İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/514 E. 2026/278 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/514
- Karar No
- 2026/278
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/514 Esas - 2026/278 TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/514 Esas KARAR NO : 2026/278
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 30/07/2024 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 YAZIM TARİHİ : 24/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu ancak davalı tarafın bu takibe itiraz etmiş bulunduğunu, kaza sonrasında düzenlenmiş olan kaza tutanağı içeriğinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası aşamasında, yolun yapım, bakım ve onarımından sorumlu kurum, kuruluş ve kişilerin sorumlu görüleceğinin ... plakalı aracın sürücüsünün ise kural ihlalinin görülmeyeceğinin belirtilmiş olduğunu, kaza tutanağında, davalı taraf olan ...'nın yolun yapım, bakım ve onarımından sorumlu idare olması nedeniyle meydana gelen kazadan sorumlu olduğu görüş ve kanaatine varılmış bulunduğunu, dilekçe içeriğinde ayrıntılı olarak belirmiş olduğu Danıştay ve Yargıtay ilamlarının somut olay birlikte değerlendirildiğinde davalı belediyenin kamu hizmetini eksik yapması sebebiyle hizmet kusuru işlediğinin açık olduğunu, meydana gelen kaza sonrasında müvekkili şirket ile sigortalısı olan araç sahibi arasında varılan mutabakat sonrasında davaya konu araca ... işlemi yapılarak müvekkili tarafından dava dışı sigortalıya ödeme yapılmış bulunduğunu ve çeşitli konularda detaylı açıklamalarda bulunarak başlatılmış olan icra takibine davalı tarafın ...E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir. DELİLLER: -Bilirkişi raporları: 27/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; kaza mahalli olan ... Sokak yol kaplaması üzerinde çöküntü oluşması sürecinde gereken trafik işaretlemesini ya da yolun trafiğe kapatılması işlemlerini yapmayan yolun yapım ve onarımından sorumlu idare olan ...'nın %100 (Yüzde Yüz) oranında tamamen kusurlu olduğu, ... plakalı aracın sürücüsü ...'nın ise tamamen kusursuz olduğu, dava konusu kaza aşamasında hasarlanan ... plakalı araç üzerinde oluşan hasarın onarımının ekonomik olmayacağı anılan araca ... işlemi uygulamasının gerekli olduğu, dava konusu kaza sürecinde hasarlanan ... plakalı aracın kaza tarihindeki hasarsız hal bedelinin 220.000,00 TL olduğu, meydana gelen kaza aşamasında ... plakalı araç üzerinde oluşan hasar sonrasında anılan aracın hasarlı hal (sovtaj) bedelinin 30.000,00 TL (Otuz Bin Lira) olacağı, bu tespitler itibariyle dava konusu kaza aşamasında hasarlanan ... plakalı araç üzerinde oluşan toplam hasar-zarar bedelinin ise 190.000,00 TL (Yüz Doksan Bin Lira) (220.000,00 TL hasarsız hal bedeli - 30.000,00 TL aracın hasarlı hal “sovtaj” bedeli) olacağı, gerek araç malikine yapılan ödemeler, gerekse de ...'na hitaben başlatılan icra takibi aşamasındaki bedeller arasında bilirkişi tarafından belirlenemeyen ve rapor kapsamında detaylı olarak açıklanan uyumsuzlukların bulunduğu belirtilmiştir. 02/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı sigorta şirketinin dava konusu talebinde haklı olup olmadığı, 17.12.2021-17.12.2022 tarihleri arasındaki döneme ilişkin ... poliçe numaralı Genişletilmiş Kasko sigorta poliçesi kapsamında dava dışı sigortalı araç maliki Nedime Maraşlı'ya yapılan ödemelerin davalı ...'ndan rücüen tahsilinin talep edilip edilmeyeceği hususundaki nihai takdir ve hukuki değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu,... Esas sayılı takip dosyasında, davacı /alacaklı ... Türk Sigorta Şirketi tarafından davalı/borçlu ... aleyhine (106.796,16 TL asıl alacak ve 18.618,74 TL geçmiş gün faizi olmak üzere) toplam 125.414,90 TL alacağın tahsili istemiyle 04.07.2024 tarihi itibariyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacı sigorta şirketi tarafından davalı ...'nın %100 oranında tamamen kusurlu olduğu kaza nedeniyle, dava dışı sigortalı araç malikine ödemenin yapıldığı 08.07.2022 tarihinden, dava dışı sigortalı araç maliki tarafından ... kararına istinaden başlatılan icra takibi kapsamında icra dairesine ödemenin yapıldığı 08.05.2023 tarihinden, takip tarihi olan 04.07.2024 tarihine kadar işlemiş faizleri de dahil edilmek suretiyle talep edilebilecek alacak miktarının (taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak) (106.796,16 TL asıl alacak, 18.618,74 TL geçmiş gün faizi olmak üzere) 125.414,90 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebine yönelik nihai takdir ve değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: Dava, trafik kazası sebebiyle davacı aracında meydana gelen zararın tazmini için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. 6102 sayılı TTK.'nun 5. maddesinde 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı yasanın 2. maddesi ile yapılan değişiklik sonrası Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki daha önce iş bölümü şeklinde mevcut olan ilişki görev ilişkisine dönüştürüldüğü için artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılan davalarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmesi yasal zorunluluk haline dönüşmüştür. Özel hukuk alanında yapılacak yargılamalar sırasında uyulması gereken genel görev kuralları 6100 sayılı HMK 'da yer almaktadır. Bu yasanın 1. maddesi ile Mahkemelerin görevlerinin ancak yasa ile düzenlenebileceği ve bu düzenlemenin de kamu düzenine ilişkin sayılması gerektiği öngörülmüştür. Bunun doğal sonucu olarak taraflar ileri sürmese de mahkemelerin yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadıklarını kendiliklerinden değerlendirmesi gerekmektedir. Bu genel düzenlemenin yanında bir de ticari hayatla ilgili düzenlemeler içen 6102 sayılı TTK mevcuttur. Ticaret yasamızın 3. maddesinde ticari işin tanımı yapılmış, 4. maddesinde ticari davaların neler olduğu sınırlı olarak sayıldıktan sonra, 5. maddesinde ise aksi kararlaştırılmadığı sürece tüm ticari davalar ile ilgili olarak Ticaret Mahkemelerinin görevli oldukları belirtilmiştir. Ticaret Mahkemelerinin görev alanını ticari davalar oluşturuyor ise, ticari davaların hangileri olduğunu 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesine bakarak belirlemek zorunluluğu vardır. Bu madde de ise ticari dava; 1)Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri, 2-)Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, a)Ticaret Kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, b)Türk Medeni Kanunu'nun rehin karşılığı ödünç verme ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 maddelerinde, c)6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun; -Mal varlığının veya işletmenin devir alınması ile işletmelerin birleştirilmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203 maddelerinde, -Rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde, -Yayın sözleşmesine ilişkin 515 ve 519. maddelerinde, -Komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ve 545. maddelerinde, -Ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547. ve 554. maddelerinde, -Havale hakkındaki 555. ve 560. maddelerinde, -Saklama sözleşmesini düzenleyen 561. ila 580. maddelerinde, d)Fikri Mülkiyet Hukukuna dair mevzuatta, e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen konulardan doğan hukuk davalarının ticari dava ve ticari nitelikli çekişmesiz yargı işi sayılır, ancak hiçbir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale ve vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır şeklinde düzenlenmiştir. Ticaret yasanın 5. maddesi ile aksine hüküm olmayan hallerde, dava olunan şeyin değerine bakılmaksızın ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemelerinin bakması düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereği TTK'nın 4. maddesinde düzenlenen ve ticari dava kapsamında sayılan uyuşmazlıkların ticaret mahkemelerinin görev alanını oluşturduğunu kabul etmek gerekir. Bu genel kuralın yanında uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemenin yer aldığı metinde bu konu ile ilgili uyuşmazlığın açıkça ticaret mahkemelerinde çözüleceği öngörülmüş ise (örneğin İİK'nun 171/4) ya da yasa ile bu yasa kapsamındaki işlerin ticari dava sayılacağı öngörülmüş ise (1163 sayılı yasanın 99. maddesi vb. gibi) bu yasadan kaynaklanan davaların da ticaret mahkemelerinin görev alanında olduklarını kabul etmek gerekecektir. Somut olaya gelince; Davanın Ticaret Mahkemelerinin görev alanındaki ticari dava olarak kabul edilebilmeleri için yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği gibi tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen bir konudan kaynaklanması veya uyuşmazlığın her iki tarafının tacir ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir. Davacı şirket ile davalı ... arasındaki ilişki haksız fiilden kaynaklanmakta olup TTK'da düzenlenmediği, genel hükümlere tabi olması nedeni ile uyuşmazlığın Ticaret Kanununda düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın ticari dava olabilmesi için TTK nun 4/1 maddesi uyarınca davanın her iki tarafının da tacir olması ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir. Somut olayda, uyuşmazlığın bir tarafını oluşturan davalının tacir olmadığı, bu haliyle TTK nun 4/1 maddesi koşulları oluşmadığı, bu nedenle ticaret mahkemelerinin görevli olmadıkları kabul edilip, mahkememizin görevsizliğine ilişkin kararı verilmesi gerektiği kabul edilip, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK m.114/1-c, 115/2 uyarınca göreve ilişkin dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine, ... Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduklarının tespitine, Karar kesinleştiğinde ve süresinde başvuru olduğunda dava dosyasının görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, Süresi içerisinde görevli mahkemeye dava dosyasının gönderilmesi için başvuru yapılmaz ise dosyanın re'sen ele alınıp Mahkememiz tarafından açılmamış sayılması kararı verilmesine, Yargılama harç ve giderleri hakkında görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dosyanın görevli mahkemede davaya devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK 331/2 maddesi gereğince bir karar verilmesine, Dair, davacı Vekili Av. ... , Davalı Vekili Av. ...in yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/04/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır.
Hakim ... ¸e-imzalıdır.