25/09/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/408, K. 2026/821, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-408-e-2026-821-k-3a384aca4d5b