İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/213 E. 2025/1104 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/213
- Karar No
- 2025/1104
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/213 Esas KARAR NO : 2025/1104
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/03/2025 KARAR TARİHİ : 08/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; müvekkil, 20/07/2022 tarihli fatura ile ... mağazasından satın aldığı yazlık terliği ilk kullanımda kopması nedeniyle ayıplı olduğunu bildirerek ürünü geri vermeye hazır olduğunu, satış bedelinin iadesini; mümkün görülmezse ayıpsız misliyle değiştirilmesini talep ettiğini, mağazanın gerekçesiz şekilde talebi reddettiğini, bu sebeple 10/07/2024’te Tüketici Hakem Heyetine, akabinde 05/08/2024’te Tüketici Mahkemesine başvurduğunu, ancak yapılan işlemin tüketici işlemi olmadığı gerekçesiyle başvuruların görev yönünden reddedildiğini, dava şartı arabuluculukta da anlaşma sağlanamadığını, terliğin 2024 Haziran’da ilk kez giyildiğini ve birkaç adımda lastik kısmından koptuğunu, üç farklı lostra tarafından tamir edilemeyeceğinin bildirildiğini, ürünün gizli ayıplı olduğunu, TBK m.223, 225, 227 ve 231 gereğince ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ve zamanaşımının kesildiğini, davalının garanti kapsamındaki sorumluluğunu yerine getirmediğini, kullanım hatasının bulunduğuna dair rapor düzenlenmediğini, ayıbın üretim hatasından kaynaklandığını, bilirkişi incelemesi ile bunun ortaya çıkacağını, bu nedenle terliğin bedel iadesiyle sözleşmeden dönme, aksi hâlde ayıpsız misliyle değiştirme ve temerrüt tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faiziyle tahsil talepleriyle işbu davayı ikame ettiklerini; ayrıca arabuluculuk ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ettiklerini beyan etmişlerdir. Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle; davacı ... Tanıtım Hizmetleri A.Ş. tarafından 20.07.2022 tarihinde satın alındığı iddia edilen terliğin gizli ayıplı olduğu iddiasıyla 06.03.2025 tarihinde açılan işbu davanın, TBK m.223 ve TTK m.18/3 hükümleri gereğince 2 yıllık zamanaşımı ve hak düşürücü süre geçtikten sonra ikame edildiğini, ayrıca davacı tacir olmasına rağmen ayıp ihbarını usulüne uygun ve derhal yapmadığını, satın alma sonrası gözden geçirme ve bildirim yükümlülüklerini yerine getirmediğini, terliğin ilk kullanımda koptuğu yönündeki iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunı, basit muayene ile anlaşılabilecek bir ayıp olduğu halde davacının kendi kusuruyla bunu geç fark ettiği, bu nedenle gizli ayıp müessesesinden yararlanamayacağını, davacının dava öncesi müvekkile yapılmış herhangi bir başvurusunun bulunmadığını, faturada yer alan ... kodlu ürünün açıkça terlik olduğu ve bedelinin 1.666,67 TL olduğu, buna rağmen davacının gerçeğe aykırı beyanlarla talepte bulunduğunu, ayrıca talep edilen bedel iadesi ve en yüksek mevduat faizi taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilerek; tüm deliller saklı kalmak üzere davanın zamanaşımı/hak düşürücü süre yönünden ve esastan tamamen reddi, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesi talep edilmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya tekstil mühendisi ve borçlar hukuk alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; Dava konusu ihtilafta satım konusu üründeki ayıbın üretim ve/veya üretimde kullanılan malzemeden kaynaklı, gizli ayıp olduğu kanaatine varıldığı , buna göre , davalı satıcının gizli ayıplı ürün satışında ağır kusurlu kabul edilmesi olaya uygun olacağı ve satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağı değerlendirilmiş olup nihai takdirin Mahkemeye ait olacağı, davaya konu ürün bedeli 1.666,67TL olup ,davacı tarafın, müvekkili şirket tarafından davaya konu ürünü geri vermeye hazır olduğunu bildirerek terliğin satış bedelinin iadesi aksi halde imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesine ve satış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faizi işletilmesi ile davalıdan tahsili şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür. Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c maddesi uyarınca ticari alım satımlarda satılanda bulunan ayıp, açık ayıp niteliğinde ise alıcının teslim tarihinden itibaren 2 ve 8 günlük süreler içerisinde satıcıya bildirimde bulunması gereklidir. Ancak ayıp gizli ayıp niteliğinde ise aynı maddenin atfı ile TBK'nın 223. maddesi uyarınca ortaya çıktığı tarihte derhal satıcıya bildirilmesi gerekir. TTK'nın 23. maddesinin atfı ile uygulanan ve ayıptan doğan haklara dair zamanaşımının düzenlendiği TBK'nın 231. maddesi hükmü uyarınca satıcı, daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Ayrıca satıcının ağır kusurlu olması ya da satıcılığı meslek edinmiş olması sebebiyle bilmesi gereken bir ayıbın bulunması halinde, TBK'nın 225. maddesi uyarınca, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulması mümkün değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesine göre; bir maldaki ayıp, satıcının zikir ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Borçlar Kanunu'nda tanımını bulan ayıba karşı tekeffül, satılan şeyin satıcının zikrettiği vasıfları taşımamasından veya bu şeyin değerini sözleşme gereğince ondan beklenen yararları azaltan veya kaldıran eksiklikler bulunmasından satıcının sorumlu olmasıdır. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava konusu ihtilafta satım konusu üründeki ayıbın üretim ve/veya üretimde kullanılan malzemeden kaynaklı, gizli ayıp olduğu, buna göre , davalı satıcının gizli ayıplı ürün satışında ağır kusurlu kabul edilmesinin olaya uygun olacağı ve davaya konu ürün bedelinin 1.666,67 TL olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın 2 yıl içinde (10/07/2024 taihinde) tüketici hakem heyetine başvuru yaptığının anlaşıldığı ve dolayısıyla talebinin zaman aşımına uğramadığı anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 227. maddesinde, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcının; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme veya imkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik haklarından birini seçebileceği ve alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır. Davacı tarafın, TBK'nın 227/1 ve 229 maddelerinde bahsi geçen, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme hakkını kullandığı, terliğin üretimden kaynaklı ve gizli ayıplı olması sebebi ile davacının bu hakkını kullanmakta haklı olduğu anlaşılmakla davacının davasının terlik bedeli olan kısım yönünden kısmen kabulüne, fazlaya dair talebin reddine dair karar verilmiştir ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; dava konusu terliğin davalı tarafa iadesi koşuluyla, dava konusu terlik bedeli olan 1.666,67 TL'nin temerrüt tarihi olan 10/07/2024 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya iadesine, fazlaya dair talebin reddine, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından sarf edilen 615,40 TL Başvuru Harcı, 615,40 TL Peşin Harç olmak üzere toplam 1.230,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 4.600,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 2.855,17 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine, 5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 4.600,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.744,83 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine, 6-Davacı tarafından sarf edilen 14.000,00 TL bilirkişi ücreti, 287,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 14.287,50 TL den kabul red oranına göre hesaplanan 8.868,10TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.666,67 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.018,52 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 9-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair,tarafların yüzüne karşı; alacak miktarı kesinlik sınırının altında kaldığından HMK 362. maddesi uyarınca KESİN olarak verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 08/12/2025
Katip ... ✍e-imzalıdır
Hakim ... ✍e-imzalıdır