Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2026/100 E. 2026/241 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2026/100
- Karar No
- 2026/241
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 222-330
I. HUKUKÎ SÜREÇ Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1, TCK’nın 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis, sanık ...’ın ise TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, her iki sanığın da hak yoksunluğuna, cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.12.2019 tarihli ve 405-496 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 05.04.2022 tarih ve 222-330 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine; bu kararın da sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 13.03.2025 tarih ve 17201-7767 sayı ile; ''...Sanık ... yönünden yapılan incelemede, 1-...Savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi, örgütsel konumunun ve örgütsel faaliyetlerinin tespiti bakımından temyiz aşamasında gelen ve daha önce de dosyada bulunan toplam iki adet ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanık ile ilgili aşama beyanları dosyaya getirtilip, bunların CMK'nın 217. maddesi gereğince duruşmada sanık ve müdafiisine okunarak savunmaları alındıktan ve bu kişilerin tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, geçmişte sabıkası bulunmayan ve duruşma tutanaklarında hakkında olumsuz bir gözlem yer almayan sanık hakkında hükmolunan cezadan TCK'nın 62. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, yetersiz ve dosya kapsamıyla uyumlu olmayan gerekçelerle takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi, Sanık ... yönünden yapılan incelemede, ...Savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi, örgütsel konumunun ve örgütsel faaliyetlerinin tespiti bakımından ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanık ile ilgili aşama beyanları dosyaya getirtilip, bunların CMK'nın 217. maddesi gereğince duruşmada sanık ve müdafiine okunarak savunmaları alındıktan ve bu kişilerin tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması'' isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 14.07.2025 tarih ve 66419 sayı ile; "...ByLock haberleşme programını örgütsel amaçla kullandığı ispatlanan sanıkların örgüt hiyerarşine dahil olduğunu kabule yeter delil bulunmaktadır. Dolayısıyla eksik araştırma nedenine dayalı bozma nedenlerinin ikmalinin, mevcut delil durumuna göre sonuca etkili olmayacağı değerlendirilmiştir. Ayrıca soruşturma evresinde çıkarılan 23.09.2016 tarihli yakalama kararına istinaden arandığı ve kovuşturma evresinde 5. celseden sonraki 08.11.2018 tarihinde yakalanarak savunmasının alındığı anlaşılan sanık ... hakkında, dosya kapsamı ile uyumlu olacak şekilde 'fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki olumsuz tutum ve davranışları, ifadesinin ancak yakalama kararı çıkartılarak alınması' gerekçesiyle TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinde de isabetsizlik görülmemiştir." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 23.12.2025 tarih ve 5001-29465 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; sanıklar ... ve ... hakkında eksik araştırmayla karar verilip verilmediği ile sanık ... hakkında hüküm kurulurken TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasına yönelik olarak gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; sanıklar hakkındaki soruşturmanın Erzin İlçe Emniyet Müdürlüğünü 02.08.2016 tarihinde arayıp ismini vermeyen bir şahsın; ilçe merkezinde ikamet eden ancak adresini tam olarak bilmediği ... ve eşi ...'ın FETÖ/PDY Terör Örgütüne üyelik, para trafiği, sınav soruları ile ilgili olarak bağlantılı olduğuna dair ihbarda bulunması üzerine başladığı, soruşturmada sanıkların yakalanmaları mümkün olmadığından haklarında 18.11.2016 tarihli ihbar ve sanık ...'in Kırmızı Bylock kaydı olduğu gerekçeleriyle iddianame düzenlendiği, 2009 yılında Harran Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümünden mezun olan sanık ... ile gıda teknikeri olan sanık ...'ın en son Erzin ... Dershanesinde çalıştıkları, Sanık ...'in 2010-2016 yıllarında örgüt iltisaklı olan ve 667 KHK ile kapatılan kurumlarda (06.10.2010-01.08.2012 tarihleri arasında ... Özel Eğitim Gıda Basın Yayın İnş. Teks. San. Tic. A.Ş.'de, 07.12.2012-15.06.2014 tarihleri arasında ... Şanlıurfa Kültür Eğitim Derneğinde, 25.08.2014-15.02.2016 tarihleri arasında ... Özel Eğitim Hizmetleri Kitap Kırtasiye Ticaret Ltd. Şirketinde) çalışma kaydının olduğu, Bank ...'daki 05.09.2005 açılış tarihli hesabına 23.09.2014 tarihinde 9.000 TL yatırıldığı ve aynı tarihte hesabında 10.299,23 TL bulunduğu, 25.09.2014 tarihinde altın katılım hesabı açtırdığı, 03.11.2014 tarihinde hesabına 14.585 TL yatırdığı ve bu tarih itibarıyla hesabında toplam 15.134,22 TL olduğu, Sanık ...'ın 2014-2016 yıllarında örgüt iltisaklı olan ve 667 KHK ile kapatılan ... Özel Eğitim Hizmetleri Tic. Ltd. Şirketi'nde çalışma kaydının bulunduğu, 01.09.2014 açılış tarihli Bank ... hesabındaki en yüksek miktarın Ocak-Şubat 2014'teki 350 TL olduğu, ... adına kayıtlı olan ve sanık ...’in, kendisinin kullandığını beyan ettiği 05...89 numaralı hatta ait Tespit ve Değerlendirme Tutanağına göre, ID numarasının "434644", kullanıcı adının "..." ve şifresinin "1374...." olup ... ID kullanıcısına "... hanımcım bana birşey gönderecektin..." şeklinde bir mesaj yazıldığı, bunun dışında başka herhangi bir mesaj içeriğine ulaşılamadığı, toplu elektronik postaları aldığına ya da gönderdiğine ilişkin içerikler bulunduğu, hattın Bylock sunucularına bağlandığına dair HIS/CGNAT kayıtlarının dosyaya getirtildiği, Hatay İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen güncel Bylock sorgulamalarında sanığın adına kayıtlı 05...68 , 05...62 ... 560 46 59 numaralı GSM hatlarında Bylock kullandığının belirtildiği, her üç hattın da Bylock sunucularına bağlandığına dair HIS/CGNAT kayıtlarının dosyaya getirtildiği, bu hatlardan 05...68 numaralı hattın Tespit ve Değerlendirme Tutanağının bulunduğu, buna göre ID numarasının "...", kullanıcı adının "...r3263" ve şifrenin "....12345" olduğu, mesaj içeriklerinde ... ID kullanıcısına "..." diye hitap edildiği, ayrıca 20.12.2015 tarihinde ... numaralı ID kullanıcısı tarafından "...amcamın kızı vefat etmiş" şeklinde bir mesajın gönderildiği ve sanığın amcasının kızı ...'ın nüfus kayıt sisteminde 20.12.2015 tarihinde vefat ettiğinin tespit edildiği, yine mesaj içeriklerinden sanığın Kakao programını kullandığını belirten ifadelerin yer aldığı, ayrıca örgüt içi haberleşme kapsamında mesajların ve elektronik postaların alınıp gönderildiği, Anlaşılmaktadır. Tanık ...; 20 08... yılları arasında Harran Üniversitesinde tarih bölümünde okuduğunu ve dört yıl boyunca bu örgütün evlerinde kaldığını, sanık ...'i de buradan tanıdığını, sanığın Şanlıurfa yapılanmasında örgüt içesinde bölgeci olarak görev yaptığını, örgütün evlerinin ihtiyacını karşılayıp esnaflarla düzenlenen toplantılarda sohbet verdiğini, il imamının da bulunduğu sohbetlere katılan sanığın gazete, dergi aboneliği ve kurban bağışı gibi örgüte gelir elde etmeye yönelik faaliyetlerde bulunduğunu, sorumlu olduğu evlerin ihtiyacını karşılamak için esnaflardan para aldığını, örgütten maaş alan sanığın başka bir işinin olup olmadığını bilmediğini, 2012 yılından sonra sanığı görmediğini, bu tarihten sonrası için bir bilgisi ve görgüsünün bulunmadığını, Tanık ...; sanık ...'i tanıdığını, Harran Üniversitesinde öğrenciyken 2007-2008 yıllarında kaldığı örgüte ait evde sanığın ev abiliği yaptığını ve çevre mühendisliği bölümünde okuduğunu, bir öğretim yılı, yaklaşık dört beş ay bu şekilde beraber kaldıklarını, sanıkla daha sonra bir irtibatlarının olmadığını, Beyan etmişlerdir. Kovuşturmada 5. celseden sonra 08.11.2018 tarihinde yakalanan sanık ...; suçlamaları kabul etmediğini, 2014 yılı Haziran ile 2016 yılı Ocak ayları arasında Erzin ilçesinde ... Dershanesinde evrak takip ve kayıt kabul kısmında çalıştığını, mezun olduğu bölümün iş imkânlarının kısıtlı olmasından dolayı başvurduğu ve daha sonra KHK ile kapatılan şirketlerde geçinmek için çalışmak durumunda kaldığını, Bank ...'da 20 04... yılında hesap açtırdığını ve 2010-2011'de ev kredisi çekip 2016'ya kadar sadece ev kredisini ödediğini, hesaba para yatırdığını hatırlamadığını, kimsenin talimatıyla para yatırıp çekmediğini, yapıya ait evlerde kalmadığını, sohbetlere gitmediğini, Bylock indirmediğini ve kullanmadığını, 05...68 numaralı telefon hattının kendisine ait olduğunu ve 2013 yılı civarında bu numarayı kullandığını, 05...89 numaralı telefonu da 2012 yılında kullanmış olabileceğini, Bylock tespit ve değerlendirme tutanağındaki kayıtları kabul etmediğini, kişi listesinde okunanlardan sadece Şanlıurfa'da imam hatip lisesinde yeğenlerinin öğretmeni olan ...'i tanıdığını, mesaj içeriklerini kabul etmediğini, Kakao programı kullanmadığını, 05...89 numaralı telefon hattını kendisinin kullandığını ancak Bylock kullanmadığını, ''...'' şifresini kabul etmediğini, buradan eşinin Bylock kullandığı sonucu çıkarılamayacağını, tanık ...'ı tanımadığını, beyanlarını kabul etmediğini, tanık ...'ı ise iktisadi ve idari bilimler fakültesinde öğrenci olduğundan tanıdığını, ancak şahsın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, zira Şanlıurfalı olduğu ve ailesi de burada yaşadığı için örgüt evinde değil, ailesinin evinde kaldığını, tanıkların beyanlarının 2007 yılına ait olduğunu, çocuklarına yardımcı olmak amacıyla ve biraz da korktuğundan dolayı duruşmalara gelmediğini, Sanık ...; suçlamaları kabul etmediğini, 2014-2016 yıllarında Erzin ... Dershanesinde sekreter olarak çalıştığını, Bylock kullanmadığını, Bank ...'da 2013'te bireysel emeklilik hesabı açtırıp hatırladığı kadarıyla toplam 350 TL prim yatırdığını ve parasını çekmediğini ancak hesabın hâlen aktif olabileceğini, FETÖ/PDY denilen yapının okul veya dershanelerine gitmediğini, sohbetlerine katılmadığını, himmet adı altında bağışta bulunmadığını, Savunmuşlardır. V. GEREKÇE 1. Sanık ... hakkında eksik araştırmayla karar verilip verilmediği; A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.01.2019 tarihli ve 417-44, 20.12.2018 tarihli ve 419-661, 26.09.2017 tarihli ve 956-370 sayılı kararları ile bu suçların temyiz incelemesiyle görevli Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3-2017/3 sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgütün amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hâkim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemedeki ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dâhilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibarıyla süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Vesile Sonay Evik, "Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme", Prof. Dr. Çetin Özek Armağanı, Galatasaray Üniversitesi, 1. Basım, İstanbul 2004, s. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin suç işlemek amacı olması aranır (Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku, Özel Kısım, s. 263-266; Uğur Alacakaptan, "Genel Olarak ve Bazı Suçlar Bakımından Cürüm İşlemek İçin Örgüt (Teşekkül) Meydana Getirme Suçu", Prof. Dr. Çetin Özek Armağanı, Galatasaray Üniversitesi, 1. Basım, İstanbul 2004, s. 28; İzzet Özgenç, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 280). Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (TCK madde 30/1). TCK’nın "Hata" kenar başlıklı 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması hâlinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi durumunda ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu hâlde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının anayasal düzeni zorla değiştirmeyi, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut exante bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibarıyla kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Diğer yandan ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 18.06.2025 tarihli ve 540-264 sayılı kararında açıklandığı üzere; Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile, taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup, muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Ceza mahkemesinin öncelikle sanığa isnat olunan fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediğini saptaması, yani maddi sorunu çözmesi gerekir. Kural olarak bu sorun çözüldükten sonra olayın hukuk karşısındaki durumu tespit edilecektir. Hukuki sorun; sanık tarafından gerçekleştirilmiş fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturmakta ise hangi suçu oluşturduğu, bu suçun kamu adına takip edilebilir ve cezalandırılabilir bir suç olup olmadığı, hangi ölçüde bir cezanın belirlenmesi gerektiği gibi maddi ve yargılama hukukuna ilişkin normlar ile hukukun temel ilkeleri çerçevesinde çözülmesi gereken bir problemdir. Sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Maddi sorunun, delil serbestîsi ilkesi doğrultusunda yargılama hâkimi tarafından, hukuka uygun yöntemle elde edilmiş ve usulünce tartışılmış her türlü delille çözülmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Maddi gerçeğin açıkça ortaya konulmaya çalışılması, olayın sübutuna, suç teşkil edip etmediğine, suç oluşturuyorsa vasfının tayinine temas eden, sonuca etkili tüm delillerin toplanması ve tartışılması ile mümkündür. Doktrin (Yener Ünver, "Ceza Muhakemesinde İspat", Ceza Hukuku Dergisi, 2006/2, s. 125, Erdal Yerdelen, Ceza Muhakemesinde Hükmün Gerekçesi, Adalet Yayınevi, Mart 2015, s. 356) ve uygulamada (YCGK'nın 01.05.2007 tarihli ve 2007/1-43 Esas - 2007/101 Karar sayılı kararı vb.) istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere; eksik soruşturma ve araştırmanın söz konusu olduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez. Ceza Genel Kurulunun uyuşmazlık konusuyla bağlantılı 24.01.2019 tarihli ve 417-44 sayılı ile 20.12.2018 tarihli ve 419-661 sayılı kararlarında da ayrıntılarıyla belirtildiği üzere; kural olarak kişiler arasındaki haberleşme gizli olmakla beraber terör örgütlerinin yasa dışı amaçlarını gerçekleştirirken, mensuplarının ve faaliyetlerinin kolluk güçleri tarafından tespit edilememesi için çağın şartlarına uygun ve teknik olarak daha gelişmiş haberleşme sistemleri kullandıkları sıklıkla görülmektedir. Nitekim ByLock iletişim sistemi, global bir uygulama görüntüsü altında belli bir tarihten sonra yenilenen ve geliştirilen hâliyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulmuş bir programdır. Benzer iletişim araçlarında olduğu gibi sisteme dâhil olup kullanmak kişilerin istekleriyle değil örgüt yöneticilerinin inisiyatifi ile gerçekleşmiştir. Üyeler arasındaki haberleşmede zaman zaman gündelik işlerle ilgili mesajlar paylaşılsa da ağırlıklı olarak örgütsel talimatların iletildiği, faaliyetlerin değerlendirildiği, örgüt mensupları arasındaki bağlılığı artırıcı ve motive edici haberlerin paylaşıldığı bir sisteme dönüştüğü anlaşılmıştır. Silahlı terör örgütü üyeliği bakımından kişilerin örgüt talimatı ile ByLock ağına dâhil olduğunun ve bu programı gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandıklarının belirlenmesi hususunda Yargıtayın istikrar kazanan uygulaması, Anayasa Mahkemesinin ... ([GK], B. No: 2020/31370, 25/9/2025) kararında belirttiği üzere; "... ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'na göre sanığı arkadaş listesine ekleyen, sanığın kendi listesine eklediği veya irtibatlı olduğu (roster kayıtları) -kimlik bilgileri belirlenebilmiş olan- diğer ByLock kullanıcıları hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığının araştırılması, varsa bu kişilerin sanıkla ilgili olarak aşamalarda verdikleri tüm ifadelerin getirtilerek icabında tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması gerektiği" (..., § 55) şeklindedir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında; "...Muhakeme sürecinde elde edilen deliller, Mahkeme ve Dairenin gerekçeleri ile Yargıtayın gelinen aşamadaki güncel uygulamaları dikkate alındığında, kişilerin örgüt talimatı ile ByLock ağına dâhil olduğunun ve ByLock'u gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandıklarının belirlenmesi açısından Yargıtayın ilkesel olarak ortaya koyduğu ve yapılmasını gerekli gördüğü araştırmaların somut olayda yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda başvurucunun -ByLock programını kullanmadığına yönelik itirazının yanı sıra- anılan programı örgütsel iletişim amacıyla kullanmadığına dair iddiası kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olduğu hâlde Mahkemece bu iddia hakkında somut bir değerlendirmede bulunulmadığı görülmüştür. Yine istinaf ve temyiz incelemesi sırasında da bu eksikliğin telafi edilmediği anlaşılmıştır." (..., § 57) gerekçesiyle başvurucunun mahkûmiyeti için gerekli olan yeterli gerekçenin ortaya konulamadığı sonucuna varmıştır. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Bylock programını kullandığı ve KHK ile kapatılan şirkette çalışma kaydının bulunduğu gerekçeleriyle silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilen olayda sanık ...'ın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına, nihai amaç ve yöntemlerini bilerek dâhil olmak suretiyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden faaliyetlerde bulunup bulunmadığına ve bu faaliyetlerine hangi tarihe kadar devam ettiğine ilişkin maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespitini teminen; a. Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dâhil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının teknik verilerle tespiti hâlinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil niteliği taşıyacağı nazara alındığında, anılan sistemin kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen ve yazışmalarında herhangi bir örgütsel içerik tespit edilemeyen sanığın ByLock programını örgütsel iletisim amacıyla kullanıp kullanmadığının ve örgüt yapılanmasına dâhil olup olmadığının hukuki bir kesinlik içinde ortaya konulabilmesi için ... ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında örgüt üyeliği sebebiyle bir soruşturma veya kovuşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, soruşturma veya kovuşturma mevcut ise bu kişilerin aşamalardaki ifade örneklerinin getirtilerek incelenmesi ve tanık olarak ifadelerine başvurulmasından sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ile, b. Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Terör Daire Başkanlıkları nezdinde bulunan tanık beyanlarını içerir veri bankasıyla Bylock veri havuzu içeriğinde ve ayrıca UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında başka herhangi bir beyan olup olmadığı araştırılarak, bulunması hâlinde onaylı örneklerinin getirtilmesi ile beyan sahiplerinin tanık olarak usulüne uygun biçimde dinlenilmelerinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmediği ve eksik araştırmayla hüküm kurulduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, sanık ... hakkında ki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; eksik araştırmayla karar verilmediği ve itirazın kabul edilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. 2. Sanık ... hakkında eksik araştırmayla karar verilip verilmediği ve hüküm kurulurken TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasına yönelik olarak gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığı; A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler Eksik araştırmaya ilişkin hukuki açıklamalara V-1-A bölümünde değinilmiş olduğundan tekrardan kaçınmak adına bu bölümde yalnızca TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasına ilişkin uyuşmazlık konusuna dair açıklamalarla yetinilecektir. Buna göre, gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta, tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34/CGK 2003/7-223, 2003/2 39... /4-23, 2004/38 sayı). Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 01.10.2025 tarihli ve 158-374 sayılı kararında açıklandığı üzere; TCK'nın 62. maddesindeki düzenleme, doğrudan ve münhasıran yargılama hâkimine tanınmış bir yetkiye ilişkindir. Hâkim bu yetkiyi normu uygulama noktasında kullanıp kullanmamak, kullanacaksa cezada iki sınır arasında öngörülen indirimi hangi oranda uygulamak hususunda bir takdir hakkına sahiptir. Bu nedenle kural olarak, açık bir hukuka aykırılık ya da keyfîlik bulunmadıkça hâkimin, "Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatine göre..." (Anayasa madde 139) kurduğu hükme müdahale edilmemelidir (CGK'nın 31.01.1977 tarihli ve 574-36 sayılı kararı). Esasen yargılama süreci boyunca maddi gerçeğe ulaşma ve adaleti sağlama yolunda çaba harcayan duruşma hâkimi, sanığı birebir gözlemleyen ve bu bağlamda takdiri indirim nedenlerinin varlığını ya da yokluğunu en iyi tespit edebilecek konumdadır. Ancak her kararda olduğu gibi takdiri indirimin uygulanmasına veya uygulanmamasına, uygulanacaksa cezada iki sınır arasında öngörülen indirimi hangi gerekçeyle belirleyip uyguladığını çelişkiye de düşmeden açıklamalıdır (Anayasa madde 141 ve CMK madde 34). Makul ve makbul bir gerekçenin (CGK'nın 10.02.1992 tarihli ve 356-15 sayılı kararı); kanundaki soyut kriter ve ifadelerin tekrarından ibaret olmadığı gözetilmeli, dosya kapsamına uygun, somut olaya özgülenmiş ve maddi olgularla temellendirilmiş olması, normun amacına, hak ve nesafet kuralları ile çelişmemesine özen gösterilmesi gerekir (YİBK'nın 07.06.1976 tarihli ve 3/4-3 sayılı kararı). Takdirin takdiri olmaz ise de denetimi mümkündür ve denetlenmelidir. Hâkimin vicdani kanaatinin, mahşeri vicdanda da bir karşılığı olmalıdır. Bu gereklilik ancak denetimle sağlanabilir. Yüksek Ceza Genel Kurulunun bu yöndeki görüşü (CGK 17.03.1986 tarih ve 446-127 sayı) hiç değişmemiştir. Netice itibarıyla, takdir hakkının kullanılmasında yanılgıya düşülüp düşülmediği, cezanın kişiselleştirilmesinde hatalı davranılıp davranılmadığı, gösterilen gerekçenin yasal, yeterli ve oluşa uygun bulunup bulunmadığı hususlarının denetimi de açıklanan nedenlerle Yargıtaya aittir. Böylece ülkede hukuk uygulamasında birlik ve istikrarın sağlanması, takdirde yanılgıya düşülüp düşülmediği, kararlarda hak, nesafet ve adalet kurallarının isabetle uygulanıp uygulanmadığı denetlenecektir (CGK'nın 19.06.1995 tarihli ve 191-219 sayılı kararı).
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup, silahların eşitliği ve yüz yüzelik ilkeleri çerçevesinde usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamındaki kabule göre; Tanık ifadelerine göre 2007 yılından beri örgütün içerisinde yer alarak evlerinde kalan, örgüt içerisinde aktif olarak faaliyet gösterip ev abiliği, bölgecilik gibi örgütsel görevler yüklenerek sorumlu olduğu evlerin ihtiyaçlarını karşılayan, bu kapsamda örgütsel sohbet toplantılarına katılan ve esnaflara sohbet veren, kurban bağışı, gazete ve dergi aboneliği gibi örgüte gelir elde etmeye yönelik faaliyetlerde bulunan, örgütten maaş alan, örgütle iltisak ve irtibatları nedeniyle KHK ile kapatılan birden fazla kurumda 2010 yılından itibaren çalışma kaydı bulunan, Bank ...'daki hesabında örgüt liderinin talimat tarihiyle uyumlu olacak şekilde katılım hesabı açtıran, kendisine ait olduğu ve örgüt talimatıyla ve gizliliği sağlamak amacıyla kullandığı örgütsel talimatların iletilip faaliyetlerin değerlendirildiği mesaj içeriklerinden anlaşılan ByLock'u örgüt içi iletişim amacıyla kullanarak hiyerarşik yapı içerisinde yer alan sanığın; süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk taşıyan eylemlerde bulunmak suretiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sübutu açısından yeterli delil bulunduğu görüldüğünden, ayrıca araştırılması gereken bir husus bulunmadığı kabul edilmelidir. Ayrıca İlk Derece Mahkemesinin, oluşa uygun, somut olaya özgülenmiş ve maddi olgulara dayandırılmış ilgili ve yeterli gerekçelerle; ''Sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki olumsuz tutum ve davranışları, ifadesinin ancak yakalama kararı çıkartılarak alınması göz önünde bulundurularak hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 62 maddesinde düzenlenen indirimin takdiren uygulanmasına yer olmadığına'' şeklindeki gerekçeyle sanık hakkında takdiri indirim uygulanmamasına karar vermesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının sanık ... hakkındaki itirazının kabulü ile Özel Dairenin sanık hakkındaki bozma kararının kaldırılmasına ve dosyanın, uygulamanın denetlenmesi amacıyla Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın reddedilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının; a) Sanık ... bakımından REDDİNE, b) Sanık ... yönünden KABULÜNE, sanık hakkında verilen Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 13.03.2025 tarihli ve 17201-7767 sayılı bozma kararının, silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden eksik araştırma ile hüküm kurulması ve hüküm kurulurken TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasına yönelik olarak gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olması nedeniyle KALDIRILMASINA, 2- Hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü bozulan sanık ...'ın cezaevinde geçirdiği süre ile bozma gerekçesi dikkate alındığında TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse derhâl salıverilmesi için ilgili kuruma YAZI YAZILMASINA, 3- Dosyanın, sanık ... hakkında gereği için mahalline, sanık ... hakkındaki hükme ilişkin olarak ise uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, sanık ... yönünden 01.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede, sanık ... yönünden ise 01.04.2026 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 15.04.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.