İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1110 E. 2025/1102 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1110
- Karar No
- 2025/1102
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1110 Esas KARAR NO : 2025/1102
DAVA : Sözleşmenin İptali DAVA TARİHİ : 27/10/2025 KARAR TARİHİ : 24/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :24/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali davasının yapılan dosya incelemesi neticesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememizin ... Esas sayılı dosyası ile birleşen ve iş bu dosyadan tefrik edilen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasına vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından İstanbul .... Noterliği .... yevmiye ve 22/07/2008 tarihli "Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi"nde imza sahteliği nedeniyle sözleşmenin iptali davası açılmış olduğunu, mahkememizin 30/10/2025 tarihli tensip zaptının 18. maddesinde: "Davacı vekiline HMK m. 204 ve 209/4 hükmü uyarınca iptali talep edilen hisse devir sözleşmesini düzenleyen İstanbul ... Noterliğine karşı dava açmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, verilen süre içerisinde dava açılmaması halinde sahtelik iddiasının dinlenilmeyeceği hususunun davacı vekiline ihtarına, (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/1776 E.-2018/5141 K. Sayılı ilam)" şeklinde karar verilmiş olduğunu, bu tensip zaptının 10.11.2025 tarihinde taraflarına tebliğ edilmiş olduğunu, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... esas sayılı dosyasında sözleşmenin yapıldığı tarihte İstanbul .... Noteri olan ....'a dava açılmış olduğunu, ancak mahkememizce 30/10/2025 tarihli tensip zaptında İstanbul ... Noterliği'ne de dava açılması gerektiği ihtar ettiğinden her ne kadar noterliğin ayrı tüzel kişiliği olmasa da bu davanın açılmak zorunda kalınmış olduğunu, işbu dava ile Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı davası arasında bağlantı bulunduğunu, HMK 166 uyarınca davanın Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas sayılı dosyada birleştirilmesini talep ediyor olduklarını, İstanbul .... Noterliği'nin ... yevmiye ve 22/07/2008 tarihli "Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi" ile .... Ticaret Limited Şirketi'ndeki müvekkiline ait hisselerin davalı ....'a devredilmiş olduğunu, bu sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin davalı ... ile böyle bir sözleşme imzalamamış olduğunu, müvekkilinin başka noterlerde yapmış olduğu işlemlere ait imzalara bakıldığında da hisse devir sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığının anlaşılmakta olduğunu, bu nedenle sahte imza iddiaları bulunduğunu, hisse devir sözleşmesi karşılığında müvekkiline herhangi bir bedel de ödenmemiş olduğunu, limited şirket hisse devir sözleşmesinin geçerli olması için resmi şekil şartı bulunduğunu, resmi senetlerde her sayfanın işlemi yapan noter veya imzaya yetkili başkatip tarafından mühürlenerek imzalanmalı ve her sayfanın aynı kişi tarafından imzalanması gerektiğini, İstanbul ... Noterliği'nin ... yevmiye ve 22/07/2008 tarihli "Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesinin" iki sayfadan oluşmakta olduğunu, ilk sayfasında hisse devir sözleşmesinin esası ve tarafların imza atacağı kısım bulunduğunu, ikinci sayfada ise noterin hisse devir sözleşmesinin huzurunda imzalandığına dair onay verdiği bölüm bulunduğunu, sözleşmenin ikinci sayfasında 22/07/2008 tarihinde görevli İstanbul .... Noteri ...'ın adı, soyadı, unvanının bulunduğu mühür ve imzası bulunurken; ilk sayfada herhangi bir imza, ad, soyad ve unvanının olduğu mühür bulunmadığından sözleşmenin şekil bakımından eksik olduğunu, bu durumda asıl hisse devri sözleşmesinin bulunduğu kısmın davalı noter ... tarafından mühürlenip; ad, soyad, unvanı da yazılarak onaylanmadığından ve imzalanmadığından sözleşmede noter onayı eksik olduğunu, bu nedenle de resmi şekil şartı sağlanmadığından da TBK 27 uyarınca işlem kesin hükümsüz olduğunu, kesin hükümsüzlük hallerinin herhangi bir zamanaşımı veya hakdüşürücü süreye tabi olmadan her zaman ileri sürülebilmekte olduğunu, bu nedenle işbu davanın herhangi bir zamanaşımı veya hakdüşürücü süreye tabi olmadığını, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında 30.10.2025 tarihli tensip zaptının 18. maddesi gereği İstanbul .... Noterliği ... yevmiye ve 22/07/2008 tarihli "Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi"ne resmilik kazandıran İstanbul ... Noterliği'ne de dava açılmış olduğunu, HMK 212: "Bir senedin sahte olduğuna dair karar kesinleştikten sonra, senedin altına sahte olduğu yazılarak senet iptal olunur. Resmî senetlerde, senedin ilgili dairedeki aslı da bu yolla iptal edilir." denildiğini, İstanbul ... Noterliği'nin ... yevmiye ve 22/07/2008 tarihli "Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi"ndeki müvekkiline ait imza gerçeği yansıtmadığından bilirkişi marifetiyle imza incelemesi yapıldığında imzanın müvekkiline ait olmadığının anlaşılacak olduğunu, müvekkiline ait imzanın sahte olması ve bu nedenle de hisse devir sözleşmesinde müvekkiline ait imzanın olmaması şekil şartı eksikliği olduğundan hisse devir sözleşmesinin baştan itibaren kesin hükümsüz olduğunu, bu husus herhangi bir zamanşımı ve hakdüşürücü süreye tabi olmadan ileri sürülebileceğinden HMK 208/4 ve HMK 212 uyarınca hisse devir sözleşmesinin iptalini talep ediyor olduklarını beyanla; işbu davanın Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davanın kabulüyle; yargılama sonunda İstanbul .... Noterliği'nin ... yevmiye ve 22/07/2008 tarihli "Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi" nin baştan hükümsüz olacak şekilde iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, imza sahteliği nedeniyle hisse devir sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir. Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının Mahkememizin ... Esas sayılı dosyası ile birleşme kararı sonucu dosya ele alınmış, davalı Türkiye Noterler Birliği Başkanlığı İstanbul ... Noterliği yönünden daha önce mahkememizin ... Esas sayılı dosyasından mahkememizce tefrik kararı verildiği ve bu davalı yönünden mahkememizin ayrı esasına kayıt yapılarak görevsizlik kararı verildiğinden mahkememizin .... Esas sayılı dosyası ile birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas .... Karar sayılı dosyasının iş bu dosyadan tefrikine karar verilerek dosyanın mahkememizin .... Esas sırasına kaydının yapılmış olduğu anlaşıldı. 6102 Sayılı T.T.K.'nun 4. maddesinin 1. fıkrası 6335 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile değiştirilerek ticari davalar her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, T.T.K.'nun 4. Maddesinin a bendi gereğince T.T.K.'nun dan kaynaklanan davalar, T.T.K.'nun 4. maddesinin b, c, d, e, f bentlerinde sayılan davalar ve diğer özel kanunlarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu kararlaştırılan davalar ticari dava olarak Ticaret Mahkemelerinde görülecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. İmzanın sahteliği ileri sürülen hisse devrine esas noterlik sözleşmesinin resmi senet mahiyetinde olduğu, HMK 208/4 maddesinde resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiasının ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabileceğinin düzenlendiği, buna göre ise hisse devrine esas noterlik sözleşmesindeki imzanın sahte olup olmadığına ilişkin uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, davalı Türkiye Noterler Birliği Başkanlığı İstanbul ... Noterliği yönünden daha önce mahkememizin ... Esas sayılı dosyasından mahkememizce tefrik kararı verildiği ve bu davalı yönünden mahkememizin ayrı esasına kayıt yapılarak görevsizlik kararı verildiği, ticari olmayan davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki TTK'nun 5/3. maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nun 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine, Dair tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.24/11/2025
Katip ... Hakim ...