İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/416 E. 2026/362 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/416
- Karar No
- 2026/362
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/416 Esas KARAR NO : 2026/362
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/06/2024 KARAR TARİHİ : 16/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 28/06/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Dış Ticaret A.Ş.'nin, davalı ... İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve bu şirketin Sırbistan Şubesi'ne, Sırbistan'da ... Uygulama İşi hizmeti verdiğini, taraflar arasında 21/02/2020 tarihinde Alt Yüklenici Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme bedelinin 3.740.000,00 Euro olarak belirlendiğini, ancak sözleşmede birim fiyatları belirlenen işlerde miktar artışı söz konusu olduğunu, müvekkilin yaptığı işin sözleşmede belirlenen tutarları ciddi ölçüde aştığını, davalı tarafça yapılan revize keşif sonucu 16/11/2022 tarihli Nihai Değerlendirme Raporu ile müvekkilce yapılan işin bedelinin 4.201.100,00 Euro olarak güncellendiğini, taraflar arasında 13/07/2023 tarihinde yapılan cari hesap mutabakatında müvekkilin alacak tutarının 456.721,78 Euro olarak belirtildiğini ve davalı şirketin bu tutarı kabul ederek mutabakat metnini imzaladığını, buna rağmen davalının mutabık kaldığı borcu ödemediğini, sözleşmenin 22. maddesinde İstanbul Merkez (Çağlayan) Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığını, davalının icra takibine yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek; davalı borçlunun .... İcra Dairesi 2024/... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, davaya konu alacak likit nitelikte bulunduğundan İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 30/09/2024 tarihli cevaba cevap dilekçesinde; davalının sözleşme bedelinin 3.740.000,00 Euro olarak kararlaştırıldığı ve davaya konu bedele ilişkin hakediş düzenlenmediği yönündeki iddialarına karşı olarak; sözleşmenin 4. maddesinde birim fiyat esasına göre iş bedelinin belirlendiğini, sahada yapılan imalatlarda miktar artışı gerçekleştiğini, davalı tarafça tanzim edilen 16/11/2022 tarihli Nihai Değerlendirme Raporu ile revize keşif sonucu iş bedelinin 4.201.100,00 Euro'ya güncellendiğini, bu raporun davalı tarafından tanzim edilerek müvekkil şirkete iletilen bir kesin hakediş tespit raporu niteliğinde olduğunu, Nihai Değerlendirme Raporu doğrultusunda taraflar arasında mutabakat yapılarak müvekkilin 456.721,78 Euro alacağının davalı tarafından kabul edildiğini ve ticari defter ve kayıtlara işlendiğini, müvekkilin alacağının ticari defterlerin incelenmesi neticesinde açıkça tespit edileceğini beyan etmiştir. Gecikme cezası yönünden ise; sözleşmenin "Gecikme Cezası" başlıklı 18. maddesinin tam metnini aktararak, bir gecikme cezasından bahsedilebilmesi için işin alt yüklenicinin kusuru nedeniyle süresinde tamamlanamaması gerektiğini, cezanın alt yüklenicinin takip eden ilk hakedişinden mahsup edileceğinin sözleşmede mutlak koşul olarak düzenlendiğini, müvekkilin hakedişlerinde böyle bir kesintinin bulunmadığını, davalının gecikme cezasına ilişkin nasıl ve ne şekilde bir gecikme cezasından söz edilebileceğini izah edemediği gibi ispata yönelik herhangi bir delil de sunmadığını, bu nedenle davalının takas/mahsup define konu olabilecek herhangi bir alacağından söz edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürmüştür. Davacı vekili ayrıca, davalının daha önce bildirmediği veya sunmadığı bir delil bildirmesine veya sunmasına hiçbir şekilde muvafakatleri bulunmadığını beyan etmiştir. Davalı vekili 09/09/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firma ile davacı arasında "... Projesi Ana Çelik Yapı Danışmanlığı ve Çekme-Sürme İşleri Uygulaması İşi" alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını ve sözleşme bedelinin 3.740.000,00 Euro olarak kararlaştırıldığını kabul etmekle birlikte; sözleşmenin "Ödeme Şekli" başlıklı 6. maddesi uyarınca ödemelerin yapılması için hakediş düzenlenmesinin ön koşul olduğunu ve davaya konu edilen bedele ilişkin hakediş düzenlenmediğini, sözleşmenin "Gecikme Cezası" başlıklı 18. maddesi uyarınca işin alt yüklenicinin kusuru nedeniyle süresinde tamamlanamaması durumunda her bir gecikme günü için sözleşme bedelinin %0,6 oranında gecikme cezası kesilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkil şirketin gecikme cezalarını davacının alacak ve ödemelerinden keserek tahsil etme hakkına sahip olduğunu, alacağın varlığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı lehine bir alacak tespit edilmesi halinde gecikme cezası yönünden takas/mahsup definde bulunduğunu, tüm bu hususların .... Noterliği'nin 28/02/2024 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davacıya ihtar edildiğini, davacıya işbu dava ve davaya konu icra takibi tarihine kadar sözleşme kapsamında ödemeler yapıldığını ve davacının bakiye alacağı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Davalı vekili 10/02/2026 tarihli bilirkişi ek raporuna itiraz dilekçesinde ise; 25/01/2026 tarihli bilirkişi ek raporunun Sayın Mahkeme'nin 18/09/2025 tarihli ara kararında detaylı olarak belirtilen taraf itirazlarını tartışmadığını, sonuç ve değerlendirme kısmında yalnızca faiz hesabına yer verildiğini, raporun taraf ve mahkeme denetimine uygun olmadığını; bilirkişi raporunda icra takibi öncesi için yapılan faiz hesaplamasının davacının talebinde bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, davacının icra takibinde "takip tarihinden itibaren faiz" talep etmesine rağmen bilirkişilerin hakediş tarihinden itibaren faiz işleterek davacının talebini genişlettiğini, faizin ancak borçlunun temerrüdü halinde söz konusu olabileceğini ve dosyada temerrüt belgesi bulunmadığını; gecikme cezası talebine ilişkin bilirkişi ek raporunda itirazlara yönelik yeni bir değerlendirme bulunmadığını, TBK'nın 180. maddesi uyarınca cezai şartın kusura bağlı olmadığını, davacının kendi hakediş raporlarındaki tarihlerden gecikmenin varlığının ikrar edildiğini, hakedişlerde gecikme cezası kesintisi yapılıp yapılmamasının sözleşme hükmü karşısında bir anlamı bulunmadığını; sözleşme bedelinin kesin nitelikte olup tek istisnasının 8. maddedeki fiyat farkı olduğunu, müvekkil şirket yetkililerince imzalanmayan bir belgeye dayalı olarak davacı lehine alacak tespit edilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii ile bilirkişi raporu aldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. 7155 sayılı Kanun ile Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartı kapsamında başvuru yapılmış, davalının arabuluculuk aşamasında edimlerini yerine getirmekten imtina etmesi üzerine 07/06/2024 tarihli Anlaşmazlık Son Tutanağı düzenlenerek zorunlu arabuluculuk süreci tüketilmiş ve dava şartı yerine getirilmiştir. Dava dilekçesi davalı tarafa 08/07/2024 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili 09/09/2024 tarihinde cevap dilekçesini sunmuş, davacı vekili 30/09/2024 tarihinde cevaba cevap dilekçesini dosyaya ibraz etmiştir. Ön inceleme duruşmasında tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, sulh teşebbüsünde bulunulmuş ancak uzlaşma sağlanamamıştır. Mahkememizce tahkikat aşamasında; tarafların iddia, savunma ve delilleri, tüm dosya kapsamı, tarafların ticari defter ve kayıtları ile BA/BS formları dikkate alınarak, ön inceleme duruşmasındaki uyuşmazlık tespitleri kılavuzluğunda ancak teati dilekçeleri esas alınmak suretiyle, davacının neticei taleplerini karşılar nitelikte tespit ve inceleme yapılması amacıyla bilirkişi incelemesine hükmedilmiştir. Bilirkişi heyeti bir mali müşavir (Dr. Cafer Şuekinci, SMM), bir inşaat mühendisi (Prof. Dr. Semih Küçükarslan) ve bir nitelikli hesaplamalar uzmanından (Yasemin Varoğlu Nasır) oluşturulmuştur. Bilirkişi heyeti 14/07/2025 tarihli kök raporunda; davacı şirketin 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin E-Defter uygulamasında tutulduğunu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığını, 6102 sayılı TTK'nın 64, 66 ve VUK'un 220-226 maddeleri uyarınca usulüne uygun tutulduğunu tespit etmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesine göre sözleşme bedelinin birim fiyat esasına dayalı olarak (Çelik Yapı Tasarım ve İmalat Danışmanlığı 25 ay x 20.000 Euro = 500.000 Euro, Çekme-Sürme Metodu ile Yapım Mühendisliği 280.000 Euro, Geçici Yapıların Temini 400 ton x 2.000 Euro = 800.000 Euro, Çekme-Sürme Ekipmanlarının Kirası 6 ay x 260.000 Euro = 1.560.000 Euro, Çekme-Sürme İşçiliği 6 ay x 100.000 Euro = 600.000 Euro olmak üzere) toplamda 3.740.000 Euro olarak hesaplandığını, sözleşmenin 6. maddesinde ödeme şartlarının, 14. maddesinde kesin hakediş prosedürünün, 15. maddesinde kati teminatın, 17. maddesinde iş programı ve süre uzatım hallerinin, 18. maddesinde gecikme cezası koşullarının düzenlendiğini tespit etmiştir. Mali inceleme neticesinde; davacı tarafça 2.860.000,00 Euro hakediş faturası ve 1.838.887,65 Euro hakediş harici ihracat faturası olmak üzere toplam 4.698.887,47 Euro fatura düzenlendiğini, davalıdan 3.604.851,29 Euro ödeme alındığını, davalı tarafça 637.314,58 Euro iade faturası düzenlendiğini, sonuç itibariyle davacı kayıtlarında 456.721,60 Euro davacının davalıdan alacaklı olduğunu tespit etmiştir. Sözleşme kapsamında 1 no'lu hakedişten 14 no'lu hakedişe kadar toplam 14 adet hakediş faturası düzenlendiği, son hakedişin 14/12/2021 tarihli 380.000 Euro tutarlı olduğu, bakiyenin 418.760,22 Euro'sunun hakedişe bağlı alacaktan, 37.961,38 Euro'sunun ise hakediş harici ihracat faturasından kaynaklandığı belirlenmiştir. 13/07/2023 tarihli mutabakat mektubunda davalının kaşesinin bulunduğu ve mektuptaki tutarın davacının cari hesap ekstresinde görünen 456.721,60 Euro ile örtüştüğü tespit edilmiştir. 16/11/2022 tarihli Nihai Değerlendirme Raporuna göre sözleşme bedelinin 3.740.000 Euro'dan 4.201.100 Euro'ya revize edildiği, artışın "Geçici Yapıların Temini" işinde (400 ton → 615,55 ton) 431.100 Euro ve ilave işlerde 30.000 Euro olmak üzere toplam 461.100 Euro tutarında gerçekleştiği tespit edilmiş, ancak bu belgede tarafların imzasının yer almadığı belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti, taraflar arasında imzalanan mutabakat belgesinde yer alan tutarın sözleşme bedeline ilave edilmesi ile yaklaşık olarak revize keşif tablosundaki bedele ulaşılması (3.740.000 + 456.721,78 = 4.196.721,78 Euro ≈ 4.201.000 Euro) nedeniyle iş artışının gerçekleştiği ve bu tutarın dava konusu edilen tutar kadar olduğu, %12,2118 oranında iş artışının gerçekleştiği kanaatine varmıştır. Gecikme cezası yönünden ise davacının sözleşmede belirlenen sürelere uyup uymadığına ilişkin bir belgenin dosya kapsamında mevcut olmadığı, hakediş evraklarında gecikme cezasına yer verilmediği, davalının iddia ettiği gecikme cezasına ilişkin bir belge sunmadığı tespit edilerek, buna göre davalının takas/mahsup definin haklı olup olmadığının tespitinin yapılamadığı ifade edilmiştir. Mahkememizin 18/09/2025 tarihli ara kararıyla tarafların kök rapora itiraz dilekçelerindeki tüm itirazların irdelenmesi ve gerektiğinde raporun güncellenmesi amacıyla ek rapor aldırılmasına hükmedilmiştir. Bilirkişi heyeti 25/01/2026 tarihli ek raporunda; dosyaya ekli flash belleklerin tekrar incelenmesi sonucu hakediş evraklarında 17. hakediş dahil tarafların imzalarının bulunduğunu, 18. kesin hakedişte davacı imzasının mevcut olduğunu tespit ederek kök rapordaki "hakediş belgelerinde tarafların imzasının olmadığı" tespitini güncellemiştir. Nihai Değerlendirme Raporu'nun davalı tarafa 16/11/2022 tarihli e-posta iletisi ile gönderildiğini tespit etmiştir. Bu hususta davacı vekilinin 10/02/2026 tarihli beyan dilekçesinde düzeltme talebinde bulunarak söz konusu e-postanın davalı tarafa iletilen bir e-posta değil, aksine davalının yetkilileri tarafından müvekkil şirket yetkililerine iletilen bir e-posta olduğunu, rapor içeriğindeki mail görüntüsünden bu durumun açıkça görüldüğünü belirtmiş olup bu düzeltme e-posta görüntüsü ve USB içeriğinden doğrulanmıştır. 14/07/2023 tarihli bir e-posta ile davalı şirketin Chief of Accountant (Local) unvanlı yetkilisi ... tarafından davacı yetkilisi ...'ye "In the attachment you can find a confirmation of the balance as of June 30, 2023" ifadesiyle dava konusu alacağa ilişkin mutabakat mektubunun onay yazısının iletildiği, bu e-posta ekinde tarafların imzasını taşıyan mutabakat yazısının yer aldığı tespit edilmiştir. Mutabakat mektubunda "Nezdimizdeki cari hesabınız 30.06.2023 tarihi itibariyle 456.721,78 Euro borç bakiyesi vermektedir" ifadesi ile TTK'nın 94. maddesine atıfla bir ay içinde itiraz edilmediğinde mutabık sayılacağı ihtarı yer almakta olup mektubun alt kısmında davalının "30.06.2023 tarihi itibariyle belirttiğiniz cari hesap bakiyesinde mutabık olduğumuzu bildiririz" şeklinde kabul beyanı bulunmaktadır. Gecikme cezası itirazına ilişkin olarak ek raporda; sözleşmenin 18. maddesi kapsamında davacının kusuru olup olmadığının dosya kapsamında belirlenememekle birlikte hakedişlerde kesilen bir gecikme cezasına rastlanmadığı tespiti tekrar edilmiştir. İş artışına ilişkin kanaatte değişiklik olmadığı belirtilmiştir. Faiz hesabı yönünden davalı vekilinin itirazı değerlendirilerek; kök rapordaki hakediş tarihlerinden takip tarihine kadar %4 faiz oranı üzerinden 40.354,77 Euro faiz hesabı korunmuş, ayrıca takip tarihinden dava tarihine kadar 456.721,60 Euro asıl alacak üzerinden 93 gün için %4 faiz oranı ile 4.654,81 TL faiz hesabı yapılmıştır. Yargılama sürecinde herhangi bir tanık dinlenmemiştir. Davalı cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmış ise de tanık isim ve adreslerini bildirmemiş, tanık dinletme talebini somutlaştırmamıştır. Davacı taraf tanık deliline dayanmamıştır. Dosyanın mahiyeti itibariyle uyuşmazlığın yazılı deliller ve bilirkişi incelemesi ile aydınlatılmasının yeterli olduğu değerlendirilmiştir.
Dava, davacının davalıya verdiği Sırbistan'daki ... Projesi kapsamında çelik yapı danışmanlığı ve çekme-sürme işleri hizmeti nedeniyle doğan 456.721,78 Euro tutarındaki alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Sözleşmenin 22. maddesi uyarınca uygulanacak hukuk Türk hukuku olup sözleşme Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına tabi kılınmıştır. Uyuşmazlığın odağı; taraflar arasındaki 21/02/2020 tarihli birim fiyatlı alt yüklenici sözleşmesi kapsamında davacının iş artışından kaynaklanan bakiye alacağının bulunup bulunmadığı, davalının ileri sürdüğü gecikme cezası yönünden takas/mahsup definin haklı olup olmadığı ve davacı alacağının likit nitelikte olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Taraflar, aralarında 21/02/2020 tarihli "... Projesi Ana Çelik Yapı Danışmanlığı ve Çekme-Sürme İşleri Uygulama İşi Alt Yüklenici Sözleşmesi"nin imzalandığı, sözleşme bedelinin 3.740.000,00 Euro olarak kararlaştırıldığı, sözleşmenin birim fiyat esasına dayalı olduğu, sözleşme kapsamında davacıya çeşitli ödemeler yapıldığı, sözleşmenin 22. maddesi uyarınca uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı, sözleşmenin 18. maddesinde gecikme cezası hükmü bulunduğu ve .... Noterliği'nin 28/02/2024 tarihli ihtarnamesinin davacıya gönderildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki çekişmeli vakıalar şunlardır: Davacının davalıdan 456.721,78 Euro bakiye alacağının bulunup bulunmadığı; sözleşme bedelini aşan iş artışının gerçekleşip gerçekleşmediği ve buna ilişkin Nihai Değerlendirme Raporu'nun tarafları bağlayıp bağlamadığı; 13/07/2023 tarihli Cari Hesap Mutabakatı'nın geçerliliği; sözleşmenin 6. maddesi uyarınca ödemelerin yapılması için hakediş düzenlenmesinin ön koşul olup olmadığı ve davaya konu bedele ilişkin hakediş düzenlenip düzenlenmediği; sözleşmenin 18. maddesi uyarınca gecikme cezasının doğup doğmadığı ve davalının gecikme cezası yönünden takas/mahsup definin haklı olup olmadığı; faiz başlangıç tarihinin ne olması gerektiği. Çekişmeli vakıaların aydınlatılması amacıyla aşağıdaki deliller toplanmıştır: Taraflar arasında imzalanan 21/02/2020 tarihli Alt Yüklenici Sözleşmesi ve ekleri; davalı tarafından tanzim edilen 16/11/2022 tarihli Nihai Değerlendirme Raporu ve bu raporun davalıdan davacıya iletildiği 16/11/2022 tarihli e-posta; taraflar arasında imzalanan 13/07/2023 tarihli Cari Hesap Mutabakatı; davalı muhasebe müdürü ... tarafından davacı yetkilisi ...'ye gönderilen 14/07/2023 tarihli mutabakat onay e-postası ve eki; 1 ila 18 numaralı hakediş raporları ve faturalar; davacının 2020-2024 yıllarına ait E-Defter kayıtları ve cari muavin dökümü; .... Noterliği'nin 28/02/2024 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi; .... İcra Dairesi 2024/... Esas sayılı takip dosyası; 07/06/2024 tarihli Arabuluculuk Anlaşmazlık Son Tutanağı; taraflar arasındaki yazışmalar ve elektronik postalar ile projeye ilişkin belgeler; 14/07/2025 tarihli bilirkişi kök raporu ve 25/01/2026 tarihli bilirkişi ek raporu. Davacının 456.721,78 Euro tutarındaki alacak iddiası, birbirini teyit eden birden fazla delil kümesi ile desteklenmiştir. Bilirkişi heyetince yapılan mali inceleme neticesinde; davacı tarafça toplam 4.698.887,47 Euro fatura düzenlendiği (2.860.000,00 Euro hakediş faturası ve 1.838.887,65 Euro hakediş harici ihracat faturaları), davalıdan 3.604.851,29 Euro ödeme alındığı, davalı tarafça 637.314,58 Euro iade faturası düzenlendiği ve sonuç itibariyle davacı ticari defter kayıtlarında 456.721,60 Euro alacak bakiyesi bulunduğu kalem kalem tespit edilmiştir. Bakiyenin 418.760,22 Euro'su 13 ve 14 numaralı hakedişlerin ödenmeyen kısmına, 37.961,38 Euro'su ise hakediş harici ihracat faturalarına ilişkindir. Davacının ticari defterlerinin 2020 ila 2024 yılları arasında E-Defter uygulamasında tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 64 ve 66 ile VUK'un 220-226 maddeleri uyarınca usulüne uygun bulunduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş olup HMK'nın 222/2 maddesi kapsamında sahibi lehine delil niteliğindedir. Davalı taraf ise ticari defterlerini dosyaya ibraz etmemiş ve bilirkişi incelemesine sunmamıştır. HMK'nın 222/5 maddesi uyarınca ticari defterlerini ibraz etmeyen tarafın, karşı tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul etmiş sayılabileceği hükmü gözetilmiştir. 13/07/2023 tarihli Cari Hesap Mutabakatı'nda "30.06.2023 tarihi itibariyle 456.721,78 Euro borç bakiyesi vermektedir" ifadesi yer almakta, mektupta davalı şirket kaşesi bulunmakta ve alt kısımda davalının "belirttiğiniz cari hesap bakiyesinde mutabık olduğumuzu bildiririz" şeklinde açık kabul beyanı yer almaktadır. Ek raporda tespit edilen 14/07/2023 tarihli e-postada ise davalı şirketin muhasebe müdürü ...'nin "In the attachment you can find a confirmation of the balance as of June 30, 2023" ifadesiyle mutabakat onayını davacıya bizzat ilettiği görülmüştür. Bu mutabakat metni ve onay e-postası birlikte değerlendirildiğinde, alacak miktarının davalının ikrarı ile sabit olduğu anlaşılmaktadır. Cari muavinden çıkan bakiye (456.721,60 Euro) ile mutabakat mektubundaki tutar (456.721,78 Euro) arasında 0,18 Euro'luk cüzi bir fark bulunmakta ise de bu fark sonuca etki eder nitelikte olmayıp davacının talep ettiği 456.721,78 Euro esas alınmıştır. Davalının "ödemeler yapılmıştır, bakiye alacak yoktur" savunması incelendiğinde; davalının hangi ödemenin ne zaman ve ne miktarda yapıldığını somutlaştıracak dekont, makbuz veya muhasebe kaydı sunmadığı, bilirkişi tarafından tespit edilen 3.604.851,29 Euro tutarındaki ödemelerin zaten davacı cari muavininde kayıtlı olduğu ve bu ödemeler düşüldükten sonra 456.721,60 Euro bakiye kaldığı, davalının soyut beyanının somut belgelere dayalı bilirkişi tespitini çürütmeye yeterli olmadığı değerlendirilmiştir. Davalı, sözleşmenin 6. maddesi uyarınca ödemelerin yapılabilmesi için hakediş düzenlenmesinin ön koşul olduğunu ve davaya konu bedele ilişkin hakediş düzenlenmediğini ileri sürmüştür. Ancak yapılan incelemede bu savunmanın maddi gerçekle örtüşmediği tespit edilmiştir. Bilirkişi kök raporunda sözleşme kapsamında 14 adet hakediş faturası düzenlendiği tespit edilmiş, ek raporda ise flash belleklerin yeniden incelenmesi sonucu 17. hakediş dahil hakedişlerin tarafların imzalarını taşıdığı, 18. hakedişin ise Kesin Hakediş niteliğinde düzenlenmiş olup yalnızca davacı imzasını içerdiği belirlenmiştir. Hakediş faturalarının toplam tutarı 2.860.000,00 Euro olup 17. hakediş dahil hakedişlerin taraflarca imzalandığı ve büyük bölümünün davalı tarafından ödendiği sabittir. Kesin Hakediş'te davalı imzası bulunmamakla birlikte bu husus sonuca etki eder nitelikte değildir. Şöyle ki; sözleşmenin 14. maddesi kesin hakedişin "Teslim Alma Tutanağı'na müteakip en geç 15 gün içerisinde" düzenleneceğini öngörmektedir. Davacı tarafından Kesin Hakediş'in düzenlenmiş olması, davacının sözleşmesel yükümlülüğünü yerine getirdiğini ve işin tamamlanarak teslime hazır hale getirildiğini göstermektedir. Davalının bu hakedişi imzalamamış olması, davalının kabulü eksikliğine işaret edebilecek ise de davalı, Kesin Hakediş'in düzenlenmesinin akabinde 13/07/2023 tarihli Cari Hesap Mutabakatı'nda 456.721,78 Euro bakiye borcu herhangi bir itiraz veya çekince ileri sürmeksizin kabul etmiş ve bu onay 14/07/2023 tarihli e-posta ile davalı muhasebe müdürü tarafından davacıya iletilmiştir. Davalının mutabakat aşamasında alacak miktarını açıkça kabul etmiş olması, Kesin Hakediş'teki imza eksikliğini telafi eder nitelikte olup, alacağı hakediş prosedüründen bağımsız ve doğrudan tespit eden bağlayıcı bir ikrar mahiyetindedir. Kaldı ki davalının 17. hakediş dahil önceki tüm hakedişleri imzalamış ve ödemelerini yapmış olması, iş ilişkisinin Kesin Hakediş aşamasına kadar sorunsuz yürüdüğünü ve davalının işi fiilen teslim aldığını göstermektedir. Bu nedenlerle davalının "hakediş düzenlenmedi" savunması yerinde görülmemiştir. Davalı, sözleşme bedelinin 3.740.000,00 Euro olarak kesin nitelikte belirlendiğini, sözleşme bedelini aşan alacak tespit edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bunun tek istisnasının sözleşmenin 8. maddesindeki "Fiyat Farkı" hükmü olduğunu ve dosyada fiyat farkına ilişkin belge bulunmadığını ileri sürmüştür. Bu savunmanın değerlendirilmesinde öncelikle davacının iddiasının hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi gerekmektedir. Davacı fiyat farkı iddiasında bulunmamış, birim fiyatlı sözleşmede fiili imalat miktarının tahmini metrajı aşması sonucu ortaya çıkan iş artışını talep etmiştir. Sözleşmenin 4. maddesi iş bedelini birim fiyatlar üzerinden hesaplamış olup (ton bazında, ay bazında, götürü bazda birim fiyatlar) sözleşme bedeli olan 3.740.000,00 Euro, bu birim fiyatların tahmini miktarlarla çarpımı sonucu ortaya çıkan bir toplam tutardır. Birim fiyatlı sözleşmelerde fiili imalat miktarının tahmini metrajı aşması halinde alt yüklenici gerçek imalatının birim fiyat karşılığını hak eder; bu durum sözleşmenin ihlali veya genişletilmesi değil, sözleşmenin kendi mekanizmasının işlemesidir. Fiyat farkı ise sözleşmenin 8. maddesinde düzenlenen, personel için tahsis edilen kamp, yemek, ofis ve şantiye transfer hizmetlerinde meydana gelecek maliyet bileşeni değişikliklerine ilişkin bir mekanizmadır. İmalat miktarının artması (ton artışı, süre artışı) ile maliyet bileşenlerinin değişmesi (fiyat farkı) birbirinden farklı hukuki kavramlardır. Davalının savunması, davacının ileri sürmediği bir iddiaya (fiyat farkı) karşı kurulmuş olup davacının gerçek iddiasını (iş artışı) hedeflememektedir. İş artışının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda ise dosya kapsamı incelendiğinde; 16/11/2022 tarihli Nihai Değerlendirme Raporu'nda "Geçici Yapıların Temini" kaleminde fiili imalatın 400 ton yerine 615,55 ton olarak gerçekleştiğinin ve 30.000 Euro tutarında ilave iş kaleminin bulunduğunun belirtildiği, toplam iş bedelinin 4.201.100,00 Euro'ya revize edildiği görülmüştür. Davalının bu raporun "imzasız ve tek taraflı olduğu, müvekkil şirket yetkililerince imzalanmadığı" itirazı incelendiğinde; davacı vekilinin 10/02/2026 tarihli beyanında düzelttiği ve e-posta görüntüsünden doğrulanan hususa göre, söz konusu Nihai Değerlendirme Raporu davalı tarafından tanzim edilerek 16/11/2022 tarihli e-posta ile davacıya iletilmiştir. Dolayısıyla bu belge davacının tek taraflı iddiası değil, davalının kendi kaleminden çıkan ve iş artışını tespit eden bir belge niteliğindedir. Bilirkişi heyetinin her iki raporda da koruduğu kanaate göre, taraflar arasında imzalanan mutabakat belgesindeki tutarın sözleşme bedeline ilave edilmesi ile revize keşif tablosundaki bedele ulaşılmaktadır (3.740.000 + 456.721,78 = 4.196.721,78 Euro ≈ 4.201.100 Euro). Bu matematiksel uyum, dava konusu alacağın tam olarak iş artışından kaynaklandığını teyit etmektedir. Öte yandan tarafların fiili irade beyanları da sözleşmenin iş artışı doğrultusunda tadil edildiğini göstermektedir. Davalı, Nihai Değerlendirme Raporu'nu kendi tanzim edip davacıya iletmiş, akabinde 13/07/2023 tarihli Cari Hesap Mutabakatı'nda herhangi bir iş artışı itirazı ileri sürmeksizin 456.721,78 Euro bakiye borcu kabul etmiş, 14/07/2023 tarihinde muhasebe müdürü aracılığıyla mutabakatı e-posta ile onaylamıştır. 6098 sayılı TBK'nın 12 ve 26. maddeleri çerçevesinde sözleşmeler, tadil için özel yazılı şekil şartı öngörülmedikçe her türlü şekilde — yazılı, sözlü veya zımni irade beyanıyla — değiştirilebilir. Taraflar arasındaki sözleşmede tadil için özel şekil şartı öngörülmemiş olup davalının kendi kaleminden çıkan belgeler ve imzalı mutabakat, tarafların sözleşme bedelini fiilen tadil ettiklerini ispata yeterli bulunmuştur. Bu değerlendirmeler ışığında davalının sözleşme bedelinin kesin olduğu ve aşılamayacağı yönündeki savunması kabul görmemiştir. Davalı, alacağın varlığını kabul etmemekle birlikte, davacı lehine bir alacak tespit edilmesi halinde sözleşmenin 18. maddesi uyarınca gecikme cezası yönünden takas/mahsup definde bulunmuştur. Bu def mahkememizce aşağıdaki gerekçelerle reddedilmiştir. Sözleşmenin 18. maddesi "Alt yüklenici, işbu sözleşmede belirtilen işlerin gereğine uygun olarak ve Madde-17'de belirtilen iş programına uygun olarak tamamlayacaktır. İş, Alt Yüklenicinin kusuru nedeniyle süresinde tamamlanamaz ise Yüklenicinin bu nedenle sözleşmeyi feshetmesi halinde ya da ifanın devamını talep etmesi halinde cezaya tabi olacak ve her bir gecikme takvim günü için Alt Yükleniciye sözleşme bedelinin onbinde altısı oranında gecikme cezası kesilecektir. Bu ceza, Alt Yüklenicinin takip eden ilk hakedişinden mahsup edilecek, yetmemesi durumunda nakdi teminatı ve/veya kesin teminatı nakde çevrilerek bunların da yetmemesi durumunda Alt Yükleniciden ayrıca tahsil edilecektir. Gecikme oranının toplamı hiçbir halde sözleşme bedelinin yüzde beşini geçemeyecektir. Ceza uygulanmayan haller, süre uzatımı verilen haller ve Yüklenicinin sebep olduğu gecikmeler ve Madde-19'da tarif edilen mücbir sebeplerdir. Alt Yüklenicinin işi ifası sırasında Yüklenici nedeni ile çalışılamayan günler iş programına ilave edilecektir." hükmünü içermektedir. Bu madde 6098 sayılı TBK'nın 179/2 maddesi anlamında ifaya eklenen gecikme cezası (cezai şart) niteliğinde olup hükmün uygulanabilmesi için birden fazla koşulun kümülatif olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Birinci olarak, gecikme cezasının doğabilmesi için sözleşme md. 18 açıkça "Alt Yüklenicinin kusuru nedeniyle süresinde tamamlanamaz ise" koşulunu aramaktadır. Davalı, TBK'nın 180. maddesine atıfla cezai şartın kusura bağlı olmadığını ileri sürmüş ise de bu yorum isabetli görülmemiştir. TBK'nın 180. maddesi cezai şart talep eden alacaklının zarar ispatından muaf olduğunu düzenlemekte olup kusur koşulunu ortadan kaldırmamaktadır. Gecikme cezası niteliğindeki cezai şartta, borcun süresinde ifa edilmemesi temerrüt oluşturmakta, temerrüd ise TBK'nın 112. maddesi uyarınca kusur esasına dayanmaktadır. Sözleşmenin 18. maddesindeki "kusur" ibaresi bu kanuni düzenlemenin yazılı teyidi olup ayrı bir ek koşul değildir. Davalı, davacının kusurlu olduğunu dosya kapsamında ispat edememiştir. İkinci olarak, davalının gecikme cezasının doğduğu iddiasını ispat etmesi gerekmektedir. Cezai şartı talep eden taraf olarak davalı, sözleşmede kararlaştırılan sürenin somut içeriğini, işin bu sürede tamamlanıp tamamlanmadığını ve gecikme olgusunun oluştuğunu ispat yükü altındadır. Davalı, dava açılışından (28/06/2024) bilirkişi ek raporuna itiraz tarihine (10/02/2026) kadar geçen yaklaşık 20 aylık süre içerisinde ne sözleşmedeki iş programını ne gecikme süresini ne de gecikmenin somut olgusal göstergelerini dosyaya sunmuştur. Bilirkişi heyeti hem kök raporda hem ek raporda "davacının sözleşmede belirlenen sürelere uyup uymadığı hususuna ilişkin bir belgenin dosya kapsamında mevcut olmadığını, davalının iddia ettiği gecikme cezasına ilişkin bir belge sunmadığını" açıkça tespit etmiştir. Davalının ek rapora itiraz dilekçesinde "davacının kendi hakediş raporlarındaki tarihlerden gecikmenin varlığının ikrar edildiği" yönündeki iddiası incelendiğinde; her hakediş doğası gereği bir tarih taşımakta olup tarih bilgisinin varlığı tek başına gecikme ispatı niteliğinde değildir. Davalı, hangi iş programına göre hangi tarihlerin gecikme oluşturduğunu somut ve karşılaştırmalı olarak gösterememiştir. Bu nedenle gecikme olgusunun ispatında ispat yükünün ilk halkası yerine getirilmemiştir. Üçüncü olarak, sözleşmenin 18. maddesi gecikme cezasının "Alt Yüklenicinin takip eden ilk hakedişinden mahsup edileceğini" emredici biçimde düzenlemiştir. Bu hüküm, cezanın tahsili için sözleşmede öngörülen zorunlu mekanizmadır. Bilirkişi tarafından tespit edildiği üzere 18 hakedişin hiçbirinde gecikme cezası kesintisi yapılmamıştır. Davalının "hakedişlerde gecikme cezası kesintisi yapılıp yapılmamasının sözleşme hükmü karşısında bir anlamı yoktur" yönündeki itirazı, sözleşmenin 18. maddesinin açık lafzıyla çelişmektedir. Sözleşme "kesilecektir" ve "mahsup edilecektir" ifadeleriyle emredici bir mekanizma kurmuş olup davalı bu mekanizmayı 18 hakediş boyunca işletmemiştir. Özellikle 18. hakediş Kesin Hakediş niteliğinde olup sözleşmenin 14. maddesine göre teslim alma tutanağına müteakip düzenlenen ve tüm alacak-borç ilişkisinin tasfiye edildiği nihai belgedir. Kesin Hakediş aşamasında dahi gecikme cezası talep etmemiş olan davalının, dava aşamasında bu hakkı ileri sürmesi TBK'nın 132. maddesi kapsamında zımni feragat niteliğinde değerlendirilmiştir. Dördüncü olarak, davalı 13/07/2023 tarihli Cari Hesap Mutabakatı'nda borç bakiyesini herhangi bir gecikme cezası mahsubu yapmaksızın 456.721,78 Euro olarak kabul etmiştir. Mutabakat, sözleşmeden doğan karşılıklı alacak ve borçların tasfiyesi niteliğinde olup davalının bu aşamada ileri sürmediği bir alacağı dava aşamasında takas defi olarak kullanması 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Beşinci olarak, sözleşmenin 18. maddesinin üçüncü fıkrasında ceza uygulanmayan haller arasında "süre uzatımı verilen haller" sayılmıştır. Sözleşmenin 17. maddesinin ikinci fıkrasında ise "proje onay tarihinden sonraki proje revizeleri ve değişiklikleri" süre uzatım sebebi olarak düzenlenmiştir. Davalının kendi tanzim ettiği ve davacıya ilettiği Nihai Değerlendirme Raporu ile %12,21 oranında iş artışı gerçekleştiği sabit bulunmaktadır. İş artışı, proje kapsamında revizyon ve değişiklik yapıldığını fiilen göstermekte olup bu durum sözleşmenin 17/2 maddesi kapsamında süre uzatım sebebi oluşturmakta ve 18/3 maddesi uyarınca ceza uygulanmayan halleri devreye sokmaktadır. Davalı, bu karinelerin aksini — yani iş artışına rağmen proje revizyonu gerçekleşmediğini veya süre uzatım koşullarının oluşmadığını — ispat edememiştir. Tüm bu gerekçelerle davalının gecikme cezasına dayalı takas/mahsup definin reddine karar verilmiştir. Davacı takip talepnamesinde 456.721,78 Euro asıl alacak ve takip tarihinden (27/03/2024) itibaren %4 akdi faiz talep etmiş olup işlemiş faiz tutarı talep etmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesi uyarınca mahkeme taleple bağlı olup talepten fazlasına hükmedemez. Bu nedenle bilirkişi kök ve ek raporlarında hakediş tarihlerinden takip tarihine kadar hesaplanan 40.354,77 Euro tutarındaki işlemiş faiz hükme esas alınmamıştır. Alacağın takip tarihinde muaccel olduğu değerlendirilmiştir. Faiz oranı yönünden sözleşmenin 6. maddesindeki ödeme şartları ve taraflar arasındaki akdi ilişki çerçevesinde davacının takip talebinde belirttiği işleyecek temerrüt faizi olarak %4 akdi faiz oranı esas alınmıştır. Davalı vekili 10/02/2026 tarihli dilekçesinde, 25/01/2026 tarihli bilirkişi ek raporunun mahkemenin 18/09/2025 tarihli ara kararına aykırı olduğunu, taraf itirazlarının tartışılmadığını, raporun taraf ve mahkeme denetimine uygun olmadığını ileri sürerek dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdiini talep etmiştir. Ek raporun incelenmesinde; raporun "III-İnceleme ve Değerlendirme" bölümünde davacının hakediş imza itirazının flash belleklerin yeniden incelenmesiyle karşılandığı, Nihai Değerlendirme Raporu'nun e-posta ile iletildiğinin tespit edildiği, gecikme cezası itirazının "kusur belirlenemedi, hakedişlerde kesinti yok" tespitleriyle yanıtlandığı, sözleşme bedeli itirazının iş artışı kanaatinin korunmasıyla karşılandığı, faiz itirazının ise ayrı başlık altında detaylı incelenerek iki aşamalı hesap sunulduğu görülmektedir. Sonuç ve değerlendirme bölümünde yalnızca güncellenen hususun (faiz hesabı) yer almış olması şekilsel bir eksiklik teşkil etmekle birlikte, ek raporun mahiyeti gereği — önceki raporu güncellemek amacıyla düzenlenmesi — sonuç bölümünde yalnızca güncellenen hususun yer alması raporun bütünlüğünü bozmamaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 281/3 maddesi uyarınca yeni bilirkişi heyeti tayini için raporun çelişkili, eksik veya müphem bulunması gerekmektedir. Mevcut kök rapor ve ek rapor birlikte değerlendirildiğinde; ticari defterler kalem kalem incelenmiş, cari muavin dökümü çıkarılmış, hakediş imzaları doğrulanmış, e-posta belgeleri tespit edilmiş, mutabakat onayı belgelenmiş olup raporlar somut maddi tespitlere dayanmakta ve denetime elverişli bulunmaktadır. Faiz hesabı yönündeki belirsizlik taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde çözülmüş olup ayrı bir bilirkişi incelemesi gerektirmemektedir. Bu nedenlerle davalının yeni bilirkişi heyeti tayini talebi reddedilmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca; itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi halinde, alacağın likit (muayyen ve belirlenebilir) olması koşuluyla, borçlu aleyhine alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilir. Somut olayda alacak faturaya dayalı cari hesap alacağıdır. Tutarı 13/07/2023 tarihli karşılıklı imzalı ve kaşeli Cari Hesap Mutabakatı ile belirlenmiştir. Davacının ticari defterleri usulüne uygun tutulmuş olup alacak defter kayıtlarıyla uyumludur. Davalı, mutabakatı kendi muhasebe müdürü aracılığıyla 14/07/2023 tarihli e-posta ile onaylamıştır. Bu haliyle alacak muayyen ve belirlenebilir (likit) niteliktedir. Davalının, mutabakat ile kabul ettiği ve ticari defterlere işlenmiş bir borcu ödememek için icra takibine itiraz etmesinde haklı bir neden bulunmamaktadır. Bu nedenle 456.721,78 Euro asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Yargılama boyunca toplanan deliller, bilirkişi raporları ve dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda aşağıdaki vakıalar sabit görülmüştür. Taraflar arasında 21/02/2020 tarihli birim fiyatlı Alt Yüklenici Sözleşmesi imzalanmış ve sözleşme bedeli 3.740.000,00 Euro olarak kararlaştırılmıştır. Davacı, sözleşme kapsamında çelik yapı danışmanlığı ve çekme-sürme işleri hizmetini ifa etmiştir. Sözleşme kapsamında 18 adet hakediş düzenlenmiş, 17. hakediş dahil hakedişler tarafların imzalarını taşımakta olup 18. hakediş Kesin Hakediş niteliğindedir. Birim fiyatlı sözleşmede fiili imalat miktarının tahmini metrajı aşması sonucu %12,21 oranında iş artışı gerçekleşmiş olup bu husus davalı tarafından tanzim edilen 16/11/2022 tarihli Nihai Değerlendirme Raporu ile belgelenmiştir. Davalı bu raporu kendi kaleminden tanzim ederek 16/11/2022 tarihli e-posta ile davacıya iletmiş, akabinde 13/07/2023 tarihli Cari Hesap Mutabakatı'nda 456.721,78 Euro bakiye borcu herhangi bir itiraz veya kesinti yapmaksızın kabul etmiş ve bu onay 14/07/2023 tarihli e-posta ile davalı muhasebe müdürü tarafından davacıya iletilmiştir. Davacı tarafça toplam 4.698.887,47 Euro fatura düzenlenmiş, davalıdan 3.604.851,29 Euro ödeme alınmış, davalı tarafça 637.314,58 Euro iade faturası düzenlenmiş olup bakiye 456.721,60 Euro alacak davacı ticari defter kayıtlarıyla sabittir ve mutabakat mektubundaki 456.721,78 Euro tutarı ile örtüşmektedir. Davalının gecikme cezasına dayalı takas/mahsup defi yönünden; gecikme olgusunun ispatı, davacının kusurunun ispatı, sözleşmenin 18. maddesindeki emredici mahsup mekanizmasının işletilmesi koşullarının hiçbiri yerine getirilmemiştir. 18 hakediş boyunca gecikme cezası kesilmemiş, Kesin Hakediş aşamasında ve Cari Hesap Mutabakatı'nda gecikme cezası gündeme getirilmemiştir. İş artışı nedeniyle proje revizyonlarının gerçekleştiği ve sözleşmenin 18/3 maddesi kapsamında ceza uygulanmayan hallerin devrede olduğu karine olarak sabit bulunmuş, davalı bu karinelerin aksini ispat edememiştir. Takip talebinde işlemiş faiz talep edilmemiş olup takip tarihinden (27/03/2024) itibaren işleyecek %4 akdi faiz talep edilmiştir. Alacak, faturaya dayalı cari hesap alacağı olup mutabakat ve defter kayıtlarıyla belirlenmiş likit niteliktedir. Bu sabit vakıalardan şu hukuki sonuçlar çıkarılmıştır: Davacının davalıdan 456.721,78 Euro alacaklı olduğu ispatlanmış olup davalının .... İcra Dairesi 2024/... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın haksız olduğu anlaşılmıştır. Davalının gecikme cezasına dayalı takas/mahsup defi, koşulları ispat edilemediğinden yerinde görülmemiştir. Alacağın likit niteliği karşısında İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca icra inkâr tazminatı koşulları oluşmuştur. Sözleşmenin 22. maddesi uyarınca sözleşme Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına tabi kılınmış olup MÖHUK kapsamında uygulanacak hukukun Türk hukuku olduğu sabittir. Dava, 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi, 6098 sayılı TBK'nın 12, 26, 112, 132, 179/2 ve 180. maddeleri, 6102 sayılı TTK'nın 21/3, 64 ve 66. maddeleri, 6100 sayılı HMK'nın 26, 222 ve 281. maddeleri ile 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesi çerçevesinde değerlendirilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1- Davanın KABULÜ ile; Davalı borçlunun .... İcra Dairesi'nin 2024/... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazların 456.721,78 EURO asıl alacak ve takip tarihi olan 27/03/2024 tarihinden itibaren işleyecek %4 akdi temerrüt faizi ioranına itirazın iptaline, Bunların dışında takibin ödeme emrindeki kayıt ve şartlarda devamına ve icra dairesi yetkisine itirazın İPTALLERİ ile TAKİBİN DEVAMINA, 2-Dava konusu alacak faturaya dayalı cari hesap alacağı olup likit (muayyen ve belirlenebilir) nitelikte bulunduğundan İİK md. 67/2 uyarınca; asıl alacağın %20'si oranında olan 3.169.813,57 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalının gecikme cezasına ilişkin takas/mahsup definin, koşulları ispat edilemediğinden REDDİNE, 4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 1.099.581,34-TL ilam harcından peşin alınan 195.377,58-TL'nin mahsubu ile bakiye 904.203,76-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 195.377,58-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 195.805,18-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 1.191.938,62-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 81.467,50-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/04/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır