İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/464 E. 2025/39 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/464
- Karar No
- 2025/39
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/464 Esas - 2025/39
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/464 KARAR NO : 2025/39
DAVA : Marka ... ... Kararı İptali - Sicilden terkin DAVA TARİHİ : 25/08/2020 KARAR TARİHİ : 03/02/2025 Yazım Tarihi : 28/02/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili şirketin ... mağaza adı/markası ile Türkiye çapında tanınmış olduğunu, ... tarafından 2009 yılının en fazla marka tesciline sahip ulusal firması unvanı ile ödüllendirildiğini, müvekkili şirkete ait birden çok “...” ibareli marka başvuruları/tescilleri bulunduğunu, davalı tarafın ... başvuru numarası ile “...” markasının tescili için başvuruda bulunduğunu, başvuruya müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazın reddi kararına karşı ... nezdinde yeniden inceleme talebiyle müvekkili şirketin itirazı üzerine kısmen kabul kararı verildiğini, davalı markasının ayırıcı vasfı, baskın unsuru, orijinal niteliği bulunmadığını, müvekkili markaları ile davalı markasının aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkili şirketin “...” ibareli markalarını 05, 25, 30 ve 32. sınıflarda tescil ettirdiğini ve markaları taşıyan ürünlerin 9.000’i aşkın mağazada satış ve dağıtımını yaptığını, davalı markasının müvekkili markasının esaslı unsurunu ihtiva eder şekilde oluşturulduğunu, aynı ve benzer mal/hizmetler yönünden tescil başvurusu yapıldığını, tüketiciler nezdinde iki markanın karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, müvekkili şirketin tanınmışlığından dolayı davalının avantaj sağlayacağını, “...” markası ile kötü verilecek hizmet ve üretilecek ürünlerden dolayı müvekkili şirketin zarar görebileceğini, markaların yan yana gelmesi halinde davalı markası ile müvekkili markalarının seri marka olduğu algısının oluşacağını, taraf markalarının karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunu, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklılık bulunmadığını, davalı markasının müvekkili markası ile açıkça iltibas yarattığını, davaya konu markanın müvekkili şirket markaları ile benzer hizmet sınıfları bakımından tescil edilmek istendiğini, taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı yanın kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket markasının tanınmış/sektörel tanınmış marka statüsünde olduğunu, müvekkili markalarının tescilli olduğu sınıflar ile davalı markasının tescili talep edilen sınıflar arasında da benzerlikler bulunduğunu beyanla ... kararının aleyhe hususları yönünden iptaline, davalı markasının sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davanın iki aylık süre içerisinde açılıp açılmadığının irdelenmesi gerektiğini, dava ... kararının iptali istemli olduğundan ve davacıya ait itiraz gerekçesi ... sayılı markanın başvurusu müvekkili şirket başvurusundan sonra yapıldığından işbu davada dikkate alınmaması gerektiğini, dava dilekçesinde zikredilen diğer markaların da ... kararının iptalinde dikkate alınmaması gerektiğini, müvekkili şirketin ... sayılı “...+...” ibareli marka başvurusunun 29 ve 35. sınıflarda tescili talep edildiğini, davacıya ait “...” ibareli markanın ise 30 ve 32. sınıflarda tescilli olduğunu, markaların aynı sınıflarda tescilli olmadığını, müvekkili şirket markası ile davacı markası arasında benzerlik bulunmadığını, her iki markanın esaslı unsurunun farklı olduğunu, müvekkili şirket markası kapsamında kalan mal ve hizmetler bakımından redde mesnet marka arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, markaların hitap ettikleri tüketici kitlesinin farklı olduğunu, davacının kötü niyet iddiasının soyut olduğunu, davacı şirketin tanınmış markasının “...” olduğunu, “...” markasının tanınmış marka olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları için olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/5 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, itiraz üzerine ret edilir. Tanınmış marka kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. ÖNCEKİ DEĞERLENDİRME; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın kurum nezdinde ileri sürdüğü mesnet markaları arasında SMK 6/1 maddesi açısından iltibas- benzerlik- karıştırılma ihtimali oluşup oluşmadığı, davacı tarafın önceye dayalı kullanım, gerçek hak sahipliği, markalarının tanınmışlığı, diğer fikri ve sınai hak iddiası ile davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının SMK 6/3, 6/5, 6/6 ve 6/9 maddeleri açısından yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının da terkininin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun....., ... sayılı "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. .............. Bu bilgiler ışığında yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvurunun itiraz gerekçesi "..." ibaresini aynen içerdiği, "..." ibaresindeki tek harf farklılığının ibareler arasındaki görsel, işitsel benzerliği ortadan kaldırmaya yeterli olmadığı düşünülmüş ve markalar arasındaki benzerlikle markaların kapsamlarındaki mal/hizmetler birlikte değerlendirildiğinde markalar arasında "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Çaylar, buzlu çaylar. Sakızlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır. KARAR: İtirazın kısmen kabulüne ve başvurunun "Sınıf 35:Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Çaylar, buzlu çaylar. Sakızlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" bakımından reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." ifade edilmiştir. Davalı başvuru Markası Davacı Markası ... (...) ... (...) (29,35.sınıf) (30,32.sınıf)
Bilirkişi heyetinden alınan 25.05.2021 tarihli raporda ÖZETLE; " 1. Davacıya ait marka ile dava konusu marka arasında benzerlik bulunmakla birlikte, taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer olmadığı, bu nedenle taraf markaları arasında iltibas ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, 2. Davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, 3. Davacının “gerçek hak sahipliği” iddiasının yerinde olmadığı, 4. Somut olayda 6769 sayılı SMK’nın 6/6 m. anlamında tescil engeli bulunmadığı, 5. Dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu yönündeki iddiaların Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, " şeklinde ifade edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 16/06/2021 tarih ve .... Sayı ile "Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerlik oluşmakla beraber başvuru markasının kapsamında kalan emtialar açısından mal/hizmet benzerliği oluşmadığından SMK 6/1 maddesindeki iltibas-karıştırılma-benzerlik koşulu gerçekleşmediği; Davacı tarafın başvuru markasının kapsamında kalan emtialar açısından başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, Davacı tarafın başvuru markasının kapsamında kalan emtialar açısından SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ); Davacı tarafın başvuru markasının kapsamında kalan emtialar açısından SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; gerekçeleriyle Davanın REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından İSTİNAF yoluna gidilmiş olup ....nin 13/09/2024 tarih ve ... sayı ile " 1-Dava, ... kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkin olup, iptali istenen ... kararı, davacı tarafa 02.06.2020 tarihinde tebliğ edilmiş, eldeki dava ise 25.08.2020 tarihinde açılmıştır. Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “Kamu Düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir (6100 sayılı HMK'nın 114 - 115. maddeleri). Dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 5000 sayılı Kanun'un 15/C maddesinde, ...'in nihai kararının ... tarafından tesis edilen karar olduğu, bu kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde ... Mahkemesinde dava açılabileceği düzenlenmiştir. Burada öngörülen süre hak düşürücü nitelikte olduğu gibi ... Dairesinin 10/03/2014 gün ve ... sayılı, 01/06/2015 gün ve ... sayılı emsal kararlarından anlaşılacağı üzere bu husus, dava şartıdır. Buna göre, iptali istenen ... kararının davacıya 02.06.2020 tarihinde tebliğ edildiği, 25.03.2020 tarihli 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile dava açma sürelerinin 13.03.2020 tarihinden 30.04.2020 tarihine kadar durdurulduğu, daha sonra 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren "Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair" 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 7226 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi birinci fıkrasında düzenlenen durma süresinin, 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar uzatıldığı, 7226 sayılı Kanun ile pandemi dolayısıyla uzayan süreler dikkate alındığında dava açmak için hak düşürücü sürenin 16.06.2020 tarihinde başlayıp 17.08.2020 tarihinde dolduğu, eldeki davanın ise iki aylık hak düşürücü süre ile pandemi nedeniyle uzayan süreler dolduktan sonra 25.08.2020 tarihinde açıldığı, öte yandan iki aylık hak düşürücü dava açma süresinin 6100 sayılı HMK’nın tayin ettiği bir süre olmadığı, bu nedenle adli tatil de dahil olmak üzere sürenin işleyeceği ve uzamayacağı gözetildiğinde, ... kararının iptali yönünden süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece hatalı değerlendirme ile işin esasına girilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, özel kanunda dava şartı olarak düzenlenen süre yönünden ... kararının iptaline yönelik davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince işin esası incelenmeden kararın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 2-Kabule göre de; SMK'nın 25/3 maddesi uyarınca marka hükümsüzlük davasının, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılması gerekmektedir. Dava konusu başvurunun davalı Şirket tarafından yapıldığı, ancak markanın ... Anonim Şirketi adına tescilli bulunduğu ... kayıtlarından anlaşılmaktadır. O halde, söz konusu markanın adı geçen şirkete devredilip devredilmediği hususu araştırılarak, şayet söz konusu marka devredilmiş ise taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, yazılı şekilde bu husus gözden kaçırılarak karar verilmesi de doğru olmamıştır. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince KABULÜ ile ... Mahkemesince verilen 16/06/2021 gün ve .... sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE," şeklinde İADE kararı ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir. GEREKÇE: 1)... kararı iptali açısından ; BAM 20. HD Başkanlığının yukarıda belirtilen kararında geçtiği üzere " iptali istenen ... kararı, davacı tarafa 02.06.2020 tarihinde tebliğ edilmiş, eldeki dava ise 25.08.2020 tarihinde açılmıştır. Dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 5000 sayılı Kanun'un 15/C maddesinde, ...'in nihai kararının ... tarafından tesis edilen karar olduğu, bu kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde... Mahkemesinde dava açılabileceği düzenlenmiştir. Burada öngörülen süre hak düşürücü nitelikte olduğu gibi ... Dairesinin 10/03/2014 gün ve ... sayılı, 01/06/2015 gün ve ... K. sayılı emsal kararlarından anlaşılacağı üzere bu husus, dava şartıdır. Buna göre, iptali istenen ... kararının davacıya 02.06.2020 tarihinde tebliğ edildiği, 25.03.2020 tarihli 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile dava açma sürelerinin 13.03.2020 tarihinden 30.04.2020 tarihine kadar durdurulduğu, daha sonra 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren "Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair" 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 7226 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi birinci fıkrasında düzenlenen durma süresinin, 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar uzatıldığı, 7226 sayılı Kanun ile pandemi dolayısıyla uzayan süreler dikkate alındığında dava açmak için hak düşürücü sürenin 16.06.2020 tarihinde başlayıp 17.08.2020 tarihinde dolduğu, eldeki davanın ise iki aylık hak düşürücü süre ile pandemi nedeniyle uzayan süreler dolduktan sonra 25.08.2020 tarihinde açıldığı, öte yandan iki aylık hak düşürücü dava açma süresinin 6100 sayılı HMK’nın tayin ettiği bir süre olmadığı, bu nedenle adli tatil de dahil olmak üzere sürenin işleyeceği ve uzamayacağı gözetildiğinde, ... kararının iptali yönünden süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece hatalı değerlendirme ile işin esasına girilmesi doğru görülmemiştir. " şeklindeki kesin tespit ve değerlendirme kararı kapsamına göre hareket edilerek ... kararının iptaline yönelik açılan dava süresinde açılmadığından dolayı davanın REDDİNE, karar verilmesi gerekmiştir. 2-Hükümsüzlük davası açısından; ... yukarıda belirtilen kararında geçtiği üzere " hükümsüzlük davasının, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılması gerekmektedir. Dava konusu başvurunun davalı Şirket tarafından yapıldığı, ancak markanın ... Anonim Şirketi adına tescilli bulunduğu ... kayıtlarından anlaşılmaktadır. O halde, söz konusu markanın adı geçen şirkete devredilip devredilmediği hususu araştırılarak, şayet söz konusu marka devredilmiş ise taraf teşkilinin sağlanması gerekirken," şeklindeki iade gerekçesi kapsamında dosya incelendiğinde ; Dava konusu ... sayılı markanın ... A.Ş şeklinde sahiplik bilgisi olduğu yönünde marka tescil belgesi örneğinin gönderildiği görülmüştür. Davalı firma vekili: Duruşmadan önce dosyaya yazılı beyan dilekçesi sundum. Müvekkil firmanın yeni ünvanı ... A.Ş şeklindedir. Dolayısıyla marka bir başka firmaya devir yapılmamıştır. Müvekkilin ünvanı değişmiştir. Şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı firma vekili dilekçesine ekli ... 08/01/2024 tarihli Türkiye Ticaret Sicil gazetesinde yayınlanan ilana göre davalı ... A.Ş 'nin ünvan değişikliğine giderek ... A.Ş ünvanı adını aldığını görülmüştür. Bu haliyle markanın devri yapılmadığı, davalı firmanın ünvan değişikliğine gittiği tespit edilerek UYAP kayıtları düzeltilmiştir. Buradan hareketle ; Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerlik oluşmakla beraber başvuru markasının kapsamında kalan emtialar açısından mal/hizmet benzerliği oluşmadığından SMK 6/1 maddesindeki iltibas-karıştırılma-benzerlik koşulu gerçekleşmediği; Davacı tarafın başvuru markasının kapsamında kalan emtialar açısından başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, Davacı tarafın başvuru markasının kapsamında kalan emtialar açısından SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ); Davacı tarafın başvuru markasının kapsamında kalan emtialar açısından SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Sonucuna varılarak hükümsüzlük davasının da reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-... Kararının İptaline yönelik açılan davanın hak düşürücü süre sebebiyle REDDİNE, 2-Hükümsüzlük istemli açılan davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 54,40 TL TL'nin düşümü ile bakiye 561,00 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 03/02/2025
Katip ... Hakim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır