İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/133 E. 2026/128 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/133
Karar No
2026/128
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/133 Esas KARAR NO : 2026/128 DAVA : Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli) DAVA TARİHİ : 12/06/2025 KARAR TARİHİ : 21/05/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı/Karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle, Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili tedbir talepli dava dilekçesinde; davalı tarafından kullanılan "----------" markasının öne çıkaracak şekildeki markasal kullanımının müvekkili şirkete ait " --------- ", " --------- " tanınmış markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturması nedeniyle davalının üretimini yapmakta olduğu ürünlerin üretiminin engellenmesine, satışa sunulan ürünlerin satışının durdurulmasına, yargılama sonuna kadar bu konuda da uygun bir teminat mukabilinde veya teminatsız olarak tedbir kararı verilmesine, tedbir kararının mahkemeniz ilamının kesinleşmesine kadar devamına, HMK 393/1 ve HMK 398. maddeleri uyarınca gerekli ihtaratların yapılmasına, davalının dava konusu "--------" ibaresini kullandığı logo, tabela, vergi levhası, broşür, poşet, kutu, katalog, el ilanları, reklam panoları, bez afişler, kartvizit, fatura, ticaret ve tanıtım evrakında, işletmesinin iç ve dış kısımlarında, web sayfasında, --------, --------, ---------, ---------, ------- ve --------- gibi sosyal medya mecralarında, mal ve hizmetler üzerinde ve sair her tür mecrada her türlü kullanımının durdurulmasına, her türlü tanıtım ve ticari evrakın toplatılmasına, "bir dilim pasta" ibarelerinin bunlardan çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmaz ve tecavüzün önlenmesi kaçınılmaz ise imhasına, kararın kesinleşmesine kadar bu ürünlere el konularak yediemine veya yediemin sıfatıyla davalıya teslimine, teminatsız veya uygun bir teminat karşılığında bu konuda tedbir kararı verilmesine, tedbir kararının mahkemeniz ilamının kesinleşmesine kadar devamına, HMK 107. Madde gereğince daha sonra arttırma hakkı saklı tutarak şimdilik belirsiz olan 1.000-TL maddi tazminatın reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVAYA CEVAP: Davalı/Karşı Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle, "---------- ", " ---------- ", "---------", "--------", "---------", "---------", "--------" isim ve markalarının kendisine ait olduğunu ve müvekkilimin "---------" ibaresini ürünlerinde kullanarak kendisinin "-------- " ve " --------- " markalarının marka haklarını ihlal ettiğini, davacı dava dilekçesinde neticeten markasına tecavüz olarak nitelendirdiği kullanımın tecavüz vasfının tespitini, tecavüzün önlenmesini, bu konuda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, daha önceki ihtiyati tedbir dosyasında yatırmış olduğu teminatının iadesini ve lehine tazminata hükmedilmesini, davacının dava dilekçesinde konuyu yanlış yerden tartıştırarak esas önemli olan hususları dikkatlerden uzak tutmaya çalıştığını, kendisinin markasına müvekkilinin gerçekten bir tecavüzü varmış gibi söze başlayarak mevzuatta ve bağlantılı içtihatlarda ne kadar bilindik/klişe ifade varsa onları peş peşe sıralamak suretiyle haklı olduğu intibaı oluşturmak istediğini, öncelikle davacının markası literatürde zayıf marka olarak bilinen ve nitelenen bir marka türü olduğunu, bir eşyanın, sayının, rengin, bilimsel bir terimin marka olarak seçilmesi durumunda marka sahibi zayıf bir korumadan yararlanan bir marka seçmiş olur. Bunun sonucu da başka kişiler bu markanın önüne ve arkasına ek koymak suretiyle aynı kelimeleri kullanabileceğini, öteden beri bunun böyle olduğunu, hiç kimse "---------" gibi pasta sektörünün esas kavramlarından birini inhisarına alamaz. Kanun da, yargı makamları da, idari merciler de bu inhisara onay vermediğini, --------, --------, --------, ---------, ---------, ---------...vb. şeklinde isimler ---------- markasını ihlal etmeden alınabilir ve kullanılabilir olduğunu, davacının yaptığı gibi dilekçeyi uzatmamıza gerek olmadığını, davacının markası zayıf bir markadır, dilim kelimesi davacı tarafından inhisara alınamaz ve neticeten dilim kelimesine ek kelimeler eklenmek suretiyle yeni bir marka üretilmesinde hiç bir sakınca yoktur. Bütün mesele de bundan ibaret olduğunu, müvekkilimin davacının markasını ihlal etmek gibi bir kastı kesinlikle olmadığını, Davacının markası pasta sektöründe duayen veya meşhur bir marka değildir. Davacının markasına benzemenin müvekkilime hiç bir avantaj olmadığını, müvekkilinin evini barkını satarak az sermayesiyle, kendi imkanlarıyla bir dükkan açmış ve isim olarak da "--------" ismini seçtiğini, daha faaliyete doğru düzgün başlayamadan da davacının almış olduğu ihtiyati tedbir kararıyla işletmesi dağıtılmış, dükkanını ortadan kaldırıldığını, kapanan dükkanının yerine müvekkilim bin bir zorlukla "--------" ismiyle yeni bir dükkan açmıştır ve faaliyetine bu isimle devam etmektedir. Sayın mahkemenin --------- D.İŞ sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararı ile ---------- İcra Müdürlüğünün --------- esas sayılı dosyasından müvekkilin iş yerine gelinmiş, tabela dahil tüm ürünler toplanmış ve yediemine kaldırıldığını, bu ürünlerin halen dahi yedieminde olduğunu, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle müvekkilim büyük zararlara uğradıklarını, buna rağmen davacı bu kez iş bu davayı açarak haksız baskısına devam ettiklerini, ilk ihtiyati tedbir kararından sonra ---------- isimli iş yeri tüm ürünler ve tabelayla birlikte ortadan kaldırılmış olduğunu, bu davanın açılmasında hiç bir hukuki yarar olmadığını, davacı taraf, --------- İcra Müdürlüğünün---------- esas sayılı dosyası ile --------- D. İŞ sayılı dosyasından verilen ilk tedbir kararını uygulamış ancak akabinde markasına tecavüzün tespiti ve önlenmesi hususunda bir dava açmadığını, bunun üzerine mahkemece verilen tedbir kararının kendiliğinden kalkmış sayılmasına karar verilmiştir. Davacı bu ilk tedbir dosyasında yatırmış olduğu 100.000TL teminatı almak istemiş ancak bu hususta müvekkilin uğradığı zararları tazmin etmediğinden ve tarafımızdan dava açılacağı beyan edilerek teminatın iadesine muvafakat verilmediğinden teminatını alamamış ve iş bu davayı açmak zorunda kaldığını, davacı aslında markasının zayıf bir marka olduğunu, müvekkilimin --------- ifadesiyle bu markasını ihlal etmediğini , aceleye getirmek suretiyle ihtiyati tedbirle ve yargılamadan kaçarak müvekkilin dükkanını kapattırmayı başardığını, teminatını alamadığı için bu davayı açmak durumunda kaldıklarını, bu davanın açılmasıyla konunun esasına girmek imkanı doğmuştur. Müvekkilim 6769 sayılı yasa ve yüksek yargı içtihatları çerçevesinde haklıdır ve davacının markasını hiç bir şekilde ihlal etmemiştir. Müvekkilimin kullanmış olduğu "---------" -------- markası, davacının kullandığı "--------" -------- ve "----------" --------- markalarına karşı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında, tecavüz veya haksız rekabet teşkil edecek ibareler değildir. Bunun nedeni davacının markasında seçilen "--------" ve "---------" ibareleridir. Bu ibareler pastanın tanımlanması için kullanılan, pastanın satışa arzı veya servis edilmesinde veya miktar ve niteliğinin tarifinde kullanılan, özellikle pasta sektöründe en yaygın olan ve olmasa olmaz kelimeler olduğunu, --------ve -------- kelimeleri kullanılmadan pasta sektöründe faaliyet yürütmek mümkün olmadığını, bu nedenle böyle bir özelliği bulunan bu kelimeler kesinlikle bir gerçek veya tüzel kişinin inhisarına verilemez ve ona özgülenemez olduğunu sektörde haksız rekabete yol açacak olan bu olur. Bu kelimeleri önüne ve arkasına ek koymak suretiyle herkesçe kullanabilir olduğunu, mutlak hükümsüzlük nedenleri kapsamında olan ifade ve şekiller marka olarak ancak önlerine veya arkalarına ek bir ifade konulmak suretiyle kullanılabilir olduğunu, böylece esas ifade inhisara verilmemiş olur ve ekler kullanılarak da ayırt edicilik fonksiyonu yerine getirilmiş olur. Bu işin doğru şekli budur ve müvekkilim de inhisara alınması mümkün olmayan dilim ve pasta kelimelerinin önüne "Bir" ifadesini koyarak markasını yasaya uygun hale getirmiş ve öyle kullanmıştır. Bu durumda yasaya aykırı marka tescili yapan davacının müvekkilimin yasaya uygun markasına dava açması ve bu hususta ihtiyati tedbir istemesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, dilim ve pasta kelimeleri davacının inhisarında değildir ve olamaz. Bu kelimelerin önüne ve arkasına ibare olarak her kes bu kelimeleri kullanabilir olduğunun Yargıtayın yerleşik uygulamasının bu yönde olduğunu, kanunun maksadı ve korumak istediği asıl yararında bu olduğunu, haksız olan müvekkili değil bizzat davacının kendisi olduğunu, davacı şirket ve kullandığı markası ülke çapında ve hatta ---------- çapında şubeleşmiş ve bilinirliği olan bir marka olmayıp lokal bir pastane olduğunu, böyle bir markanın dilim ve pasta gibi kelimeleri inhisarına alması ve ülke çapında başka kimsenin önüne ve arkasına ek koysalar dahi bu kelimeleri kullandırtmaması asla kabul edilemeyeceğini, bunun açıkça yasaya ve korumak istediği değerlere aykırı ve büyük bir haksız rekabete neden olacağını, bu nedenle bir yerel pastane olan davacının sektördeki en yaygın kullanılan kelimeleri inhisarına alma amaç ve çabasına ve bu çabanın bir tezahürü olan bu haksız davasına itiraz ettiklerini, bu dava kapsamında yapılan ihtiyati tedbir talebine istinaden tensiple birlikte verilen ihtiyati tedbir kararına da itiraz ettiklerini, htiyati tedbir kararı daha önce aynı konuda verildiğini, uygulandığını ve müvekkilimin iş yeri tamamen ortadan kaldırıldığını , böyle bir karar verilmesinin hiç bir gerektirici nedeni kalmadığını, davacı yönünden de bu tedbir talebinin hiç bir hukuki yararı olmadığını, dava dilekçesinde müvekkilin iş yerinde halihazırda -------- ismiyle faaliyet yürütüldüğü, --------- ibaresinin kullanılmadığı, teminatın iadesi ve patent başvurusunun geri çekilmemesi nedeniyle bu davanın açıldığı açıkça belirtildiğini, mahkemece verilen bu tedbir kararının uygulanması halinde ne indirilecek bir tabela vardır ne de toplatılacak bir ürün. Davacı, bu tedbir kararını online satış ve e-ticaret sitelerine göndertmek suretiyle müvekkilimin tüm diğer ticaret yollarını kapatacağını, çünkü bu tedbir kararı müvekkili ...'ın ad soyad ve vatandaşlık numarası ile bildirilmekte ve bu siteler ne sattığına bakmaksızın ... adına yapılan hiç bir ticarete izin vermediğini, önceki tedbir kararı aylarca bu şekilde uygulandı ve sayın mahkemenin tedbiri düşürme kararına kadar bu siteleri tedbirin kapsamı konusunda ikna etmek mümkün olmadığını, bu nedenle tüm gerekleri ortadan kalmış, davacı yönünden hiç bir hukuki yararı olmayan tedbir kararından dönülerek ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

KARŞI DAVA YÖNÜNDEN : DAVALI/KARŞI DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE: Cevap dilekçesinde 1-Karşı davamızın kabulü ile, müvekkilim tarafından kullanılın "--------" ibaresinin davacının " "--------" ve "--------" markalarına tecavüz teşkil etmediğinin ve haksız rekabet oluşturmadığının tespitine, verilen ihtiyadi tedbir kararının kaldırılmasına, --------- D. İŞ sayılı dosyasından verilen ve --------- İcra Müdürlüğünün ---------- esas sayılı dosyası ile uygulanan haksız ihtiyati tedbir nedeniyle müvekkilimin uğradığı her türlü maddi zararın tazmini için, belirsiz alacak davası olarak açılan bu davamızda zararımızın bilirkişi marifetiyle tespitinden sonra talep artırım hakkımız saklı kalmak üzere, bu aşamada 1.000TL maddi tazminatın davacı karşı davalıdan alınarak müvekkilime verilmesine, -------- D. İŞ sayılı dosyasına yatan 100.000TL teminatın tazminat alacağımızın teminatı olarak bu dava neticesinde verilecek kararın kesinleşmesine kadar tutulmasına, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı/Karşı davalı vekilinin cevap dilekçesi vermediği görüldü.

TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK: ------- şeklindeki kullanımları dolayısıyla davacının Dilim ana unsuru markaları yönünden marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı, tecavüzün varlığı halinde maddi tazminatın gerekip gerekmediği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.

UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. --------- İcra müdürlüğünün ---------- esas sayılı dosyasının bir suretinin UYAP üzerinden dosyamız içine alındığı görülmüştür. Davacı/Karşı davalı vekili mahkememizin değişik iş sayılı dosyasında verilen tedbir kararı için 100.000-TL teminat yatırdığını, masrafları müvekkili tarafından karşılandığını; davalının " ----------" logolu tabelası ve kutuları kaldırıldığını, davalının tabelanın sökülmesi ile beraber " --------" ünvanını kullanmaya başladığını, müvekkilinin markasına tecavüzün son bulduğunu düşünüldüğünü ve davalının "dilim" ünvanını kullanmaktan vazgeçtiğini düşünerek esas dava açılmamış ise de; tedbir kararının kaldırılması sonrasında davalı "dilim" ünvanını kullanma girişimleri devam ettiğini, 100.000-TL teminatın iadesine muvafakat edilmediğini beyan etmiş, mahkememizin ---------- değişik iş sayılı dosyasında bilirkişi raporu alındığını, haksız tecavüz bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, mahkeme veznesinde bekleyen 100.000-TL teminat da bulunduğunu, ---------- değişik iş sayılı dosyasında mevcut teminat bedelinin dosyada teminat olarak kabul edilmesini, 13/06/2025 tarihli tensip zaptı ile kurulan "İleride muhtemel zarar ve ziyanlara karşılık olmak üzere ihtiyati tedbir talep eden tarafça takdiren 300.000,00 TL nakdi teminat yatırılması" şeklindeki ara karardan rücu edilmesini ve teminat bedelinin kaldırılmasını, bu mümkün değilse teminat bedelinin azaltılması yönünde kararın düzeltilmesini talep ve istinaf etmiştir. ---------- sayılı kararı ile davacı vekilince talep edilen ihtiyati tedbire mahkememizce verilen tedbir talebinin kısmen kabulüne, İleride muhtemel zarar ve ziyanlara karşılık olmak üzere ihtiyati tedbir talep eden tarafça takdiren 300.000,00 TL ( Üçyüzbin Türk Lirası) nakdi teminat yatırılması veya muteber bir bankaya ait kesin ve süresiz teminat mektubu ibraz edilmesine, davalının dava konusu "---------" ibaresini kullandığı logo, tabela, vergi levhası, broşür, poşet, kutu, katalog, el ilanları, reklam panoları, bez afişler, kartvizit, fatura, ticaret ve tanıtım evrakında, işletmesinin iç ve dış kısımlarında, web sayfasında, ---------, ---------, --------, ---------, -------- ve -------- gibi sosyal medya mecralarında, mal ve hizmetler üzerinde ve sair her tür mecrada her türlü kullanımının DURDURULMASINA, her türlü tanıtım ve ticari evrakın TOPLATILMASINA, "---------" ibarelerinin bunlardan ÇIKARILMASINA, çıkarılması mümkün olmaz ve tecavüzün önlenmesi kaçınılmaz ise İMHASINA, Davacının diğer taleplerinin reddine, " şeklinde karar verilmiştir. Yine mahkememizin tedbire itirazın reddine dair kararı Tüm dosya kapsamı ile davalının bu kullanımlarının davacıyı zarara uğratma ihtimali gözetilerek teminat karşılığında tedbir kararı verildiği, tedbirin kural olarak teminat karşılığı verileceğinin HMK'nın 392. Mad. Düzenlendiği, yine belirlenen teminat bedelinin uyuşmazlığın mahiyeti ve oluşması muhtemel zarar karşılığı olduğu dikkate alındığında kararın hukuka uygun olduğu" gerekçesiyle ihtiyati tedbirde teminata yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. ----------- bildirilen ---------- tescil markalara ait ----------- sayılı marka başvuru aşamasında olduğunu, tescil edilmediğini, tescil işlemleri devam ettiğini, markaların halen sahibi adına geçerliliğini koruduğunu, markalar üzerinde herhangi bir lisans yada devir kaydına rastlanmadığını bildirmiştir. ---------- Ticaret Sicil müdürlüğünce davacı ...NİN ----------- sicilde kaydının olduğunu ve faal olduğunu bildirmiştir. ---------- Vergi Dairesinin cevabı yazısında ----------- vergi kimlik numaralı mükellefi ... ' ın 20/03/2024 tarihinde -------- Mah. ---------- SK. -------- Apt. NO: --------- ------------ adresinde EĞİTİMİ DESTEKLEYİCİ FAALİYETLER (EĞİTİM REHBERLİK, DANIŞMANLIK (YURT DIŞI EĞİTİM DANIŞMANLIĞI DAHİL), TEST DEĞERLENDİRME, ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARININ ORGANİZASYONU, YAPRAK TEST VE SORU BANKASI HAZIRLAMA GİBİ EĞİTİMİ DESTEKLEYEN ÖĞRENİM DIŞI FAALİYETLER) İMALATÇILARIN VE AL GÖTÜR TESİSLERİN FAALİYETLERİ İLE SEYYAR OLANLAR HARİÇ) işi ile iştigal etmek üzere faaliyete başladığı, 07/11/2024 tarihinde PASTANELERİN VE TATLICILARIN(SÜTLÜ, ŞERBETLİ VB.) FAALİYETİ (GARSON SERVİSİ SUNANLAR İLE SELF SERVİSSUNANLAR DAHİL; İMALATÇILARIN VE AL GÖTÜR TESİSLERİN FAALİYETLERİ İLESEYYAR OLANLAR HARİÇ işi ile ek faaliyete başladığı,-20/10/2024 tarihinde merkez iş yeri adresini -------- Mah. -------- Cad. ------- -------- adresine taşımış olup halen aynı adreste faaliyet göstermektedir. Davalının 05/10/2024 tarihinde --------- Mah. --------- Cad. No:-------- --------- adresinde EĞİTİMİ DESTEKLEYİCİ FAALİYETLER (EĞİTİM REHBERLİK, DANIŞMANLIK (YURT DIŞI EĞİTİM DANIŞMANLIĞI DAHİL), TEST DEĞERLENDİRME, ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARININ ORGANİZASYONU, YAPRAK TEST VE SORU BANKASI HAZIRLAMA GİBİ EĞİTİMİ DESTEKLEYEN ÖĞRENİM DIŞI FAALİYETLER) ve ÇİKOLATA VE ŞEKERLEME TOPTAN TİCARETİ (HELVA, LOKUM, AKİDE ŞEKERİ, BONBON ŞEKERİ VB. DAHİL) işleri ile iştigal etmek üzere şube iş yeri açtığı ve halen faaliyetine devam ettiğini, davalının 20/04/2024 tarihinde --------- Mah. ------- Sok. No:------- --------- adresinde depo iş yeri açtığı ve halen faaliyette olduğu tespit edilmiştir. ---------- Belediye Başkanlığının cevabı yazısında; ... ismi ve T.C. ... kimlik numarası üzerinden yapılan incelemede; ---------- Mh. ---------- Cd. No:------- kapı sayılı adreste ... unvanıyla Tatlı Satışı faaliyeti gösterildiği tespit edilmiş olup, işletmeye ait İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı işlem dosyasında yapılan inceleme neticesinde ulaşılan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı, Vergi Levhası ve Başvuru beyan formu ile ilgili bilgilerin gönderilmiştir. Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu aldırılmıştır. Bilirkişi heyeti heyet rapor içeriğine göre; Davacı markalarında ayırt edici asli unsur olarak “dilim” ibarelerinin kullanıldığı, genel olarak çoğu marka görselinde italik şekilde el yazısı görünümünde olduğu görülmektedir. Bazı markalarında yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde tanımlayıcı nitelikte olan yan unsurlar kullanılmıştır.Davalının kullanımlarının ise “----------” şeklinde olduğu, “----------” ibaresinin Türkçe karşılığının fırın anlamına geldiği, “---------” ibarelerinin ise bir porsiyon pasta veya bir parça pasta anlamına gelecek şekilde kullanıldığı ancak kullanımlarda “dilim” ibarelerinin italik şekilde yazıldığı, diğer ibarelere nazaran daha büyük puntolarla yazıldığı, farklı renklendirme yapıldığı, vurgunun “dilim” ibaresi üzerinde olduğu, ortalama tüketicinin söz konusu kullanımları gördüğünde “-----------” ibaresinden ziyade “dilim” ibaresini algılayacağı nedenleriyle ayırt edici asli unsur olarak “dilim” ibaresinin dikkate alınması gerektiği değerlendirilmiştir. Kavramsal olarak davacı markalarındaki “dilim” ibaresinin, “bir bütünden kesilmiş ya da ayrılmış ince ve yassı parça” anlamında kullanıldığı, davalı kullanımlarında da aynı anlama gelecek şekilde kullanıldığı görülmekle kavramsal yönden markaların benzer olduğu değerlendirilmiştir. Görsel yönden taraf markaları arasında doğrudan bir benzerlik olmadığı, “dilim” ibaresinin italik yazılması nedeniyle ufak bir benzerlik olduğu değerlendirilmiştir. İşitsel olarak yapılan incelemede, taraf markalarının telaffuzunda “dilim” ibarelerinin ayırt edici asli unsur konumunda olması nedenleriyle “---------” , “----------” markaları arasında benzerlik olduğu değerlendirilmiştir. Markaların bütünsel değerlendirmesinde, her iki taraf marka ve kullanımlarında “dilim” ibarelerinin ayırt edici asli unsur konumunda olduğu, davalı kullanımlarında farklı renk ve boyutlarda yer alması nedeniyle vurgunun da bu ibarede olması nedenleriyle, ortalama tüketicinin, davacı markaları ile davalı kullanımlarını farklı zamanlarda gördüklerinde akıllarında kalan marka imajına göre değerlendirdiklerinde, davalı kullanımları ile davacı markaları arasında benzerlik kuracağı değerlendirilmiştir. Tarafların 43.sınıf kapsamında yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerine yönelik faaliyet göstermeleri nedeniyle emtia benzerliği şartının sağlandığı görülmektedir. Tarafların aynı sektörde olmaları, marka ve kullanımlarındaki ayırt edici asli unsurların aynı olması, markalar arasında benzerlik olması, 43.sınıftaki yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinin ortalama tüketici kitlesinin toplumun geniş kesiminden oluştuğu, bu tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin yüksek olamayacağı, ortalama dikkat seviyesine sahip tüketicinin ise taraf markaları karıştırabileceği, taraf işletmeler arasında ilişkilendirme kurabileceği, davacının çok sayıdaki “dilim” asli unsurlu markalarının olması nedenleriyle davalı markasının davacının seri markalarından biri olarak düşünebileceği nedenleriyle karıştırılma ihtimalinin bulunduğu değerlendirilmiştir. Bu gerekçeler doğrultusunda, dava konusu kullanımlarda marka benzerliği, emtia benzerliği ve karıştırılma ihtimali şartlarının bulunması nedenleriyle davalı kullanımlarının SMK’nın 7/2-b maddesi kapsamında tecavüz kapsamında olduğu değerlendirilmiştir şeklinde görüş bildirilmiştir.

UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME:6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7/2, 29, 149, 150 ve 151. maddeleri, Türk Ticaret Kanunu 55. Maddesi

GEREKÇE: Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat davası, karşı dava marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin oluşmadığına dair menfi tespit istemi ile haksız tedbir kararından kaynaklı maddi tazminat davasıdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesinin (a) bendine göre, marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7/2 maddede belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmiştir.Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler SMK'nın 149. Maddesinde düzenlenmiş, bu hükme göre; (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. ....g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi, şeklinde belirtilmiştir. Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir. Haksız rekabet ise Türk Ticaret Kanununun 54 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 55/4.maddesine göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemleri almak haksız rekabet olarak sayılmıştır. Haksız rekabetten söz edebilmek için kusur, zarar, illiyet bağı unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yine haksız rekabeti düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 57. maddesinin hükmünün temeli kişilik haklarına tecavüzü düzenleyen Türk Medeni Kanununun 24. maddesine dayanır. Haksız rekabet hükümlerinin düzenlenme sebeplerinin başında, başkalarının emeğinden haksız bir şekilde yararlanmanın önüne geçmek yatar., Bir başkasının uzun uğraşlar sonucunda elde ettiği kazanımlardan ve değerlerden hiç bir emek ve çaba sarf edilmeden yararlanılması haksız rekabetin en önemli örneklerinden biridir. Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut uyuşmazlık incelendiğinde; TPMK kayıtlarına göre bildirilen --------- tescil numaralı "-------" markasının 30 ve 43. Sınıfta, ---------- tescil numaralı ----------- markasının 05,29.30,35 ve 43. Sınıfta, ----------- tescil numaralı ---------- markasının 29,30,35 ve 43. Sınıfta, --------- markasının 29,30,35 ve 43. Sınıfta, ---------- tescil numaralı ------------ markasının 05,29,31,,32,33,34,35,43. Sınıfta, --------- tescil numaralı --------- markasının 30,35,43. Sınıfta, davacı-karşı davalı adına tescilli olduğu, davacı-karşı davalı adına tescilli markaların ana ve ayırt edici unsurunun Dilim ibaresinin olduğu, davalı-karşı davacı tarafın iş yerindeki tabela ve diğer markasal kullanımlarında ve sosyal medya hesabındaki kullanımında--------, --------- şeklinde kullanımlarının bulunduğu, bu kullanımlarda ana ve ayırt edici unsurun Dilim İbaresi olduğu, bir ibaresinin ayırt edici karakteri olmadığı, yine pasta ve Bakery ibarelerinin sektörel olarak tanımlayıcı ve ayırt ediciliği olmayan ibareler olduğu, yine davalı kullanımlarında Dilim İbaresinin D harfi büyük italik yazı ile mavi renk punto ile yazıldığı, bu kullanımın da davacının tescilli markası olan ----------- tescil numaralı marka ile neredeyse birebir kullanım olduğu, yine tarafların 43.sınıf kapsamında yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerine yönelik faaliyet göstermeleri nedeniyle emtia benzerliği şartının sağlandığı kabul edilerek davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu kabul edilmiştir. Her ne kadar Dilim ibaresi ayırt ediciliği zayıf bir ibare olsa da davacının tescilli markalarına ek şekil ve renk unsuru eklemek suretiyle ayırt edicilik kazandırdığı, yine davacı tarafın uzun zamandır markaları kullanmak suretiyle markalara ayırt edicilik kazandırdığı dikkate alınarak bu yöndeki savunmalara itibar edilmemiştir. Bu tespitlerden sonra davacı-birleşen dava davalısı tarafın maddi tazminat talebi değerlendirilmiş, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan tarafın oluşan zararını SMK'nın 151. Maddesi kapsamında talep hakkı bulunduğu, ancak zararın varılığı ve miktarını ispat yükünün davacı tarafta olduğu, yargılama sırasında 05.02.2026 tarihli celsenin bir numaralı ara kararı ile taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunmak üzere, davacı tarafa SMK'nın 151/2 maddesi gereği seçimlik hakkını kullanmak üzere ve bilirkişi ücretini yatırmak üzere kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde tarafların ticari defter ve kayıtlarını sunmadıkları, davacı tarafın asıl davadaki seçimlik hakkını kullanmadığı ve bilirkişi ücretini de yatırmadığı sabit olmakla davacının ispat yükü üzerinde olmasına karşın maddi zararını ispat edemediği kabul edilmiş ve maddi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Yine davacı tarafın marka hakkına tecavüz talepleri yanında TTK'nın haksız rekabeti düzenleyen 54. Vd. Maddeleri gereği talepleri de değerlendirilmiş, davacı tarafın ihlal edilen hakkının sınai mülkiyet haklarının kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunduğu ve az yukarıda ifade edildiği üzere SMK hükümleri kapsamında marka tecavüzün tespiti ve sonuçlarına dair kararı tesis edildiği, --------- Sayılı ilamında da belirtildiği üzere "SMK ile getirilen özel hükümler haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere de dayandığından tescilli tasarımın koruma alanı ile haksız rekabetin koruma alanının kesiştiği dava konusu olayda, yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacağından, özel hükmün yanında haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü de olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmadığı, hal böyle olunca, somut olay bakımından, SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek" şeklindeki gerekçesi de dikkate alınarak kümülatif korumanın mümkün olmadığı kanaati ile haksız rekabet yönündeki taleplerin reddine karar vermek gerekmiştir.Karşı davadaki karşı davacı tarafın davalı-karşı davacı tarafın kullanımlarının davacı-karşı davalı tarafın marka hakkına tecavüz oluşturmadığına dair talepleri değerlendirilmiş, az yukarıda açıklandığı üzere davalı-karşı davacı tarafın ---------, ---------- şeklinde kullanımlarının davacı-karşı davalının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, bu hali ile menfi tespit isteminin yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Davalı-karşı davacı tarafın haksız tedbir kararından kaynaklı addi tazminat talebi değerlendirilmiş, Mahkememizce verilen tedbir kararının davalı-karşı davacı kullanımlarının davacı-karşı davalı taraf adına tescilli marka hakkına tecavüz oluşturduğunun yaklaşık olarak sabit olduğu dikkate alınarak verildiğ, verilen ara kararın yerinde olduğu hususunun yapılan yargılama ile de sabit olduğu ve dava sonunda davalı-karşı davacı tarafın eyleminin davacı-kkarşı davalı tarafın marka hakkına tecavüz oluşturduğu sabit olmakla tedbir kararının haksız olmadığı sonucuna varılmakla davalı-karşı davacının tedbirden dolayı haklı bir hususun yerine getirilmesi kapsamında tedbirin tanzim edildiği ve oluşan bir zararı söz konusu olmayacağından bu talep yönünden de karşı davanın reddine karar verilerek asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine, karşı davanın tümden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A-Asıl Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 1-Davalı tarafın "-------" ve "----------" şeklindeki markasal kullanımları dolayısyla taşıyan ürünlerin satışını yapmasının davacının --------- tescil numaralı markaları yönünden marka haklarına TECAVÜZ TEŞKİL ETTİĞİNİN TESPİTİNE, Davalının, dava konusu "----------" ibaresini kullandığı logo, tabela, vergi levhası, broşür, poşet, kutu, katalog, el ilanları, reklam panoları, bez afişler, kartvizit, fatura, ticaret ve tanıtım evrakında, işletmesinin iç ve dış kısımlarında, web sayfasında, --------, ---------, ---------, ----------, --------- ve ---------- gibi sosyal medya mecralarında, mal ve hizmetler üzerinde ve sair her tür mecrada her türlü kullanımının DURDURULMASINA, her türlü tanıtım ve ticari evrakın TOPLATILMASINA, "------------" ibarelerinin bunlardan ÇIKARILMASINA, çıkarılması mümkün olmaz ve tecavüzün önlenmesi kaçınılmaz ise karar kesinleştiğinde İMHASINA 2-Davacı tarafın maddi tazminat talebinin REDDİNE, 3-Davacı tarafın haksız rekabet yönünden taleplerinin REDDİNE, 4-Alınması gereken 732,00 TL peşin harçtan alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davacı-karşı davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre tecavüz davası yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen maddi tazminatı talepleri yönünden 1.000,00-TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, 7-Davalı-karşı davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen haksız rekabet davası yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapıldığı anlaşılan 702,90 TL ilk dava masrafı, 21.435,00 TL bilirkişi ücreti, tebligat, müzekkere masrafı olmak üzere toplam 22.137,90 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre(%33 kabul) 7.305,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, B-Karşı davanın REDDİNE, 1-Alınması gereken 732,00 TL peşin harçtan alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine' ye gelir kaydına, 2-Davalı-karşı davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden marka hakkına tecavüz bulunmadığına dair menfi tespit davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin Davalı-karşı davacıdan tahsili ile davacı-karşı davalıya ödenmesine, 3-Davalı-karşı davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden haksız tedbir iddiasına dayalı tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin Davalı-karşı davacıdan tahsili ile davacı-karşı davalıya ödenmesine, 4-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/05/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/133, K. 2026/128, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-133-e-2026-128-k-93776a542360