İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/734 E. 2026/143 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/734
Karar No
2026/143
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 25. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/734 Esas KARAR NO : 2026/143

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/08/2025 KARAR TARİHİ : 02/10/2026

Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılamasında dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı ... ... Oto. İnş. Emlak San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye ait ... plaka sayılı araç ile davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde ZMMS poliçesiyle sigortalı ... plaka sayılı araç arasında 30.12.2020 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza nedeniyle davacıya ait araçta oluşan hasarın giderilmesi amacıyla ... plaka sayılı aracın ZMMS sigortacısı ... Sigorta A.Ş. ile İMM sigortacısı ... Sigorta A.Ş.’ye başvurulduğunu, davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonunun 2021.E... sayılı dosyasında yürütülen tahkim yargılaması sonucunda verilen kararın .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/... D.İş sayılı dosyası üzerinden temyiz edildiğini ve Yargıtay tarafından bozulduğunu, dosyanın yeniden Sigorta Tahkim Komisyonuna gönderilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 2021.İ... sayılı dosyasında Yargıtay bozma ilamında belirtilen şekilde yargılama yapılmasının tahkim yargılamasında mümkün olmadığı gerekçesiyle KİT/2025-... sayılı kararla el çekme kararı verildiğini, bunun üzerine zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlanması üzerine eldeki davanın açıldığını, uyuşmazlığın sigorta sözleşmesinden kaynaklanması ve tarafların tacir olması nedeniyle davanın ticari dava niteliğinde bulunduğunu ve görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davalının yerleşim yeri itibarıyla İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili bulunduğunu, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu ve 2025/... Büro Dosya Numarası ve 2025/... Arabuluculuk Numarası ile yürütülen sürecin anlaşamama ile sonuçlandığını, dava konusu alacak yönünden zamanaşımının gerçekleşmediğini, iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğunu, tahkim kararının Yargıtay tarafından bozulmasından sonra verilen el çekme kararının 12.05.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, 10.06.2025 tarihinde zorunlu arabuluculuğa başvurulmasıyla zamanaşımının durduğunu, arabuluculuk sürecinin 06.08.2025 tarihinde anlaşamama ile sonuçlanmasının ardından 08.08.2025 tarihinde eldeki davanın açıldığını, ayrıca tahkimde verilen el çekme kararının usulden ret olarak değerlendirilmesi halinde dahi TBK m.158’de öngörülen 60 günlük ek süreden yararlanılması nedeniyle davanın süresinde olduğunu, 30.12.2020 tarihinde saat 21:45 sıralarında davacıya ait ... plaka sayılı araç seyir halindeyken, önündeki aracı sollamak amacıyla karşı şeride hatalı şekilde giren ... plaka sayılı aracın davacıya ait araca çarpması sonucunda iki araçlı maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini ve davacıya ait araçta büyük miktarda maddi hasar oluştuğunu, maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağına göre ... plaka sayılı araç sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunu’nda düzenlenen hızın yol ve trafik koşullarına göre ayarlanması, güvenli takip mesafesinin korunması, doğrultu değiştirme manevraları ve şeride tecavüz hükümlerini ihlal etmesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen hasarın karşılanması amacıyla ... plaka sayılı aracın ZMMS sigortacısı ... Sigorta A.Ş.’ye başvurulduğunu ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, kazaya asli ve tam kusuruyla sebebiyet veren aracın ZMMS sigortacısı sıfatıyla davalı sigorta şirketinin davacıya ait araçta meydana gelen gerçek zarardan poliçe limiti dahilinde sorumlu olduğunu, sigortacının TTK m.1409 ve 1429 hükümleri uyarınca rizikonun gerçekleşmesinden kaynaklanan zararı tazmin etmekle yükümlü bulunduğunu, araçta meydana gelen gerçek zararın belirlenmesinde onarım için gerekli orijinal parçaların esas alınması gerektiğini, araçta meydana gelen hasar bedelinin özel ve teknik incelemeyi gerektirmesi nedeniyle alacak miktarının dava tarihi itibarıyla tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, bilirkişi incelemesi sonucunda gerçek hasar ve tazminat miktarının belirlenmesinden sonra talep miktarı artırılmak üzere fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 100,00 TL hasar tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.’den tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde .... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı araç bakımından 30.12.2020 tarihli kazaya dayalı hasar bedeli talep edildiğini, ancak davacı tarafından bildirilen kaza ile araçtaki hasarın uyumlu olmadığını, yapılan incelemeler sonucunda sigortalı aracın iddia edilen kazaya karışmadığı ve talebe konu hasarın bildirilen şekilde meydana gelmediği kanaatine varıldığını, bu nedenle talebin sigorta teminatı dışında kaldığını, davacının 02.02.2021 tarihli hasar ihbarı üzerine aynı gün eksper görevlendirildiğini, ancak yapılan talep ve yazılı ihtarlara rağmen aracın fiziki olarak incelenmesine ve hasarın tespitine imkân sağlanmadığını, dava konusu araçla ilgili ... Sigorta A.Ş. nezdinde açılan ... numaralı hasar dosyasının “somut belgelerle ispatlanmış suistimal (bireysel)” gerekçesiyle reddedildiğinin, Tramer sorgulamasında aracın 16.06.2020 tarihli önceki kazasında bildirilen hasarlar ile dava konusu hasarlar arasında benzerlik bulunduğunun ve söz konusu önceki kazaya ilişkin ... Sigorta A.Ş.’ye yapılan başvurunun da olay yeri fotoğrafları ile araçlardaki hasarların uyumlu olmadığı gerekçesiyle reddedildiğinin belirlendiğini, ayrıca bağımsız bilirkişi tarafından düzenlenen teknik inceleme raporunda da bildirilen kaza ile araçtaki hasarın uyumsuz olduğunun tespit edildiğini, mahkemece davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi halinde, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranının belirlenmesi gerektiğini, Trafik Sigortası Genel Şartları uyarınca hak sahibinin kendi kusuruna karşılık gelen tazminatın teminat dışında kaldığını ve sigorta şirketinin ancak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olabileceğini, bu nedenle kusur durumunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi veya konusunda uzman teknik bilirkişilerce belirlenmesi gerektiğini, davacının aracın fiziki olarak incelenmesine izin vermemesi ve onarım fotoğraflarını sunmaması nedeniyle hasarın niteliği ve gerçek tutarının sağlıklı biçimde belirlenemediğini, ayrıca aracın anlaşmalı serviste daha uygun bedelle onarılması, gerekli parçaların sigorta şirketince tedarik edilmesi veya onarımın ekonomik olmaması halinde hurda işlemlerinin yürütülmesi imkânlarının ortadan kaldırıldığını, bu durumun TTK m.1479 kapsamında sigortacının zarar gören kişiden bilgi ve belge alma hakkını engellediğini ve sigorta şirketinin sorumluluğunun, gerekli inceleme yapılmış olması halinde ödemek zorunda kalacağı tutarla sınırlı tutulması gerektiğini, Trafik Sigortası Genel Şartları kapsamında öncelikle eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parçaların esas alınması, bunlarla onarımın mümkün olmaması halinde orijinal parça kullanılması ve hasar bedelinin anlaşmalı servislerde uygulanacak parça, tedarik ve işçilik bedelleri dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini, davacıya hasar ihbarıyla birlikte bu hususlarda gerekli bilgilendirmenin yapıldığını, bu nedenle sigorta şirketinin anlaşmalı servis bedellerini aşan fahiş parça ve işçilik bedellerinden sorumlu tutulamayacağını, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli iptal kararının Trafik Sigortası Genel Şartlarını yürürlükten kaldırmadığını, Genel Şartların sigorta poliçesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve tazminat hesabında uygulanmaya devam edilmesi gerektiğini, ayrıca Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümemesi nedeniyle iptal kararından önce düzenlenen poliçeler ve gerçekleşen kazalar yönünden kazanılmış hakları ortadan kaldıracak şekilde uygulanamayacağını, sigorta şirketinin sorumluluğunun haksız fiile değil sigorta sözleşmesine dayanması nedeniyle işletenin sorumluluğu ile sigortacının sorumluluğunun kapsamının aynı esaslara tabi olmadığını, davacı tarafından onarım faturası ibraz edilmediğini ve talebin davacının kişisel müracaatı üzerine düzenlenen ekspertiz raporuna dayandırıldığını, söz konusu raporun yalnızca davacı tarafından ekspere sunulan belgeler üzerinden hazırlandığını, objektif ve denetime elverişli olmadığını ve Trafik Sigortası Genel Şartlarının da hesaplamada dikkate alınmadığını, bu nedenle gerçek zararın kaza tarihi itibarıyla araçtaki hasarın niteliği, parça ve işçilik bedelleri ile kaza-hasar uyumu birlikte değerlendirilmek suretiyle bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerektiğini, davacı tarafından kazanın ve hasarın teminat kapsamında bulunup bulunmadığının tespitine elverişli tüm belgelerin sunulmadığını, aracın fiziki incelemesine de izin verilmediğini, bu nedenle öncelikle kazaya ilişkin tüm delillerin dosyaya kazandırılması, ardından araçtaki hasarların bildirilen kazadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ile gerçek hasar tutarının teknik bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerektiğini, davacı tarafından onarım faturası ibraz edilmediğinden KDV talebinin de kabul edilemeyeceğini, sigorta tazminatının tek başına KDV’ye tabi olmadığını, KDV’nin ancak hasarlı aracın tamir ettirilmesi ve buna ilişkin faturaların ibraz edilerek masrafların sigorta şirketine yansıtılması halinde söz konusu olabileceğini, dosyada davalı sigorta şirketi adına düzenlenmiş herhangi bir yansıtma faturası bulunmadığını, uyuşmazlığın trafik kazasından kaynaklanan haksız fiile dayanması nedeniyle hükmedilecek tazminata ticari faiz değil yasal faiz uygulanması gerektiğini, davalı şirketin temerrüde düşmediğini ve aksi kanaatte olunması halinde faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibariyle tazminat istemine ilişkin olup davacı vekilinin 24/09/2026 tarihli dilekçesinde davadan feragat ettiklerini bildirmiştir. Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. (HMK 307. md.) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. (HMK 309. md.) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (HMK 310. md.) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. (HMK 311. md.) Davadan feragat veya dâvayı kabul veya sulh muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilâm harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır. (Harçlar Kanunu 22/1. md.) Anlaşmazlık, feragat nedeniyle ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, AAÜT hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. (AAÜT 6. md.) Dosyanın incelenmesinde davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragate özel yetkili kılındığı görülmüş olup feragat beyanı belirtilen kurallarla birlikte değerlendirildiğinde davanın feragat nedeniyle reddi gerektiği sonucuna varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 488,00 TL (maktu harcın üçte ikisi) harcın ilgili tarafça başlangıçta yatırılan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 127,40 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 5- Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 100,00 TL vekalet ücreti alacağının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına, 7- Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde PTT ile konutta ödemeli olarak davacı tarafa İADESİNE, Dair, tarafların yokluğunda tebliğinden 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/10/2026

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/734, K. 2026/143, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-734-e-2026-143-k-9cbcde845e0f