İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/327 E. 2025/479 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/327
Karar No
2025/479
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/327 Esas - 2025/479

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/327 KARAR NO : 2025/479

DAVA : Marka .... sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 27/06/2022 KARAR TARİHİ : 01/12/2025 Yazıldığı Tarih : 09/12/2025

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: 1993 yılından beridir aktif olarak ev ... ürünleri üzerine üretim yapan ve üretmiş olduğu ürünleri yirmiden fazla ülkeye ihraç eden köklü bir firma olduğunu, müvekkilinin “... ... ” ibareli marka başvurusunda bulunduğu ancak başvurunun reddedildiğini, müvekkilinin 2015 yılında tekrar başvuru yaptığını ancak davalının başvuruya itiraz etmesi akabinde başvurunun reddedildiğini, davalının Müvekkilinin 2022 yılından beri kullandığı bu ibareyi 2017 yılında marka tescilinde bulunduğunu, başvurunun ardından müvekkilinin ... tescil numaralı "..." markasının taklit edildiğini ve benzer olduğunu ileri sürerek davalı firmanın tescil başvurusuna itiraz edildiğini, itirazın kabul edilerek davalı başvurusunun reddedildiğini, davalının kötüniyetli olarak ... ... ibaresinin tescili için başvuruda bulunmaya devam ettiğini, davalının dava konusu markanın tescili için ... başvuru 'numarası ile yeniden başvuruda bulunduğunu, başvuruya itiraz edildiğini ancak kullanım ispatı talebi için sunulan evrakların eksik olduğu gerekçesi ile itirazlarının reddedildiğini, müvekkilinin hem Türkiye'de hem de yurt dışında satış yaptığını, başvuruda yer alan ... ... ibaresindeki ... sözcüğünün Türkçe karşılığının ev olduğunu, müvekkilinin tescilli markası olan "..." markasındaki "..." ibaresinin de işitsel olarak ayırt edilemeyecek düzeyde olduğunu, ticaret unvanında ... kelimesi baskın unsur olarak yer aldığını, devamında geçen ... ibaresinin ticaret unvanı olduğunu ve ikinci ek faaliyet ibaresi olarak yıllardır kullanıldığını, SMK md. 6/6'da tanımlanan "ticaret unvanı" ifadesi ile itiraza konu ... başvurusunun reddini gerektirdiğini, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu iddia ederek ... sayılı ve 29.04.2022 tarihli kararının iptali ve davalı adına tescil olunan markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkili firmanın 1976 yılında .... ve ... ticaret unvanı ile kurulduğunu, 1985 ve 1989 yıllarına ait işletme defterinde ... ... ... olarak tasdiklendiğini, davacı marka başvurularına yapılan itiraz yönünden müvekkilinin Markalarını korumasının hukukun gereği olduğunu, davacının Kuruma sunduğu delillerin ... markasının ilgili zaman dilimi içerisinde ciddi kullanımını ispatlar nitelikte olmadığını, sunulan delillerin ret hayatının olağan akışı ve doğası gereği alışılagelmiş somut kullanım örnekleri olduğunu, davacının tüketicilerin davacı ve davalı yönündeki iddiasının çelişkili olduğunu, davacının tanınmış olduğunu iddia ettiğini, iki iddiasının çelişkili olduğunu, müvekkilinin müşterileri, nakliyecisi, kargocusunun müvekkilini iyi tanıdığını, ... ibaresinin müvekkili açısından öneme sahip olduğunu, kurucunun ... ... olarak bilindiğini, ... kelimesinin ticaret unvanı olarak sadece tek şirkete verilecekse müvekkili şirketin ticaret unvanının da ... şeklinde olduğunu, ... ibaresinin ... ile bütünleştiğini, bu şekilde bilindiğini, müvekkilinin ... ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, asıl hak sahibinin müvekkili olduğunu, taraf markaların benzer olmadığını, davacının kullandığı ibareler ile Müvekkilinin tescilli markalarının görsel ve işitsel olarak farklı olduğunu, davacının müvekkilin tescilli markası olan ... ve ... markalarını kullanmasının hukuka aykırı olduğunu, 2009 yapımı .... sinema filminde ... ve ... markalarının yer aldığını, ...'de yayınlanan ... dizisinde sponsor ve reklam veren olduğunu iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. ÖNCEKİ YARGILAMA Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... KARARININ İPTALİ AÇISINDAN; Davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın ... sayılı markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, Kurum tarafından kullanım ispatına yönelik yapılan değerlendirmenin yerinde ve doğru olup olmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği, SMK 6/6 maddesine göre ticaret unvanı ve diğer fikri hak iddiası, SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığı yönündeki iddialarının ve davalı firma açısından da başvuru ibaresi yönünden müktesep hak ve gerçek hak sahipliği iddialarının alınan ... kararına etki edip etmeyeceği, .... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği; HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ AÇISINDAN; Davacı tarafın yukarıda belirtilen iltibas, önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği, ticaret unvanı ve diğer fikri hak ve davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarına ilaveten SMK 6/5 maddesine göre markasının tanınmışlığı iddiasının hükümsüzlük talebine etki edip etmeyeceği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 05/05/2022 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 27/06/2022 tarihinde ve 6769 sayılı SMK 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; özetle, “İtiraz sahibinin 17.05.2021 tarihinde .... sayı ile Kurum kayıtlarına giren dilekçesiyle kullanım ispatına ilişkin delillerini süresinde sunduğu, sunulan delilerin tarih bilgisi içermeyen görseller, yine tarih ve satış tutarı gibi bilgiler içermeyen fatura örneği, muterize ait tescil edilmemiş ve hükümden düşmüş durumda olan ... sayılı başvuruya ait bilgiler ve ... sayılı markaya ait tescil belgesinden ibaret olduğu, ... kararında delillerin yeterli bulunmadığı gerekçesi ile SMK 6/1 itirazının reddedildiğinin tespit edildiği, itiraz sahibinin ... nezdinde yaptığı itirazda yayına itiraz aşamasında sunulan delillerden farklı ve sayıca fazla delil sunduğu, SMK'nin Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in "Kullanımın ispatı" kenar başlıklı 29'uncu maddesinin 3'üncü fıkrası; "Başvuru sahibinin talepte bulunması halinde Kurum, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye'de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması için itiraz sahibine bir aylık süre verir. İtiraz sahibi tarafından süresi içinde delil sunulmaması veya sunulan delillerin itirazla ilgili olmaması halinde ve ayrıca başka bir itiraz gerekçesi veya itiraza gerekçe gösterilen başka bir marka da yoksa Kurum itirazı reddeder." hükmünü içerdiği aynı Yönetmeliğin "Kullanımın ispatı hallerinde sunulacak deliller” kenar başlıklı 30'uncu maddesinin 4'üncü fıkrasının ilk cümlesi ise, "Kurum tarafından talep edilenler hariç olmak üzere, 29 uncu madde kapsamında verilen sürelerin sona ermesinden sonra delil sunulamaz, sunulan deliller Kurum tarafından dikkate alınmaz." açık hükmünü içerdiği, dolayısıyla bir aylık süre sona erdikten sonra yeni deliller sunabilmesine veya sunulan yeni delillerin kabul edilmesine imkan tanıyan bir düzenleme bulunmadığı, ilk kez ... nezdinde sunulan delillerin kullanım ispatına ilişkin incelemede dikkate alınmasının mümkün olmadığı, ciddi kullanımın markanın ilgili piyasadaki etkin ve yeterli kullanımını gösteren somut ve objektif kanıtlarla ispatlanması gerektiği, yapılan inceleme neticesinde sunulmuş olan delillerin “...” Markasının ilgili zaman dilimi içinde ciddi kullanımı ispatlar nitelikte olmadığı kanaatine varıldığı, gerekçe gösterilen ... sayılı “...” ibareli markanın kullanımı ispatlanamadığından SMK 19/2 hükmü uyarınca bu markaya dayalı SMK 6/1 maddesi kapsamında yapılan itirazın reddi gerektiği, Muterizin md 6/3, 6/6 ve 6/9 gerekçeli itirazlarının sunulan bilgi ve belgeler ışında incelendiği ve yerinde bulunmadığı” görüşüne yer verilmiş olup; Karar: İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir. Şeklinde ifade edilmiştir. Davalı başvuru Markası Davacı Markası ...+... (...) ...+... 24,25.Sınıf 24,25.Sınıf

Bilirkişi heyetinden alınan 18.12.2022 tarihli raporda ÖZETLE " ... İPTALİ TALEBİ YÖNÜNDEN; Kullanma ispatı değerlendirmesinde; işbu markanın tescil kapsamında yer alan 24 ve 25. Sınıf Mallarının kullandığına dair davacı tarafından ciddi ve pazar payı yaratmaya elverişli kullanımını ispata yarayan yeterli delile dayanılmadığı, ... İPTALİ VE HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN; Davacı tarafından 2017 yılında domain adı alınan ....uzantılı sitenin hangi tarihte kullanıma açıldığı ve aktif olarak kullanılmaya başlandığı yönünde dosya içerisinde delile rastlanılmadığından alan adının yaygın, yoğun kullanımı ispatlanamadığından ayırt edicilik kazanmadığı, tüketicilerce marka olarak algılanır hale gelmediği, davalıdan daha önceki tarihlerde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunun ispatlanamadığı, Davacı tarafın marka işlem dosyasındaki SMK 6/6 maddesi kapsamında sahibi Selahattin Karahan'ın ... ibaresinin 2002 yılında ilk fikri ve zihni emeğini somut olarak oluşturan kişi olduğuyönündeki iddia bakımından; davacı tarafından sunulan deliller incelendiğinde ... ibaresinin kendileri tarafından bulunduğuna dair somut bir veri bulunmadığı; ... uzantılı ticaret ünvanı bakımından ise; davacının ticaret unvanından kaynaklı tescil engelinin olduğu, Davalının “...” esas unsurlu ticaret unvanının 1997 yılında tescil edildiği anlaşılmakla önceki ... esas unsurlu ticaret şirketlerinin ortaklarından ... ( ... adlı kişinin de aynı kimse olduğu düşünülürse) isimli kişinin sabit kaldığı ancak diğer ortakların sürekli olarak değiştiği anlaşılmakla, işbu dava konusunda yer alan davalı firmanın önceki firmaların devamı niteliğinde olup olmadığının takdiri Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Davalıya ait markanın kötü niyetinin varlığının ispat edilemediğini ancak bu hususun hukuki bir değerlendirme varlığını gerektirdiğinden nihai olarak Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Davalının başvuru markası “...” bakımından önceki ... tescil numaralı ve 06.04.2018 tescil tarihli “...” markasından kaynaklı müktesep hakkı bulunmadığı, Somut uyuşmazlıkta haksız rekabet şartlarının oluşmadığı, HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN Davacı markasının tanınmışlığını ispata yarayan yeterli bir delilin bulunmadığı ancak bu hususun 'nihai anlamda hukuki bir tespitin varlığını gerektirdiğinden tanınmışlık iddiasının takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davalı başvuru markasında yer alan 24.Sınıf: Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev ... ürünleri: perdeler,yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Tekstilden bayraklar, ftamalar, etiketler. Bebekler için kundak örtüleri ile 25.Sınıf: Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış Biysiler, çoraplar, Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” mallarının davacı markasında yer alan emtilarla aynı, aynı tür olduğu; Yine davalının başvurusunda yer alan 24. sınıftaki “kampçılar için uyku tulumları”nın da davacının 24. Sınıf ürünleri ile benzer ürünler oldukları, davalının başvurusunda yer alan 25. Sınıftaki “fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler” mallarının ise aksesuar ürünlerinden olduğu ve giysileri tamamlayıcı özellikte olmaları sebebiyle benzer nitelikteki ürünler olduğu; Davalıya ait marka ile davacının mesnet markası arasında bütüncül değerlendirme sonucunda marka ve işaretler arasında ilişkilendirme de dâhil karıştırılma/benzerlik ihtimalinin bulunduğu," şeklinde ifade edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 18/01/2023 tarih ve ..... sayılı ile " davalının "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...+..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunsa da, davaya konu markanın başvuru tarihinden geriye yönelik 5 yıl için davacının itiraza mesnet markasını etkin şekilde kullandığına dair kanıt sunulmadığından SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşullarının oluşmadığı, davacı tarafın "...+..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanamadığı, SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacı tarafın "...+..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/6. maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı, dava konusu marka açısından SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da ispatlanamadığı, ... kararının doğru olduğu gerekçesi ile davanın reddine" şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından İSTİNAF yoluna gidilmiş olup .....nin 19/06/2025 tarih ve .... sayı ile ".... 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun .... sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, .... sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, mahkemece, dava aşamasında kullanım ispatı talebinin bulunmadığı, bu nedenle hükümsüzlük talebi yönünden itiraza mesnet markanın SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca incelenmesi gerektiği, bu kapsamda hükümsüzlük davası yönünden; "Davalı başvuru markasında yer alan 24. Sınıf: Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev ... ürünleri: perdeler,yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Tekstilden bayraklar, ftamalar, etiketler. Bebekler için kundak örtüleri ile 25.Sınıf: Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış Biysiler, çoraplar, Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” mallarının davacı markasında yer alan emtilarla aynı, aynı tür olduğu; Yine davalının başvurusunda yer alan 24. sınıftaki “kampçılar için uyku tulumları”nın da davacının 24. Sınıf ürünleri ile benzer ürünler oldukları, davalının başvurusunda yer alan 25. Sınıftaki “fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler” mallarının ise aksesuar ürünlerinden olduğu ve giysileri tamamlayıcı özellikte olmaları sebebiyle benzer nitelikteki ürünler olduğu; davalıya ait marka ile davacının mesnet markası arasında bütüncül değerlendirme sonucunda marka ve işaretler arasında ilişkilendirme de dâhil karıştırılma/benzerlik ihtimalinin bulunduğu" görüşüne yer verilmiştir. Yani gerekçede hükümsüzlük davası yönünden taraf markaları arasında bu şekilde bir benzerlik bulunduğu belirlenmesine rağmen, kısa karar ile davanın reddine karar verilmiştir. Bu husus, az yukarıda açıklanan kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde anılan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkili olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile .... Hukuk Mahkemesince verilen 18/01/2023 gün ve .... sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE," şeklinde İADE kararı ile dosya yeniden mahkememize gönderildiğinde elen taraf beyanları alındıktan sonra aşağıdaki gerekçe ile yeniden karar tesis edilmiştir. GEREKÇE; Daha önce başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş bir marka ile sonraki başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; ... kararı iptali davasında ; (SMK 19/2 maddesi yani kullanmama def'i var) Davalının "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacının "...+... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunsa da; SMK 19/2 maddesine göre davalının ileri sürdüğü "kullanmama def'i" üzerine bu konuda mesnet markası için ispat külfetinde olan davacının başvuru markasınının kapsamında olup da itiraz mesnedi ... sayılı markası açısından kullanım ispatını yerine getirmediğinden SMK 19/2 maddesi göndermesi ile 6/1 maddesindeki iltibas koşulundan yararlanamayacağı, kanundaki deyimi ile "itiraz yapılmamış " şeklinde değerlendirme yapılması gerektiğinden bu markaya bağlı davacının SMK 6/1 maddesindeki iltibasa dayalı iddiası kabul görmediği; Nitekim bilirkişi heyet raporunda bu husus " Kullanma ispatı değerlendirmesinde; işbu markanın tescil kapsamında yer alan 24 ve 25. Sınıf Mallarının kullandığına dair davacı tarafından ciddi ve pazar payı yaratmaya elverişli kullanımını ispata yarayan yeterli delile dayanılmadığı, " şeklinde izah edildiği; Davalının başvuru markası “...” bakımından önceki ... tescil numaralı ve 06.04.2018 tescil tarihli “...” markasına bağlı dava konusu marka başvurusunda yer alan 24 ve 25. Sınıf mallarını doğrudan içermediğinden kaynaklı müktesep hakkı bulunmadığı, Davalının 05.11.1996 tarihli ... tescil numaralı “...” ve ... tescil numaralı 03.11.2022 tescil tarihli “...” ibareli markaları da farklı olduğundan müktesep hakkı bulunmadığı, Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Hükümsüzlük davasında ise ; (SMK 19/2 maddesi yani kullanmama def'i yok) Davalının "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacının ... sayılı "...+... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Diğer yönden taraf markaları arasında aynı/benzer/ilişkili ve bağlantılı emtia benzerliği de oluştuğu ( bilirkişi raporunda sayfa 25 arasındaki karşılaştırma tablosunda ve " başvuruda yer alan 24.Sınıf: Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev ... ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Tekstilden bayraklar, flamalar, etiketler. Bebekler için kundak örtüleri ile 25.Sınıf: Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” mallarının davacı markasında yer alan emtilarla aynı, aynı tür olduğu tespit edilmiştir. Yine davalının başvurusunda yer alan 24. sınıftaki “Kampçılar için uyku tulumları” nin de ... ürünü olduğu, ham maddesinin bir çeşit kumaş türü olduğu da dikkate alındığında benzer ürünler oldukları, yine 25. Sınıftaki “fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler” mallarının ise aksesuar ürünlerinden olduğu ve giysileri tamamlayıcı özellikte olmaları sebebiyle benzer nitelikteki ürünler olduğu tespit edilmiştir. " şeklindeki anlatımında görüldüğü ) İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...+..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "...+... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, benzerlik nedeniyle her iki taraf markasında yanılgı yaşayabileceği; ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşabileceği, bu açıdan SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Davalının başvuru markası “...” bakımından önceki ... tescil numaralı ve 06.04.2018 tescil tarihli “...” markasına bağlı dava konusu marka başvurusunda yer alan 24 ve 25. Sınıf mallarını doğrudan içermediğinden kaynaklı müktesep hakkı bulunmadığı, Davalının 05.11.1996 tarihli ... tescil numaralı “...” ve ... tescil numaralı 03.11.2022 tescil tarihli “...” ibareli markaları da farklı olduğundan müktesep hakkı bulunmadığı, Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda anlatılan iltibası ortadan kaldırmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-... kararının iptaline yönelik açılan davanın REDDİNE, 2-Hükümsüzlük talepli açılan davanın KABULÜNE, 3- Dava konusu ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ... müzekkere yazılmasına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 80,70-TL'nin düşümü ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye Gelir Kaydına, 5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin YARISININ davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine, (... iptali red nedeniyle ) 6-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin YARISININ davalı firmadan tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Davacının yaptığı; 2.400,00-TL bilirkişi ücreti, 545,00-TL tebligat gideri, 615,40-TL peşin harç, 80,70-TL başvuru harcı masrafı olmak üzere toplam 3.641,10-TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 1.820,55-TL nin davalı firmadan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 01/12/2025

Katip .... E imza

Hakim .... E imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/327, K. 2025/479, T. 01.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-327-e-2025-479-k-db784f039aa7