İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/445 E. 2025/1029 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/445
- Karar No
- 2025/1029
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/445 KARAR NO : 2025/1029 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/05/2024 KARAR TARİHİ : 23/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan faturalara dayalı 24.131,52-TL alacağının bulunduğunu, taraflar arasındaki satımdan kaynaklanan ticari ilişki gereğince davalının, cari hesaplara dayanan fatura karşılığında müvekkili şirket ile ticari alışverişte bulunduğunu, faturaya konu malların davalıya teslim edildiğini, faturanın tebliği akabinde davalı tarafından itirazda bulunulmadığını ancak davalı ile yapılan görüşmelerden bir sonuç elde edilememesi üzerine İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas numaralı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı vekili tarafından yapılan itiraz neticesinde takibin durdurulduğunu, davalının itirazının ödene sürecini uzatmak olduğunu, itirazın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan etmekle, davalı borçlunun, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasına yaptığı haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile takibin avans faizi ile birlikte devamına, davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığından reddinin gerektiğini, davacı vekilinin 05/09/2022 tarihli talebi ile "icra takibine itiraz edilmiş olduğundan, itirazın iptali davası açılacağını, mahsup etmek üzere dosyaya ödenen harcı gösterir derkenar verilmesini" talebinin bulunduğunu, müdürlükçe bu konuda 05/09/2022 tarihli tensip oluşturulduğunu, dolayısıyla davacı tarafça 05/09/2022 tarihi itibariyle borçlunun borca itiraz ettiğini ve alacaklının itirazın iptali davası açma iradesinin bulunduğunun açık olduğunu, davacının 29/07/2022 tarihli talep dilekçesi ile dosyanın yetkili İzmir İcra Dairesine gönderilmesini istediği tarihte dahi borçlunun itirazından ve içeriğinden haberdar olduğunu, davacı tarafın 15/01/2024 tarihinde İzmir Arabuluculuk Bürosuna başvurduğunu, 29/01/2024 tarihinde ise Arabuluculuk Anlaşamama Son Tutanağı düzenlendiğini, 28/05/2024 tarihinde ise işbu itirazın iptali davası açıldığını, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığından reddinin gerektiğini, davacının davasını ispatla yükümlü olduğunu, davaya konu icra takibine dayanak faturada yer alan malların eksiksiz, ayıptan ari ve tam olarak davalı müvekkiline teslim ettiğinin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiğini, dava dilekçesi ekinde veya davacı vekilince sunulan delil dilekçesi ekinde teslime ilişkin bir belge bulunmadığını, davacının, davalı müvekkilden alacaklı olup olmadığını, miktarı bakımından bilirkişi incelemesi yapılması gerekeceğinden alacağın likit olmadığını, bu nedenle davcının icra inkar tazminatı talebinin reddinin gerektiğini beyan etmekle, öncelikle hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması nedeniyle davanın reddine, aksi takdirde icra takibine dayanak faturada yer alan malların davalıya eksiksiz, ayıptan ari ve tam olarak teslim edildiğinin ispat yükünün davacı tarafta olduğu dikkate alınarak yapılacak yargılama sonunda haksız davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-İzmir... İcra Dairesini...Esas sayılı dosyası, 3-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, 4-Davalı ...'a ait ticaret kayıtları, 5-Davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2021 yılına ilişkin BA/BS formları, 6-Davalı ...'a ait vergi kayıtları, 7-Davalı ...'a ait esnaf kayıtları, 8-Davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, 9-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 27/02/2025 havale tarihli raporu, 10-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, taraflar arasındaki şeffaf bant ve baskılı bant alım satım işlerine dair olarak bulunan ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı şirkete satılan ve teslim edildiği iddia edilen toplamda şeffaf bant ve baskılı bant ürünleri açısından davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 04/10/2021 tarihli ve ... numaralı faturadan kaynaklanan alacağın davalıdan tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223). İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ..., borçlunun ise ... olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 24.131,52-TL asıl alacak, 2.675,63-TL faiz olmak üzere toplam 26.807,15-TL bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. Davaya konu uyuşmazlığın, davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın davalıdan tahsili amacıyla davalı aleyhinde başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, davanın açılmasının borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi tutulduğu, icra takibinin İstanbul... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ile başlatıldığı, borçlu vekilince ödeme emrine 21/07/2022 tarihinde yetkiye, borca ve takibe itiraz dilekçesi sunulduğu, alacaklı vekilinin yetki itirazı doğrultusunda dosyanın yetkili İzmir İcra Dairesine gönderilmesini talep ettiği, akabinde yetkili icra dairesi nezdinde ödeme emri düzenlenmek suretiyle borçlu vekili adına tebliğe çıkartıldığı ve ödeme emrinin borçlu vekiline 27/08/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından ödeme emrine 29/08/2022 tarihinde itiraz edildiği, davanın ise 28/05/2024 tarihinde ikame edildiği, davalı borçlu vekilinin 29/08/2022 havale tarihli itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67/2. maddesinde takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği, 1 yıllık hak düşürücü sürenin itiraz dilekçesinin tebliği tarihinden itibaren başlayacağı, yetki itirazının kabul edilmesi kapsamında dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesiyle takip sürecinin baştan başladığı, açıklanan gerekçeler dahilinde davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin hak düşürücü sürede açılmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi talebinin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir. 10/12/2024 tarihli duruşma tutanağının 6 numaralı ara kararında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir. 10/12/2024 tarihli duruşma tutanağının 7 numaralı ara kararında ise, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davalı vekili tarafından müvekkiline ait ticari defter ve belgeleri verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmadığı gibi, ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmemiştir. Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 04/10/2021 tarihli ve ... numaralı fatura, İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, taraflara ait vergi sicil kayıtları, davalıya ait esnaf sicil kayıtları ile BA/BS formları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadıkları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadıkları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadıkları, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki şeffaf bant ve baskılı bant alım satım işlerine dair olarak bulunan ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı şirkete satılan ve teslim edildiği iddia edilen toplamda şeffaf bant ve baskılı bant ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediği, teslim olgusuna yönelik olarak davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde yazılı delil bulunup bulunmadığı, faturanın taraflara ait ticari defter ve belgeler ile taraflara ait BA/BS formlarında yer alıp almadığı, neticeten davacı şirket tarafından davalıya adına düzenlenen faturalardan kaynaklı olarak davacı şirkete davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarının ne kadar olduğu ve icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usulüne uygun şekilde işletilip işletilmediği hususlarının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, düzenlenen 27/02/2025 havale tarihli raporda sonuç olarak; davacı ...San. ve Tic. Ltd. Şti’nin davalı ... den 24.205,57-TL alacağı olduğu, davacının ticari defter kayıtları ve oluşan muavin defter hesap hareketleri ve bakiyesinden tespit edildiği, davacının icra takibine konu edilen 24.131,52-TL tutarlı asıl alacağı ve 2.675,63-TL işlemiş faizin yerinde olduğu ve toplam 26.807,15-TL tutara, taraflar tacir olduklarından, 3095/2 sayılı yasaya istinaden, 03.08.2022 takip tarihinden itibaren başlamak üzere %15,75 ve değişen oranlarda avans faizinin uygulanması gerekeceğini mütalaa etmiştir. Davalı vekilinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 27/02/2025 havale tarihli raporuna karşı itirazlarının hukuki değerlendirmeye muhtaç konulardan olduğu anlaşılmakla esas hakkındaki hükümle birlikte mahkememizce değerlendirilmeleri yönünde ara karar tesis edilmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı ...'a ait ticaret kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2021 yılına ilişkin BA/BS formları, davalı ...'a ait vergi kayıtları, davalı ...'a ait esnaf kayıtları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 27/02/2025 havale tarihli raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasındaki şeffaf bant ve baskılı bant alım satım işlerine dair olarak bulunan ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı şirkete satılan ve teslim edildiği iddia edilen şeffaf bant ve baskılı bant ürünleri açısından davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 04/10/2021 tarihli ve ...numaralı faturadan kaynaklanan alacağın davalıdan tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 24.131,52-TL asıl alacak, 2.675,63-TL faiz olmak üzere toplam 26.807,15-TL bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davacı şirket tarafından davalıya şeffaf bant ve baskılı bant ürünleri satıldığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde tespit edildiği üzere davacı şirketin takip tarihi itibarıyla davalıdan 24.131,52-TL tutarında alacaklı olduğu, faturaya konu ürünlere ilişkin olarak düzenlenen ambar tesellüm fişleri ile sevk irsaliyeleri ile davacı şirkete ait Karşılaştırmalı Alış Satış Analiz formlarında yer alan veriler ve de davalı vekilince davalıya ait ticari defter ve belgelerin mahkememize sunulmaması ile bulundukları yerin de bildirilmemesi sebebiyle davalıya ait kayıtların incelenememesi hususları gözetildiğinde faturaya malların davalıya teslim edildiği noktasında mahkememiz nezdinde hukuki ve vicdani kanaatin hasıl olduğu, ancak faturanın davalıya tebliğ edildiği ile davalının takipten önce temerrüte düşürüldüğüne dair herhangi somut bir delilin mahkememize sunulmaması çerçevesinde temerrütün takip tarihi itibarıyla vuku bulduğu ve işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla kısmen ispatladığı kanaatiyle açılan davanın kısmen kabulü kısmen reddine, ayrıca alacak miktarı likit ve bu çerçevede belirlenebilir olması sebebiyle kabul edilen tutar yönünden yasal şartları oluşan icra inkar tazminatına yönelik talebin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, 1-Davalı ...'ın İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZININ 24.131,52-TL asıl alacak bedeli yönünden İPTALİNE, İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 24.131,52-TL asıl alacak bedeli üzerinden, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca asıl alacağa %15,75 oranında ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, 2.675,63-TL işlemiş faiz bedeline yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen miktar olan 24.131,52-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı ...'dan alınarak davacı ...ne verilmesine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.648,42-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.220,82-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL peşin harç ile 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 855,20-TL giderin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 115,00-TL elektronik tebligat, 350,00-TL fiziki tebligat, 311,00-TL KEP+posta masrafı, 3.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.276,00-TL yargılama gideri açısından davanın kabul ret oranı dikkate alınarak 3.849,21-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 24.131,52-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.675,63-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davanın kabul ret oranı dikkate alınarak 3.240,70-TL'sinin davalıdan, 359,30-TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 9-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avanslarının talep halinde ve karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi gereğince kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/10/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır