İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/193 E. 2025/665 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/193
- Karar No
- 2025/665
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/193 Esas KARAR NO :2025/665
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:19/03/2025 KARAR TARİHİ:04/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasında ticari ilişki kapsamında, davalı tarafından orta boy yeşil manav poşetleri ve büyük boy yeşil manav rulo poşetleri temin edilmiş olup, müvekkili tarafından söz konusu mal teslimine ilişkin satış faturaları düzenlendiğini, davalı, bahse konu ürünleri teslim alarak kullanmış, ancak fatura bedelini ödemediğini, müvekkili kestiği faturalar davalı tarafından iade edilmiş, müvekkili tarafından tekrar faturalandırma işlemi gerçekleştirilmiş, buna rağmen davalı yine aynı şekilde iade işlemi yaparak ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, cari hesap ekstresinde yer alan alacak tahsil edilemediğinden, müvekkil şirket tarafından davalı aleyhine .... İcra Dairesi 2024/... Esas sayılı dosya üzerinden icra takibi başlatılmış ancak davalı tarafça herhangi bir borcunun bulunmadığı iddiasıyla icra takibine itiraz edildiğini beyan ederek, davalının .... İcra Dairesi 2024/... Esas sayılı dosyaya yönelik itirazının iptaline, %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın, davacı şirketten söz konusu ürünleri sipariş ettiğini, ancak teslim edilen ürünlerin kabul edilemez derecede şeffaf, kalitesiz malzemeden üretilmiş ve teknik özelliklerine uygun olmadığının tespit edildiğini, müvekkili firma ticari itibarını korumak amacıyla söz konusu ayıplı malları kabul etmemiş ve bu durum, davacı şirket yetkilisine bildirilerek iade faturaları kesildiğini, buna rağmen, davacı taraf kötü niyetle tekrar fatura kesmiş, müvekkili şirket de bu faturalara karşılık iade faturası düzenlediğini, davacı taraf ayıplı malları geri almaktan kaçınmış ve hatta indirim teklif ettiğini, bu süreçte müvekkili şirket, siparişlerini yerine getirememiş ve maddi kayba uğramış, ayrıca ticari itibarı zedelendiğini, taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde, söz konusu ürünlerin İtalya merkezli "..." şirketine ihraç edilmesi kararlaştırılmış ancak ihraç bedelinin ödenmemesi üzerine, davacı taraf haksız ve kötü niyetli bir şekilde müvekkili aleyhinde icra takibi başlattığını savunarak, davanın reddine, davacının haksız icra takibi nedeniyle %20 oranında tazminat kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: .... İcra Müdürlüğünün 2024/... esas sayılı dosyası, arabuluculuk son tutanağı, cari hesap ekstresi, faturalar, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava, davacı tarafça davalı aleyhine faturaya dayalı .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafa satılan manav rulo poşetlerinin ücretinin ödenmemesinden kaynaklı faturadan kaynaklı alacağının bulunduğunu, icra takibine haksız olarak yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından satılan ürünlerin kabul edilemez şekilde şeffaf ve kalitesiz malzemeden üretildiğinin anlaşılması üzerine whatsapp üzerinden bildirildiğini ve iade faturasının düzenlendiğini, faturaya konu ürünlerin iade alınmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 08/10/2024 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır. .... İcra Müdürlüğünün 2024/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 3.256,50 USD borcun ödenmesi amacıyla 02/08/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 31/08/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 02/09/2024 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/... Talimat Sayılı dosyasından davacı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için alınan mali müşavir bilirkişinin 27/08/2025 tarihli raporunda özetle; " Davacının , ticari defterlerinin HMK.m.222'ye göre delil niteliğinde olup olmadığı hususunun Sayın Mahkemenizin takdirinde bulunduğu, dosya muhteviyatında görüldüğü üzere davacının , davalıya dava konusu faturadaki ürünleri teslim ettiği, davacının ticari kayıtlarına göre , 05.08.2024 tarih itibarı ile davalıdan 3.256,50.-USD karşılığı 104.522,900.- TL alacaklı olduğu, tarafların karşılıklı iade faturaları düzenlemesi sonrası, davacının ticari kayıtlarına göre , davacının 30.10.2024 tarihi itibarı ile 125.389,03.-TL borçlu olduğu " şeklinde rapor düzenlenmiştir. Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya 6098 sayılı Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK m. 207 vd) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1, 4). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/I hükmü de uygulanacaktır. Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu 23’üncü maddesinde; “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir. Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır. Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında Türk Ticaret Kanunu 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır. Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır. (Prof. Dr. Ömer Adil ATASOY, Av. Hanife ÖZDİL Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (1-19) 3) 6098 sayılı TBK’nun ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur. 6098 sayılı TBK 222. Maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK 23/1 maddesinde; Maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, Açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK 223/2 madde hükmü incelendiğinde; Alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine 14/03/2024 tarih ve ... numaralı 3.256,50 USD bedelli "..." açıklaması ile fatura düzenlendiği ve faturanın icra takibine konu edildiği, davacı ticari defter ve kayıtlarında yapılan inceleme sonucunda dava konusu faturanın davacı ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olduğu, davacı tarafından ürünün teslimine ilişkin olarak irsaliye ve teslim evraklarını dosyaya sunduğu, fatura konusu ürünlerin davalıya 14/03/2024 tarihinde teslim edildiği, taraflar arasında ürünün teslimi ve fatura bedeli konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, davalı tarafın iddiasının ürünün şeffaf nitelikte ve kalitesiz olduğu yönünde bulunduğu, bu nedenle davalı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, ispat yükünün ayıp iddiasında bulunan davalı taraf üzerinde olduğu, TTK'nın 23(1) -c hükmü gereği; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, davalının 14/03/2024 tarihinde teslim aldığı mallar için 28/05/2024 tarihinde whatsapp üzerinde bildirimde bulunduğu ve 29/07/2024 tarihinde iade faturasının düzenlendiği, süresinde usulüne uygun ayıp ihbarında bulunmadığı ve iade faturasının düzenlenmediği, davalı tarafça, ispat yükü üzerinde olmasına rağmen süresinde ayıp ihbarında bulunduğu ispatlanamamış olup davalı teslim aldığı mal bedelini ödemekle yükümlüdür. Bu haliyle davacı taraf takip konusu faturadan dolayı davalıdan alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla, düzenlenen uzman bilirkişi raporunun da mahkememizce dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunması nedeniyle davacı tarafın davalıdan takip konusu faturadan kaynaklanan alacağının bulunduğu, davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takip tarihindeki kur üzerinden belirlenen asıl alacağın %20'si (21.615,02 TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN KABULÜ ile; a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, b) Takip tarihindeki kur üzerinden belirlenen asıl alacağın %20'si (21.615,02 TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 8.477,49-TL nisbi karar harcından peşin yatırılan 1.579,00-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 6.898,49-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvuru harcı ve 1.579,00-TL peşin harç olmak üzere toplam 2.194,40-TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafça yapılan 6.000,00-TL Bilirkişi ücreti ve 460,00-TL posta giderinden ibaret toplam 6.460,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacıya re'sen iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 04/11/2025
Katip ... e-imzalı*
Hakim ... e-imzalı*