İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/142 E. 2025/503 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/142
Karar No
2025/503
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/142 Esas - 2025/503

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/142 KARAR NO : 2025/503

DAVA : 1-Marka ... sayılı ... Kararı İptali 2-... ve ... sayılı markaların Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 24/11/2021 KARAR TARİHİ : 15/12/2025 Yazım Tarihi:04/01/2026

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacının 39 ve 43. sınıflarda tescil ettirmek istediği davaya konu ... sayılı başvuru markasının o dönem ... sayılı marka gerekçe gösterilerek reddedildiği, kesinleşen ... . Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.09.2015 tarih .... sayılı kararıyla bu markanın “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, Geçici Konaklama hizmetleri (gündüz bakımın (kreş) hizmetleri dahil)” hizmetleri bakımından hükümsüzlüğüne karar vermesi sonrasında davalı Kurumun 16.04.2020 tarih ... sayılı ... kararı ile davaya konu başvurunun 43. sınıf “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, Geçici Konaklama hizmetleri (gündüz bakımın (kreş) hizmetleri dahil) hizmetleri” bakımından 27.04.2020 tarihli .... ilanına karar verildiği, ilan sonrasında davalı Şirketin ... sayılı “... ...” markasını gerekçe göstererek yaptığı itiraz üzerine davaya konu başvurudan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, Geçici Konaklama hizmetleri (gündüz bakımın (kreş) hizmetleri dahil)” hizmetlerinin çıkartılmasına karar verildiği; bu karara itirazlarının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu; zira, iki markanın bir bütün olarak görsel ve işitsel olarak farklı olduğu; Davalının “... ...” ibareli markasının zayıf marka niteliğinde olduğu; Davacı markasının davalı markasından iltibas ihtimalini bertaraf edecek şekilde farklılaştığı; Davalının itiraz dilekçesinde ... sayılı markasının değil sonraki ... sayılı markaya ilişkin görsel ve açıklamaları kullandığı; davalının kötüniyetli davrandığı; ayrıca, davacının 2011 yılı başından bu yana ..../....’da bulunan “... ...” isimli oteli işlettiğinin kesinleşen ... . Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.09.2015 tarih .... sayılı kararından anlaşılacağı ve Davacının bu marka üzerinde 43. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, Geçici Konaklama hizmetleri (gündüz bakımın (kreş) hizmetleri dahil)” hizmetleri bakımından kullandığı ve gerçek hak sahipliğinin bulunduğu; Davalı ... Ltd.Sti’nin markası 2010 yılına dayansa da bu şirketin 2011 yılının 2. yarısında kurularak tüzel kişilik kazandığı; davaya konu ... sayılı markanın davalıya dava dışı ... Ltd.Şti tarafından devredildiği, ve işletme devredilmeksizin sadece marka devredildiği için eskiye dayalı kullanım hakkının davalıya geçtiğinin kabul edilemeyeceğini, ileri sürülerek, 01.10.2021 tarih ... sayılı ... kararının iptali ile davaya konu markanın “Geçici Konaklama hizmetleri Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından tesciline, bu talebin kabul görmemesi halinde ... ve ... sayılı markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davalının ... sayılı ... ..., ... ve ... sayılı ... ... ibareli markaların sahibi olduğu; ilk başvurunun 08.11.2002 yılında kurulan ve turizm sektöründe faaliyet gösterilen ... Ltd.Şti tarafından yapıldığı ve markanın ortakları aynı kişiler olan davalı şirkete devredildiği; Davacının markasını 2011’den beri kullandığını iddia ettiği; Davalı markasının 2010’a dayandığı ve anılan nedenle kötü niyetle tescil iddiasının da mesnetsiz olduğu” ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir. 10/01/2017 tarihli 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU; Geçici Madde 1/1 de "Bu Kanunun yayımı tarihinden önce Enstitüye yapılmış olan ulusal ve uluslararası marka ve tasarım başvuruları ile coğrafi işaret başvuruları, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır." hükmü yer aldığından dava konusu markanın başvuru tarihinin 2012 olması nedeniyle ... kararı iptalinde somut olaydaki davaya 556 sayılı mevzuat hükümleri uygulanması gerekir. 556 sayılı KHK.nın 8/1 maddesinde "Tescil edilmiş veya tescil için başvuru yapılmış bir markanın sahibi tarafından itiraz yapılması durumunda aşağıdaki hallerde marka tescil edilemez: a) Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ise ve aynı mal veya hizmetleri kapsıyorsa, b) Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa," şeklinde hüküm yer almaktadır. 556 s. KHK’nın 8/1 (b) anlamında tescili istenen marka ile tescilli markalar arasında “karıştırılma ihtimaline yol açacak ölçüde benzerlikten” bahsedilmek için; a) Markalar arasında ayniyet, ürünler arasında benzerlik bulunması, b) Markaların benzer, ürünlerin aynı olması, c) Markaların benzer ve ürünler arasında da benzerlik bulunması, şeklinde üç ayrı ihtimalden birinin varlığı (....) gerekmektedir. 556 sayılı KHK’nın 8/1 (b) m. anlamında markaların karıştırılmasından söz edebilmek için, dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. 556 s. KHK’nın 8/3 maddesinde "Tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itiraz etmesi üzerine, tescili istenilen marka, a) Markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş ise, b)Belirtilen işaret, sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkını veriyorsa, hallerinde tescil edilmez."hükmü yer almaktadır. 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesinin uygulanabilmesi için, markaya belli bir ayırt edicilik, bir başka ifadeyle bilinirlik kazandırılması gerekir. Bir işaret üzerinde hak iddia edebilmek için, üçüncü kişinin tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullanmak ve belli bir oranda tanınır hale getirmek gerekir. Ancak bu ihtimalde, işaret üzerinde bir hak elde edilmiş olabilir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilebilir. 556 sayılı KHK'nın 35. maddesinde "Tescil başvurusu yapılmış markanın 7 nci ve 8 inci madde hükümlerine göre tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazlar ile başvurunun kötü niyetle yapıldığına ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayınından itibaren üç ay içerisinde yapılır." hükmü 556 sayılı KHK'nın 42. Maddesinde: a) 7.nci maddede sayılan haller. ( davanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açılması gerekir. Markanın tescilinde kötü niyet varsa iptal davası süreye bağlı değildir.) (marka tescili için engel mutlak red nedenleri), b) 8 inci maddede sayılan haller. (Ancak, 8 inci maddenin son fıkrası çerçevesinde açılan davada önceki hak sahibi koruma süresinin bitiminden itibaren 2 yıl içerisinde markasını kullanmamışsa bu bir hükümsüzlük nedeni sayılmaz. (marka tescili için engel nispi red nedenleri), (c) Anayasa Mahkemesinin 09/04/2014 tarih .... sayılı kararı ile İPTAL) d) marka sahibinin davranışları nedeniyle marka, mal ve hizmetler için yaygın bir ad haline gelmiş ise, e) hak sahibi veya yetkili kıldığı kişi tarafından kullanım sonucunda tescil edildiği mal ve hizmetlerin niteliği, kalitesi, üretim yeri ve coğrafi kaynağı konusunda halkta yanlış anlama ihtimali var ise f) 59. Maddeye aykırı kullanım, (teknik yönetmeliğe aykırı garanti markası veya ortak markalarda söz konusu) hükümsüzlük nedeni olarak sayılmıştır. Medeni Kanun 2.nci maddesinde "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü yer almaktadır, ... kararının iptalinde 556 sayılı KHK esas alınmakla birlikte Hükümsüzlük talebi (davası) açısından ise dava tarihi 24/11/2021 tarihi olduğundan 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) esas alınmalıdır. Buna göre ; Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. ( Bu konuda örneğin; “Marka sahibinin, markasını tescil ettirirken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir” (....). Yargıtay HGK’nun 16.7.2008 tarih .... sayılı “RG 512 Kararı”nda da “Marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına veya şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği” vurgulanmıştır. ....’ın 11/06/2009 tarihli ... sayılı kararında “önceki markanın varlığı hakkındaki mevcut veya muhtemel bilginin, başvurunun kötü niyetle yapıldığını tek başına göstermeyeceği ve tüm faktörlerin dikkate alınması gerektiği” hükmü verilmiştir. Yargıtay HGK’nun 09.05.2018 tarih .... sayılı Kararında da “Kötüniyetin varlığının her somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerektiği, markaların iltibasa yolaçması ve davalının uzun süredir davacı ile aynı sektörde faaliyet göstermesinin başlı başına kötüniyet ve hükümsüzlük nedeni oluşturmayacağı” vurgulanmıştır.) ÖNCEKİ YARGILAMA ; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 1-Davacı tarafın ... başvuru sayılı markasının reddedilen kısımları açısından davalı firmanın ... sayılı markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, ...'in itiraz hakkında verdiği ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği; 2-Davalı firmanın ... sayılı markası ile ... sayılı markası açısından davacının ... sayılı başvuru markası ile davalı markaları açısından önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği ile davalı markalarının kötü niyetle tescil edildiği iddiaları açısından davalı markalarının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 04/10/2021 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 24/11/2021 tarihinde ve 6769 sayılı SMK 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ... sayılı ve "... ... '' ibareli markaya dayanılarak 556 s. KHK'nın 8 inci maddesi çerçevesinde kısmen reddi kararına yapılan itiraz incelenmiştir. ....... işbu başvuru ile ... sayılı ve "... ..." ibareli markanın, ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştınlma ihtimaline neden olabilecek şekilde benzer oldukları kanaatine varılmıştır. Bunun yanısıra , başvuru ile ... sayılı ve "... ... " ibareli markanın eşya listesi kapsamında, aynı/aynı tür hizmetlerin yer aldığı belirlenmiştir. Markalann benzerliği ve hizmetlerin aynı /aynı tür olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, işbu başvuru ile ... sayılı ve "... ... " ibareli marka arasında 556 s. KHK'nın 8/1 maddesi hükmü anlamında ilişkilendirilme/kanştınlma ihtimalinin ortaya çıkabileceği kanaatine varıldığından .... verilen karar yerinde görülmüştür . Öte yandan, itiraz dilekçesinde bahsedilen diğer hususlar verilen kararı değiştirir nitelikte bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir. KARAR: İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir. ... kararı iptalinde; Davacı başvuru Markası Davalı Markası ... ...+... (...) ... ... (...) 39 ve 43.ncü Sınıf 43. Sınıf

Hükümsüzlük davasında; Davacı Markası Davalı Markası ... ...+... (...) ... ... (...) 39 ve 43.ncü Sınıf 43. Sınıf ...+... ... ( ...) Eskiye dayalı kullanım iddiası 43. Sınıf

Bilirkişi heyetinden alınan 13/06/2022 tarihli raporda ÖZETLE: " (1) Taraf markalarının asli, baskın ve ayırtedici unsurları gözönüne alınarak, görsel, fonetik ve kavramsal bakımdan bütünsel mukayeselerinde, davaya konu ... sayılı "... ..." ibareli başvuru markasının, itiraza ve davaya konu ... Kararında Davacı başvurusunun reddine mesnet gösterilen Davalı Şirket adına tescilli ... sayılı “... ...” markasıyla yüksek düzeyde benzerlik taşıdığı; taraf markalarının 43. sınıfta birebir aynı hizmetler olan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, Geçici Konaklama hizmetleri (gündüz bakımın (kreş) hizmetleri dahil)” hizmetlerini kapsadıkları; ve ayniyet taşıyan bu hizmetler bakımından yüksek düzeyde benzer taraf markalarının ilişkilendirilebilecek ve karıştırılabilecek düzeyde benzer olduğu/iltibas koşullarının bulunduğu; (2) içtihatlara göre, öncelikli ve üstün fikri ve/veya sınai mülkiyet hakkı sahibinin ulaşabileceği koruma, bahse konu hakkı fiilen kullandığı mal ve hizmetlerle sınırlıdır. Davacı tarafından, taraf markalarının ortak unsuru olan ... ibaresini, -hükümsüzlüğünü talep ettiği Davalı adına tescilli ... ibareli markalardan ilki olan ... sayılı başvurunun yapıldığı 10.11.2010 tarihinden daha önce- Davalı markalarının kapsadığı 43. sınıfa konu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” bakımından marka, alan adı veya ticaret ünvanı olarak ticari fiili kullanımının, yani ilgili ekonomik sektörde/pazarda varlığı gözlemlenebilecek şekilde bir satış/sunum noktası oluşturarak, başkası tarafından kullanım ve tescilini engelleme hakkı verecek nitelikte, sembolik olmayan/gerçek anlamda fiilen kullanıldığının ve markaya ayırtedicilik kazandırıldığının, tarih ihtiva eden katalog, broşür, mal/hizmet sunumuna dair fotoğraf, internet sitesi ekran görüntüsü veya benzeri ürün görselleri, işyeri tabelası, mal satış sözleşmeleri, mal/hizmet satış faturası, yazarkasa satış fişi, gazete ilanı/haberi ve benzeri deliller ile ispatlanması gerekmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken hususlardan biri hizmet markaları söz konusu olduğunda markasal kullanımı ispatın zorluğu ve ne surette gerçekleştirilebileceğidir. “BİR HİZMETİN ARZI SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA MARKANIN ÜZERİNDE KULLANILACAĞI ÜRÜN VEYA AMBALAJ MEVCUT OLMADIĞINDAN, MARKA ANCAK TİCARET EVRAKI, REKLAMLAR, PANOLAR VB YERLERDE KULLANILMAKTADIR. Bu durumda hizmet sektöründe kullanılan bir ticaret unvanı (İşletme Adı/Tabelası) da hizmet markası gibi kullanılmaktadır (....). Diğer yandan, somut olayda, Davacı, aslında, Davalının hükümsüzlüğünü talep ettiği ilk marka başvurusunu yaptığı 10.11.2010 tarihinden daha önce 43. sınıf “yiyecek ve içeçek sağlama hizmetleri ile geçici konaklama hizmetlerinde ... ibareli bir marka kullandığını iddia dahi etmemektedir. Davacı tarafından, aynen, “2011 YILI BAŞI’ndan bu yana ....da bulunan “... ...” isimli oteli işlettiğini, ve bunun kesinleşen ... . Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.09.2015 tarih .... sayılı kararından anlaşılacağı ve Davacının bu marka üzerinde 43. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, Geçici Konaklama hizmetleri (gündüz bakımın (kreş) hizmetleri dahil)” hizmetleri bakımından kullandığı ve gerçek hak sahipliğinin bulunduğu” ileri sürülmüştür. Davacının hükümsüzlük talebini dayandırdığı, 08.09.2017 tarihinde kesinleşen ... . Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.09.2015 tarih .... sayılı kararının, Davacı ... A.Ş’nin dava dışı ... isimli kişiye karşı açtığı bu şahıs adına tescilli dava dışı 22.04.2011 başvuru tarihli ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna ilişkin gerçek hak sahipliği ve hükümsüzlük davası olduğu; ve bu kararda da Davacının markayı kullanmak için ciddi girişimlerde bulunup yatırım yaptığı en ERKEN tarihin 26.02.2011 olarak tespit edildiği; ve o halde huzurdaki davaya konu Davalının ... ibareli ilk başvurusunu yaptığı 10.11.2010 tarihinden daha önce- markasal kullanım veya markasal kullanıma hazırlık yapıldığı yönünde hiçbir delilden bahsedilmediği görülmektedir. Internet alan adının sahibine ilişkin yaptığımız sorguda, zorunlu olmadığından sahibinin kimlik bilgilerinin açıklanmadığı; ancak, mahkeme kararında belirtildiği gibi “...” alan adının 26.02.2011’de oluşturulduğu/tescil edildiği tespit edilmiştir: 26.02.2011’de oluşturulduğu/tescil edildiği “...” alan adının, fiilen davacı tarafından kullanıldığının ve üstelik tescil edildiği aynı gün bu alan adı tescili ile açılabilen “...” websitesinin fiilen açıldığı varsayılması halinde dahi; bu tarih huzurdaki davada hükümsüzlüğü istenen Davalının 10.11.2010 başvuru tarih ve ... sayılı ... ... ibareli marka başvurusundan daha sonraki tarihlidir. Dolayısıyla, davaya konu markanın başvuru tarihi öncesinde Davacının bu websitesini fiilen açması ve bu web sitesi üzerinden markasal fiili kullanımda bulunmasında da fiziki imkansızlık bulunduğu görülmektedir. ... . Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.09.2015 tarih .... sayılı kararındaki “Davacının Davalının ... ve “...” ibarelerini içeren tanıtım tabelasının 07.04.2011 tarihinde asıldığı ve MAYIS 2011 tarihi itibarıyla ... adlı otelin işletmeye başladığı … sabittir” ifadesi, Davacının otelini işletmeye başlayarak geçici konaklama, yiyecek ve içecek sağlama hizmetleri bakımından fiili markasal kullanımına EN ERKEN MAYIS 2011 tarihinde başladığına hükmedildiğini göstermektedir; -ki bu tarih de, huzurdaki davaya konu Davalının 10.11.2010 başvuru tarih ve ... sayılı ... ... ibareli marka başvurusundan daha sonraki tarihlidir. Davacı tarafından 28.03.2022 tarihli dilekçesi ekinde klasör halinde sunulan deliller incelendiğinde de, ilkinin “2011 Yılına ilişkin Belgeler” başlığı altında sunulduğu; diğerlerinin 2012 ila 2022 yıllarına ilişkin olduğu; ve hiçbirinin 10.11.2010 başvuru tarih ve ... sayılı ... ... ibareli marka başvurusundan daha önce Davacının ... ibareli bir markayı uyuşmazlığa konu geçici konaklama, yiyecek ve içecek sağlama hizmetleri bakımından kullandığını göstermediği görülmektedir. Sonuç olarak, 556 sayılı KHK md.8/3 kapsamında, dosya münderecatında, hükümsüzlüğü talep edilen Davalı adına tescilli ... ibareli ilk marka olan ... sayılı markanın başvuru tarihi olan 10.11.2010 tarihinden daha önce-, Davacı tarafından taraf markalarının ortak unsuru olan ... ibaresinin, Davalı markalarının kapsadığı 43. sınıfa konu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” bakımından ilgili ekonomik sektörde/pazarda varlığı gözlemlenebilecek şekilde bir satış/sunum noktası oluşturarak, başkası tarafından kullanım ve tescilini engelleme hakkı verecek nitelikte, sembolik olmayan/gerçek anlamda ticarette fiilen ayırtedici işaret olarak kullandığına, ve bu surette davalının tescille kazandığı hak sahipliğinden daha önce Davacının ... ibaresi üzerinde kullanımla “gerçek hak sahipliği” sıfatına ve üstün hakka haiz bulunduğuna dair bir iddia veya tarih ihtiva eden katalog, broşür, mal/hizmet sunumuna dair fotoğraf, internet sitesi ekran görüntüsü veya benzeri ürün görselleri, işyeri tabelası, mal satış sözleşmeleri, mal/hizmet satış faturası, yazarkasa satış fişi, gazete ilanı/haberi ve benzeri delile rastlanmamıştır. Esasen, Davacı tarafından “Davalı ... Ltd.Sti’nin 2011 yılının 2. yarısında kurularak tüzel kişilik kazandığı; Davalı Şirketin sahibi olduğu ... sayılı marka 2010 yılına dayansa da, bu markanın dava dışı ... Ltd.Şti tarafından Davalı Şirkete devredildiği, ve işletme devredilmeksizin sadece marka devredildiği için eskiye dayalı kullanım hakkının Davalıya geçtiğinin kabul edilemeyeceği”, yani hükümsüzlüğünü talep ettiği markanın başvuru/koruma tarihinin esas alınmaması gerektiği ileri sürülmektedir. Dosya münderecatı 23.09.2011 tarih ve 7906 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinden Davalı Şirketin 2011 yılında kurulduğu görülmektedir. Davalının 07.02.2022 tarihli Dilekçesi ekindeki Markalar Dairesi Başkanlığının 01.06.2012 tarihli yazısından ve Davalı Kurum websitesindeki aynı tarihli kayıttan ... sayılı markanın 01.06.2012 tarihinde Davalı Şirkete devri işleminin gerçekleştirilerek marka devrinin markalar siciline kaydedildiği anlaşılmaktadır. Huzurdaki davada, hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı ... ... markasının Davalı Şirkete 01.06.2012 tarihinde usulüne uygun şekilde devredilerek marka devrinin markalar siciline kaydedildiği zaten uyuşmazlık konusu değildir. Türk Marka Hukukunda, kural olarak, .... . HD.nin 23.12.2015 tarih ....sayılı kararında da vurgulanan “Tescille Koruma” ve “Tescilde öncelik ve teklik” ilkeleri benimsenmiştir. İstisna niteliğindeki SMK 6/3 hükmünde de “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse” ifadesi ile hükümsüzlüğünü talep ettiği markanın başvuru/koruma tarihinin esas alınması gerektiği düzenlenmiştir. Davalının markayı sonradan devralması, sahibi olduğu markanın koruma tarihini değiştirmemektedir; ve davacının , halen Davalı Şirkete ait ve 10.11.2010 tarihinden itibaren tescille koruma altında olan markasını oluşturan ... ibaresini 43. Sınıf hizmetlerde kullandığını ispat yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Davalının her iki markasının müştereken korunduğu “Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri” veya Davalının ... sayılı markasının korunduğu “Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” bakımından Davacının ... ibaresi üzerinde önceye dayalı markasal kullanım iddiası ve belgesine de dosya münderecatında rastlanmamıştır. (3) Davacının SMK md.6/9 çerçevesinde kötüniyet itirazına ilişkin tarafların iddia, savunma ve delillerinin yukarıda görselleriyle birlikte belirtildiği; ( Dosya münderecatında, Davacının Davalıya gönderdiği herhangi bir ihtarname veya yazıya veyahut Davalının 2014 yılında ... ibareli 2. Başvurusunu yaptığında Davacının 2011 yılına dayanan markasal kullanımından ve tekrar reddedilmiş olan marka tescil başvurusundan haberdar olduğuna dair bir delile rastlanmadığı; görülmektedir. Bu çerçevede, Sayın Hakimliğinizce, hükümsüzlüğü talep edilen ancak Davacının 23.11.2012 tarihli marka başvurusu ve fiili kullanım iddiasında bulunduğu 2011 yılından daha önce yapılmış olan 10.11.2010 tarihli ... sayılı marka başvurusunun veya 28.05.2014 tarihli ... sayılı “... ...” sayılı tarihli marka başvurusunun Davacının işletmesi veya markasıyla iltibas yaratacağı umudu/planı/niyetiyle ve böylece haksız menfaat temin etmek amacıyla veyahut markayı gerçekte kullanılmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak veya şantaja yönelik veyahut davacıyı engellemek amaçlarıyla yapıldığının somut olgu ve delillerle ispatlanıp ispatlanamadığının takdiri gerekmektedir. ) " şeklinde ifade edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 26/10/2022 tarih ve .... sayı ile " davacının "... ...+..." ibareli marka başvurusu ile davalının "... ..." ibareli tescilli markasının asli unsurunun "..." ibaresi olup markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, reddedilen 43.ncü sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, Geçici Konaklama hizmetleri (gündüz bakımın (kreş) hizmetleri dahil)” hizmetlerinin davalı markası kapsamında da aynen yer aldığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin davaya konu markanın davalının markasından farklı olduğunu algılamayacağı, davacı tarafça önceki kullanım ve gerçek hak sahipliğine bağlı olarak davalının ... ve ... sayılı markalarının kötü niyetle tescil edildiği iddia edilmişse de, ... . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 16/09/2015 tarih ve .... sayılı kararında tespit edildiği üzere davacının en erken 26/02/2011 tarihinden itibaren "... ..." isimli oteli işletmeye başladığı, davalının marka başvurusunu yaptığı 10/11/2010 tarihinden önce markasal kullanıma ilişkin herhangi bir delil sunmadığından gerçek hak sahipliği ve kötü niyet iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle ... kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğüne ilişkin davanın reddine " şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından İSTİNAF yoluna gidilmiş olup ..... HD.nin 20/02/2025 tarih ve .... sayı ile " İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı şirketin 23/11/2012 tarihinde ... numarası ile "... ..." markasının 39. ve 43. sınıflarda tescil başvurusunda bulunduğu, başvurunun mesnet ... sayılı "..." markası nedeniyle reddinden sonra, mesnet markanın ... . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... sayılı kararı ile hükümsüzlüğüne karar verilmesi sonrasında ... kararı üzerine ... numaralı başvurunun 43. sınıftaki " Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, Geçici konaklama hizmetleri, gündüz bakımı (kreş) hizmetleri dahil, Hayvan bakım evi hizmetleri" bakımından yayımlanmasına karar verilmiş, marka başvurusunun yayımlanması sonrasında davalı şirket tarafından ... sayılı "... ..." markasına dayalı itirazda bulunmuş ve ...'nın 20/11/2020 tarihli kararı ile "Geçici konaklama hizmetleri, gündüz bakımı (kreş) hizmetleri dahil, Hayvan bakım evi hizmetleri"nin markadan çıkarılmasına karar verilmiştir. Davacı şirket yeniden inceleme talebinde diğer itiraz nedenlerinin yanı sıra markasını 2011 yılından beri kullandığı yönünde itirazda bulunmuş, ...'nın ... sayılı kararıyla taraf markaları benzer bulunmadığından itirazın reddine karar verilmiş, ancak davacı şirketin ve birlikte var olma iddialarına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince ... kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü talebinin reddine karar verilmiş olup mahkemenin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunup bulunmadığı ve davalı şirketin kazanılmış hak ve birlikte var olma iddialarının yerinde olup olmadığı noktasındadır. .... . Hukuk Dairesinin 19.09.2008 tarih ve .... sayılı “....” kararında da ifade edildiği üzere, bir marka sahibinin önceden adına tescil olan ve kullanmakta olduğu markasını ayırt edici işareti değiştirilmeksizin ve başkaları adına tescilli markalara yanaşılmaması kaydıyla aynı mal ve hizmetler yönünden yeni bir marka başvurusunda bulunmak istemesi kazanılmış haklar ilkesinin gereğidir. ..... Hukuk Dairesinin 11.11.2019 tarih ve .... sayılı kararında açıklanan “birlikte var olma” olarak tanımlanan ilke (....) uyarınca ise, itiraza gerekçe markanın tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler yönünden, anılan markaya kural olarak karıştırılmaya yol açacak ölçüde benzer olan bir işaretin uzun yıllar marka olarak kullanılması, kullanımın sürekli ve yoğun şekilde olması ve kuvvetli tanıtımla markanın ayırt edici kılınması, buna karşılık tescilli marka sahibinin marka başvuru tarihine kadar niza çıkarmaması halinde her iki markanın uzun yıllardır barış içinde birlikte var oldukları ve artık tescilsiz markanın başvuru tarihi itibariyle kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğinin ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin meydana gelmeyeceğinin kabulü gerekmektedir. ..... Hukuk Dairesinin söz konusu içtihatlarında belirtilen koşulların somut uyuşmazlıkta bulunması halinde, davacı markalarının dava konusu marka bakımından tescil engeli oluşturmayacağı tabiidir. Ancak, mahkemece, davacı tarafından bu hususta uzman görüşü sunulmuş olmasına rağmen herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Öte yandan, davacı SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği nedenine dayalı olarak davalı şirketin ... sayılı "... ..." markası ile birlikte ... numaralı "... ...+ ..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda ... sayılı "... ..." markası yönünden bir değerlendirme yapılmış ve varılan sonuç bakımından usul ve yasaya aykırı bir husus görülmemiş ise de, ... sayılı " ... ...+..." markası yönünden de bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi ve bu hakkın özel bir görünümü niteliğindeki HMK'nın 27. maddesindeki hukuki dinlenilme hakkı uyarınca uyuşmazlığın çözümünde sonuca etki etme ihtimali bulunan delillerin toplanması ve değerlendirilmesi zorunlu olup, somut olayda markaların birlikte var olma iddiası ile önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği hususunda bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu itibarla Dairemizce, davacı şirket vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile .... Hukuk Mahkemesince verilen 26/10/2022 gün ve .... sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, ," şeklinde İADE kararı ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir. YENİDEN DEĞERLENDİRME; Duruşmaya gelen taraf vekillerinin beyanları alındıktan sonra Önceki bilirkişi heyetine resen seçilecek 2 ayrı bilirkişi daha ilave edilmek suretiyle duruşmada tespit edilen uyuşmazlık , tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları , sunulan uzman görüşü , ... iade kararında belirtilen hususlar değerlendirilmek suretiyle uyuşmazlık kapsamında denetlenebilir şekilde ek rapor alınmasına şeklinde ara kararı tesis edilmiştir. 5 kişilik bilirkişi heyetinin sunduğu 09/09/2025 tarihli ek raporda " 1) KÖK Raporumuzdaki “Taraf markalarının asli, baskın ve ayırtedici unsurları gözönüne alınarak, görsel, fonetik ve kavramsal bakımdan bütünsel mukayeselerinde, davaya konu ... sayılı " ..." ibareli başvuru markasının, itiraza ve davaya konu ... Kararında Davacı başvurusunun reddine mesnet gösterilen Davalı Şirket adına tescilli ... sayılı “... ...” markasıyla yüksek düzeyde benzer olduğu; Davacının başvuru markasının kapsamından çıkartılan 43. Sınıfa konu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, Geçici Konaklama hizmetleri (gündüz bakımın (kreş) hizmetleri dahil)” hizmetleri”nin, Davalının itiraza mesnet markasının kapsamında olan birebir aynı hizmet niteliği taşıdığı; ve ayniyet taşıyan bu hizmetler bakımından yüksek düzeyde benzer taraf markalarının ilişkilendirilebileceği ve karıştırılabileceği/iltibas koşullarının bulunduğu” yönündeki kanaatimizin değişmediği; 2) KÖK Raporumuzdaki “Hükümsüzlüğü talep edilen Davalı adına tescilli ... ibareli ilk marka olan ... sayılı markanın başvuru tarihi olan 10.11.2010 tarihinden daha önce-, Davacı tarafından taraf markalarının ortak unsuru olan ... ibaresinin, Davalı markalarının kapsadığı 43. sınıfa konu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri dahil)” bakımından ilgili ekonomik sektörde/pazarda varlığı gözlemlenebilecek şekilde bir satış/sunum noktası oluşturarak, başkası tarafından kullanım ve tescilini engelleme hakkı verecek nitelikte, sembolik olmayan/gerçek anlamda ticarette fiilen ayırtedici işaret olarak kullandığına, ve bu surette Davalının Tescile dayalı üstün hak sahipliğinden daha önce Davacının ... ibaresi üzerinde fiili markasal kullanımla “gerçek hak sahipliği” sıfatına ve üstün hakka haiz bulunduğuna dair bir iddia veya tarih ihtiva eden delile dosya münderecatında rastlanmadığı” yönündeki kanaatimizin değişmediği; 3) KÖK Raporumuzdaki “Hükümsüzlüğü talep edilen Davalının ... sayılı “... ...+...” markasının başvuru tarihi olan 28.05.2014 tarihinden daha önce-, Davacının Davalıya ait ... sayılı markasının kapsamındaki “Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri” veya “Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” bakımından önceye dayalı markasal kullanım iddiasına ve belgesine rastlanmadığı” yönündeki kanaatimizin değişmediği; 4) KÖK Raporumuzdaki “Davalının ... sayılı “... ...+...” ibareli SERİ markasının kapsamındaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” ile “Geçici konaklama hizmetleri” bakımından hükümsüzlük talebine ilişkin olarak da Davacının bu hizmetleri içeren “...” ibareli ... sayılı İLK MARKASINA ilişkin Başvuru Tarihinin esas alınması gerektiği ve Davacının “...” ibaresi üzerinde yiyecek ve içecek sağlama hizmetleri veya geçici konaklama hizmetleri bakımından Davalıya nazaran “ÜSTÜN HAK” sahibi olduğunun ispatlayamadığı” yönündeki kanaatimiz değişmediği; 5) Davacının ilk kez KÖK rapora itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü “taraf markaların birlikte var olduğu ve davalının sessiz kalma yoluyla davacının başvuru markasına itiraz hakkını kaybettiği” iddiasına binaen ... Kararının iptali ile başvuru markasının “geçici konaklama hizmetleri, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından tesciline karar verilmesi talebine ilişkin olarak; a) Yukarıdaki içtihatlar kapsamında, bu ilkeden bahisle, Davacıya ait başvuru markasının tesciline karar verilip verilemeyeceğinin, Sayın Hakimliğinizin takdirinde olan hukuki bir mesele olduğu; b) Yukarıdaki içtihatlar kapsamında, bahsedilen ilkenin, marka başvurusu iltibastan reddedilen Davacının kendi başvurusuna ilişkin sunulan İLTİBAS gerekçeli tescil engelinin aşılmasına olanak sağlayıp sağlamadığı meselesinin, Sayın Hakimliğinizin takdirinde olan hukuki bir mesele olduğu; c) Davalının, Davacıya ait 2013 yılında dava konusu 43. Sınıf "yiyecek ve içecek sağlama hizmetleri ile geçici konaklama hizmetleri " bakımından re’sen reddedilmiş olan, 23.11.2012 başvuru tarihli ... sayılı ... ibareli marka başvurusunun 43. sınıf bu hizmetleri kapsadığını öğrenebileceği ilk tarih, başvurunun bu hizmetler için yayınlandığı 27.04.2020 tarihi olduğu; ve sessiz kalmayıp başvuruya itiraz ederek hemen hukuki çatışma çıkardığı; d) Davacının yiyecek ve içecek sağlama ile Konaklama Hizmetleri bakımından ilk fiili markasal kullanım tarihi, ister 08.09.2017 tarihinde kesinleşen ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.09.2015 tarih .... sayılı Kararına göre Davacı otelinin işletmeye açıldığı MAYIS 2011 olarak ister Uzman Görüşündeki Davacıya ait kullanım belgeleri listesindeki 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin ilk ve tek hizmet sunum faturasına nihai tüketicileri konuk ederek piyasada farkedildiği tarih olan 18.04.2012 olarak kabul edilsin, dosya münderecatında, başvuru markasının 27.04.2020’de yayımından önce, Davalının, başvuru markasının kapsamından veya Davacının 2011 yılına dayanan markasal kullanımından haberdar olduğuna, rıza göstererek sessiz kaldığına dair herhangi bir ihtarname veya yazışma vb. hiçbir somut delile rastlanmadığı; e) Davacı otelinin tanıtıma dair tek bir adet reklam faturası da bulunmadığı halde; Uzman Görüşündeki “... websitesinde Davacının ....’daki otelinin de yer almasından bahisle, İstanbul’da yerleşik Davalının, artık ve otomatikman, Davacının otelinin varlığından haberdar/bilebilecek durumda olduğu”nun ve 2011’den 28.07.2020 tarihine kadar barışcıl şekilde sessiz kalarak Davacı başvurusuna itiraz hakkını kaybettiğinin varsayılamayacağı; f) Davalının 10.11.2010 tarihli ... ... ibareli tescilli markasına rağmen, Davacının Mayıs 2011’de ... isimli oteli işletmeye başlamasının, 23.11.2012’de Davalının tescilli markasının kapsadığı birebir aynı hizmetler için marka başvurusunu yapmasının ve ardından “birlikte var olma” ilkesine dayalı marka tescil talebinin iyiniyet ilkesine ve basiretli bir tacir olarak hareket etme yükümlülüğüne uygun olup olmadığı” ve “Davalının tescilli ve fiilen kullandığını ispatladığı markasıyla iltibas yarattığı gerekçesiyle başvuru markasının yayınına itiraz etmesinin “itiraz hakkının kötüye kullanması” teşkil edip etmediği” hususlarının Sayın Hakimliğinizin takdirinde olan hukuki meseleler olduğu; " şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeniden rapor alınması veya ek rapor alınması yönündeki talepleri HMK 30. Maddesi kapsamında ele alınıp değerlendirilerek reddine karar verilmiştir. GEREKÇE; ... KARARI İPTALİ DAVASINDA ; Daha önce başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş bir marka ile sonraki başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacının ".... " ibareli (...) sayılı marka başvurusu ile davalıya ait " .... " ibareli (...) sayılı tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve kavramsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Diğer yönden başvurunun kapsamında olup da reddedilen 43.ncü sınıftaki hizmetlerin davalı markasındaki hizmetlerle aynı olduğu bilirkişi heyeti kök ve ek rapordaki tablo halinde gösterilen şekildeki kanaat ile de anlaşıldığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının ".... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının " ..... " ibareli (...) sayılı tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının " ..... " ibareli (...) sayılı tescilli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davacının "...." ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği ; işaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının (...) sayılı tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceğinden ve taraf marka işaretleri benzediğinden 556 sayılı KHK 8/1-b maddesindeki iltibasın oluştuğu kanaatine varıldığı; a)Kazanılmış hak açısından ; Yargıtay uygulamalarında KRİTER "1-Kazanılmış hak sağlayan markanın tesçilli olarak uzun süre kullanılması (kullanım ve tesçilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkması- kabullenilmesi), 2-Sonradan yapılan başvurunun kazanılmış hak sağlayan markanın ASLİ UNSURU muhafaza edilerek , işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması, ( önceki markanın asli unsuru değişmiş ise yeni başvuru kabul edilir), 3- Sonraki başvurunun önceki markanın kapsadığı ve hizmet ile AYNI veya AYNI TÜR mal ve hizmetleri içermesi, ( yani kapsamını genişletmemesi)" şeklinde özetlenebilecektir. Somut olayda davacının 23.11.2012 başvuru ... sayılı ... ibareli marka başvurusunun yayın tarihi 27.04.2020 tarihi olduğu, davalı taraf ise bu markanın başvuru tarihinden daha önceki tescilli ... sayılı ve "... ..." ibareli markaya dayandığı, taraf marka işaretleri benzediği, davacı işaret benzerliği nedeniyle (iltibas oluştuğu) markasını davalı markasına yanaştırdığı, davacının davalının itiraz mesnedi markasından daha önceki tarihli bir tescilli markası bulunmadığı, daha doğrusu davacının kendi başvuru markasına dayanak yapacağı ... sayılı markadan daha önceki tescilli markası olmadığından ve yayın tarihi üzerine de davalı daha önceki ... sayılı markasını itiraz mesnedi gösterip hukuki niza (hukuki çatışma) çıkardığından somut olayda kazanılmış hak koşulu oluşmadığı; b)Birlikte var olma kriteri açısından; Davalı taraf ... sayılı mesnet markasını davacının 23.11.2012 başvuru ... sayılı markasının bültende yayınlandığı 27.04.2020 tarihi sonrasında yasal süresinde itiraz ederek niza çıkardığı, yani barış içinde olunmadığı bu açıdan sessiz kalınmadığı , diğer yönden 5 kişilik bilirkişi heyet raporunda " Davalının, Davacıya ait 2013 yılında dava konusu 43. Sınıf "yiyecek ve içecek sağlama hizmetleri ile geçici konaklama hizmetleri " bakımından re’sen reddedilmiş olan, 23.11.2012 başvuru tarihli ... sayılı ... ibareli marka başvurusunun 43. sınıf bu hizmetleri kapsadığını öğrenebileceği ilk tarih, başvurunun bu hizmetler için yayınlandığı 27.04.2020 tarihi olduğu; ve sessiz kalmayıp başvuruya itiraz ederek hemen hukuki çatışma çıkardığı; Davacının yiyecek ve içecek sağlama ile Konaklama Hizmetleri bakımından ilk fiili markasal kullanım tarihi, ister 08.09.2017 tarihinde kesinleşen ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.09.2015 tarih .... sayılı Kararına göre Davacı otelinin işletmeye açıldığı MAYIS 2011 olarak ister Uzman Görüşündeki Davacıya ait kullanım belgeleri listesindeki 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin ilk ve tek hizmet sunum faturasına nihai tüketicileri konuk ederek piyasada farkedildiği tarih olan 18.04.2012 olarak kabul edilsin, dosya münderecatında, başvuru markasının 27.04.2020’de yayımından önce, Davalının, başvuru markasının kapsamından veya Davacının 2011 yılına dayanan markasal kullanımından haberdar olduğuna, rıza göstererek sessiz kaldığına dair herhangi bir ihtarname veya yazışma vb. hiçbir somut delile rastlanmadığı; Davacı otelinin tanıtıma dair tek bir adet reklam faturası da bulunmadığı halde; Uzman Görüşündeki “... websitesinde Davacının ....’daki otelinin de yer almasından bahisle, İstanbul’da yerleşik Davalının, artık ve otomatikman, Davacının otelinin varlığından haberdar/bilebilecek durumda olduğu”nun ve 2011’den 28.07.2020 tarihine kadar barışcıl şekilde sessiz kalarak Davacı başvurusuna itiraz hakkını kaybettiğinin varsayılamayacağı; " tespit ve kanaate aynen iştirak edilerek davacı taraf başvuru markasını uzun süre kullandığını ileri sürse de aşağıda da açıklanacağı üzere reddedilen hizmetler kapsamında uzun süre markasal kullanım kanıtlanmadığı gibi markanın ilanına davacı sessiz kalmayarak niza çıkardığından ve davalının dosya içeriğine göre başvuru markasının kapsamından veya davacının 2011 yılına dayanan markasal kullanımından haberdar olduğuna, rıza göstererek sessiz kaldığına dair herhangi bir ihtarname veya yazışma vb. hiçbir somut delile rastlanmadığı anlaşıldığından; uzman görüşünün aksine birlikte var olma koşulu da somut olayda oluşmadığı değerlendirilmiştir. c)Davacının Eskiye dayalı kullanım/ Gerçek hak sahipliği Gerek 556 sayılı KHK 8/3 maddesi gerekse de 6769 sayılı SMK 6/3 maddesindeki düzenlemeler bir marka başvurusunun tescili için kendisine (somut olayda davacıya) tanınacak tescil imkanı halini düzenleyen maddeler olmayıp başkasının marka başvurusunu engelleme düzenlemeleri olduğu görüleceği; Bununla birlikte somut olayda ; Davacının "...." ibareli (...) sayılı davaya konu ettiği markasının başvuru tarihi 23.11.2012 dir. Davalının mesnet markası ise ... sayılı " ... ... " ibareli markanın başvuru tarihi 10.11.2010 olduğu anlaşılmaktadır. Bu açıdan davacı taraf davalının mesnet markasının başvurusunun yapıldığı 10.11.2010 tarihinden daha önce bu markayı kullandığını veya bu ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu ispat etmesi halinde eskiye dayalı kullanımdan bahsedilebilir. Dosyaya yansıtılan tüm delil ve belgelere göre davacı tarafın başvuruya konu ettiği ".... " ibareli markasının asli unsuru ...'i kapsamından çıkartılan 43. Sınıfa konu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, Geçici Konaklama hizmetleri (gündüz bakımın (kreş) hizmetleri dahil)” hizmetleri bakımından davalı başvurusunun yapıldığı 10.11.2010 tarihinden daha önce markasal etki doğuracak tarzda tescilsiz olarak ticari bir şekilde sektörde /pazarda kullandığını kanıtlayamamıştır. Nitekim bilirkişi ek raporunda bu husus " Davacı tarafından taraf markalarının ortak unsuru olan ... ibaresinin, Davalı markalarının kapsadığı 43. sınıfa konu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri dahil)” bakımından ilgili ekonomik sektörde/pazarda varlığı gözlemlenebilecek şekilde bir satış/sunum noktası oluşturarak, başkası tarafından kullanım ve tescilini engelleme hakkı verecek nitelikte, sembolik olmayan/gerçek anlamda ticarette fiilen ayırtedici işaret olarak kullandığına, ve bu surette Davalının Tescile dayalı üstün hak sahipliğinden daha önce Davacının ... ibaresi üzerinde fiili markasal kullanımla “gerçek hak sahipliği” sıfatına ve üstün hakka haiz bulunduğuna dair bir iddia veya tarih ihtiva eden delile dosya münderecatında rastlanmadığı” " şeklinde de izah edilmekte olup aynı kanaate mahkemece de iştirak edilmektedir. Dosyaya sunulan uzman görüşüne ise benimsenen bilirkişi heyetinin ek raporundaki "Hangi kullanım belgesi olduğu da açıklanmaksızın, Uzman Görüşünde “... dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden ve Davacının kullanım belgelerinden, Davacının çekişmeli ... ibaresini eylemli kullanmaya başladığı tarihin, 2011 yılının Şubat ayı (“...” alan adının tescil tarihi) olduğu gözlemlenmiştir” kanaati açıklanmış olup, bu kanaate katılmak da mümkün görülmemiştir. Davacının sunduğu kullanım belgeleri arasında “...” adının, şubat 2011’de fiilen aktif hale getirildiği, fiilen herhangi bir mal ve hizmetin tanıtımının veya satışının yapıldığına dair tarih ihtiva eden ekran görüntüsü vb tek bir belge bulunmamaktadır. Bir alan adı sahibi olmak, -ki, bu hususta belgelenmemiştir-, tek başına, piyasada gözlemlenebilen eylemli/fiili markasal kullanım değil, sadece markasal kullanım için hazırlık eylemi niteliğindedir. Davacının yiyecek ve içecek sağlama ile Konaklama Hizmetleri bakımından ilk fiili markasal kullanım tarihi, ister 08.09.2017 tarihinde kesinleşen .... Mahkemesinin 16.09.2015 tarih .... sayılı Kararına göre Davacı otelinin işletmeye açıldığı MAYIS 2011 olarak ister Uzman Görüşündeki Davacıya ait kullanım belgeleri listesindeki 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin ilk ve tek hizmet sunum faturasına nihai tüketicileri konuk ederek piyasada farkedildiği tarih olan 18.04.2012 olarak kabul edilsin, dosya münderecatında, başvuru markasının 27.04.2020’de yayımından önce, Davalının, başvuru markasının kapsamından veya Davacının 2011 yılına dayanan markasal kullanımından haberdar olduğuna, rıza göstererek sessiz kaldığına dair herhangi bir ihtarname veya yazışma vb. hiçbir somut delile rastlanmadığı; Davacı otelinin tanıtıma dair tek bir adet reklam faturası da bulunmadığı halde; Uzman Görüşündeki “... websitesinde Davacının ....’daki otelinin de yer almasından bahisle, İstanbul’da yerleşik Davalının, artık ve otomatikman, Davacının otelinin varlığından haberdar/bilebilecek durumda olduğu”nun ve 2011’den 28.07.2020 tarihine kadar barışcıl şekilde sessiz kalarak Davacı başvurusuna itiraz hakkını kaybettiğinin varsayılamayacağı; " şeklindeki tespitlere aynı gerekçelerle iştirak edilmiş olup aksi uzman görüşüne ise itibar edilmemiştir. d)Kötüniyet konusu; ... kararında geçen davacının ".... " ibareli (...) sayılı davaya konu ettiği markasının başvuru tarihi 23.11.2012 olup ilan tarihi ise 27.04.2020 tarihi üzerinden bakıldığında markanın tekliği ve tescille korunacağı ilkesinden hareketle davalı firma daha önceki yani 10.11.2010 başvuru tarihli ... sayılı " ... ... " ibareli markasına dayanması halinin makul ve haklı bir sebep olması karşısından bu itirazın davacının işletmesi veya markasıyla iltibas yaratacağı umudu/planı/niyetiyle ve böylece haksız menfaat temin etmek amacıyla veyahut markayı gerçekte kullanılmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak veya şantaja yönelik veyahut davacıyı engellemek amaçlarıyla yapıldığı somut olgu ve delillerle ispatlanamadığından davacının kötü niyet iddiası da kabul görmediği; Tüm bu sebeplerle bilirkişi heyeti kök ve ek raporu benimsenerek davacının marka başvurusu hakkında davalı itirazı üzerine kapsamından çıkartılan emtialar dolayısıyla anılan ... kararının iptali davasının reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜMSÜZLÜK DAVASI AÇISINDAN; Davalı firmanın ... sayılı markası ile ... sayılı markası açısından davacının ... sayılı başvuru markası ile davalı markaları açısından önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği ile davalı markalarının kötü niyetle tescil edildiği iddiaları açısından davalı markalarının hükümsüzlüğü talep edilmektedir. 1)... sayılı marka açısından ; Sessiz kalma konusu; Davalının ... sayılı " ... ... " ibareli markanın başvuru tarihi 10.11.2010 olduğu, tescili ise 17/01/2012 tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Dava tarihi ise 24/11/2021 olup buradan hareket edildiğinde ; Davalının markasının tescilinden sonra 9 yılı aşkın bir süre geçtiğinden dolayı 6769 sayılı SMK 25/6 maddesindeki " Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." hükmü uyarınca davacının önceki tescilli markasına bağlı dava tarihine kadar sessiz kalındığından hükümsüzlük talebinin bu haliyle sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıldığı değerlendirilmiştir. Eskiye dayalı kullanım konusu; Dosyaya yansıtılan tüm delil ve belgelere göre davacı tarafın davalı başvurusunun yapıldığı 10.11.2010 tarihinden daha önce markasal etki doğuracak tarzda tescilsiz olarak ticari bir şekilde sektörde /pazarda kullandığını kanıtlayamamıştır. Nitekim bilirkişi ek raporunda bu husus " Davacı tarafından taraf markalarının ortak unsuru olan ... ibaresinin, Davalı markalarının kapsadığı 43. sınıfa konu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri dahil)” bakımından ilgili ekonomik sektörde/pazarda varlığı gözlemlenebilecek şekilde bir satış/sunum noktası oluşturarak, başkası tarafından kullanım ve tescilini engelleme hakkı verecek nitelikte, sembolik olmayan/gerçek anlamda ticarette fiilen ayırtedici işaret olarak kullandığına, ve bu surette Davalının Tescile dayalı üstün hak sahipliğinden daha önce Davacının ... ibaresi üzerinde fiili markasal kullanımla “gerçek hak sahipliği” sıfatına ve üstün hakka haiz bulunduğuna dair bir iddia veya tarih ihtiva eden delile dosya münderecatında rastlanmadığı” " şeklinde de izah edilmekte olup aynı kanaate mahkemece de iştirak edilmiştir. SMK 6/9 maddesi yani kötüniyet iddiası açısından ise ; davalının ... sayılı " ... ... " ibareli 17/01/2012 de tescil edilen markasını davacının işletmesi veya markasıyla iltibas yaratacağı umudu/planı/niyetiyle ve böylece haksız menfaat temin etmek amacıyla veyahut markayı gerçekte kullanılmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak veya şantaja yönelik veyahut davacıyı engellemek amacıyla aldığı /tescil ettirdiği somut olgu ve delillerle ispatlanamadığından davacının kötü niyet iddiası da kabul görmediği; Bu açıdan bu marka hakkında SMK 6/3, 6/9 ve 25/1 maddesindeki hükümsüzlük koşulu oluşmadığı değerlendirilmiştir. 2)... sayılı marka açısından ; Sessiz kalma konusu; Davalının bu markasının tescil tarihi 03/11/2015 tarihi olup Dava tarihi ise 24/11/2021 olduğundan hareket edildiğinde ; Davalının markasının tescilinden sonra 6 yılı aşkın bir süre geçtiğinden dolayı 6769 sayılı SMK 25/6 maddesindeki " Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." hükmü uyarınca davacının önceki tescilli markasına bağlı dava tarihine kadar sessiz kalındığından hükümsüzlük talebinin bu haliyle sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıldığı değerlendirilmiştir.

İltibas konusu ; Davacının ".... " ibareli (...) sayılı markasının başvurusu 23.11.2012 tarihi olup yukarıda açıklandığı üzere benzer emtialarda yayımı ise 27.04.2020 tarihi olup davalının ... sayılı .... ibareli markanın tescili ise daha önceki bir tarih olan 03/11/2015 tarihi olduğu; Diğer yönden taraf markaları arasında iltibas soluştuğu ileri sürülse de yukarıda açıklandığı üzere Davalının markasının tescilinden sonra 6 yılı aşkın bir süre geçtiğinden dolayı 6769 sayılı SMK 25/6 maddesindeki hükmü uyarınca davacının önceki başvuru markasına bağlı dava tarihine kadar sessiz kalındığından hükümsüzlük talebi hakkında iltibasa dayanılamayacağı değerlendirilmiştir.

Eskiye dayalı kullanım konusu; Dosyaya yansıtılan tüm delil ve belgelere göre davacı tarafın davalı başvurusunun yapıldığı 28/05/2014 tarihinden daha önceki bir tarihte markasal etki doğuracak tarzda tescilsiz olarak ticari bir şekilde sektörde /pazarda kullandığını kanıtlayamamıştır. Nitekim bilirkişi ek raporunda bu husus " Davacı tarafından taraf markalarının ortak unsuru olan ... ibaresinin, Davalı markalarının kapsadığı 43. sınıfa konu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri dahil)” bakımından ilgili ekonomik sektörde/pazarda varlığı gözlemlenebilecek şekilde bir satış/sunum noktası oluşturarak, başkası tarafından kullanım ve tescilini engelleme hakkı verecek nitelikte, sembolik olmayan/gerçek anlamda ticarette fiilen ayırtedici işaret olarak kullandığına, ve bu surette Davalının Tescile dayalı üstün hak sahipliğinden daha önce Davacının ... ibaresi üzerinde fiili markasal kullanımla “gerçek hak sahipliği” sıfatına ve üstün hakka haiz bulunduğuna dair bir iddia veya tarih ihtiva eden delile dosya münderecatında rastlanmadığı” " şeklinde de izah edilmekte olup aynı kanaate mahkemece de iştirak edilmiştir.

SMK 6/9 maddesi yani kötüniyet iddiası açısından ise ; Davalının 28/05/2014 tarihinde başvurusu yapılan 03/11/2015 tarihinde de tescil ettirdiği bu markasını davacının işletmesi veya markasıyla iltibas yaratacağı umudu/planı/niyetiyle ve böylece haksız menfaat temin etmek amacıyla veyahut markayı gerçekte kullanılmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak veya şantaja yönelik veyahut davacıyı engellemek amacıyla aldığı /tescil ettirdiği somut olgu ve delillerle ispatlanamadığından davacının kötü niyet iddiası da kabul görmediği; Bu açıdan SMK 6/1,3,9 ve 25/1 maddesindeki hükümsüzlük koşulu oluşmadığı değerlendirilmiştir. Neticeden dava reddedilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-... Kararının iptali yönünden açılan davanın REDDİNE, 2-Hükümsüzlük yönünden açılan davanı REDDİNE, 3-... İPTALİ YÖNÜNDEN; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 59,30 TL+80,70 TL ıslah harcı=140,00 TL 'nin düşümü ile bakiye 475,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-HÜKÜMSÜZLÜK YÖNÜNDEN; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL+615,40 TL= 1,230,80 TL maktu karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 5-... İPTALİ YÖNÜNDEN; AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine, 6-HÜKÜMSÜZLÜK YÖNÜNDEN; AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı firmaya verilmesine, 7-Davalı firmanın yaptığı; 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalı firmaya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 15/12/2025 Katip .... Hakim .... E-İmzalıdır E-İmzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/142, K. 2025/503, T. 15.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-142-e-2025-503-k-79ee8e10937f