İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1019 E. 2026/331 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1019
- Karar No
- 2026/331
- Karar Tarihi
T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/1019 Esas - 2026/331 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/1019 Esas KARAR NO : 2026/331
HAKİM :... KATİP : ....
DAVACI : ... VEKİLİ : Av.....
DAVALI :.... VEKİLİ : Av. .....
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/12/2025 KARAR TARİHİ : 12/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: : 1-Davacı vekili, 28.08.2025 tarihinde meydana gelen kazanın tamamen öngörülemeyen, dışsal ve karşı konulması mümkün olmayan nitelikte bir teknik arızanın neticesi olarak meydana geldiğini, 28.08.2025 tarihli Kaza Tespit Tutanağında da araç sürücüsüne herhangi bir kusur atfedilmediğini, seyir hâlinde bulunan aracın fren mekanizmasının ani biçimde işlevini yitirmesi sonucu, aracın sevk ve idaresinin sürücünün iradesi dışında kaybolduğunu, .... korkuluklara çarpan aracın kaldırım üzerinden yaklaşık altmış altı metre sürüklenmek suretiyle durabildiğini, Bu hâlin aracın teknik sisteminde aniden meydana gelen işlev kaybının, insan müdahalesiyle önlenmesi mümkün olmayan bir mekanik arıza teşkil ettiğini açık biçimde ortaya koyduğunu, Olayın vuku bulduğu an itibarıyla, araç sürücüsü tarafından trafik güvenliği açısından özen yükümlülüklerinin tümü ifa edilmiş olup, kazanın meydana gelişine etki eden hiçbir ihmal, tedbirsizlik yahut kusurlu davranış mevcut olmadığını, Kazanın oluşumuna doğrudan etki eden yegâne unsurun araç sürücüsü iradesi dışında gelişen ve öngörülmesi yahut bertaraf edilmesi objektif olarak imkânsız bulunan teknik arıza olduğunu, bu kapsamda, meydana gelen kazanın oluşumuna ilişkin olarak araç sürücüsüne atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı gibi, zararla eylem arasında illiyet bağının varlığından da söz edilemeyeceğini, somut olayda kazanın doğrudan mücbir sebep niteliğindeki teknik arızadan kaynaklandığını, Aracın fren sisteminde, sürücü iradesi dışında ve önceden öngörülmesi yahut önlenmesi mümkün olmayan biçimde meydana gelen bu teknik arızanın illiyet bağını ortadan kaldıran bir mücbir sebep örneğini teşkil etmediğini, zararla eylem arasındaki nedensellik bağının mücbir sebep nedeniyle kesildiğini, meydana gelen zarardan doğan sorumluluğun araç sürücüsüne yüklenmesinin hukuken mümkün olmadığını, Aynı zamanda, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.1-b maddesinde yer alan; “Gerek hareket gerek durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar” hükmü uyarınca, araç sürücüsünün maruz kaldığı bu olayın, sigorta teminatı kapsamına dahil olup, kasko sigortasının koruyucu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, Diğer taraftan, olay günü araç sürücüsünün kronik böbrek rahatsızlığının nüksetmesi sebebiyle aniden fenalaşmış olup, acilen bir sağlık kuruluşuna başvurma zaruretiyle karşı karşıya kaldığını, Doktorların daha önce yapmış oldukları uyarılar doğrultusunda, gerekli başvurunun yapılmaması hâlinde diyalize girme riski ve ciddi hayati tehlike doğacağı açık olduğundan, derhâl hastaneye gitmesinin zorunlu olduğunu, Ancak ekonomik imkânsızlık sebebiyle taksi kullanılamamış; anne ve babanın yurtdışında iş seyahatinde bulunmaları, ablanın evde bulunmaması ve metroda seyir hâlinde olması nedeniyle aile bireylerinden yardım alınamadığını, Bu şartlar altında, sağlık kuruluşuna ulaşmak için herhangi bir alternatif ulaşım imkânı mevcut olmadığından, sürücü araç kullanmayı bilmesinin de etkisiyle başka bir seçeneği kalmaksızın tam ziya haline gelen aracı kullanmak durumunda kaldığını, Her ne kadar araç sürücüsü kaza tarihi itibariyle ehliyetsiz durumda bulunsa da, bu husus keyfi veya kasıtlı bir tercihten değil, tamamen acil sağlık ihtiyacını karşılamak ve yalnızca hastaneye ulaşmak amacıyla ortaya çıkan zorunlu hâlin doğal sonucundan kaynaklandığını, Keza, anılan trafik kazasının, sürücünün daha önce tedavi görmekte olduğu hastane ile ikametgâhı arasındaki güzergâhta meydana gelmiş olması, olayın zaruret ve mecburiyet hâli içerisinde gerçekleştiğinin açıkça ortaya koyan, somut bir olgu olduğunu, Akabinde araç sürücüsünün, kazadan sonra olay yerini terk etmeyip kaza mahallinde kaldığını, iyi niyetli tutum sergilediğini, somut olayın Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.4. maddesinde öngörülen “aracın ehliyetsiz kişiler tarafından kullanılması” yasağı kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, Nitekim, somut olayın mahiyeti itibariyle bu ihlalin iradi değil zorunlu ve mecburi sebeplerle gerçekleştiğini, açıktır. Öte yandan, anılan Genel Şartların A.5.10. maddesinde düzenlenen “zorunlu haller” istisnası kapsamında, tedavi veya yardım amaçlı olarak sağlık kuruluşuna gitmek için aracın kullanılması teminat dışında bırakılmamış olup, somut olayda da araç sürücüsünün amacı tamamen sağlık kuruluşuna ulaşmak ve tedavi olmak olduğunu Dolayısıyla söz konusu olay, salt ehliyetsizlik nedeniyle A.5.4. kapsamında değerlendirilse dahi, aynı zamanda A.5.10. maddesinde belirtilen zorunlu hâller istisnasına girdiğinden teminat dışı sayılmasının hukuken mümkün olmadığını, 28.08.2025 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde aracın tam ziya (pert) hâline geldiğini ve zararın kasko poliçesi kapsamında davalı tarafça giderilmesi gerektiğini belirterek davanın kabulü ile ŞİMDİLİK 10,00 TL pert bedeli tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : 2-Davalı vekili, Kasko Sigortası Genel Şartları Teminat dışı kalan zararlar başlıklı A.5.madde.4.Bendine göre gerekli sürücü belgesi olmayan kişilerce kullanılması halinde meydana gelen zararların teminat dışı sayıldığını olayda sürücünün ehliyetsiz olduğunu, meydana gelen zararın poliçe teminatı dışında kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 3- Dava, davalı sigorta şirketi tarafından kasko poliçesi ile sigortalanan aracın yapmış olduğu tek taraflı kazada aracı hasar gören davacının davalı sigorta şirketine karşı açtığı maddi tazminat istemine ilişkindir. 4- Poliçenin tanzim tarihinde ve olayın meydana geldiği günde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 1409'uncu maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2'nci fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5'inci maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın A.5'inci maddesi ve TTK'nin 1446/2'nci maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yükü yer değiştirir. Bu durumda oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer. 5-Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; davacı şirketin maliki olduğu aracın olay tarihinde reşit olmayan ve ehliyeti de bulunmayan .....tarafından kullanıldığı sabit ve bu husus uyuşmazlık konusu değildir. 6-Kasko Sigortası Genel Şarlarının 5.4 maddesi uyarınca “Poliçede gösterilen aracın, ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar” teminat dışı bırakılmıştır. Eldeki davada sürücünün ehliyetini bulunmaması sebebiyle poliçe uyarınca, kaza sebebiyle meydana gelen zarardan davalı sigortacının sorumluluğu bulunmamaktadır. 7- Öte yandan; davacı vekili, Kazanın oluşumuna doğrudan etki eden yegâne unsurun araç sürücüsü iradesi dışında gelişen ve öngörülmesi yahut bertaraf edilmesi objektif olarak imkânsız bulunan teknik arıza olduğunu, bu kapsamda, meydana gelen kazanın oluşumuna ilişkin olarak araç sürücüsüne atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı gibi, zararla eylem arasında illiyet bağının varlığından da söz edilemeyeceğini, somut olayda kazanın doğrudan mücbir sebep niteliğindeki teknik arızadan kaynaklandığını ileri sürmüşse de bu hususla ilgili ispat yükü kendisinde olan davacı ilgili delilleri dosyaya sunamamış ve bu iddiasını ispatlayamamıştır. Ayrıca somut olayın Genel Şartların A.5.10. maddesinde düzenlenen “zorunlu haller” istisnası kapsamında kaldığı da iddia edilmişse de dava dilekçesi ekinde bulunan 28/08/2025 tarihli hastane evrakında kronik hastalığının bulunmadığına dair tespitler de nazara alınmış ve anılan hükmün davacı lehine yorumlanması da mümkün olmamış ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın REDDİNE, 2-Yeterince harç alındığından harç ikmaline yer olmadığına, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmının HMK'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde, davacıya iadesine, 5- Davalı şirket kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT nin 13/2 maddesi uyarınca belirlenen 10,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Ara buluculuk aşamasında harcanan 4.200,00 TL giderin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/05/2026
Katip ... ¸
Hakim ... ¸