İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/820 E. 2024/820 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/820
- Karar No
- 2024/820
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/820 Esas - 2026/793 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/820 Esas KARAR NO : 2026/793
HAKİM : KATİP :
DAVACI : ...
VEKİLLERİ :
DAVALI : ...
VEKİLLERİ : Av.
DAVA İHBAR OLUNAN : ...
VEKİLİ : Av.
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 12/10/2024 KARAR TARİHİ : 16/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı şirket tarafından sigortalanan iş yerinde davalı şirketin kusuruyla su hasarı oluşmuş ve meydana gelen hasarlar nedeniyle davacı şirket tazminat ödenmiş olduğunu, ödenen tazminatın rücuen tahsili için davalı şirket aleyhine icra takibi başlatılmış, ancak haksız şekilde yapılan itiraz üzerine takip durmuş olduğunu, bunun üzerine başlatılan arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamamış olduğunu, gelinen aşamada davalı şirket tarafından yapılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptaline karar verilmesi için huzurdaki davanın açılması gerekmiş olduğunu, davacı şirket tarafından dava dışı Nesli Mobilya Koltuk Orman Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin faaliyette bulunduğu "Oymaağaç Mah. 5062 Cad. No: 44 Daire: Z004 ... AVM Kocasinan/KAYSERİ" adresinde bulunan iş yeri Endüstriyel Paket Sigorta Poliçesiyle sigortalanmış olduğunu, sigortalı şirketin faaliyette bulunduğu AVM'de 04/05/2022 tarihinde yaşanan yağışlar nedeniyle su baskını oluşmuş, AVM'de bulunan giderlerin yetersiz olması ve teknik alt yapının bulunmaması nedenleriyle su akıntıları duvarlardan, ahşap tavan dekoratiflerinden gelerek sigortalı iş yerinde bulunan mobilyalara, tavana, duvarlara, dekorasyonlara ve tesisatlara zarar vererek çok ciddi hasarlara yol açmış olduğunu, bu yağışlardan sonra ilerleyen süreçte 08/06/2022 tarihinde de ikinci defa yaşanan yağışlar nedeniyle ikinci defa su baskını yaşanmış, ikinci defa yaşanan hasarlara ilişkin ekspertiz incelemesi yapılmış ve zararlar tespit edilmiş olduğunu, davalı şirkete ait olan ve işletilen taşınmazda mevcut ayıplar nedeniyle yaşanan ilk su baskınından sonra davacı şirket tarafından 29/06/2022 tarihinde 393.915,00 TL ödeme yapılmış olduğunu, ilerleyen süreçte yaşanan ikinci su baskınından sonra meydana gelen hasarlar içinse davacı şirket tarafından 24/08/2022 tarihinde 186.716,25 TL ödeme yapılmış olduğunu, meydana gelen tüm hasarlardan davalı şirket sorumlu olduğundan davacı şirket uğradığı zararların tazmini için davalıya rücu mektubu göndermesine rağmen davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, Türk Borçlar Kanununun "Yapı Malikinin Sorumluluğu"nu düzenleyen 69. maddesinin "Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür." hükmü uyarınca meydana gelen zararlardan dolayı davalının sorumluluğu bulunmakta olduğunu, davacı şirketin, TTK 1472/1 maddesi hükmü uyarınca sigortalısına ödeme yapmakla rücu hakkına sahip olmuş olduklarını, bu itibarla uğradığı zararları ve bu zarar nedeniyle ortaya çıkan diğer kalemleri kusurlu ve sorumlu olan davalı şirketten talep etme hakkına sahip olduklarını, öte yandan Türk Borçlar Kanununun 117. maddesinin hükmü uyarınca dava konusu haksız fiilin meydana geldiği tarihte temerrüt oluştuğuna göre davacı şirketin ödeme yaptığı tarihlerden itibaren faiz talep etme hakkı da bulunmakta olduğunu, bu kapsamda Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/4551 E., 2021/7845 K. sayılı kararının, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2004/1464 E., 2004/2062 K. sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, somut uyuşmazlıkta davacı şirketin uğradığı zararların tazmin edilmemesi üzerine takip başlatılmış, ancak haksız ve kötü niyetli şekilde yapılan itiraz nedeniyle takip durmuş olduğunu, “Gasbeden daima temerrüt halindedir. / Fur semper in moro” evrensel hukuk kuralı gereği davalı taraf zararın oluşumuna bizatihi sebebiyet verdiği için zararın derhal giderilmesinden, giderilmemesi durumunda ise zararın ortaya çıkma tarihinden itibaren işleyecek faizden sorumlu olduğunu, dolayısıyla davacı şirketin yaptığı ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep etme hakkı bulunmakta olduğunu, davalı şirket tarafından yapılan itirazın somut ve hukuki bir dayanağının bulunmadığı, takibe konu alacağın likit olduğu ve takibin durması nedeniyle davacı şirketin uğradığı zararların arttığı gözetilerek davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/18235 E., 2018/731 K. sayılı kararının, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/5718 E., 2016/5497 K. sayılı kararının dikkate alınması ile ihtiyati haciz talebi için yaklaşık ispatın yeterli olduğu ve kesin ispatın sağlanmasının gerekmediği açıkça ortaya konulmuş olduğunu, somut uyuşmazlıkta davalı şirketin kusuru neticesinde davacı şirket tarafından tazminat ödendiği, meydana gelen zararlar nedeniyle davalı şirketin sorumlu olduğu ve davacı şirketin rücu hakkının bulunduğu ortada olduğunu, bu kapsamda dava konusu alacağın yaklaşık olarak ispat edildiği ortada olduğundan dava değeri tutarında davalının mal, hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, fazlaya dair hak ve her türlü hukuksal talepleri saklı kalmak kaydıyla; öncelikle somut uyuşmazlıkta yaklaşık ispat kuralının gerçekleştiği gözetilerek davalı taraf dinlenmeksizin takdiren teminatsız veya makul bir teminat karşılığında dava değeri tutarında davalının mal, hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün 2023/10114 E. sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, Takibin 186.716,25 TL asıl alacak ve 10.820,46 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 197.536,71 TL üzerinden faiziyle birlikte devamına, davalının yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan dava usul ve yasaya aykırı olduğundan reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesindeki tazminat talepleri ve diğer taleplerin zaman aşımına uğramış olduğunu, bu nedenle davanın zaman aşımı nedeniyle reddi gerekmekte olduğunu, zamanaşımı yönünden itirazları yerinde görülmeyecek ise davacı tarafın ilgili davayı açmakta hukuki yararı bulunmamakta olduğunu, ikame edilen dava bakımından asliye hukuk mahkemesi görevli olup bu sebeple de davanın görevsizlik sebebiyle reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, bir davada ticaret mahkemesinin görevli olabilmesi için davanın mutlak veya nispi ticari davalardan birine girmesi gerekmekte olduğunu, Mutlak ticari davalarda tarafların sıfatına bakılmaksızın kanundan kaynaklı olarak dava ticaret mahkemesinde görülmekte olup nispi ticari davalarda ise iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın da iki tarafın ticari faaliyetinden kaynaklanması gerekmekte olduğunu, söz konusu kiraya verilen yerin mülkiyeti Erciyes Küçük Sanayi Sitesi Yapı Koop.'inde olup, davalı ... Factory AVM İşletmeciliği A.Ş. davacının sigortalısı ile kira sözleşmesinin imzalandığı tarihte resmi olarak tüzel kişilik kazanmamış bir şirket olup sözleşmenin imza tarihinde hukuk dünyasında var olmayan bir tüzel kişiliğin yapılan bir sözleşmeye taraf olması mümkün olmadığını, şirket kurulduktan sonra da davacı tarafla yapılmış bir ek protokol de bulunmamakta olduğunu, bu sebeple de ... Factory A.Ş.nin kuruluşundan önce imzalanmış olan kira ve sair sözleşmelerin ... Factory A.Ş.yi bağlayacağı kabul edilemeyeceğini, ayrıca Bu kapsamda davalı açılan dava kapsamında husumet ehliyeti bulunmamakta olduğunu, söz konusu yerin yapımı davalı tarafından değil TOKİ tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu, bu sebeple davanın TOKİ'ye ihbar edilmesinde tarafları açısından hukuki yarar bulunmakta olduğunu, zira, kabul manasına gelmemek kaydıyla davayı kaybetmeleri halinde, davacı tarafa ödemek zorunda kalacağımız miktar kadar kendisine rücu etmemiz söz konusu olacağını, açıklamaya çalıştıkları nedenlerle, derdest olan davamızın TOKİ'ye ihbar edilmesini mahkemeden istemek zorunluluğu doğmuş olduğunu, davacı taraf husumette yanılgıya düşerek eldeki davayı davalıya yöneltmiş olup davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, Borçlar hukukuna egemen olan nisbilik ilkesi gereğince, borç ilişkisi sadece ilişkinin tarafları arasında hüküm ve sonuç doğurduğundan, üçüncü kişiler söz konusu ilişkiye yabancı kabul edildiklerini, eldeki icra takibinden kaynaklı açılan dava haksız fiile dayalı ödenen tazminata ilişkin olup bu davalarda sorumluluğun doğabilmesi için kusura dayalı bir fiil, zarar ve fiil ile zarar arasında da bir illiyet bağının olması gerekmekte olduğunu, zararın meydana gelmesinde mücbir sebebin bulunması durumunda bundan yapı sahibi, malikinin/ kiraya verenin sorumlu tutulamayacağı mevzuat kapsamında hüküm altına alınmış olduğunu, kaldı ki yapacakları açıklamalardan anlaşılacağı üzere davalının resmi ve hukuki anlamda bu sıfatlara haiz olmadığını, usule ilişkin savunmaları saklı kalmak kaydıyla eldeki dava bakımından davalıdan tazminat talep edilebilmesi husumet yokluğundan dolayı mümkün olmamakla birlikte mahkeme aksi kanaatte ise dahi öncelikle zararın ve kusurun kanıtlanması gerekmekte olduğunu, davalının bahsi geçen taşınmazın yapı sahibi, maliki veyahut yüklenicisi konumuna haiz olmadığını, kabul manasına gelmemekle birlikte davalının malik olduğu kabul edilecek ise dahi davacının sigortalısı taşınmazda kiracı olup bu halde kusursuz sorumluluktan bahsedilemeyeceğini, davacının sigortalısı ile davalı arasında bir kira ilişkisinin varlığı kabul edilecek ise dahi burada sözleşme ilişkisi mevcut olup bu sebeple de bina malikinin objektif sorumluluğuna gidilemeyeceğini, somut olayda mücbir sebep söz konusu olup bu sebeple de kusur araştırılması gerekmekte olduğunu, zararın taşınmazdaki bir ayıp sebebiyle oluştuğunu ispat yükü de davacı tarafta bulunmakta olduğunu, davacı taraf zararın kiralanan taşınmazdan kaynaklandığını ispatlayamadığını, ispatlanmış herhangi bir kusur bulunmaksızın davacı sigorta şirketinin taraflarına atfettiği bu dava ve iddialar kabul edilemez olup geçerliliği bulunmamakta olduğunu, zira hasara ilişkin Meteoroloji kayıtları ve sair belgelere bakıldığında mücbir sebebin varlığı gündeme gelmekte olduğunu, bilhassa söze konu olay ile ilgili olarak davacı sigortalı Nesli Mobilya Koltuk Orman Ürünleri San. Ve Tic. Ltd. Şti, taraflarına işbu zararına ilişkin alacak davası ikame etmiş olup; Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/1770 esas sayılı dosya kapsamında görülen bu yargılama cari olup henüz kesinleşmiş, verilmiş bir hüküm bulunmamakta olduğunu, söz konusu hasara ilişkin zarar ve kusura ilişkin somut, ihtilafsız bir rapor veya hüküm bulunmamakta olup bu kapsamda mahkeme dosyası ile illi bağı olan Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/1770 esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapılması gerekmekte olduğunu, taraf olduklarının kabul anlamına gelmemekle birlikte, öncelikle, bahse konu hasarın oluşumuna neyin zarar verdiğinin ve kusur araştırmasının yapılması gerekirken sigorta şirketi tarafından kötü niyetli olarak taraflarına icra takibi başlatılması kabul edilebilir olmadığını, söz konusu zarar denetime açık olup bu hususun ayrıntılı incelenmesi gerekmekte olduğunu, bu kapsamda 11. Hukuk Dairesinin 2014/12079 E. , 2014/19375 K. Sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini, husumet yokluğu iddialarını yinelemekle birlikte aksi kanaatte olağan dışı hava olayları nedeniyle davalının illiyet bağı kesilmiş olup davalının kusurundan bahsedilemeyeceğini, bilhassa bina yapılışı aşamasında son 10 yıl metreküp başına düşen kg yağış verileri ve hava durumu baz alınmakta olup bahsi geçen günlerde bu verileri aşan olağan üstü derecede kuvvetli sağanak, dolu meydana gelmiş öngörülemeyen bir vaka meydana gelmiş olduğunu, ülke nezdinde son 10 yıl hava verileri baz alınarak yapımı gerçekleştirilen bu avm'de öngörülemeyen ve olağan üstü hava olayların gerçekleşmesi teknik ve fiziki herhangi bir ayıbın olmadığını göstermekte olduğunu, ayrıca avm'nin yapılışı aşamasında, çatı su izolasyonu, çatı döşemeleri, aydınlatma pencereleri kenarları ve döşeme ek yerlerindeki su izolasyonu kendilerinden beklenecek özeni göstererek yapılmış olduğunu, haliyle teknik ve maddi anlamda AVM'de gerçekleşebilecek her türlü durum gözetilerek çalışmalar yapılmış ve her türlü tedbir alınmış olduğunu, fakat davalı şirket ile illiyet bağını kesen olağan üstü mücbir hava şartları varlığının kabulü gerekmekte olduğunu, dava konusu taşınmazların davalı tarafından davalıya ayıpsız şekilde teslim edildiğini, gerek Sözleşmeler gerek Yer Teslim Tutanakları bükümlerinden anlaşıldığı üzere, davacı, söz konusu taşınmazları hasarsız ve sorunsuz bir şekilde, herhangi bir çekince koymaksızın teslim alarak kullanmaya başlamış olduklarını, bu nedenle, taşınmazları hasarsız ve sorunsuz bir şekilde teslim alan davacının, sonradan oluştuğu anlaşılan hasardan davalı kooperatifi sorumlu tutmaya çalışması hukuka ve hakkaniyete aykırı olup kabul edilemez olduğunu, dolayısıyla, dava konusu taşınmazlar, davalıya ayıpsız şekilde teslim edilmiş olduğundan; davalının taşınmazlarda meydana geldiği ileri sürülen hasarlardan sorumlu tutulması mümkün olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/690 E., 2013/1547 K. İlamının, HGK 29.11.2017 Tarih, 2017/3-439 Esas 2017/1463 Karar ilamının dikkate alınması gerektiğini, hasarın meydana geldiği güne ilişkin meteoroloji kayıtları incelendiğinde; yukarıda anılan Hukuk Genel Kurulu Kararından da anlaşılacağı üzere mücbir sebebin varlığı illi bağın kesilmesine neden olacak olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı sigortalısı tarafından yasal süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmamış olduğunu, gerek taraflar arasındaki sözleşme gerekse tarafların beyanları ile sabit olduğu üzere, mezkur taşınmazın davacıya ayıpsız teslim edilmiş olduğunu, herhangi bir ayıp bulunduğunu kabul manasına gelmemekle birlikte, davacı TTK m. 223 hükmü kapsamında 2-8 günlük hak düşürücü süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığından ileri süreceği her türlü talebin reddi gerekmekte olduğunu, zira yasal süre içinde ayıp ihbarının yapılmaması alıcının Kanundan doğan seçimlik haklarına başvuramaması sonucu doğurmakta olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı sigortalısı tarafından şekle uygun ayıp ihbarında bulunulmamış olduğunu., taraflar arasındaki sözleşme kira sözleşmesi olduğunu, TTK'nun 19. maddesi uyarınca tarafların tacir konumunda oldukları, akdedilen kira işleminin de bu kapsamda ticari iş niteliğinde olduğu sabit olduğunu, Türk Ticaret Kanunu her tacirin, ticarethanesine ilişkin bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesini şart koşmakta, buna göre taraflara bazı haklar ve yükümlülükler getirmekte olduğunu, davacı tarafından davalıya süresi içerisinde gönderilmiş; TTK m. 18. Maddedcki şekle uygun (noter, iadeli taahhütlū, telgraf, elektronik imza) bir ihtar bulunmadığından, davacının dava ve taleplerinin reddi gerekmekte olduğunu, kiraya verenin ayıptan sorumluluğuna gidilebilmesi için, kiralananda mevcut veya sonradan oluşan ayıbın, kiralananın sözleşme ile amaçlanan kullanımına engel olacak bir ayıp olması gerekmekte olduğunu, fakat mağazada herhangi bir ayıp bulunmamakta olup bu durumu gösteren tutanaklar ve video kayıtları da mevcut olup Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/1170 esas sayılı dosyasına sunulmuş olduğunu, bununla birlikte, davacı tarafın çatısı tamir edilmiş olup ayıp giderilmiş olduğunu, her ne kadar ajite edilmekte ise de davacının sigortalısı herhangi bir maddi kaybı olmamış, dava konusu süreçlerde tam kapasite çalışmaya devam etmiş olup tüm personelleri de çalışmaya devam etmiş olduğunu, davacının tam kapasite çalışmaya devam etmesi hizmetinin sekteye uğramaması da yine bu hasarın ivedilikle giderildiğini göstermekte olduğunu, zararın meydana gelmesinde davalının bir kusuru bulunmaması nedeniyle illiyet bağı kesilmiş olduğunu, huzurdaki dava yargılamayı gerektirdiğinden dolayı icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekmekte olduğunu, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2016/22386 E., 2019/20989 K., Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/4180 E., 2014/11575 K. Sayılı İlamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, dava neticesinde tüm haklı itirazlarına rağmen, davalının sorumlu tutulma ihtimaline binaen, davalı tarafından inşaatın yapım sürecinin sorumluluğu kendilerine ait olan TOKI'ye rücu etme ihtimali söz konusu olacağından, ileride hak kaybına uğramamak adına davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini belirterek, öncelikle davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte TOKI 'ye rücu etme ihtimali söz konusu olacağından, ileride hak kaybına uğramamak adına davanın ihbar edilmesini ve yargılama neticesinde davanın esastan reddine, aksi kanaatte Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. YARGILAMA VE GEREKÇE Davacının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü 2023/10114 E. Dosyası nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkindir. ... sigorta şirketine, Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesine, Kocasinan Belediyesine, Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Meteoroloji Genel Müdürlüğüne, Kocasinan Tapu Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verilmiş olduğu, ilgili evrakların dosyamız arasına alınmış olduğu görülmüştür. Kayseri Genel İcra Müdürlüğü 2023/10114 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının ... Sigorta Anonim Şirketi olduğu, borçlunun ... Factory Avm İşletmeciliği Anonim Şirketi olduğu, takibin toplam 197.536,71 TL alacak nedeniyle ilamsız takip başlatıldığı, anlaşılmıştır. Mahkememizin 19/11/2025 tarihli duruşma zaptının 4 nolu ara kararı gereğince Mahallinde Sigorta hukuku alanında uzman nitelikli hesap uzmanı, Borçlar hukuku alanında uzman nitelikli hesap uzmanı, İnşaat mühendisi bilirkişisi ve Mobilya bilirkişisi heyeti eşliğinde keşif yapılarak rapor alınmasına karar verildiği ve 26/01/2026 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; ''1. Dava konusu su baskını olayının 08.06.2022 tarihli 2. Su baskınına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. 2. 04.05.2022 tarihli su baskınında, 1220049193 nolu Yangın Hasar Ekspertiz raporunda hasar tutarı 393.915,00 TL hesaplanmış ve sigortalı firmaya 29.06.2022 tarihinde 393.915,00 TL hasar ödemesi yapıldığı, 3. 08.06.2022 tarihli su baskınında, 1220053350 nolu Yangın Hasar Ekspertiz raporunda hasar tutarı 186.716,25 TL hesaplanmış ve sigortalı firmaya 24.08.2022 tarihinde 186.716,25 TL hasar ödemesi yapıldığı, 4. Su baskını olan 04.05.2022 ve 2. Su baskını olan 08.06.2022 olaylar için tarafların sunmuş olduğu fotoğraflar incelendiğinde ve keşif esnasında yaptığımız incelemelerde mobilya satış mağazasının teşhirlerini normal standartlarda yaptıkları ve zarar gören alanda ortalama sayıda mobilyaların olduğu görüldü. Satıcının mobilyalarını teşhirinde kusurlu olabilecek durum bulunmamaktadır. 5. Çatı ve AVM iç mekânlarında su akıntısının sebebinin; çatı su izolasyonda işçilik hatalarının bulunması, çatı döşemeleri arasındaki yatay oluklarının ve iniş borularının yeterli olmadığı, su izolasyonunun düzgün yapılmaması, aydınlatma pencereleri kenarlarının su izolasyonun düzgün yapılmaması ve döşeme ek yerlerindeki su izolasyonunun düzgün yapılmaması olduğu tespit edilmiştir. 6. Davacının, davalıdan talebinin Kayseri Genel İcra Dairesinin 2023/10114 esas sayılı icra dosyasında 186.716,25 TL’lik asıl alacağa ilişkin olarak 24.08.2022- 09.01.2023 tarihleri arasında reeskont avans faizi olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda hesaplama yapıldığında 10.888,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 197.604,62 TL alacak hesap edilmiştir. 7. Yağışların beklenenden fazla (mücbir hava şartları) olduğu iddiasına karşı meteoroloji mühendisinden rapor alınmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir. '' sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Mahkememizin 25/03/2026 tarihli duruşma zaptının 2 nolu ara kararı gereğince bilirkişi heyetine meteoroloji mühendisi bilirkişisi eklenerek yeniden rapor alınmasına karar verildiği fakat Kayseri bilirkişi bölge kurulunda Meteoroloji uzmanının bulunmadığı, Kayseri Meteoroloji Genel Müdürlüğüne yazılan müzekkereye bilirkişi olarak görev yapabilecek personel bilgilerinin bildirildiği, Kayseri bilirkişi bölge kurulunan cevabı doğrultusunda harici bilirkişi görevlendirmesinin çevre illerde bilirkişi kuruluna kayıtlı Meteoroloji uzmanının bulunduğu gerekçesi ile reddedilmesi ile mahkememizin 06/04/2026 tarihli ara kararı ile Ankara iline talimat yazılarak dosyanın meteoroloji uzmanı bilirkişiye tevdi ile 22/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ''Dava konusu olay yerinde 08.06.2022 tarihinde gerçekleşen yağışın, olay yerine yakın meteoroloji istasyonlardaki kayıtlar dikkate alındığında yağışların Hafif ve Orta kuvvette gerçekleştiği, miktar olarak Saatlik ve Günlük değerlerin 2 yıllık ( % 50 ihtimal) yağış olduğu, Olay günü gerçekleşen yağışın bölgede daha önceki tarihlerde benzerlerinin gerçekleştiği, gerçekleşen Meteorolojik Olayın kuvveti ve sonuçları bakımından yerel imkanlarla baş edilemeyen bir olay olduğuna dair dosya içerinde bilgi ve belgeye rastlanmadığından doğal afet olarak değerlendirilemeyeceğinden hukuki değerlendirme Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere mücbir sebep olarak değerlendirilemeyeceği görüş ve kanaatine varılmıştır.'' sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Mahkememizin 06/04/2026 tarihli ara kararı ile daha önce kök rapor sunan bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verildiği ve 16/06/2026 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle; ''Çatı ve AVM iç mekânlarında su akıntısının sebebinin; çatı su izolasyonda işçilik hatalarının bulunması, çatı döşemeleri arasındaki yatay oluklarının ve iniş borularının yeterli olmadığı, su izolasyonunun düzgün yapılmaması, aydınlatma pencereleri kenarlarının su izolasyonun düzgün yapılmaması ve döşeme ek yerlerindeki su izolasyonunun düzgün yapılmaması olduğu tespit edilmiştir. Buna göre meydana gelen hasarın yapım kaynaklı olduğu değerlendirilmiştir.'' Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır. 6100 sayılı HMK'nun 4/a Maddesine göre; "Kiralanan taşınmazların, 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na göre ilâmsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları" dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemeleri'nde görülür denilmektedir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.01.2017 tarihli ve 2014/11487 Esas, 2017/350 Karar sayılı kararı ile; "1-Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarara sebep olduğu iddia olunan davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus, “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının, muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde (6762 sayılı TTK'nun 1301. md.) "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer.Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nun "Sulh Hukuk mahkemelerinin görevi" başlığı altındaki 4. maddesinde de "(1) Sulh Hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler" hükmüne yer verilmiştir. (1086 Sayılı HUMK'nun 8/II-1 maddesinde de dava konusu şeyin değerine bakılmaksızın, kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, akdin feshi yahut tespit davaları, bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemelerinde görüleceği” şeklinde benzer düzenlemeye yer verilmiştir.) Somut olayda, davacı sigorta şirketinin, sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu açıktır. Zira, davacı taraf, sigortalısının kiracısı olduğu binanın birinci katındaki işyerinde, davalının kiracısı olarak faaliyet yürüttüğünü ifade etmiş; davalı taraf da bu iddiaya karşı çıkmamıştır. O halde mahkemece, uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevine girdiği dikkate alınarak, bu yönde görevsizlik kararı verilmesi gerekirken; hatalı değerlendirme sonucu, işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir….” denildiği görülmüş olup, her ne kadar iş bu davada davacı taraf dava dilekçesinde davalı şirkete karşı yapı malikinin sorumluluğu nedeni ile dava açtığını belirtmiş ise de, dosyaya getirtilen tapu kaydına göre davacının sigortaladığı işyerinin malikinin davalı olmadığı, dava dışı Erciyes Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi/ SS Erciyes İhtisas Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi olduğu, davalının dava dışı sigortalı Nesli Mobilya Koltuk Orman Ürünleri şirketi ile ilişkisinin kira ilişkisine dayandığının davalı tarafın beyanı ve davacı vekilinin 11/03/2025 tarihli açıklama dilekçesi ile de anlaşıldığı, takip talebinde açıkça yapı malikinin sorumluluğunun belirtilmeyip TTK madde 1472’ye dayanılması, Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/1770 E sayılı dosyasında dava dışı sigortalı ile davalı arasında kira ilişkisine dayalı dava olması hep birlikte dikkate alınarak, iş bu davada davalının yapı maliki olmadığı, dava dışı Nesli şirketi ile ilişkisinin kira ilişkisine dayandığı, bu durumda davacının halefiyetten kaynaklı bu davasının kira ilişkisi kapsamında değerlendirilebileceği görülmüş ve bu nedenle Mahkememizin görevli olmadığı, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılarak, yargılamanın her aşamasında verilebilecek olması nedeni ile görevsizlik kararı verilmiştir. Görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. HMK 138.maddesine göre mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir. Mahkememizce açıklanan nedenlerle tefrik edilen iş bu dosyada görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Sulh Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Sulh Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Sulh Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine, 2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Sulh Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, 3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına, Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/09/2026
Katip ¸E-imzalıdır
Hakim ¸E-imzalıdır