İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/2 E. 2026/391 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/2
Karar No
2026/391
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/2 Esas KARAR NO : 2026/391

DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/10/2021 KARAR TARİHİ : 13/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in, ... İnşaat unvanıyla müteahhitlik yaptığını ve konut inşa ederek satışını gerçekleştirmekte olup bu işi çerçevesinde kendisine ait ..., ... Yolu, Numara .. ... .... adresinde kain tapuda .. pafta ... parsel numarasıyla kayıtlı arsa üzerine inşaat yapmaya başladığını, müvekkilinin söz konusu inşaatta kullanılmak üzere davalı taraftan C-30 olarak bilinen C3001 kalitesinde beton satın almış ve davalıya bedelini ödediğini, taraflar arasında böylelikle ticari alım – satım ilişkisinin kurulduğu konusunda şüphe bulunmadığını, taraflar arasındaki anlaşmaya göre C-30 kalitesinde olması gereken bu betonların 05.03.2021 tarihinde zemin kata, 12.03.2021 tarihinde ise 1. Kata dökümü gerçekleştirildiğini, yasal mevzuat gereği, inşaatın .... ... Denetim Ltd. Şti. unvanlı ... denetim şirketi tarafından 12.03.2021 tarihinde zemin kattan, 19.03.2021 tarihinde ise 1. Kattan alınan numunelerin laboratuvar tarafından incelenmesi sağlanmış ve betonların 7 günlük ve 28 günlük sürelerde oluşması gereken basınç dayanımları tespit edildiğini, ancak ne var ki, yapılan incelemeler sonucunda inşaatın zemin ve birinci normal katından alınan betonların C-30 kalitesinde beton olmadığı, 7 günlük ve 28 günlük basın dayanımlarının olması gereken ortalamaların altında kaldığını, dolayısıyla davalı tarafından müvekkiline C-30 kalitesinde olduğu iddia edilerek satışı yapılan ve inşaatta kullanılan bu betonların hem mevzuata hem de satış şartlarına aykırılık arz edecek şekilde dayanıklı olmadığının anlaşıldığını, bunun üzerine, ... denetim firması tarafından ... Belediye Başkanlığı ... Kontrol Müdürlüğü’ne hitaben yazılan 29.04.2021 tarihli yazı ile müvekkilimize ait inşaatın; 19.02.2021 tarihinde dökülen temel 26.02.2021 tarihinde dökülen bodrum kat kolon perde 12.03.2021 tarihinde dökülen zemin kat kolon perde tabliye 19.03.2021 tarihinde dökülen 1. Normal kat kolon perde tabliye betonlarında 28 günlük beton sonuçlarının öngörülen limitlerin altında kaldığını, alınan karot numunelerinde temel ve bodrum kat seviyelerinin şartname limitlerini kurtarmış olmasına rağmen zemin ve 1. Normal kat seviyelerinin limitlerin altında olduğunu, devam eden süreçte ise, ... Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından müvekkiline hitaben yazılan 05.05.2021 tarih ve ... sayılı “... parsel beton sonuçları” konulu yazı ve 07.06.2021 tarih ve ... sayılı “.... parsel” konulu yazı ile “devam etmekte olan inşaata ait alınan karot sonuçlarının öngörülen limitlerin altında kaldığını, bahse konu inşaatta inşai faaliyetin durması gerektiğini, aksi halde hakkında yasal işlem başlatılacağı” müvekkiline bildirildiğini, Konuyla ilgili Türk Ticaret Kanunu’nun “Ticari satış ve mal değişimi” başlıklı 23. Maddesinde; “Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.” denilmekle Türk Borçlar Kanunu’nun konuyla ilgili düzenlemelerinin tacirler arasında da uygulanacağı kabul edildiğini, Türk Borçlar Kanunu’nun taşınır satışına ilişkin düzenlemeleri arasında yer alan 219. Maddesi ile satıcının ayıptan sorumluluğu düzenlenmiş olup maddeye göre “Satıcının alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." Türk Borçlar Kanunu’nun 112. Maddesine göre, “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” Ayrıca sorumluluğun ve giderim borcunun kapsamını belirleyen 114. Madde ise şu şekildedir; Borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenir. İş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir. Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır.” Somut olayda, davalının taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak müvekkiline ayıplı ürün göndermiş olması sebebiyle müvekkilinin pek çok zarara uğradığını, ayrıntılı olarak açıklamak gerekirse; müvekkilinin davalı tarafından gönderilen ve inşaatta kullanılan betonun kalitesinin tespiti amacıyla yapılan labarotuvar çalışması için 1.062,00 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, müvekkilinin inşaatın durduğu süre boyunca gündüz bekçisi, gece bekçisi ve şantiye şefi gibi çalışanlara maaş ödemeye ve sigorta primlerini yatırmaya devam ettiğini, bu işlerin takibi için mali müşavire ödeme yaptığını, zira inşaat durmuş olsa bile bu kişiler istihdam edilmeye devam etmek zorunda olduğundan maaşları ödendiğini, zaten bu dönem boyunca işçi çıkarma yasağının bulunduğunu, yapılan ödemeler; Maaş ödemeleri: 30.815,17 TL, SGK Prim ödemeleri: 12.667,81 TL, Stopaj ödemeleri: 2.525,00 TL, Mali müşavire yapılan ödemeler: 1.200,00 TL ,3 ay 9 gün duran inşaatta istihdam edilen işçiler için yapılan bu ödemelerin toplamı 47.207,98 TL’ olduğunu, müvekkilinin inşaatın yeniden devamı için gereken tadilat projesi için mühendislik firmasına KDV dahil 15.000,00 TL ödemek zorunda kaldığını, müvekkili tarafından yukarıda da bahsedildiği üzere delil tespiti için başvuru yapılmak zorunda kalınmış olup bu başvuru için toplamda 969,10 TL masraf yapıldığını, tarafımızca Bakırköy Arabuluculuk Bürosu’nun .../.... nolu dosyasıyla ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabulucuğa başvurulmuşsa da 17.09.2021 tarihinde gerçekleşen toplantı sonucunda taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek; davamızın kabulü ile müvekkilinin uğradığı zarar sebebiyle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik 65.239,08 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.05.2019 tarihli .../... E, .../... K sayılı kararında şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmelidir. Çünkü, alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına Kanun izin vermemiştir. Böyle bir durumda, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar yokluğundan davanın reddine, ek bir süre verilmemesine, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeler Kanunu’nun 30. maddesinde Usul Ekonomisi İlkesi düzenlenmiş olup, maddede Hâkim’in yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğunun belirtildiğini, mahkemece talepler davacıya açıklattırılıp daha sonra dosya tefrik edilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken, usul ekonomisine aykırı şekilde davanın usulden reddine karar vermek usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirdiğini, bu sebeple 6100 sayılı Kanun'un 119/1-ğ. maddesinin uygulanarak süre verilmesi mümkün olmadığını; aslında açılmaması gerektiği halde belirsiz alacak davası açılmış olduğundan, bu konudaki eksiklik de süre verilerek tamamlanamayacağından, dava hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, Müvekkili şirket ...'de bulunan şirketinde beton, demir, çimento, tuğla, kum, kireç, çatı malzemeleri, sıva harçları her türlü kaba ve ince malzemesi alım satımı ile uğraştığını, şirket, uzun süredir inşaat ve ... malzemeleri alım satımı işiyle uğraşmakta olup, güvenilir bir şirket olarak çalışmalarına devam ettiğini, müvekkili şirket, davacı yanın ... İnşaat unvanıyla müteahhitlik yaptığı şirket ile ticari faaliyette bulunduğunu, Türk Borçlar Kanunu madde 362. Göre Eğer meydana getirilen eserin teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan kusurları görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Ayıp, sonradan ortaya çıkarsa, yükleniciye derhal bildirmek zorundadır. İş sahibi bu yükümlülüğünü yerine getirmemişse, eseri zımnen kabul etmiş sayılacağını, Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlü olduğunu, tacirler arasındaki satış sözleşmeleri bakımından TTK m. 23/I-b. (c) ile “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” hükmü tayin edildiğini, Gözden geçirme ve bildirimi gerçekleştirmek zorunluluğu, alıcı için bir borç değil; külfet niteliği taşır. Bu bakımdan, söz konusu külfetlerin yerine getirilmemesi halinde satıcının tazminat talep etmesi ya da alıcıyı bunları yerine getirmeye zorlaması mümkün değildir. Külfetlerin yerine getirilmemesi, satılanın kabul edildiği varsayımına kaynaklık eder ve ayıp nedeniyle ortaya çıkan hakların kaybedilmesi sonucu ortaya çıkacağını, Yargıtay HGK, E. .../..-..., K. .../..., T. 4.5.2016, ayıp ortaya çıktıktan sonra derhal ( dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede ), ihbar edilmesini; ayıbın açık mı, yoksa gizli mi olduğunun tayininde ise, ortalama (vasat) bir tüketicinin bilgisinin dikkate alınması gerekmektedir. Derhal ihbardan kastedilenin de makul süre olduğunda duraksama bulunmamalıdır...” Hal böyle olunca, ayıp ihbarının yasanın öngördüğü süre içerisinde yapılmadığı için açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir...” Yargıtay ... HD, E. .../..., K. .../...,T. 19.6.2017, K. yukarıda belirtilen kanun maddelerinden ve dosyaya sunulan delillerden de anlaşılacağı üzere Davacı taraf müvekkiline hiç bir bildirimde bulunmadan, müvekkiline seçimlik bir imkan tanımadan bu davayı açtığını, müvekkiline süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı olmadığından davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; taraflar arasında akdedilen beton satış sözleşmesine aykırı ifa sebebiyle oluşan zararın TBK'nın 112. maddesi kapsamında davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Tarafların Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının davalıdan satın almış olduğu Betonların istenilen özelikte olup olmadığı, betonlarda ayıp olup olmadığı, ayıbın varlığının tespiti halinde davacının ayıp ihbar süresine riayet edip etmediği, ayıbın varlığı halinde davacının bu ayıptan kaynaklı zararlarının bulunup bulunmadığı, ayıp var ise gizli ya da açık ayıp olup olmadığı, ayıba denk gelen miktarın değerinin ne kadar olduğu, ayıptan kaynaklı ayrıca davacının başkaca zararlarının bulunup bulunmadığı, bunların tespiti halinde tespit edilen zararların davalıdan tahsili şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş bilirkişi ... ve İnşaat Malzemeleri konusunda uzman .... 'ın 26/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Dosyasıda ve yerinde yapılan incelemeler neticesinde yapının tamamlanarak kullanıldığı, yapının inşaatının beton dayanımı yetersiz olması nedeni ile 23/03/2021 tarihleri ile 01/07/2021 tarihleri arasında yetkili kurum ve kuruluşlarca durdurulduğu iddiasının yerinde olduğu, davacının bu tarihler arasında inşaat çalışmalarının durdurması yasal zorunluluktan kaynaklandığı , Yapıya ait inşaatın durdurulması ve inşaatın gecikmesinden kaynaklı Davacının maliyet artışına dair talebin yerinde olup olmadığı konusunda takdir yetkisi Sayın Mahkemede olmak üzere heyetimizce sunulan faturalar ve diğer bilgi ve belgeler incelendiğinde inşaatın durdurulması ve geç tamamlanmasından kaynaklanan maliyet artışı 38.118,71-TL olarak hesap edilerek takdir edilmiştir " görüş ve kanaatine varıldığını bildirilmiştir. Mahkememizin ..../.... Esas, ..../.... Karar, 28/11/2022 tarihli kararı İstanbul BAM .... Hukuk Dairesinin ..../... Esas, .../... Karar, 23/11/2023 tarihli ilamı ile; "TBK'nın 227/2.maddesi gereğince alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. TBK'nın 112. maddesinde ise borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde borçlu, kendisine hiç bir kusurun yüklenmeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararlarını gidermekle yükümlüdür. Somut uyuşmazlıkta; davalı tarafından davacıya satılıp teslim edilen betonun C3001 kalitesinde beton olması gerektiği bizzat davalı tarafından düzenlenen faturalarda belirtilmiştir. Ancak davalı tarafından davacıya teslim edilen betonların C3001 kalitesinde olmadığı ... Denetim Firması ve .... Belediye Başkanlığı tarafından yapılan laboratuvar incelemeleri ile ve Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi ile tespit edilmiştir. Bu durumda davalı tarafından davacıya taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan üründen farklı kalitede bir ürün teslim edildiği anlaşılmıştır. "Çeşidiyle belirlenen bir menkulün satımında, sözleşenlerin çeşidini belirlemek için sözleşmede öngördükleri vasıflardan biri teslim edilen şeyde bulunmazsa artık ayıplı teslim değil satılandan başka bir şeyin teslimi (aliud teslimi) söz konusudur. Bu durumda ise uyuşmazlığın çözümünde TBK'nın 112. ve devamı hükümlerinin nazara alınması gerekecektir." (Yargıtay ...HD. 09.06.2015 Tarih, ..../... E., ..../... Karar sayılı ilamı). Bu durumda iş sahibi için muayene ve ihbar külfetinden söz edilmesi mümkün olmadığından, uyuşmazlık halinde ayıp ihbarına ilişkin sürelerin uygulanması söz konusu olmayıp genel zamanaşımı sürelerinin dikkate alınması gereklidir. (Yargıtay .... Hukuk Dairesi 22/03/2021 tarih, ..../.... esas ve ..../... karar sayılı ilamı).... ifa halinde iş sahibi bu teslimi kabul etmiş ise, yüklenici TBK'nın 112. maddesi gereğince sözleşmeye aykırı ifada hiçbir kusuru olmadığını kanıtlamadıkça oluşan zarardan sorumludur. Mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan davanın ayıp ihbar sürelerine uyulmaması sebebiyle reddine karar verilmesi ve Mahkemenin kabulüne göre de TBK'nın 225. maddesinin somut uyuşmazlıkta değerlendirilip tartışılmaması da isabetli olmamıştır. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. " gerekçesi ile kaldırılmış olmakla, yukarıda yazılı esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememiz duruşma ara kararı ile mahkememizce duruşma ara kararı ile taraf vekillerinin beyan ve itirazlarını karşılar mahiyette ek rapor tanzim edilmesi hususunda dosyanın aynı bilirkişi heyetine tevdi edilmesine, mevcut bilirkişi heyetine Mahkememizce resen belirlenecek bir nitelikli hesap uzmanı, bir mimar, bir makine mühendisi ve bir elektrik-elektonik mühendisi bilirkişisinin eklenilmesine karar verilmiş olmakla, bilirkişi heyetinin 21/05/2025 tarihli ek raporunda özetle; Somut ihtilafta davacının satım konusu betonları kullanmaya devam ettiği anlaşıldığı, nitekim heyetimiz teknik üyesince inşaat durdurulduktan sonra da betonların kabul edilebilir değere gelmemiş olsaydı değerleri düşük olan betonların kırdırılıp yenileneceği ya da binanın yıktırılacağının belirtildiği, dolayısıyla davacının ilgili ürünleri kullanmaya (menfaat elde etmeye) devam ettiği, somut ihtilafta aliud ifanın mevcudiyetine dair veyahut betondaki değerinden düşüklüğün ayıp olduğuna ilişkin ilgili kararlar nazara alındığında nihai takdir ve kanaatin mahkemeye ait olmak üzere, ifa varsa davalı şirketin TBKm.112 uyarınca sorumlu olacağı, bunun yanı sıra öğretide bir görüşe göre genel hükümler çerçevesinde (TBK 112 vd.) talep edilecek olan tazminat hakkı bakımından herhangi bir külfet söz konusu olmayıp, satıcı kusursuzluğunu ispat etmedikçe TBK m.112’ye göre sorumlu olması söz konusu olacağı, dolayısıyla davacının her iki ihtimalde genel hükümlere göre tazminat talep edebileceğinin ifade edilebileceği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı bildirilmiştir. Bilirkişi heyetinin 05/12/2025 tarihli ek raporunda özetle; İşbu raporun 1. Maddesinde taraf itirazlarının, tek tek cevaplanmış olduğunu, tüm dosya kapsamının tekrar incelenmiş olduğunu, kök rapor sonrası taraflarca dosyasına kök rapor teknik görüşlerinden dönülmesini gerektiren bulgu ve belge saptanmadığını, teknik olarak tarafların iddialarına dayanak teşkil edebilecek yeni bir bilgi/belge/bulgu sunmaksızın defalarca cevaplanmış konularla ilgili olarak ısrarla aynı ifadelerle itirazlarda bulunmasının takdirinin mahkemede olduğunu, genel olarak; İstanbul BAM, ... HD., E. ..../... K. .../..... T. 23.11.2023 sayılı somut olaya yönelik verdiği karar ve aliud ifanın varlığı ile birlikte değerlendiriliğinde davalı şirketin ihbar yükümlülüğü olmadan TBK M.112 uyarınca sorumlu olacağının ifade edilebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın taraflar arasında akdedilen beton satış sözleşmesine aykırı ifa sebebiyle oluşan zararın TBK'nın 112. maddesi kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğu, davacının yüklenicisi olduğu inşaatta kullanılmak üzere davalıdan C3001 kalitesinde beton satın alınmasına rağmen inşaat yapıldıktan sonra ... Denetim Firması ve Belediye Başkanlığı tarafından yapılan kontrollerde davalı tarafından teslim edilen betonların sipariş edilen ve vaad edilen C3001 kalitesinde olmadığının tespit edilerek inşaatın durdurulduğu ve bu sebeple zarara uğradığını ileri sürerek, söz konusu zararın TBK'nın 112. maddesi kapsamında davalıdan tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında; dava konusu beton satış sözleşmesi akdedildiğine, sözleşme kapsamında davacının ürün bedelini ödediğine ve davalının ürünleri davacıya teslim ettiğine dair ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf satış sözleşmesinde kararlaştırılan nitelikteki ürünlerin davalı tarafından davacıya teslim edilip edilmediği, davalının sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığı, davranması halinde davacının bu sebeple zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış olması halinde miktarı hususlarındadır. TBK'nın 227/2.maddesi gereğince alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. TBK'nın 112. maddesinde ise borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde borçlu, kendisine hiç bir kusurun yüklenmeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararlarını gidermekle yükümlüdür. Somut uyuşmazlıkta; davalı tarafından davacıya satılıp teslim edilen betonun C3001 kalitesinde beton olması gerektiği bizzat davalı tarafından düzenlenen faturalarda belirtilmiştir. Ancak davalı tarafından davacıya teslim edilen betonların C3001 kalitesinde olmadığı ... Denetim Firması ve ... Belediye Başkanlığı tarafından yapılan laboratuvar incelemeleri ile yargılama aşamasında Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ile tespit edilmiştir. Bu hali ile; davalı tarafından davacıya taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan üründen farklı kalitede bir ürün teslim edildiği anlaşılmıştır. "Çeşidiyle belirlenen bir menkulün satımında, sözleşenlerin çeşidini belirlemek için sözleşmede öngördükleri vasıflardan biri teslim edilen şeyde bulunmazsa artık ayıplı teslim değil satılandan başka bir şeyin teslimi (aliud teslimi) söz konusudur. Bu durumda ise uyuşmazlığın çözümünde TBK'nın 112. ve devamı hükümlerinin nazara alınması gerekecektir." (Yargıtay ...HD. 09.06.2015 Tarih, ..../... E., ..../..... Karar sayılı ilamı). Bu durumda iş sahibi için muayene ve ihbar külfetinden söz edilmesi mümkün olmadığından, uyuşmazlık halinde ayıp ihbarına ilişkin sürelerin uygulanması söz konusu olmayıp genel zamanaşımı sürelerinin dikkate alınması gereklidir. (Yargıtay ... Hukuk Dairesi 22/03/2021 tarih, .../... esas ve .../.... karar sayılı ilamı) ... ifa halinde iş sahibi bu teslimi kabul etmiş ise, yüklenici TBK'nın 112. maddesi gereğince sözleşmeye aykırı ifada hiçbir kusuru olmadığını kanıtlamadıkça oluşan zarardan sorumludur. Davacının talep edebileceği zarar kalemleri ve miktarı yönünden Mahkememizce yargılama aşamasında bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, alınan bilirkişi kök ve ek raporları dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Davacının inşaatın devam etmesine yönelik tadilat projesi hazırlanması için mühendislik firmasına KDV dahil 15.000,00-TL ödemek zorunda kaldığını ileri sürmüş ise de; dava konusu yapıya güçlendirme projesi yapıldığına ve proje doğrultusunda yapıda beton dayanım değeri düşük çıkan kısımlarla ilgili güçlendirme ameliyesi yapıldığına dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, mantolama ameliyesinin, yapının askıya alınması akabinde tüm demirler açığa çıkacak şekilde pas payının tamamen sıyrılması sonrasında grout betonu ile tüm betonun mantolanması veya fiber carbon kaplama metodu ile tüm taşıyıcı sistemim sarılması işlemlerini içerdiği, her iki seçenekte de inşaatta en az 2-3 aylık süren bir çalışma gerekeceği, yapıda güçlendirme işlemi yapılmış olsaydı bu maliyet bedelinin proje bedelinin en az 10 katı tutarında olacağı, diğer yandan davacının sunduğu 17/09/2021 tarihli 15.000,00 TL bedelli faturanın, güçlendirme projesi bedeli olmadığı dikkate alınarak bu bedel isteminin reddine karar verilmiştir. Davacının beton kalitesinin tespiti için laboratuvar çalışmasına yönelik yapılan 1.062,00-TL harcamanın tahsili talebi yönünden; davalı tarafından davacıya teslim edilen betonların C3001 kalitesinde olmadığı ... Denetim Firması ve ... Belediye Başkanlığı tarafından yapılan laboratuvar incelemeleri ile yargılama aşamasında Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ile tespit edilmiş olmakla; davacının beton kalitesinin tespiti hususunda laboratuvar çalışması için ödemiş olduğu davalıdan talep edebileceği değerlendirilmiştir. Davacının Bakırköy ...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ..../.... D.iş sayılı delil tespit dosyasına yapmış olduğu toplam 969,10-TL tespit gideri talebi yönünden; davacının delil tespiti ücreti yönünden niteliği itibariyle delil tespiti masrafı olduğundan bu iş için yapılan masrafın dava konusu bedel içinde değil, yargılama giderleri kapsamında olduğu (22.03.1976 tarih ve ..../.. Esas - 1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı) nitekim yerleşik Yargıtay içtihatlarında da delil tespiti masrafının yargılama giderleri arasında sayılacağı belirtildiği, davacı tarafça yargılama gideri kapsamında değil de asıl alacak içinde istenmiş olmasının niteliğini değiştirmeyeceği dikkate alınarak davacının delil tespiti masraf ücreti talebi Mahkememizce yargılama gideri olarak kabul edilmiş, delil tespiti masrafı 969,10-TL yönünden yargılama giderlerinden sayılması ve bu sebeple yargılama giderleri arasında değerlendirilmesi yapılacağından bu yöndeki talep ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. (İstanbul BAM ....HD ..../.... Esas, .../...Karar sayılı ilamı) Davacının inşaatın durduğu süre boyunca mali müşavire yapılan 1.200,00-TL ödemenin tahsili talebi yönünden; inşaat firmalarının mali müşavirlerle inşaat bazında çalışma yapmayıp, tüm işleri ve büro giderleri için aylık gider ve faturalarının kayıtlarının tutulması şeklinde çalıştığı, bu nedenle davacının mali müşavir ücreti ödeme ücretinin, dava konusu inşaatın durması nedeniyle davacının zararı niteliğinde bir alacak kalemi olmadığı kanaatine varılarak bu bedel isteminin reddine karar verilmiştir. Davacının inşaatın durduğu sürede yapmış olduğu maaş, sgk prim ve stopaj ödemelerine yönelik talebi ile inşaatın durması nedeniyle maliyet artışlarından kaynaklı zarar talebi yönünden; ... ili ... ilçesi, .... pafta, ... Parsel sayılı yerde ... sahibi ...’e ait ..... nolu inşaatın; 19/02/2021 tarihinde dökülen Temel, 26/02/2021 tarihinde dökülen Bodrum Kat kolon perde, 12/03/2021 tarihinde dökülen Zemin Kat kolon perde tabliye, 19/03/2021 tarihinde dökülen 1Normal Kat kolon perde tabliye betonlarında 28 günlük beton sonuçlarının öngörülen limitlerin altında kaldığı, 23/03/2021 tarih ve 2021-40008 Ref. Nolu yazı ile bildirim yapıldığı ve şantiyenin durdurulduğu, dava konusu inşaat beton malzemesinin yeterli dayanımda çıkmamasından dolayı 23/03/2021 tarihinde durdurularak 29/06/2021 tarihinde alınan tadilat amaçlı ... ruhsatına göre devam ettiği, Bakırköy ...Sulh Hukuk Mahkemesi ..../.... Esas D. İş. Dosyası 12/08/2021 tarihli bilirkişi raporu inceleme tarihi olan 01/07/2021 tarihi itibari ile durumunun tespit edildiği, 01/07/2021 tarihinden sonra yapılan imalatların 3 ay gecikme ile yapıldığı, davacının gecikmeden kaynaklı maliyet artış tespiti şantiye defteri ve taşeron hakedişleri sunmadığı, bu nedenle gecikme süresi ve işe yeniden başlama tarihi dikkate alınarak aylık fatura bedelleri TÜİK inşaat maliyetleri katsayıları ile hesaplama yapıldığı, işçilik gideri olarak sunulan 1. ve 2. Dönemler incelendiğinde inşaatın durdurulduğu 2.döneme ait 6 aylık işçilik giderinin 49.949,44 TL olduğu aylık maliyetinin; 49.949,44/6=8324,90 TL olarak hesaplandığı, buna göre inşaatın durdurulduğu 3 aylık süre içerisinde davacı tarafından yapılan yönetim ve güvenlik (gece-gündüz bekçisi) vb. harcamaları; 8324,90*3=24.974,71TL olarak hesaplandığı, inşaatın beton değerlerinin yeterli dayanıma sahip olmamasından dolayı inşaatın yetkili kurum ve kuruluşlar (... denetim firması ve ilçe belediyesi) tarafından 23/03/2021 tarihinde durdurularak 01/07/2021 tarihinde yeniden çalışmalarına başlatılması süresince dosya kapsamına sunulan belge ve kayıtlara göre davacının fazladan yaptığı harcamların toplamı; 13.144,00+24974,71=38.118,71-TL olarak hesap edildiği, bilirkişi raporundaki hesaplamanın denetime açık ve hüküm vermeye elverişli olduğu kabul edilerek bu miktar üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının davasının kısmen kabulü ile, 39.180,71-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, delil tespiti masrafı 969,10-TL yönünden yargılama giderlerinden sayılması ve bu sebeple yargılama giderleri arasında değerlendirilmesi yapılacağından bu yöndeki talep ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, 39.180,71-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Delil tespiti masrafı 969,10-TL yönünden yargılama giderlerinden sayılması ve bu sebeple yargılama giderleri arasında değerlendirilmesi yapılacağından bu yöndeki talep ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 2.676,43-TL maktu ilam ve karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 1.114,13-TL harcın ve 634,00-TL tamamlama harcının mahsubuna, bakiye 928,30-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Mahkememizce düzenlenen 14/02/2024 tarih, ..../.... harç nolu harç tahsil müzekkeresinin iptali ile; -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın ret - kabul oranına göre hesaplanan 510,10-TL'sinin davalıdan tahsili ile, bakiye kalan 809,90-TL'sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davacı tarafça sarf edilen 1.114,13-TL peşin harç ve 634,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.748,13-TL harcın davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta belirtilen posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oluşan toplam 21.009,10-TL yargılama gideri ve 969,10-TL delil tespiti masrafı olmak üzere TOPLAM 21.978,20-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 8.493,27-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince hesaplanıp takdir olunan 39.180,71-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T 13/3.maddesi gereğince hesaplanıp takdir olunan 39.180,71-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra re'sen taraflara iadesine, 10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ( e duruşma yolu ile) yüzüne karşı, davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/04/2026 Katip ... ¸e-imza

Hakim ... ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/2, K. 2026/391, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-2-e-2026-391-k-19646a18d02e