İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/102 E. 2026/407 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/102
Karar No
2026/407
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/102 Esas KARAR NO:2026/407

DAVA:Menfi tespit/İstirdat DAVA TARİHİ:15/01/2020 KARAR TARİHİ:20/01/2022

DAVA : Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde, müvekkili aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı takip dosyasından, 120.000 USD bedelli , 15/02/2016 tanzim tarihli, düzenleme yeri İstanbul olan 15/02/2017 vade tarihli senede istinaden toplam 125.245,48 USD alacak için kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını ve müvekkilinin mallarına haciz konulduğunu, başlatılan takibin usulsüz olduğunu, senedin imza atılan boş kağıtların sonradan doldurulması suretiyle oluşturulduğunu, bu nedenle takibin iptali için .... İcra Hukuk Mahkemesine dava açtıklarını, mahkemenin ... no ile davayı karara bağladığını ancak dosyanın istinaf aşamasında olduğunu, takibe konu bononun senet vasfını taşımadığını, alacaklı ile borçlu arasında alacak-borç ilişkisinin bulunmadığını, söz konusu senet incelendiğinde; beyaz bir kağıda müvekkilinin 3 adet imzasının bulunduğunun görüleceğini, bu imzaların üzerinin sonradan doldurulduğunu, müvekkilinin imzalı kağıtlarını, kendisine çıkacak kredide kullanmak üzere alan ve geri vermeyen, ... A.Ş ... ... şubesi müdür olan alacaklı ...'ın kardeşi banka müdürü ... ve alacaklı ... hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, İstanbul Anadolu CBS'nin 2016/... soruşturma no ile evrak oluşturulduğunu, söz konusu belgede tanzim tarihi ve yeri olarak yazılı belirtilen alanda "15/02/2016/ İstanbul" yazılı olduğunu, oysa müvekkilinin bu tarihte Türkiye'de bulunmadığını, 13/02/2016 günü ülkeden çıkış yaptığını, kambiyo senedi vasfı taşımaması nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini ayrıca, taraflarınca takibin iptali için açılan .... İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/... Esas sayılı dosyası nedeniyle 02/05/2018 tarihinde 95.500 TL tutarlı teminat yatırdığını, ancak .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı dosyası ile bu tutara da haciz konulduğuna dair yazı tebliğ edildiğini, bu nedenle teminat olarak yatırılan iş bu bedelin de ihtiyati tedbir yolu ile ödemesinin durdurulması gerektiğini, ihtiyati tedbir kararı verilmez ise davalı yanın haksız olarak müvekkilinde parayı tahsil etmesinin kesinleşeceğini ve istirdada konu olacağını bu nedenle icra dosyasına yatırılan 95.000 TL bedelli teminatın 02/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının menfi tespit ile ayrıca 95.500 TL tutarın istirdadına karar verilmesini talep ettiğini, arabuluculuk başvurusu yapılmadığını, harcın eksik yatırıldığını, davacı tarafın Türkiye'de mutas meskeninin olmaması nedeniyle HMK 84 gereğince teminat yatırılması gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, İİK'nın 72/7 nolu bendine göre istirdat davasının ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu oysa .... İcra Müdürlüğünün takip dosyasına yatırılan 95.000 TL'nin 11/01/2019 tarihinde alacaklı tarafa ödendiğini, davanın ise 15/01/2020 tarihinde açılması nedeniyle 1 yıllık sürenin geçirildiğini, davacı tarafından bahsetmiş olduğu savcılık dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davalının kardeşi olan ...'ın ...'ta değil ... Bankası ... ... şubesinde 14 yıldır müdür olarak görev yaptığını, davacının, davalının kardeşinin çalıştığı bankaya kredi başvurusunda bulunmadığını, senedin düzeleme tarihinde davacının Türkiye'de olmaması sebebiyle senedin kambiyo vasfına haiz olmadığı iddiasının yersiz olduğunu, nitekim aynı senetle ilgili olarak davacı tarafından açılan .... İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/... Esas ve ... Karar nolu ilamında da bu hususun açıkça vurgulandığını, davacı ile davalının arkadaş olup davacının işlerinin iyi gitmediği dönemde müvekkilinin davacıya borç para verdiğini, karşılığında da imzası inkar edilmeyen senedin müvekkiline teslim edildiğini, davacının iddiasını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, senet üzerinde birden fazla borçluya ait imza bulunmasının bono vasfını değiştirmeyeceğini belirterek davanın reddine ve haksız- kötüniyetli borç inkarı nedeniyle %20 tazminata hükmedilmesini istemiştir . DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas nolu dosyasına konu edilen bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile ayrıca .... İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/... Esas nolu dosyası kapsımında davacı tarafından yatırılan 95.500 TL teminatın, söz konusu icra dosyası nedeniyle üzerine haciz konulması dolayısıyla icra dosyasından bu miktarın davalıya ödenmesi nedeniyle, bu miktarın istirdadına ilişkindir. DELİLLER: .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas nolu dosyası, .... İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/... Esas nolu dosyası, İstanbul Anadolu CBS'nin 2016/... soruşturma sayılı dosya, müzekkere cevapları. .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas nolu dosyası alınıp incelendiğinde, ... tarafından ... hakkında 15/02/2016 tanzim, 15/02/2017 vade tarihli 120.000 USD'lik bonoya dayalı olarak , 120.000 USD'si asıl alacak, geri kalanı işlemiş faiz ve komisyon bedeli olmak üzere toplam 125.245,48 USD'nin tahsili için kambiyo senetlerine dayalı takip başlatıldığı, takibe dayanak yapılan bono incelendiğinde, borçlu kısmında ... isminin yazılı olup 3 adet imza bulunduğu, tanzim yeri ve tarihinin 15/02/2016 / İstanbul olduğu, belgede lehtar kısmında ...'ın isminin yazılı olduğu, vade tarihinin 15/02/2017 tutarın ise 120.000 USD olduğu görülmüştür. .... İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/... Esas nolu dosya alınıp incelendiğinde, davacı tarafından ... hakkında takibin taliki veya iptali talebiyle dava açıldığı, mahkemece 12/04/2018 tarihinde yapılan tensip tutanağının 7 nolu bendinde "İcra dosya alacağı toplam miktarı olan 477.135,18 TL üzerinden %20 oranında nakdi veya muteber bir bankanın teminat mektubunu icra dairesine yatırıldığı takdirde takibin geçici durdurulmasına" şeklinde karar verildiği, mahkemece alınan 25/06/2018 tarihli ara kararında ise tensip tutanağındaki 7 nolu bentteki karardan dönülerek toplam alacak miktarının %100'ü oranında teminat yatırması koşuluyla takibin geçici durdurulmasına karar verildiği, icra dosyası içerisinde bulunan alacaklı vekilinin 04/07/2018 tarihli dilekçesinde ise icra hukuk mahkemesince 95.500 TL teminat yatırılmasına ilişkin ara kararından dönüldüğü belirtilerek söz konusu teminata haciz konulmasının talep edildiği, söz konusu paranın 11/01/2019 tarihinde icra dairesince alacaklıya ödendiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda "senedin tedavüle çıkartılırken tamamen doldurulmuş olması gerekmeyip , sonradan doldurulmasının mümkün olduğu, anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği ayrıca senedin düzenleme tarihinin ise gerçek tanzim tarihi olmak zorunluluğu bulunmadığı , davacının iddialarının yazılı belge ile kanıtlayamadığı" denilerek davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekilince istinafa götürüldüğü, İstanbul Bölge Adliyesi 22. Hukuk Dairesinin 10/07/2020 tarih 2019/2774 Esas 2020/1492 Karar nolu ilamı ile istinaf talebinin reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı vekilince temyiz yoluna gidildiği, Yargıtay 12. HD'nin 11/03/2021 tarih 2020/7454 Esas 2021/2766 Karar nolu ilamı ile istinaf kararının onandığı ve böylelikle icra mahkemesine ait kararın kesinleştiği görülmüştür. İstanbul Anadolu CBS'nin 2016/... soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde, ... tarafından ... ve ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, dilekçede ...'ün ... ile ticaret yaptığını, ...'ın banka şube müdürü olan ... kanalı ile , firması olan ... Tekstil....Ltd. Şti için ... Bankası ... şubesinden kredi kullandığını, ...'ın krediye kefil olması için ...'e başvurduğunu, kefalet için gerekli evrakların ... tarafından hazırlanarak Amerika'ya gönderildiğini ve işaretli yerleri imzalaması istediğini, şikayet edenin de imzalayarak evrakları geri gönderdiğini, boş kağıtlara imza attığını, imzalı boş kağıtların davalıların elinde olduğunu, hatta müvekkiline ait bir gayrimenkulün de ipotek edildiğini , borç bittikten sonra da ipoteğin kaldırıldığını, ...'ın değiş ortamlarda müvekkiline yönelik olarak elinde boş kağıda atılı imzaların bulunduğunu, gerekirse kullanacağını söylediğini belirterek şikayet ettiği , savcılık tarafından bankaya yazı yazılarak kefaletle ilgili evrakların istendiğini, 17/02/2015 tarihli banka cevabi yazısında ... Tekstil ....Ltd. ŞTi firması lehine ... tarafından verilen kredi bulunmadığının bildirildiği, savcılık tarafından yapılan soruşturma akabinde 11/03/2016 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararda; atılı suçun boş kağıtlara atıldığı iddia edilen imzalar ya da kağıtların kötüye kullanımı ihtimalinden ibaret olduğu, bu evrakların resmi işlemlerde kötüye kullanıldıklarına dair iddia ve delil bulunmadığı, bu haliyle hukuki mesele kapsamında bulunduğu belirtilerek bu şeklide karar verildiği görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde, 20/01/2022 tarih ve ... karar sayılı ilam ile ; "Davacı vekili dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu kredi sözleşmesi uyarınca müvekkiline ait taşınmazın ipotek edildiğini belirtmesi nedeniyle ilgili tapu müdürlüğüne yazı yazılarak taşınmaza ait tapu kaydı, ipotek belgesi, ipotek talepnamesi ile ilgili evrakların gönderilmesi istenilmiş, incelendiğinde, ... ilçesinde bulunan 323 Ada 19 nolu parseldeki 14 nolu bağımsız bölümün davacı adına kayıtlı olduğu 02/07/2013 tarih ... yevmiye nolu işlem ile ... Bankası lehine 250.000 TL limitle ipotek konulduğu, söz konusu ipoteğin 26/03/2015 tarihinde ... yevmiye nolu işlem ile terkin edildiği, 02/07/2013 tarih ... yevmiye nolu akit tablosu incelendiğinde ... adına ...'un vekaleten ... Bankası lehine ipotek tesis edildiği, banka adına işlemleri vekaleten ...'ın yaptığı, söz konusu ipoteğin ... Tekstil Gıda Sağlık Ürünleri Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti lehine verildiği, daha sonra ... Bankası A.Ş'nin 12/03/2015 tarihli talebi üzerine ipoteğin fek edildiği görülmüş bunun üzerine ilgili bankaya yazı yazılarak ilgili evraklar da yazıya eklenerek ... Tekstil ...Ltd. Şti'nin bankaya kredi başvurusu yapıp yapmadığı, bu kapsamda bankaya ne gibi evrakların sunulduğu, söz konusu ipotek evraklarının niçin düzenlendiği ve ...'ın kim olduğu sorulmuş, cevabi yazı incelendiğinde, ... Tekstil Şirketinin ... Caddesi şubesinde hesabının bulunduğunu, söz konusu taşınmazın bu şirketin 30/07/2013 tarihli tahsis kararı ile kullandırılan kredilerine karşılık teminat olarak alındığını, ...'ün ipotek veren tapu maliki olduğunu, ...'ın banka adına işlem yapmaya yetkili kişi olduğunu, 11/03/2015 tarihinde çıkış yapıldığından ipoteğin aktif olmadığını, ...'ın 11/06/2004 tarihi itibariyle bankalarda çalıştığının bildirildiği görülmüştür. Davacı taraf kredi için bankaya imzalayarak ibraz etmiş olduğu belgenin senet haline getirildiğini iddia etmiş ise de, 6102 sayılı TTK'nın 776 . Maddesinde bononun unsurları sayılmıştır .buna göre bono veya emre yazılı senet a-Senet metninde bono veya emre yazılı senet kelimesini ve senet Türkçe'den başka bir dilde yazılmış ise o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, b-Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödemek vaadiyle, c-Vadeyi , d-ödeme yerini, e- kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını , f-düzenleme tarihini ve yerini, g-düzenleyenin imzasını içermesi gerekmektedir. Dava konusu edilen senette sayılan unsurların tamamı mevcuttur. Keşidecinin senedin düzenleme tarihinde düzenleme yerinde bulunmaması bononun kıymetli evrak vasfını ortadan kaldırmaz. Davacı taraf kredi başvurusu için imzalamış olduğu evrakın senet haline getirildiğini iddia etmiş ise de bu iddiasını ispatlamayamamıştır. Davacının iddiasını anlaşmaya aykırı olarak doldurulan senet olduğu hususu değerlendirildiğinde ise; TTK'nın 778. Maddesiyle bonolarda da uygulanması gereken TTK 680. Maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi mümkündür. Bu tür bir bono düzenlenirken veya tamamen doldurulmamış bir bono tedavüle çıkarılırken anlaşmalara aykırı olarak doldurulduğu yazılı belge ile ispat olunmadığı sürece bono üzerinde yazılı olan rakam, yazı, tanzim ve vade tarihleri gerçekliğini ve varlığını koruyacaktır. Bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispat yükü davacı taraftadır ve bu iddianın yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir. Davacı iddialarını ispatlayan kesin delil sunamamıştır. Delil listesinde yemin delili olması nedeniyle davacıya davalı tarafa yemin teklifine hakkı olduğu hatırlatılmış ancak davacı taraf yemin delilini kullanmayacağını bildirmiştir. Davacı davasını ispat edemediğinden aşağıdaki şekilde davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı taraf kötüniyet tazminat talebinde bulunmuş ise de , mahkememizce verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin " reddine karar verilmiştir. Mahkememizce verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna gidilmiş, istinaf incelemesi yapan İstanbul BAM 44 HD'nin 2022/647 esas 2024/1949 karar sayılı ilamı ile, istinaf isteminin kabulüne karar verilerek mahkememizce verilen karar kaldırılmıştır. İstinaf ilamında ; "Davanın konusu, İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit ve istirdat davasıdır. Davacı vekili tarafından dava dilekçesi ile, .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas nolu dosyasına konu edilen bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti ve .... İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/... Esas nolu dosyası kapsamında davacı tarafından yatırılan 95.500 TL teminatın üzerine, icra dosyasından haciz konulması sebebi ile ödendiği takdirde bu miktarın istirdadı olduğu, teminat olarak yatırılan bu miktar üzerine konulan haciz nedeni ile alacaklıya ödendiği ve ödenen bedelin istirdadını talep ettiği anlaşılmıştır. .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas nolu dosyasında; Alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine 15/02/2016 tanzim, 15/02/2017 vade tarihli 120.000 USD'lik bonoya dayalı olarak , 120.000 USD asıl alacak, işlemiş faiz ve komisyon bedeli olmak üzere toplam 125.245,48 USD alacağın tahsili için kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... sayılı dosyasında davanın reddine karar verildiği, istinaf edilmesi neticesinde İstanbul Bölge Adliyesi 22. Hukuk Dairesinin 10/07/2020 tarih 2019/2774 Esas 2020/1492 Karar nolu ilamı ile istinaf talebinin reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulduğu, Yargıtay 12. HD'nin 11/03/2021 tarih 2020/7454 Esas 2021/2766 Karar nolu ilamı ile istinaf kararının onanmasına karar verildiği görülmüştür. İstanbul Anadolu CBS'nin 2016/... soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde, ... tarafından ... ve ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, dilekçede ...'ün ... ile ticaret yaptığını, ...'ın banka şube müdürü olan ... kanalı ile , firması olan ... Tekstil....Ltd. Şti için ... Bankası ... şubesinden kredi kullandığını, ...'ın krediye kefil olması için ...'e başvurduğunu, kefalet için gerekli evrakların ... tarafından hazırlanarak Amerika'ya gönderildiğini ve işaretli yerleri imzalaması istediğini, şikayet edenin de imzalayarak evrakları geri gönderdiğini, boş kağıtlara imza attığını, imzalı boş kağıtların davalıların elinde olduğunu, hatta müvekkiline ait bir gayrimenkulün de ipotek edildiğini, borç bittikten sonra da ipoteğin kaldırıldığını, ...'ın değişik ortamlarda müvekkiline yönelik olarak elinde boş kağıda atılı imzaların bulunduğunu, gerekirse kullanacağını söylediğini belirterek şikayet ettiği , savcılık tarafından bankaya yazı yazılarak kefaletle ilgili evrakların istendiği, 17/02/2015 tarihli banka cevabi yazısında ... Tekstil ....Ltd. ŞTi firması lehine ... tarafından verilen kredi bulunmadığının bildirildiği, C. Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma akabinde 11/03/2016 tarihinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar verildiği, Kararda; atılı suçun boş kağıtlara atıldığı iddia edilen imzalar ya da kağıtların kötüye kullanımı ihtimalinden ibaret olduğu, bu evrakların resmi işlemlerde kötüye kullanıldıklarına dair iddia ve delil bulunmadığı, bu haliyle hukuki mesele kapsamında bulunduğu belirtilmiştir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Somut olayda, davacı tarafından boş kağıda üç adet imza atarak davalıya verdiğini davalı tarafından imzalı boş kağıdın doldurularak bono haline getirildiğini ve taraflar arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını ve senedin düzenleme tarihi 13/02/2016 tarihinde yurt dışında olduğunu bu şekilde bononun sonradan doldurulduğunu ispat ettiğini ileri sürmüştür. Mahkemece davacının, davalının kardeşinin bankasından kredi kullanmak üzere verdiği imzalı kağıdın sonradan üzerinin doldurularak bono haline getirildiğine yönelik iddiası yönünden araştırma ve inceleme yapılmadığı, ... Bankası A.Ş .../... Şubesinden davacının kredi kullanıp kullanmadığının araştırılmadığı, Adli Tıp Kurumu'ndan rapor aldırılarak ve raporun ve gelen yazı cevabının sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken anılan gerekçe ile eksik inceleme neticesinde davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir." şeklinde karar verildiği görülmüştür. İstinaf ilamı kapsamında ... ... Aş .../... Şubesi ve aynı bankanın genel müdürlüğü ve ilgili diğer şubelerine yazı yazılarak, davacının , davalının kardeşinin bankasından kredi kullanmak üzere verdiği imzalı kağıdın sonradan üzerinin doldurularak bono haline getirdiğine yönelik iddiası üzerinden araştırma yapılmıştır. Gelen yazı cevapları incelendiğinde, .... Ltd Şti'nin 10/07/2013 tarihinde ... ... Aş ile genel kredi sözleşmesi imzaladığı, bankanın 23/07/2025 tarihli yazı cevabında, ...'ın Taksim şubesinde hesabının olduğunu bildirilmiş ayrıca ekindeki evraklar incelendiğinde, .... Ltd Şti'nin yetkili temsilcisinin ... olup, konut finansmanı sistemi çerçevesinde kullandırılacak tüketici kredisi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin altında ... ile yine ... kaşesi altında yetkili temsilci ...'ın imzasının bulunduğu, söz konusu kredi kapsamında kullanılan krediler ile ilgili dökümün banka tarafından gönderildiği, ilgili bankanın 12/12/2025 tarihli yazı cevabı incelendiğinde yazı ekinde ...'ın görev aldığı bankalar ve birimlerinin excel tablosu halinde gönderildiği ayrıca ...'ın ... Şubesindeki hesabının 14/07/2016 tarihinde kapatıldığı, .... Ltd Şti'nin ... Caddesi Şubesi nezdinde hesabının bulunduğu, ilgili bankanın 03/03/2026 tarihli yazı cevabı ve ekindeki evraklar incelendiğinde, .... Ltd Şti tarafından bankadan kullanılacak kredi kapsamında , davacı adına kayıtlı ... ilçesinde kain 323 ada 19 nolu parselin tapu kaydının da bulunduğu ve bu taşınmaz üzerine , ... tarafından kullanılan kredi kapsamında ipotek konulduğu, ipotek akit tablosunun ilgili bankaca gönderildiği, ...'ın ...'in yetkili temsilcisi olduğu gibi kredi sözleşmesinde ayrıca kefil olarak imzaladığı, gelen evraklar arasında "GKS İmza Beyan Tutanağı" incelendiğinde, kefil kısmında ...'ın adının yazılı olduğu, işlemi düzenleyen personel kısmında ise ...'ın isminin geçtiği tespit edilmiştir. Söz konusu kredi nedeniyle ipotek konulan taşınmazın tapu kaydı , ipotek akit tablosu ilgili tapu sicil müdürlüğünden istenilmiş ve gelen yazı cevapları dosyaya bırakılmış olup incelendiğinde, davacının taşınmazının 02/07/2013 tarihinde ...'in bankaya olan borcundan dolayı ipotek ettirdiği daha sonra da söz konusu ipoteğin 26/03/2015 tarihinde terkin edildiği görülmüştür. Davacının yurda giriş çıkış tarihlerini gösterir belge ...Emniyet Müdürlüğünden alınarak dosyaya bırakılmıştır. İncelendiğinde, senedin tanzim tarihi olan 15/02/201 tarihinde davacının yurt dışında olduğu tespit edilmiştir. ... İcra Hukuk Mahkemesine ait ... sayılı ilama karşı yapılan istinaf isteminin reddine karar verildiği ve akabinde de Yargıtay 12.H.D.'nce verilen kararın onanması gereğince kararın kesinleştiği görülmüştür. İstinaf ilamı doğrultusunda bono aslı , İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine gönderilerek, davacı tarafın boş bir kağıda üç imza atarak vermiş olduğu kağıdın sonradan doldurularak bono haline getirildiğini iddia ettiğinden bu iddianın doğru olup olmadığının tespiti istenilmiş, İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine ait 12/11/2025 tarihli raporda ; "1. İnceleme konusu senedin bilgisayar ve ekipmanı vasıtasıyla oluşturulmuş olduğu, 2. Uzun kenarının A4 kağıdı ebadının kısa kenarı ile uyumlu olduğu, alt kenarının forme kesim olmadığı, 3. Alt kenarda lokal mürekkep bakiyelerinin bulunduğu, 4. İnceleme konusu senedin alt bölümünde bilgisayar ve ekipmanı ile oluşturulmuş iki adet "İMZA" ibaresi varken senedin mutat olmayan şekilde üç adet imza içerdiği, 5. İnceleme konusu senette atılı imzalardan soldaki ve sağdaki imzanın altında "x" işaretlerinin bulunduğu, 6. Mevcut bulgular ile inceleme konusu senedin imzadan faydalanılarak oluşturulup oluşturulmadığı hususunda daha ileri bir tespite gidilemediği hususlarını bildirir kanaat raporudur." şeklinde görüş bildirdikleri görülmüştür. Mahkememizce daha önce verilen kararı kaldıran İstinaf ilamı incelendiğinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğü hususunda tespit yapıldığı, istinaf ilamına göre davacı tarafın hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığının ileri sürülmesi halinde ispat yükünün davalıya düşeceği, somut olayda da davacının taraflar arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını iddia etmesi nedeniyle , davalı tarafa yemin deliline dayanması nedeniyle, senet üzerinde "nakden " ibaresi yazılması nedeni ile davalının davacıya senet bedeli karşılığını nakden verip vermediği konularında yemin teklif edip etmediği hususu hatırlatılmış , davalı vekilince verilen dilekçe incelendiğinde, ispat yükünün davacıda olduğu belirtilerek yemin teklif etmeyeceğinin bildirdiği görülmüştür. ... İcra müdürlüğünü yazı yazılarak, 2018/... esas sayılı dosyadan tahsilat yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi tarihte ne kadar yapıldığı hususu sorulmuş, ... İcra Müdürlüğü bu hususa 09/03/2026 tarihli yazı cevabında ayrıntılı olarak cevap verilmiş, tahsilat ve reddiyat makbuzlarının da gönderildiği anlaşılmıştır. Toplanan tüm deliller , istinaf ilamı birlikte değerlendirildiğinde, Adli Tıp Raporu'na göre davaya konu belgenin alt kenarının forme kesim olmadığı, alt kenarında lokal mürekkep bakiyelerinin bulunduğu, yine senedin alt bölümünde bilgisayar ve ekipmanı ile oluşturulmuş iki adet "imza" ibaresi varken senedin mutat olmayan şekilde 3 adet imza içerdiği, yine senette atılı imzalardan soldaki ve sağdakinin altında "X" işaretlerinin bulunduğu, davalının kardeşi ...'ın ilgili bankaların bazı şubelerinde müdürlük görevleri yaptığı, ...'ın kardeşi olup aynı zamanda davalı olan ...'ın ... Bankası Aş'nin bazı şubelerinden kredi kullandığı, bazı kredilerin ...'ın yetkili temsilcisi olduğu .... Ltd Şti için kullanıldığı, bankadan gelen yazı cevapları içerisinde davacının maliki olduğu taşınmaza ait tapu kaydı bulunduğu, söz konusu tapu kaydı ve akit tablosu incelendiğinde davacının kendine ait taşınmazı , ...'in bankaya olan borcu nedeni ile ipotek olarak verdiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu evrakın , davacı tarafından boş kağıda 3 adet imza atılarak verilen kağıdın davalı tarafından doldurularak bono haline getirildiği , taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, senedin düzenleme tarihinde de davacının yurt dışında olduğu, adli tıp raporunda da belirtildiği şekilde, belgenin alt kenarının forme kesim olmadığı, lokal mürekkep bakiyelerinin bulunduğu, soldaki ve sağdaki imzanın altında imza yerini göstermek amacıyla konulan "x" işaretlerinin bulunduğu bu hususlarında davacı tarafından verilen imzalı belgenin daha sonra bono haline getirildiğini delili olduğu, davacının söz konusu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığı anlaşıldığı tespit edilmiştir. Menfi tespit davası açılmadan önce davacının teminat olarak yatırdığı 95.500,00TL borç kapsamında icra müdürlüğünce davalıya ödenmiş olup, davacı taraf menfi tespit davası açmadan ödenen bu kısım ile ilgili olarak ödenen 95.000,00TL'nin istirdadını istemiş ayrıca menfi tespit davası açıldıktan sonra yapılan ödemelerden dolayı , menfi tespit davası kendiliğinden istirdata dönüşmüştür. Davacının dava açılmadan önceki ödeme kapsamında 95.000,00TL'nin yasal faizi ile birlikte istirdatını istemesi nedeniyle, taleple bağlılık kuralı dikkate alınarak, 95.000,00TL'nin ödendiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte istirdadına, dava açıldıktan sonra yapılan ödemeler nedeni ile menfi tespit davası kendiliğinden istirdata dönüşeceğinden, ... İcra Müdürlüğünün 05/03/2026 tarihli yazısı kapsamında ödendiği belirtilen meblağların ise ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davacının davasının kabulü ile, keşidecisi ... lehtarı ..., tanzim tarihi 15/02/2016 vade tarihi 15/02/2017, bedeli 120.000,00 USD olan senet ve bu senedin takibe konulduğu .... İcra Müdürlüğünün 2018/... esas nolu takip dosyasından dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, .... İcra Müdürlüğünün 2018/... esas sayılı dosyası nedeniyle davacı tarafından ödenen; 95.000,00 TL'nin 02/05/2018 tarihinden itibaren işlemeye başlayacak yasal faizi ile birlikte, 801,09 TL'nin 29/03/2021, 1.469.548,00 TL'nin 23/02/2023, 17.095,62 TL'nin 01/10/2024, 12.304,03 TL'nin 13/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine, 2-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 238.464,82TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan 62,20TL ilk masraf, 6.700,00TL ATK rapor ücreti, bononun ATK'na gönderilmesi sırasında alınan sigorta bedeli 14.605,20 TL , 973,36 TL tebligat ve tezkere gideri , olmak üzere toplam 22.340,76 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından peşin yatırılan 41.094,96TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürü tarafından ilgilisine resen iadesine, 7-Bu dava sebebiyle 107.571,08TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan (dava da 178,78TL + tamamlama harcı 12.395,82TL + tamamlama harcı 1.622,36TL + tamamlama harcı 26.898,00TL =) 41.094,96TL'nin mahsubu ile kalan 66.476,12TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.04/06/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/102, K. 2026/407, T. 20.01.2022, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-102-e-2026-407-k-897f54f9b08c