İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/154 E. 2025/178 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/154
- Karar No
- 2025/178
- Karar Tarihi
T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/154 Esas - 2025/178 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/154 KARAR NO : 2025/178
DAVA : Marka ile ilgili Kurum kararının iptali. DAVA TARİHİ : 10/11/2020 KARAR TARİHİ : 22/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/06/2025
TALEP: Davacı vekili 10/11/2020 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkilinin ... nezdinde 11, 35, 37, 40. sınıfta "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, 2018/66681 sayılı başvurunun Markalar Dairesi Başkanlığınca 5/1-ç maddesi uyarınca 37. sınıftaki bir kısım hizmetlerin başvuru kapsamından çıkartılmasına karar verilerek yayımlandığını, ilana davalı şirketin 2003/06255, ..., 2004/42844 sayılı ve "...", "...", "..." ibareleri markalarını gerekçe göstererek yaptığı itiraz kısmen kabul edilerek bu kez 35. sınıftaki bir kısım emtianın başvuru kapsamından çıkartıldığını, bu kısmen kabul kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme talebinin ise davalı Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkiline ait marka ile benzer görülen ret gerekçesi ... sayılı marka hakkında kendileri tarafından hükümsüzlük davası açıldığını, kurumun bu davanın sonucunu beklemeden karar vermesinin yerinde olmadığını, ayrıca müvekkilinin 2013/58972, 2007/67048 ve 2005/59212 nolu markalarının davaya konu başvuru yönünden müktesep hak sağladığını, davalı Kurumun konu hakkındaki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin eski tarihli “...”, “...” ve “...” ibareli markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, müvekkilinin seri marka yaratma çabası içerisinde bulunduğunu, müktesep hak yönünden başvuruya konu markanın önceki markalar ile birebir aynı olmasının gerekmediğini, önemli olan hususun benzer görülen markaya yaklaşma gayesi içerisinde olunmaması ve önceki markaların esas unsurunu taşıması olduğunu, davalı Kurumun "..." markasında “inter” ibaresinin yer alması ile müktesep hakkın olmadığı yönündeki kararının hatalı olduğunu, müvekkilinin 2005 yılından bu yana "..." ibareli markalarını yoğun bir şekilde kullandığını, tüketiciler tarafından markanın tanınır hale geldiğini, bu husus göz önüne alındığında tüketicilerin müvekkilinin markası ile davalı markasını ayırmasının son derece kolay olacağını, "..." ve "..." ibarelerinin anlamsal olarak farklılaştığını ileri sürerek, ... nolu YİDK kararının 35. sınıftaki hizmetler bakımından iptali ile bu hizmetler bakımından davacı markasının tescil işleminin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Başvuruya konu markanın düz yazı karakteriyle yazılmış “...” kelime unsurundan oluştuğunu, redde mesnet markaların da yine kelime markası olduğunu ve düzyazı karakteriyle yazılmış “...” ve “...” ibarelerinden oluştuğunu, başvuru konusu markada silik biçimde yer alan “kompressoren” ibaresinin cins-çeşit-vasıf belirten bir unsur olduğunu, herhangi bir ayırt edici özelliği bulunmadığını, başvuru konusu marka ve redde mesnet markalarda ön plana çıkan esas unsurun birbirinin tıpatıp aynısı olan fantezi bir ibare olan “her(t)z” kelimesi olduğunu, fonetik, biçimsel ve anlamsal benzerlik nedeniyle markaların umumi intibalarının da aynı olduğundan şüphe bulunmadığını, öte yandan davacı vekilinin 2005 yılından bu yana “...” ibareli markalarının varlığı nedeniyle başvurunun müktesep hak kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönündeki iddiasının hukuka uygun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkiline ait markaların tümünde “...” kelimesinin ana unsur konumunda olduğunu, dava konusu markadaki “kompressoren” ibaresinin herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, tescili istenen “...” ibaresi ile müvekkilinin tescilli markalarının esas unsuru olan “...” ibaresi arasında tek harf farkının bulunduğunu, başvurunun “...” markasının serisi izlenimi yarattığını, markalar arasında iltibas oluşacağını, markaların sahibi firmaların idari ya da ekonomik ya da lisans ilişkisine dayalı bir bağ olduğu zannına ulaşılacağını, öte yandan davacının müktesep hakkı olduğu yönündeki iddiasının kabul edilemeyeceğini, müktesep hakkın varlığından söz edebilmek için aynı veya benzer olarak başkası adına tescil olunmuş marka ile yakınlaşma ve benzeştirme amacı taşımaması şartının söz konusu olduğunu, yerleşik ... kararlarında dile getirilen bu kriterlerin gerçekleşmediğini, davaya konu markanın tescilini talep eden davacının önceki tarihlerde de “...” ibareli birçok marka başvurusunda bulunduğunu, bu başvurulara müvekkilince yapılan tüm itirazların kabul edildiğini, ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/320 Esas sayılı dosyası üzerinden görülen bu dosyada davacı tarafın “... GENERATOR” markasına ilişkin verilen kurul kararının iptalini talep ettiğini, dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporlarında da huzurdaki davada söz konusu olduğu gibi müktesep hak talebinin kabul edilemez olduğunun açıklığa kavuşturulduğunu, devam eden bir yargılamanın davalı Kurum tarafından bekletici mesele yapılması yönündeki talebin mevzuata uygun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
MAHKEMEMİZİN 08/06/2021 tarihli ve 2020/361 Esas, 2021/214 Karar sayılı KARARI Mahkememizin yukarıda belirtilen kararı ile davacıya ait 2018/66681 numaralı "..." ibareli dava konusu markanın mavi renkte yazıldığı ve münhasıran “...” ve “kompressoren” kelime unsurlarından oluştuğu, kalın puntoda yazılmış “...” ibaresinin “kompressoren” ibaresinin üzerinde daha baskın ve göze çarpar şekilde konumlandırıldığı, “kompressoren” ibaresinin gerek Almanca’da “kompresörler” anlamına gelmesi ve ürün adını işaret etmesi nedeniyle ayırt ediciliğinin bulunmaması gerekse de markadaki konumu itibariyle markada tali(yardımcı) unsur pozisyonunda olduğu, öte yandan davalıya ait ret gerekçesi ... tescil numaralı "..." ibareli marka incelendiğinde, markanın münhasıran standart büyük harflerle yazılmış “...” kelimesinden oluştuğu, markaların “H-E-R-*-Z” harflerini ortak olarak içermesi nedeniyle görsel açıdan benzer olduğu, ayrıca davacı markasında bulunan ilave “T” harfinin markalar arasında kayda değer bir işitsel farklılık oluşturmadığı, bu nedenle markalar arasında işitsel(fonetik) anlamda da ciddi düzeyde bir benzerlik bulunduğu, davacıya ait markanın asli unsuru konumunda bulunan “...” ibaresinin bir kısım tüketiciler açısından “frekans birimi (Hz)” olarak algılanabileceği düşünülse bile bu anlamın ortalama Türk tüketiciler nezdinde yaygın şekilde bilinmediği, davalıya ait “...” ibaresinin ise Almanca’da “kalp” anlamına geldiği tespit edilmekle beraber ortalama tüketici açısından ilgili kelimenin anlamının bilinemeyeceği, dolayısıyla iki marka açısından toplumun geneli itibariyle kavramsal bir karşılaştırma yapmanın olanaksız olduğu, hal böyleyken tüketicilerin markaları sadece görsel ve işitsel boyutta değerlendirebileceği, bu nedenle davacıya ait marka ile davalıya ait ret gerekçesi markanın içerdiği ortak harflerin fazlalığı itibariyle görsel ve işitsel düzeyde karıştırılma ihtimali oluşturabilecek düzeyde benzer markalar olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
... BAM 20. HUKUK DAİRESİ'NİN 18/01/2024 tarihli ve 2021/1869 Esas, 2024/80 Karar sayılı KARARI: Mahkememizin yukarıda belirtilen kararının davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna konu edilmesi neticesinde, ... BAM 20.Hukuk Dairesi'nin yine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ÖZETLE: "...Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "..." ibareli marka başvuru ile davalı şirketin 35. sınıf yönünden kısmen redde mesnet alınan "..." ibareli markası arasında yüksek düzeyde görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, markaların bu hali ile aynı mal ve hizmetlerde kullanılması halinde markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunup, çekişmeli hizmetler bakımından emtia benzerliğinin de gerçekleştiği, her ne kadar davacı tarafça taraf markalarının esas unsurunu oluşturan ibarelerin anlamsal olarak farklılaştığı ileri sürülmüş ise de, bu ibarelerin anlamı yaygın olarak bilinmediğinden bu farklılaşmanın ulaşılan sonuca etkili olmadığı, davacının eski tarihli markalarının dava konusu marka yönünden müktesep hak teşkil etmediği, zira 2005/59212 ve 2013/58972 sayılı markaların kapsamında çekişmeli 35. sınıf hizmetlerin yer almadığı, çekişmeli hizmetleri içeren 2007/67048 sayılı markanın ise "..." ibareli olduğu, başvuruda "..." kelimesi yer almadığından başvurunun davalının markalarına yaklaştığı, öte yandan YİDK karar iptali talebiyle açılan eldeki davanın YİDK karar tarihindeki şartlar dikkate alınarak değerlendirileceği, YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet söz konusu markanın hükümsüzlüğüne ilişkin gerekçeli bir mahkeme kararının ya da kısa kararın davalı Kuruma sunulmadığı anlaşılmakla" şeklindeki gerekçe ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
... 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 26/02/2025 tarihli ve 2024/2631 Esas, 2025/1311 Karar sayılı BOZMA İLÂMI: Davacı vekilince, ... BAM 20. Hukuk Dairesi tarafından verilen yukarıdaki esastan red kararının temyiz edilmesi üzerine, ... 11. HD'nin yine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla: "...556 sayılı KHK’nın 53. maddesi; “Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun, 47 ila 52 nci maddelerde belirtilen itiraz işlemleri ile ilgili kesinleşen kararlarına karşı, kesinleşen kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde, yetkili mahkemede dava açılabilir.” hükmünü haizdir. Buna göre açılacak davanın konusunu YİDK’nin verdiği kesinleşmiş kararların iptali oluşturmaktadır. Mahkeme itiraz sebeplerinin ve bunlarla ilgili olarak Kurum’a sunulan belgelerin değerlendirmesini yapmak suretiyle karar verecektir. İtirazda ileri sürülmeyen hususların daha sonra mahkemede ileri sürülmesi mümkün değildir. Örneğin itiraz safhasında markanın tanınmış olduğu ileri sürülmemiş ise daha sonra mahkemede bu husus ileri sürülemeyecektir. Bununla birlikte YİDK kararı kesinleştiği için bu süre zarfında marka tescil edilmiş ise 556 sayılı KHK’nın 42. maddesi gereğince YİDK kararının iptali davasından ayrı olarak hükümsüzlük davası da açılabilecektir. Her iki davanın şartları arasında (dava açma süresi, davanın tarafları ve konusu bakımından) farklar bulunsa da bu iki davanın birlikte açılmasında bir engel bulunmamaktadır. Bu kapsamda itiraza dayanak yapılan markaların hükümsüz kılınması hâlinde hükümsüzlük kararlarının etkisi hem YİDK kararının iptali davasını hem de başvuruya konu markanın hükümsüzlük davasını etkileyecektir. Zira bu davalar 556 sayılı KHK’nin 44/2 hükmünde belirtilen hükümsüzlük kararının geçmişe etkili olmasının istisnası kapsamında değildir. Belirtildiği üzere, 6769 sayılı Kanun'un 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, aynı Kanun'un 25. maddesine göre verilen hükümsüzlük kararı, marka başvuru tarihinden itibaren etkili olup, markaya bu Kanun'la sağlanan koruma hiç doğmamış sayılacağı göz önüne alınarak sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." şeklindeki gerekçelerle karar bozularak mahkememize gönderilmiştir.
YENİ DEĞERLENDİRME: ... 11. HD'nin bozma konusu yaptığı husus, itiraza dayanak yapılan markanın hükümsüz kılınması hâlinde hükümsüzlük kararının etkisi hem YİDK kararının iptali davasını hem de başvuruya konu markanın hükümsüzlük davasını etkileyeceğinden, hükümsüzlük davasının sonucuna göre karar verilmesi yönündendir. Mahkememizce, belirtilen karara 6100 sayılı HMK'nın 373/5 maddesi gereğince aşağıdaki gerekçe ile direnilmiştir. Eldeki davada; davacının marka başvurusu, davalı şirketin itirazları üzerine diğer davalı Kurum tarafından kısmen reddedilmiş, söz konusu Kurum kararının iptali için eldeki dava açılmış, Mahkememizce davanın reddine dair kurulan hüküm, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine ... BAM 20. HD'nce yukarıda özetlenen gerekçe ile istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekilince temyiz edilmiş, ... Özel Dairesince de, SMK'nın 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, aynı Kanun'un 25. maddesine göre verilen hükümsüzlük kararının, marka başvuru tarihinden itibaren etkili olup, markaya bu Kanunla sağlanan korumanın hiç doğmamış sayılacağı göz önüne alınarak sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle Mahkememiz kararı bozulmuştur. Eldeki dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup, Mahkememizce YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma göre yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Gerçekten de esasen idari nitelikte olan ve 6769 sayılı SMK'nın 156. maddesindeki düzenleme uyarınca adli yargı yerlerinde görülen YİDK kararının iptali davasında, Kurum kararının verildiği tarihten sonra ortaya çıkan hukuki duruma göre, Kurum kararının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi mümkün değildir. Aksi durumda, Kurumun karar verdiği tarihte ortada olmayan hukuki koşullara göre Kurum kararının yerinde olup olmadığının denetimi sonucu doğacaktır. Bu durumun da eldeki davanın niteliği ile uyuşmadığı açıktır. Esasen ... 11. Hukuk Dairesinin öteden beri yerleşen uygulaması da bu yöndedir. Örneğin, "davaya konu YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma ve koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği, iptali istenen YİDK kararının 31.03.2014 tarihli iken redde mesnet marka ise ... 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/414 K. sayılı ilamı ile 03.10.2017 tarihinde hükümsüz kılındığı ve ... incelemesinden geçerek onanarak kesinleştiği, bu durumda, YİDK kararının verildiği tarihte hüküm ifade eden markanın değerlendirilmeye alınması tabii bulunduğundan ve redde mesnet markanın, YİDK kararından sonra hükümsüz kılınmasının işbu uyuşmazlığa bir etkisi olmadığı" şeklinde gerekçe içeren istinaf mahkemesi kararı Özel Dairenin 20.12.2023 tarih, 2022/3698 E., 2023/7558 K. sayılı ilamı ile onanmıştır. Yine 2021/5782 E., 2023/277 K. sayılı bir başka kararda, "davanın YİDK kararının iptaline ilişkin bulunması nedeni ile Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan hükümsüzlük davasının bekletici mesele yapılmamasında bir isabetsizlik olmadığı" gerekçesine dayalı karar onanmıştır. Dairenin 10.10.2018 tarih, 2017/701 E., 2018/6200 K. Sayılı bozma ilamında ise "TPE tarafından redde dayanak alınan 2014/54717 sayılı marka başvurusunun TPE YİDK kararından sonra hükümden düşmesi nedeniyle söz konusu başvuru kapsamındaki ürünler bakımından 556 sayılı KHK 7/b maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği görüşüyle, bu başvuruda yer alan 29. ve 30. sınıf ürünler bakımından TPE YİDK kararının iptaline karar verilmiştir. Ancak, 556 sayılı KHK 53. madde uyarınca TPE YİDK kararının iptaline ilişkin davalarda uyuşmazlığın, TPE YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma göre değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle, redde dayanak alınan 2014/54717 sayılı başvurunun, söz konusu kararın verildiği tarihte henüz hükümden düşmediği, bu nedenle dava konusu başvuru bakımından 556 sayılı KHK m. 7/1-b bendi kapsamında redde dayanak alınması gerekip gerekmediği değerlendirilmesi gerekirken, bahsi geçen 2014/54717 sayılı başvurunun sonradan hükümden düştüğü gerekçesiyle göz önüne alınmaması doğru görülmemiş, kararın davalı TPE yararına bozulması gerekmiştir." denilerek, aynı sonuçlara ulaşılmıştır. 2010/940 E., 2010/4555 K. sayılı ilamda da, "TPE'nin davalı şirketin marka ediniminin hukuka uygun olup olmadığını araştırma yetki ve görevinin olmadığı, YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma göre hukuka uygun olup olmadığının araştırılmasının gerektiği, bu sebeple davalı şirketin itirazına mesnet markanın ediniminin hukuka aykırı olduğundan bahisle açılan davanın sonucunun da beklenmesine gerek olmadığı" yönündeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmüştür. ... 11. Hukuk Dairesinin 2022/5733 E.- 2024/1629 K., 2015/12614 E.-2017/4086 K., 2019/3262 E.- 2020/1222 K., 2018/2037 E.-2019/4080 K. sayılı ilamları da aynı yöndedir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve yer verilen ... ilamları çerçevesinde, eldeki davanın YİDK kararının iptali istemine ilişkin olduğu, iptali istenen YİDK kararının 10/09/2020 tarihinde alındığı, redde mesnet alınan davalı şirkete ait ... sayılı markanın, iptali istenen YİDK karar tarihi itibariyle hükümsüzlüğüne ilişkin gerekçeli bir mahkeme kararının ya da kısa kararın davalı Kuruma sunulmadığı, dolayısıyla Kurum kararının iptaline yönelik davada, karar tarihi itibariyle ortada olmayan hükümsüzlük kararının değerlendirilmesine imkan bulunmadığı, aksi takdirde Kurum karar tarihinden çok sonra ortaya çıkan hukuki durumlara göre Kurum kararının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gibi bir sonucun ortaya çıkacağı ve buna bağlı olarak da Kurumun yargılama giderleri ve vekalet ücreti gibi sorumluluklarının doğacağı, bu halin SMK hükümleri ve marka tescil sistemimizle bağdaşmayacağı gibi karar tarihinden sonra olsa bile açılan tüm hükümsüzlük davalarının sonucunun beklenmesine yol açacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, Mahkememizce bozma ilamındaki görüşlere iştirak edilmemiş, önceki kararda direnilmesine ve önceki hükmün aynen kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: 1-Mahkememizin önceki kararında direnilmesine, 2-Davanın reddine, 3-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile 561,00 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde PTT aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 361. Maddesi uyarınca tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde ...’da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/05/2025