İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/158 E. 2026/192 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/158
- Karar No
- 2026/192
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/158 KARAR NO : 2026/192
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/10/2024 KARAR TARİHİ : 08/10/2026
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin ---- firması 10 yıllık sektör tecrübesini arkasına alarak, tatlı ve kafe sektöründe yenilikçi çözümleriyle 2022 yılında ---- ŞİRKETİ” ticaret ünvanı ile kurulmuş ve kurulduğu günden beri “-----” markası ile ticaretini sürdürmekte ve bu isimle piyasada tanınmış marka olma konumunda olduğunu, müvekkili-- ürününü Türkiye'ye ilk kez getirip onu meşhur etmiş, önünde saatlerce bitmeyen kuyrukların oluştuğu, haberlere defalarca konu olan, fenomenlerin ve influencer'ların uğrak yeri, ----- milyonlarca izlenen -- ve gönderilerin ana konusu "---- markasının ve restorant/kafenin işletmecisi olarak büyük emek ve sermaye ile söz konusu markayı tüm Türkiye'ye tanıtmış, -----gibi ürünün adının artık marka ile tarif edildiği bir hale getirmiş olduğunu, ----demeye başladığını, bunda müvekkilin işletmesini açtığı günden bu yana yaptığı yoğun reklam faaliyetleri, zaman, emek ve para harcaması etkili olduğunu, müvekkili Şirket 07.12.2022 tarihinde --- Tescil numarası ile 30, 35, 43 Emtia sınıflarınd---- isimli markasının ve logosunun tescili ettirdiğini, ayrıca ekte örnekleri gösterilen beş adet ürün sunumunu kendisi tasarlayıp piyasaya sürmüş bu nedenle tescilsiz tasarım olarak 3 yıl boyunca korunmasını sağladığını, bununla da yetinmeyerek markaya ek olarak 5 adet karakter görselinin tasarım tescili için de tasarım başvurusu yaptığını, davalı, müvekkilin markasını bu dönemde görmüş, tanımış ve yükselen ivmesinden dolayı markasına tecavüz fikrini oluşturduğunu, bu nedenle davalı müvekkili başvurusundan sonra ----numaralı --- numaralı “-----” ibareli markaların tescili için başvuruda bulunmuş, müvekkilin itiraz sürelerini kaçırması nedeniyle itiraza uğramayan bu iki marka haksız ve kötü niyetle tescil edildiğini, müvekkilin rakibi olmaktan çok öte olsa da, sektörde kendisini çok iyi tanıyan --- dükkanının sahibi -----, müvekkilin kendi markası ile ülkeye tanıttığı ve yayılmasına sebep olduğu gıda ürününü daha düşük kalitede üreterek müvekkilin ürününü aynı isimle satışa çıkarttığını, müvekkiline yakın çevresinden gelen ihbarlar ve ---- yapılan araştırma neticesinde davalının müvekkilin markasını kopyalayarak aynı ürünleri müvekkiline ait görsellerle ve müvekkilim tasarım tesciline başvurduğu karakterin çok benzeriyle satışa sunduğu tespit edildiğini, hatta müvekkili ---- franchise anlaşması yapacakken, anlaşma yapacağı kişi bu dükkanı görerek kendisi dışında başkasına franchise verildiğini zannederek müvekkiline tavır almış, müvekkili ---- ziyaretlerinden bilen pek çok müşteri, ---- tecavüze sebep olan işletmeyi görüp müvekkilin ---- hesabına "----mesajları göndermeye başladığını, davalı yalnızca tescilsiz tasarımları ve görselleri kullanmakla kalmamış ayrıca müvekkile ait "----" isimli markayı ve----birebir taklit ederek satış yaptığı kanallarda kullanmaya başladığını beyan ederek davalıya ait --- numaralı -----numaralı “-----” ibareli markaların müvekkile ait marka, ticaret ünvanı, alan adı ile aynı olduğunun ve bu nedenle MARKA hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, sonuçların ortadan kaldırılmasına, davalının ----” ibaresini içeren tabela, etiket, katalog, kartvizit ve sair emtia ve evraklarının toplatılmasına ve imhasına, davalıya ait ----- ibareli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmek sureti ile sicilden terkinine, davanın kabulüne karar verilmesi halinde Mahkeme ilamının Türkiye'de tirajı en yüksek 3 gazetede yayın ve ilanına, masrafların davalı yandan alınmasına, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili dava tarihinden önce markaları devrettiğini, bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, dava konusu markaların kurum tarafından tescil edilmiş olması hiçbir nispi ve mutlak eksikliğin olmadığı anlamını taşıdığını, davacının ---- markasının gerçek hak sahibi olduğu iddiası gerçeği yansıtmadığını, dava konusu markalar daha önce sicile kayıt edildiğini, somut olayda haksız rekabet söz konusu olmadığını, davacının bu yöndeki taleplerinin ayrıca reddi gerektiğini, 23.10.2024 tarihli işbu davaya konu edilen ---- numaralı "----" markasını---- Noterliği'nin 01.10.2024 tarihli ---- yevmiye numaralı Marka Devir Sözleşmesi ile ---Şirketine devrettiğini, aynı şekilde --- numaralı "----" markasını ise --- Noterliği'nin 01.10.2024 tarihli ------ yevmiye numaralı Marka Devir Sözleşmesi ile ----- Şirketine devrettiğini, bu nedenle müvekkiline yöneltilen davada husumet yokluğu mevcut olduğunu, dava dilekçesinde yer alan müvekkilin markaların sahibi olduğu iddiası gerçeklikten uzak olduğunu, her ne kadar Türk Patent ve Marka Kurumu'nun görüş bildirme yazısında markalar üzerinde devir- lisans kaydına rastlanmadığı bildirilmiş olsa da müvekkili tarafından markanın devredildiği Kurum'a bildirildiğini, markalar yerinde hizmet veren bir sektörü ifa etmekte olup markaların kullanım alanları birbirlerinden çok uzak olduğunu bu şekilde tüketiciler arasında herhangi bir karıştırma mümkün olmadığını beyan ederek, HMK madde 77 hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına, mahkemeniz aksi kanaatte ise haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı adına tescilli olduğu iddia edilen ---- tescil numaralı -----şekil markasının hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı, davalının tescilli markaları şeklindeki kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli ----+ şekil markaları yönünden marka hakkına tecavüzde bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER: Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır.Ticaret sicil kaydı yazı cevabında davacı şirketin 02/12/2022 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ----- tescil numaralı şekil markasının 30, 35 ve 43.sınıfta 11/10/2024 tarihinde davacı adına tescil edildiği, ----- tescil numaralı şekil markasının 43.sınıfta 16/11/2023 tarihinde, ----- tescil numaralı şekil markasının 43.sınıfta 01/12/2023 tarihinde davalı adına tescil edildiği, ----- tescil numaralı ŞEKİL markasının 30, 35, ve 43.sınıfta davalı adına başvuru aşamasında bulunduğu anlaşılmıştır. ----- Belediye Başkanlığı yazı cevabında davalı tarafın kayıt ve işyeri açma/çalışma ruhsatı bulunmadığı tespit edilmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME: 6769 sayılı SMK'nın 5/1-c, 5/1-ç, 6/1,6/5, 6/9.,7/1-c, 7/2, 25, 29. 149,150 ve 151. Maddeleri GEREKÇE: Dava, markanın hükümsüzlüğü ile marka hakkına tecavüzün tespiti, davasıdır. Davacı taraf adına tescilli ----+ şekil markaları yönünden tescil numaralı --- tasarımının adına tescilli olduğunu, davalı adına tescilli olduğu iddia edilen ---- tescil numaralı ---- şekil markasının hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı, davalının tescilli markaları şeklindeki kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli-----şekil markaları yönünden marka hakkına tecavüz davasıdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nun 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. SMK'nın 5/1-c. Maddesinde "Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler." hükmü düzenlenmiştir.SMK'nın 5/1-c. Maddesinde, "Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler." hükmü düzenlenmiştir.
SMK'nın 6/1. Maddesinde " (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmü düzenlenmiştir. SMK'nın 6/5. Maddesinde "(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir."6769 Sayılı SMK'nın 6/6. Maddesinde "Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir."6769 Sayılı SMK'nın 6/9. Maddesinde "Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." hükmü düzenlenmiş, ve SMK'nın 25. Maddesine göre "5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir." hükmü düzenlenmiştir. Sınai Mülkiyet Kanununun 29. Maddesinin yollamasıyla SMK'nun 7/2-b maddesinde tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır. Yine Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir. Mahkememizce --- BAM --- Hukuk Dairesinin---- esas ve ----- karar sayılı kaldırma kararı öncesinde yapılan yargılamada ; ---- tescil numaralı -----şekil markasının hükümsüzlüğü ile davalı tarafın markaların tescil edildiği şekliyle markasal kullanımları dolayısıyla marka hakkına tecavüz oluşturulduğu iddiası ile davanın ikame edildiği, TPMK kayıtlarına göre dava konusu markalar olan --- tescil numaralı ----- şekil markalarının davalı adına tescilli iken---- Noterliği'nin 01.10.2024 tarih ve ----- yevmiye numaralı işlemi ile dava dışı ----- devredildiği, dava tarihinin 23.10.2024 tarihi olduğu dikkate alındığında dava konusu markaların davalı adına tescilli olmadığı, bu haliyle davalı ------ aleyhine hükümsüzlük davasının ikame edilmesinin mümkün olmayacağı, yine ---- Belediye Başkanlığı müzekkere cevabında davalının iş yeri kaydının bulunmadığı, yine dava konusu markaların davacı tarafın marka hakkına tecavüz oluşturur şekilde davalı ------ tarafından kullanıldığı hususunun ispat edilmediği dikkate alındığında ve yine Mahkememizin -----Sayılı dosyası ile dava dışı markaları devralan şirkete dava ikame edildiği ve bu şirketin de ayrı bir tüzel kişiliği olduğu dikkate alındığında davalı tarafın hem hükümsüzlük davası hem de marka hakkına tecavüz davası yönünden pasif husumetinin bulunmadığı kanaatine varılmış ve davanın reddine dair karar davacı vekili tarafından istinaf edilerek ilgili istinaf dairesine gönderilmiştir. ---- Bölge Adliye Mahkemesi --- Hukuk Dairesinin ----- esas ve ----- karar 14/07/2025 tarihli kararı ile davacı vekilinin istinaf talebi kabul edilerek ;" İlk derece mahkemesince davalının davaya konu markaları noterde dava dışı şirkete devredilmesi nedeniyle davalı aleyhine hükümsüzlük davasının ikame edilmesinin mümkün olmayacağı belirtilmişse de, davadan önce söz konusu markalara ilişkin TPMK'da devirlerin gerçeklemediği, bu durumda hükümsüzlük davası bakımından, davacıya HMK'nın 125.madde gereğince hangi yetkiyi kullanacağını sorularak, devir alan kişiye karşı davayı devam edip etmeyeceği açıklattırıldıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre yargılamaya devam edilmesi gerekirken, hükümsüzlük davasının pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yine ilk derece mahkemesince ---- Belediye Başkanlığı müzekkere cevabında davalının iş yeri kaydının bulunmadığı, dava konusu markaların davacı tarafın marka hakkına tecavüz oluşturur şekilde davalı ----- tarafından kullanıldığı hususunun ispat edilmediği gerekçesiyle marka hakkına tecavüz davası yönünden de pasif husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde davalının, davacıya ait tescilli markayı, -----alan adlı internet sayfasında ve------ sosyal medya hesaplarında izinsiz kullandığındığını ileri sürmüştür. Bu durumda tahkikat aşamasına geçilerek davacının tüm delilleri incelendikten sonra markaya tecavüz davası yönünden değerlendirme yapılması gerektiği halde, salt davalının işyeri bulunmadığı yönündeki müzekkere cevabına dayanılarak ön inceleme duruşmasında markaya tecavüz davasının pasif husumetten reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kaldı ki kabule göre de, davalının davacının markasına tecavüz etmediği sonucuna varılması halinde varılması halinde davanın husumetten değil, esastan reddi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına," gerekçesi ile dosya Mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut uyuşmazlıkta öncelikle markanın hükümsüzlüğü talebi değerlendirildiğinde; TPMK kayıtlarına göre dava konusu markalar olan ----tescil numaralı ---- şekil markalarının davalı adına tescilli iken ---- Noterliği'nin 01.10.2024 tarih ve ---- yevmiye numaralı işlemi ile dava dışı ----devredildiği, taraf markaları karşılaştırıldığında, ----- sayılı marka (----- arasında logo tasarımı yönünden farklılık bulunmakla birlikte, her üç markaya da bakıldığında ilk algılanan ve akılda kalan asıl unsurun ----- ibareleri olduğu, bu gali ile görsel ve yazılı unsurlardan oluşan bir logo ile karşılaşıldığında, okuma refleksinin ağır basması, buna karşılık görsel anlamlandırılmasının zaman alması nedeniyle, logoların da tali unsur olduğu bu hali ile davalı markasının davacı markası ile işitsel, anlamsal ve ses olarak benzer olduğu, yine har iki tarafa ait markanın da 30. Sınıftaki pastacılık ve fırıncılık mamüller, tatlılar sınıfında olduğu yine her iki tarafa ait markanın da 43. Sınıfta tescilli oldukları dikkate alındığında sınıfsal olarak da benzerliğin bulunduğu kabul edilmiş ve davalı markalarının hükümsüzlük şartlarının oluştuğu kabul edilmiştir ve ---- tescil numaralı, --- tescil numaralı davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalı taraf davacı taraf haberdar olmasına karşın kurum kararına itiraz edilmediğini beyan etmiş ise de kurum kararına itiraz edilmemesinin markanın hükümsüzlüğü davasının ikame edilmesine engel teşkil etmeyeceği kabul edilerek bu yöndeki savunmalara itibar edilmemiştir.Davacı tarafın marka hakkına tecavüz talebi değerlendirilmiş; az yukarıda ifade edildiği üzere davacı tarafın markasının asıl ve ayırt edici unsurunun ----- ibaresi olduğu davalı tarafın bu ibareyi gerçekleşt Mahkememizin ----. sayılı dosyasındaki 04.03.2025 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere “-----” adresinde faaliyet gösteren -----adlı işletmenin ----Olduğu, bu iş yerinde ----- ibaresinin markasal olarak kullanıldığı kullanımın 30. Sınıftaki pastacılık ve fırıncılık mamüller, tatlılar sınıfında olduğu dikkate alındığında davalı ---- kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturur mahiyette olduğu kabul edilmiş, tecavüzün tespiti ile önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Her ne kadar davacı tarafça davalı --- aleyhine dava ikame edilmiş ise de bu davalının yargılama öncesinde markaları ---- devrettiği ve tespit dosyası olan Mahkememizin -----. sayılı dosyasındaki 04.03.2025 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere ---- adresinde faaliyet gösteren ----adlı işletmenin----. Olduğu dikkate alındığında bu davalı yönünden husumeti yerinde olmadığı kanaati ile husumet yokluğundan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı, davalının tescilli markasından kaynaklanan haklarına tecavüz etmesinin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, haksız rekabetin tespitini ve önlenmesini de talep etmiştir. Yargıtay ---. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2022 tarihli, ----- Esas, ---- Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı "Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak" şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, sınai mülkiyet hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de az önce zikrolunan hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta idi. 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak," şeklinde düzenlenmiş olup, Kanun’un gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da, bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Gerçekten de, sınai mülkiyet haklarının kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, davalının davacının davacı adına tescilli markaları taşıyan taklit ürünleri satması eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş, tüm bu gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 1-Davalı ----- yönünden davanın PASİF HUSMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE, 2-Davalı ----adına tescilli ----- tescil numaralı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE SİCİLDEN TERKİNİNE, 3-Davalı ---- adına tescilli ----tescil numaralı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE SİCİLDEN TERKİNİNE, 4-Davalı ----- şeklindeki kullanımları dolayısıyla davacı tarafın ----- tescil numaralı markası yönünden marka hakkına tecavüz oluşturduğunun TESPİTİ ile tecavüzün önlenmesi ve tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, Davalı tarafın "----- ibaresini içeren tabela , etiket, katalog, kartvizit, ve sair emtia ve evrakların toplanmasına, karar kesinleştiğinde imhasına, 5-Davacı tarafın haksız rekabet talepleri yönünden davanın REDDİNE, 6-Karar kesinleştiğinde kararın bir örneğinin Türkiye çapında yayın yapan tirajı enyüksek üç gazeteden birinde masrafı davalı taraftan alınarak bir kez yayınlanmasına, 7-Alınması gereken 732,00 TL karar harcından başlangıçta yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 8-Davacı tarafından yapılan tebligat giderleri, müzekkere masrafları, bilirkişi ücretleri olmak üzere toplam 27.467,50 TL masrafın kısmen kabul kısmen ret oranına göre (%50) olan 13.733,75 TL ' lik kısmının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 9-Davalı tarafından yapılan 260,00 TL masrafın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 10-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca markanın hükümsüzlüğü davası yönünden ----- tescil numaralı marka yönünden 55.000,00-TL, ---- tescil numaralı marka yönünden 55.000,00 TL, markanın hakkına tecavüz davası yönünden 55.000,00 TL, olmak üzere toplam 165.000,00-TL vekalet ücretinin davalı---- tahsili ile davacıya verilmesine, 11-Davalı ---- kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ---- verilmesine, 12-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 13-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair; tarafların yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.