İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/65 E. 2025/1115 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/65
Karar No
2025/1115
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/65 Esas KARAR NO : 2025/1115

DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/01/2025 KARAR TARİHİ : 09/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... Marka, 2023 Model, siyah renk, ... şaşi nolu aracı 06/04/2023 tarihinde satın aldığını ve tescil işlemi yapıldığını, müvekkil şirkete ait ... plakalı aracın arıza vermesi üzerine müvekkil tarafından aracın yetkili servise götürüldüğünü, yetkili serviste, aracın üretiminden kaynaklı olarak arıza vermesi sebebiyle garanti kapsamında motorun komple değişiminin yapıldığını, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak davalı tarafla anlaşma sağlanamadığını, müvekkilin ayıbı kabul etmemiş olması sebebiyle ayıplı ürünün, ayıpsız bir misli ile değiştirilmesi gerektiğini, satıcının ayıptan dolayı sorumluluğunun bulunduğunu, açıklanan sebeplerle, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini, aynı zamanda, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;ticari alım-satım işlemlerinde alıcının ihbar ve ayıp yükümlülüğü uyarınca mevzuatta belirtilen süre içerisinde ve usulüne uygun olarak satıcıya ayıp ihbarının yapılması gerektiği aksi halde dava hakkının ortadan kalkacağı Yargıtay içtihatlarınca da sabit olduğunu, davaya ilişkin ihtilaf belirtilen yasal düzenlemeler ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde değerlendirildiğinde davacının ihbar yükümlülüğüne uygun davranmadığı her türlü izahtan varestedir. Davacının ihbar süresi aracın teslim alındığı 06.04.2023 tarihinde başlamakta olup tarafımıza süresi içerisinde usulüne uygun bir ihbarda bulunulmadığını, kanun hükmü satıcının ayıptan sorumluluğun kapsamını ifade ederken "ayıplı mal"ın tanımını da yapmadığını, Borçlar hukukunun ve özelde 219'uncu maddenin “ayıp” algılama ve tanımlamasına göre, bir maldaki ayıbın iki türlü olabileceğini, satıcı, daha önce alıcıya, mala ilişkin olarak bildirdiği niteliklerin malda bulunmasından sorumlu olduğu kadar, böyle bir bildirim yapmamış olsa bile niteliği gereği kullanım ve tahsis amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıplardan sorumlu olduğunu, bu tanım ve somut olay incelendiğinde, dava konusu aracın üretimi ile alıcıya satışı esnasında niteliğini doğrudan veya dolaylı olarak azaltan herhangi bir durum söz konusu olmadığı gibi, alıcının kullanım amacını azaltan ve araçtan beklediği faydalara zeval getiren herhangi bir durum da olmadığını, dava konusu araç, alıcı tarafından 06.04.2023 tarihinde satın alınmış olup, arızanın meydana geldiği ileri sürülen tarihe kadar tam verimle çalışmış ve davacı tarafa fayda sağladığını, 1.5 yıldan fazla süre ve aracın katettiği 14.049 km mesafe boyunca dava konusu araç kullanıldığını, üstelik hala kullanılmakta ve herhangi bir hasar ve ayıptan söz edilmediğini, üstelik araç arızalandıktan sonra garanti kapsamında motor değişimi yapılmış ve davacı taraf yasada sayılan ve kullanılmakla tükenen seçimlik haklarından ''ücretsiz onarım''ı kullanarak talep ve dava hakkını tükettiğini, davacı tarafın karşılaştığını öne sürdüğü problem sonrasında araç yetkili servise getirilmiş, yetkili servis tarafından davacının araca ilişkin bakımları gereği gibi yapılmış, ayrıca beyan ettiği şikayetler doğrultusunda da araç kontrol edilmiş, müşteri memnuniyeti çerçevesinde arızalar, araçta gereken tamir garanti kapsamında ücretsiz olarak yapılmış ve kullanıcıya tam verim verebilecek bir durumda davacı tarafa teslim edildiğini, dava konusu araç da davacı tarafından yetkili servise getirilmiş; araç üzerinde gerekli incelemeler yapılarak araç onarıldığını, aracın satım ve teslim tarihi itibariyle herhangi bir ayıp ihtiva ettiğine dair bir davacı delili veya tespiti de mevcut olmadığını, davacı taraf, dava konusu araçla ilgili ortaya çıktığını ifade ettiği şikâyetleriyle ilgili olarak müvekkili şirketin yetkili servisine başvurmuş ve aracı servise getirildiğini, dava konusu araçta olduğu iddia edilen ayıp orjinal parçalar kullanılarak yapılan üretici standartlarındaki onarım ile giderilmiş, araç tamamen sorunsuz bir şekilde davacı tarafa teslim edilmiştir ve halihazırda davacının kullanımında olduğunu, aracın onarıldığı ve kullanımda olduğu dava kapsamında yapılacak bilirkişi incelemesiyle de görüleceğini, davacı taraf ücretsiz onarım hakkını kullanmış ve dava konusu aracı herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan teslim aldığını, şu anda da sorunsuz olarak kullandığını, hal böyleyken, ücretsiz onarım hakkının bozucu nitelikli inşai hak olması sebebiyle, davacının bu seçimi yaparak aracı tamir ettirmesinin ardından aracın misli ile değişimini talep etmesi usule ve yasaya aykırı olup, davanın açıklanan gerekçe ile reddi gerektiğini, emsal mahiyetteki yargı kararları ve raporlar uyarınca yetkili servis bünyesinde orijinal parçalar kullanılmak suretiyle gerçekleştirilen onarımlar araçta herhangi bir değer kaybı meydana getirmemekte hatta ve hatta aracın kullanım ömrünü uzattığını, söz konusu arızanın imalattan kaynaklı olduğunun kabulü anlamına gelmemekle birlikte mahkeme aksi kanaatte ise misli ile değişim kararı hakkaniyete aykırılık teşkil edeceğini, hal böyleyken davacı tarafın hukuka aykırı ve ölçüsüz taleplerinin ve davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı taraf, araçta meydana gelen arıza ve şikayetler nedeniyle yetkili servise başvurduğu ve onarım hakkını kullandığı, hatta bu süreçte kendisine ikame araç da temin edildiğini, müşteri memnuniyeti kapsamında hiçbir mağduriyet yaratmadan sorunu hassasiyetle çözen müvekkili şirketin tutumunun ortada olduğunu, buna karşılık davaya konu aracın ücretsiz onarım kapsamında yetkili serviste onarıldığının dava dilekçesi ile de sabit olduğunu, davaya konu aracın yetkili servis bünyesinde orijinal parçalara kullanılmak suretiyle onarılmış ve davacıya teslim edildiğini, dolayısıyla, yetkili servise başvurmak suretiyle aracın ücretsiz onarılmasını tercih ve talep eden ve gerçekleştirilen onarım üzerine aracını sorunsuz olarak teslim alan davacının, akabinde aracın ayıplı olduğu iddiasıyla araç değişimini talep etmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar dava konusu aracın üretim hatası olduğu iddia edilmekteyse de, bu iddiaları ispatlayıcı bir delil ya da bulgu bulunmadığını, dolayısıyla iddia edilen ayıbın kullanım hatası ve/veya dış etken kaynaklı olarak meydana gelmiş olma ihtimalinin değerlendirilmediğini, davacı taraf dava konusu aracın halihazırda kullanılmakta olduğunu beyan etmekte olup aracın hangi şartlarda ve ne şekilde kullanıldığının belirsiz olduğunu, davacı tarafından yaklaşık 2 yılı aşkın süredir kullanılan ve faydalanılan aracın tarafımıza teslimi ile ayıpsız misli ile değiştirilmesi talep edildiğini, davacının iddia ve talepleri haksız ve mesnetsiz olup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ancak bir an için aksi sonuca ulaşılacak olması halinde, hem araçtan elde edilen faydaların iadesi hem de araçta meydana gelen hasarlar nedeniyle oluşan değer kaybının müvekkili şirkete iade edilmesi gerektiği, buna göre davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesi kapsamında ayıp nedeniyle aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesi istemine ilişkindir. Dava konusu aracın ayıplı olup olmadığı, varsa ayıbın gizli olup olmadığı, davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, ayıpsız misli ile değiştirme hakkının bulunup bulunmadığına ilişkin uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 227. Maddesine göre; “Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.” Davacı taraf dava konusu ... plakalı aracı ile ilgili olarak arıza sonrası aracını yetkili servise gönderdiği ve TBK.m.227/3 gereğince bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını kabul ettiği değerlendirilmiş olup, davalı tarafından da aracın ücretsiz onarıldığı , onarılma sonrası araçta başkaca arıza bildirimi yapılmadığı anlaşılmıştır. Davacı her ne kadar ''satılanın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesini '' talep etmişse de, somut olayda davacı tarafın servise başvurarak '' bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme '' hakkını öncelikle kullandığı ve servis tarafından aracın ücretsiz onarıldığı, dava konusu aracın misliyle değişimini gerektiren bir teknik sorun olmadığı, aracın misliyle değişiminin davalı şirket aleyhine aşırı dengesiz bir ekonomik zarar oluşturacağı alınan bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir. Davalı taraf, dava konusu aracın satıcısı veya ithal edeni olmadığından davanın husumet yönünden reddi talebinde bulunmuş ise de davacı şirket tarafından aracın motorunda değişiklik yapıldığı, buna ilişkin montaj uygunluk raporunun dosyada olduğu, ithalat birimi tarafından da davalı şirkete bu hususun bildirildiği, davalının servis hizmeti verdiği anlaşılmakla husumetinin bulunduğu değerlendirilmiştir. HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; tüm dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporu, aracın ücretsiz onarılmasına ilişkin seçimlik hakkın kullanılması, onarım sonrası başka arıza bildiriminin olmaması, aracın misliyle değişimini gerektiren bir teknik sorun olmadığı değerlendirilmekle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.600,00TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/12/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/65, K. 2025/1115, T. 09.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-65-e-2025-1115-k-365b24091951