Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/16103 E. 2026/4399 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/16103
- Karar No
- 2026/4399
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi SAYISI: 2022/909 - 2022/1066
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının otomobilinin davalıya Kara Araçları Kasko Sigortası Poliçesi ile sigortalı olduğunu, 15.03.2022 tarihinde davacının aracı ile bir motosikletin karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının aracının hasar gördüğünü belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL araç hasar tazminatı ve 2.158,89 TL ekspertiz ücretinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle araç hasar tazminatına ilişkin talebini 84.773,05 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kasko Genel Şartlarının B.1.1.1 bendi uyarınca sigortalının hasarı, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde sigortacıya bildirimde bulunması gerektiğini, kazanın 15.03.2022 tarihine meydana geldiğini, davacı tarafın ise kazayı kazadan on gün sonra 25.03.2022 tarihinde ihbar ettiğini, davacı tarafın ihbar yükümlülüğüne uymadığını, alkol raporu ve sürücü belgesinin sunulmadığını, araç sürücüsünün kaza anında alkollü olmadığını ve sürücüsü belgesi bulunduğunun davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, araç sürücüsünün belli olmadığını, ilgili poliçenin düzenlenmesi ile kaza arasında yedi gün olduğunu, kazaya ilişkin fotoğraflarda tarih bulunmadığını, bu nedenle kazanın poliçe vadesi içerisinde meydana geldiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, hasarlı parça bedelleri üzerinden %28 oranında iskonto uygulanması gerektiğini, davalının KDV’den sorumlu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında sigorta eksperi bilirkişiden alınan 15.06.2022 tarihli raporda, davacının aracındaki hasar ile davacının beyanı arasında uyumsuzluk bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı TTK’nın 1409/1 maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Kanunun 1409/2 maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerektiği, olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerektiği, ilkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususun sanki teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat külfetinin yer değiştirip sigortalıya geçeceği, somut olayda riskin gerçekleştiği sabit olup, bu riskin farklı şekillerde gerçekleştiği iddiasının davalı sigortacının ispat etmek zorunda olduğu, sigorta şirketinin hasarın teminat kapsamında olmadığı, olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil, iddia ettikleri şekilde gerçekleştiğini ve bu oluş şeklinin teminat dışında kalan hallerden olduğunu somut delillerle kanıtlaması gerektiği, yukarıda anılan Kanun hükümleri gereği ispat yükü üzerinde bulunan davalı sigortacının ispata yarar somut delil getiremediği, davalı sigortacının oluşun farklı olduğu ve teminat dışında kalan hallerden olduğunu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlaması gerektiği, dosya kapsamına göre, kazada hasarlanan aracın taraflar arasında düzenlenen kaza tespit tutanağı haricinde bir şekilde gerçekleştiği, kaza yapan sürücünün alkollü olduğu, kazanın poliçe vadesi dışında meydana geldiği hususunun inandırıcı deliller ile ispat edilemediği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan 15.06.2022 tarihli rapordaki bilirkişi görüşünün ise olay yerinde inceleme yapılmaması ve soyut ifadeler içermesi nedeniyle yerinde olmadığı, sonuç olarak davalı ... şirketinin davacının aracında meydana gelen hasar bedelinden sorumlu olduğu, dosya kapsamında alınan 15.06.2022 tarihi bilirkişi raporunda davacının aracındaki hasar miktarının orijinal yedek parça ve işçilik bedeli olmak üzere iskontosuz ve KDV dahil toplam 84.773,05 TL olarak tespit edildiği, gerçek zarar ilkesi gereği davalının iskontosuz orijinal yedek parça bedeli ile KDV'den sorumlu olduğu, dava tarihi itibariyle davalının temerrüde düştüğü, davaya konu uyuşmazlığın kasko sigortasından kaynaklanan ticari iş olması sebebiyle avans faizine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, başvurunun kabulüne, 84.773,05 TL hasar bedeli tazminatının 18.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu talebin kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamı dışında kaldığını, davaya konu talebin sigorta kapsamında olduğunun ispat külfetinin davacı üzerinde olduğunu, dosya kapsamında alınan 15.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda; araç üzerindeki hasarlanma ile kaza yerinin örtüşmediğinin tespit edildiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, gerçeğe aykırı bildirim halinde sigorta poliçesinden doğan talep hakkının sona ereceğini, davacının, 6102 sayılı TTK 1446 ıncı maddesi ve Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.1.1.1. bendi hükmü ile kendisine yüklenen “süresinde ihbar yükümlülüğüne” uymamakla poliçeden kaynaklanan haklarını kaybettiğini, davacının süresinde hasar ihbarı yapmadığını, davacının, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.1.1.1. bendi uyarınca, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içerisinde sigortacıya bildirimde bulunmak zorunda olduğunu, davacının kazadan on gün sonra 25.03.2022 tarihli e-posta ile hasar ihbarı yaptığını, davalının araç üzerinde inceleme yapmasının engellendiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan ve ... Ltd.Şti. tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda da aracın görülmemiş olduğunu, avukatın talebi üzerine evrak ve resimler üzerinden inceleme yapıldığını, hal böyle olunca hasarlı araç üzerinde davalı sigortacı tarafından ekspertiz incelemesi yapılamadığı gibi bizzat davacı tarafından atanan ... Ltd.Şti. tarafından da hasarlı aracın görülmediğini, belgeler üzerinden 24.03.2022 tarihinde ekspertiz raporunun düzenlendiğini, davacı tarafça hasar tespitine ilişkin araç üzerinde herhangi bir ekspertiz incelemesi yaptırılmadığını, davacı tarafından hasarın objektif olarak ispatına ilişkin yeterli delilin dosyaya sunulmadığını, davacının davasını ispata yönelik delil sunmaması sebebiyle başvurunun reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın, 6102 sayılı TTK’nun 1447. ve 1479. maddelerindeki hükümlere aykırı davrandığını, araçta oluşan hasarın beyan edilen şekilde gerçekleşmesinin mümkün olup olmadığı, hasarın eski hasar olup olmadığı, hasar ile olayın uyumlu olup olmadığı, aracın onarımının mümkün olup olmadığı ve/veya pert olup olmadığı, onarımı mümkünse değişmesi gereken ya da onarılması mümkün parçaların tespiti gibi pek çok hususun eksper vasıtasıyla aracın bizzat görülerek tespit edilmesi gerektiğini, müracaat dilekçesi ekinde sunulan fotoğraflar ve belgelerin, hem kaza tarihinin poliçe vadesi içinde meydana gelip geldiğinin, hem de araçta meydana gelen zararın miktarını hesaplamak için yeterli olmadığını, ayrıca aracın bulunduğu yerin davalı tarafa bildirilmediğini, davaya konu kazanın sigorta poliçesi vadesi içerisinde meydana geldiğini ispat külfetinin davacı üzerinde olduğunu, davacının alkol raporu ve sürücü ehliyeti ibraz edilmeksizin davalı ... şirketine müracaat ederek hasar ihbarında bulunduğunu, davacının davalıya yaptığı hasar ihbarına ilişkin dilekçe ekinde yer alan kaza tutanağı, kazaya karıştığı iddia edilen araç sürücülerinin kendi aralarında düzenledikleri ve ileri tarih ile her zaman düzenlenmesi mümkün olan resmi niteliği olmayan tutanak olduğunu, nitekim kazadan hemen sonra ... yansımış bir kaza ihbarının da söz konusu olmadığını, beyan edilen hasar tarihi ile poliçe başlangıç tarihi arasında yedi gün olup, olay yerinde çekilmiş, olay anına ait fotoğraflarda tarih bulunmadığını, kazanın iddia edildiği gibi 15.03.2022 tarihinde ve poliçe vadesi (08.03.2022-08.03.2023 ) içinde meydana geldiğini ispatlar bir belgenin davalı ... şirketine ve tahkim dosyasına ibraz edilmediğini, kazanın iddia edilen yer, zaman ve şekilde meydana geldiğini ispatlayıcı herhangi bir belgenin sunulmadığını, davacı tarafın, olay esnasında aracı kullanan sürücüye ait sürücü belgesini ve alkol raporunu dosyaya ibraz etmediğini, dava konusu zararın poliçe teminat kapsamında olması için sürücünün alkolsüz ve ehliyetli olması gerektiğini, söz konusu tespitin yapılabilmesi için de ehliyet ve alkol raporunun ibrazının zaruri olduğunu, davacı tarafın bu belgeleri müvekkil şirkete ve tahkim dosyasına ibraz etmediğini, dolayısıyla zararın teminat kapsamında olduğunu ispat külfetinin davacı tarafa geçmiş olduğunu, olay anında aracı kullanan sürücünün alkolsüz olduğunun ve sürücü belgesinin bulunduğunun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, davacı taraf ispatlamakla mükellef olduğu kaza tarihini (olayın poliçe vadesi içinde meydana geldiğini) ve aracın alkolsüz ve ehliyetli sürücü tarafından kullanıldığını ispatlayamadığını, bu nedenle davanın reddi gerekirken hatalı şekilde bu konudaki ispat külfetinin davalı şirkete yüklenerek başvurunun kabulüne karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, orijinal yedek parça fiyatına göre yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, % 28 oranında iskonto uygulanması gerektiğini, davalının KDV’den sorumlu olmadığını, davalının temerrüde düşmediğini, bu nedenle davalının faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Kara Araçları Kasko Sigortası Poliçesi ile teminat altına alınan davacının aracının karıştığı trafik kazası sonucu hasar görmesi sonucu talep edilen araç hasar tazminatına ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davaya konu hasarın teminat kapsamında olmadığına ilişkin davalı tarafça somut bir delilin sunulmamasına, davacının hasarı davalıya 3 iş günü geç bildirmiş olmasının Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarında teminat dışı hallerden sayılmamasına, dosya kapsamında alınan sigorta eksperi bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların hüküm kurmaya elverişli olmasına, gerçek zarar ilkesi gereği davalının iskontosuz orijinal yedek parça bedeli ile KDV'den sorumlu olmasına, davalının temerrüde düşmüş olmasına, temerrüt tarihinde hata olmamasına, davaya konu uyuşmazlığın kasko sigortasından kaynaklanan ticari iş olması sebebiyle avans faizine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.