İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/353 E. 2025/742 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/353
- Karar No
- 2025/742
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/353 KARAR NO : 2025/742
DAVA : Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 22/04/2025 KARAR TARİHİ : 02/10/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------ Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket, ticari faaliyetleri kapsamında davalı yan ile taşıma sözleşmesi yaparak düzenli olarak taşımacılık hizmeti aldığını, ------ Açıkça tarafından ------ numaralı fatura ile sipariş verilen 12 adet ürün gönderilmek üzere 11.09.2024 tarihinde davalı yana teslim edildiğini, ancak karşı yan ürünleri kaybetmiş ve alıcıya teslim etmediğini, davacı tarafından akıbet araştırıldığında ise davalı taşıyan tarafından kargonun uzun süre boyunca bulunamadığı beyan edildiğini, taşınması gerçekleştirilecek ürünler, yeni sezona ait tekstil ürünleri olduğunu, bu nedenle tekrar temini konusunda davacı şirket büyük sıkıntılar yaşadığını, ürünlerin yeni sezona ait olması nedeniyle vaktinde teslim edilmemesi ile hiç teslim edilmemesi arasında müvekkil şirketin zararı açısından herhangi bir fark olmadığını, bulunan kargonun davacı şirkete herhangi bir fayda sağlamadığı aşikar olduğunu, bu nedenle de, müşteri; kargo şirketinin ürünleri kaybetmesi nedeni ile mağdur olduğunu, işbu süreçte davacı müşterilerine karşı taahhütlerini yerine getirmek amacıyla, bir şekilde aynı ürünleri yeniden tedarik etmek zorunda kalmış ve doğrudan maddi zarara uğradığını, işbu nedenle, davacı tarafından ürünlerin bedeli davalı yana ----- Numaralı 19/12/2024 tarihli 25.046,78-TL bedelli yansıtma faturası ile fatura edilmişse de davalı yan ödemeyi gerçekleştirmemiş ve davacıya ------ Numaralı 02/01/2025 tarihli 25.046,78-TL bedelli ------ Numaralı iade faturayı kestiğini, davalı yan, sonrasında ürünleri bulduğunu belirttiğini ve kutuyu ekte sunulan tutanak ile de sabit olduğu üzere 16.01.2025 tarihinde davacı şirkete teslim ettiğini, akabinde karşı yan ürünler bulunduğundan bahisle herhangi bir sorumlulukları kalmadığını iddia ederek davacıya ödenmesi gereken 25.046,48-TL bedelli ödemeyi yapmadığını ve davacının zararını karşılamaktan kaçındığını, bunun akabinde de, davalı yan tarafından davacıya iade fatura kesildiğini, davacı tarafından alıcısına gönderilmek üzere davalı taşıyana teslim edilen ürünlerin alıcıya teslim edilmediği bu sebeple TTK 875.maddesi gereği davalı taşıyanın davacı tarafın ürünleri yeniden temin etmesinden doğan zararından sorumlu olduğu, taşıyıcıyı bu zarar sebebiyle sorumluluktan kurtaran bir halin olmadığı aşikar olduğunu, bu düzenlemeler ışığında; davalı yan, davacının uğradığı zararı karşılamakla yükümlü olduğunu, ancak davalı yan, sorumluluktan kaçınmak adına ürünlerin bulunduğunu iddia ederek ödeme yapmaktan imtina ettiğini, her ne kadar, faturaya konu ürünler davalı yan tarafından bulunmuşsa da, davacı tarafından işbu ürünlerin teslim edilmesi gereken tarih ürünlerin bulunduğu tarihten dört ay önce olduğunu, dolayısıyla, davacı ticari sorumluluğu kapsamında ürünleri müşteriye teslim etmekle yükümlü olduğundan, davacının ürünlerin davalı yan tarafından bulunmasını beklemek gibi bir opsiyonu olmadığını, davacı ürünleri tekrar temin etmiş ve müşteriye teslim ettiğini, işbu nedenle de, ürün bedellerini kendisi karşılamak durumunda kaldığını, aynı zamanda da geçirilen sürede, davalı yan ödeme yapmadığından davacının mağdur olduğunu, açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davalının ağır kusurunun tespitiyle, taşıma sözleşmesine aykırılıktan doğan sorumluluğunun belirlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, ürünlerin kaybolmasından dolayı zarar miktarı olarak 25.046,78-TL'nin 22/01/2025 tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, en nihayetinde davanın kabulü ile ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki uyuşmazlıkta davacının dilekçesinde iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği hususu yer almadığını, işbu nedenle davacıya tamamlanması için 1 haftalık süre verilmesi gerekirken eksiklik bulunmadığı şeklinde belirtilmesi usul ve yasalara aykırı olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119. maddesi uyarınca davacının iddia ettiği her bir vakıayı hangi delillerle ispat edeceğini belirtmesi gerektiğini, fakat davacı, dilekçede iddia ettiği vakıaları hangi delillerle ispat ettiklerini açıklamadığını, davacı tarafından mağduriyetin giderilmesi talep edilmiş ancak işbu hususta detaylı bir talep belirtilmemiş olup, talep sonucu anlaşılamadığını, bu durum HMK. uyarınca “davanın açılmamış sayılması”na karar verilmesini gerektirdiğini, açıklanan nedenler ile, Mahkeme tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği hususu izahtan vareste olduğunu, taşıma sözleşmesinin konusu olan eşya nedeniyle açılacak dava ve talep hakları, 1 yıl içerisinde zamanaşımına uğradığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için, davaya konu uyuşmazlıkta davacının müvekkil şirket nezdinde hak ve alacağının bulunduğu kabul edilse dahi; davacının tüm alacakları zamanaşımına uğramış olacağından, huzurdaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davalı şirket kargo taşımacılığı sektöründe yıllardır faaliyet göstermekte ve en güvenilir kargo şirketlerinden biri olduğunu, davalı şirket ile davacı arasında taşıma sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu taşıma sözleşmesine binaen, ------- İrsaliye Numaralı kargo gönderimi gerçekleştirilmiş olup; ilgili İrsaliye Formunda görüleceği üzere, taşınacak eşyanın içeriği bildirilmemiş olup, eşyanın niteliğine ilişkin herhangi bir bilgi veyahut fatura vb. belge davalı şirkete gönderici tarafından verilmediğini, ------ İrsaliye Numaralı ilgili kargonun barkodu Transfer Merkezi'nden basılmış olup, davacı şirketin kolisinin üzerine yapıştırılarak iletildiğini, ilgili kargoya sehven yanlış barkod basılması nedeniyle yanlış adrese gönderilmesi üzerine, işbu durum saptanmakla birlikte; dava konusu kargo, ------ İrsaliye Numaralı kargo ile dava dışı alıcıya teslim edildiğini, taşınan eşya alıcıya teslim edilmiş olup, işbu husus kargo teslim formu ile sabit olduğunu, davaya konu olayda ise söz konusu kargo dava dışı alıcıya teslim edilmiş olup, bu kapsamda, davalı şirket; taşıyan olarak tüm sorumluluğu eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, aksini, iddia eden davacının ispatlaması gerekmekte olup; ispat külfeti davacıda olduğunu, davacı tarafın hukuki mesnetten yoksun iddiaları; herhangi bir somut delil ile ispatlanamadığını, dolayısıyla, haksız kazanç elde etme gayesi ile ikame edilen huzurdaki davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, taşıyıcının eşyanın hasarı, kaybolması ve gecikmesinden kaynaklanan sorumluluğunu düzenleyen CMR'nin 17/2 maddesinde taşıyıcının işbu sorumluluğundan kurtulma imkanları ortaya konulduğunu, söz konusu hüküm uyarınca, taşıyıcının sorumluluktan kurtulması için; eşya sahibi, gönderen veya gönderilenin fiil ve davranışlarının kusurlu, haksız ve hukuka aykırı nitelikte olması gerektiğini, taşıma öncesinde, eşyanın taşıma sözleşmesine uygun bir şekilde taşınabilmesi için; eşyanın cinsi, niteliği veya güzergahı ile ilgili olarak taşıyıcıya gerekli ve yeterli bilginin gönderen tarafından verilmemiş olmasının, kusurlu fiil olarak nitelendirileceği izahtan vareste olduğunu, bu kapsamda, gönderenin eşyanın korunması için taşıyıcıya bir takım emir ve talimatları vermesi gereken hallerde; işbu hususun ihmal edilmesi, gönderen kusuru olarak kabul edilecek ve taşıyıcıyı sorumluluktan kurtaracağını, eşyanın kısmen veya tamamen kaybedilmesi veya hasarı ile taşıyıcının kasıtlı, taksirli veya ihmali davranışları arasında uygun illiyet bağının tespit edilmesi durumunda; taşıyan, eşyanın kaybından dolayı KTK ve TTK hükümleri uyarınca zararı tazminle sorumlu olacağını, taşıyıcının sorumluluğu, bir zarar sorumluluğu olup; zarar olmadan taşıyıcının sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, işbu hüküm uyarınca, taşınan eşyanın kaybolması veya hasarı halinde; taşıyanın sorumluluğu, eşyanın teslim edildiği tarihteki piyasa değeri ile sınırlı olduğunu, huzurdaki olayda, her ne kadar davalı şirket tarafından söz konusu kargo teslim edilmiş olsa dahi bir an için taşınan eşyanın hasara uğradığı düşünüldüğünde; tazminat miktarı gönderilen eşyanın niteliğinin davalı şirklet tarafından bilinmemesi nedeniyle her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğunu, kargonun 20 kg olduğu görüleceğini, işbu nedenle taşınacak eşyanın taşıyan davalıya teslim edildiği tarihte Özel Çekme Hakkı Türkiye Cumhuriyeti ------ Bankasınca belirlenen değerine göre TL cinsine çevrilerek hesaplanması gerektiğini, Yargıtay kararlarına uyarınca, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte; gönderinin hasara uğradığı ve davalı şirketim sorumlu olduğu kabul edilse dahi, ödenecek tazminat, Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olup işbu sınırın üstünde kalan tutarın ise reddine karar verilmesi gerektiğini, somut olayda taşınan eşyanın niteliğinin tekstil ürünü olduğu iddia edildiğini, bu kapsamda, davacının tazminata hak kazandığına karar verilse dahi; tazminatın, ilgili ürünün müvekkil şirkete teslim edildiği tarihteki ikinci el piyasasına göre tespit edilmesi gerektiğini, davacı yan davalı şirketten tutarın tamamını istemekte olup, söz konusu ürünün ikinci el niteliğinde olduğu göz ardı edildiğini, davacının haksız kazanç sağlama gayesi ile sunmuş olduğu taleplerinin reddi gerektiğini, arz ve izah olunan nedenler ve Mahkemece resen nazara alınacak hususlar ile; huzurdaki davanın öncelikle usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Vergi Dairesi Kayıtları, 2024-2025 Yıllarına Ait BA-BS Formu, Kargo Teslim Tutanağı, Faturalar, 16/01/2025 tarihli tutanak, Dosyadaki Sair Bilgi ve Belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLAR: Dava , Yurtiçi Karayolu Taşıma Sözleşmesi (Kargo) kapsamında taşımaya konu emtianın alıcıya teslim edilememesi nedeniyle gönderici davacının uğradığı zararın taşıyıcı davalı tarafından tazmin edilmesi istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle dava şartı zorunlu arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları, taraf sıfatı ve harç gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek gösterilen ve toplanan deliller incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Başka tahkikatı gerektiren bir husus görülmediğinden aynı celsede tahkikat bitirilmiş ve duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin tahkikata ve uyuşmazlığın esasına ilişkin son sözleri de dinlenip tutanağa geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; taraflar arasında yurt içi taşıma sözleşmesi bulunduğu ve faturaya göre gönderilen ürünlerin bedelinin 25.046.78 TL olduğu ve işbu ürünlerin alıcıya teslim edilemediği sabittir. 6102 sayılı TTK'nin 875. maddesi uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın ziyaından veya hasarından doğan zararlardan sorumludur. Zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde, bu olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır. Gecikme hâlinde herhangi bir zarar oluşmasa da taşıma ücreti gecikme süresi ile orantılı olarak indirilir; meğerki, taşıyıcı her türlü özeni gösterdiğini ispat etmiş olsun. TTK'nin 874. maddesinde; eşyanın, taşıma süresini izleyen yirmi gün içinde teslim edilmemesi halinde, hak sahibi ona zayi olmuş gözüyle bakabileceği düzenlenmiştir. Aynı yasanın sorumluluk sınırlarını düzenleyen 882/3. maddesi uyarınca taşıyıcının, taşıma süresinin aşılmasından doğan sorumluluğu, taşıma ücretinin üç katı ile sınırlıdır. 886. madde uyarınca ise zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Bu bilgiler ışığında somut olayda davacının kargoyu davalıya 11/09/2024 tarihinde ----- alıcıya götürmek üzere teslim aldığı halde kargonun kaybedilmesi nedeniyle teslimin gerçekleştirilemediği, kargonun dört ay geçtikten sonra 16/01/2025 tarihinde davacıya geri verildiği tutanaktan anlaşılmaktadır. TTK 878. maddesinde belirlenen ve varlığı halinde taşımacının gecikmeden kaynaklı sorumluluğunu kaldıracak nedenleri ileri sürmediği, bu durumda davalının TTK'nin 875. maddesine göre gecikmeden dolayı oluşan zarardan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Somut olayda gecikmenin açıkça yirmi günden fazla olması nedeniyle alıcının gönderiyi zayi olmuş kabul ettiği, gecikmeye geçerli bir açıklama getirmeyen davalının taşıma işini gerçekleştirirken yanlış parkod basmak suretiyle pervasız davranmış olduğu anlaşılmakla davalının 6102 sayılı TTK'nin 886. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluktan yararlanması mümkün görülmemiştir. Binaenaleyh, davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK, 6 ve HMK, 190. maddeleri geregince esastan ispat ettiği ve davasında haklı olduğu sonuç ve kanaatiyle davanın kabulü ile 25.046,78 TL tazminatın 22/01/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1 maddesi gereğince tamamından aleyhinde hüküm verilen davalı şirket şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın kabulü ile 25.046,78 TL tazminatın 22/01/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.719,95 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.104,55 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 4-)Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin harç, 90,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.320,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 25.046,78 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına ) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341(2) ve Ek Madde 1 (2) fıkrası gereğince dava tarihi itibarıyla kararın miktar yönünden (25.046,78 TL< 40.000,00 TL) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.