İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/41 E. 2026/104 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/41
- Karar No
- 2026/104
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/41 Esas - 2026/104 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : 2024/41 KARAR NO : 2026/104
... DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/12/2016 KARAR TARİHİ : 10/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ TALEBİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin ... numaradaki taşınmazı ofis olarak kullanmak üzere satın aldığını, mevcut taşınmazın iç dekorasyon ve mobilya işlerinin yapılması amacıyla da davacının davalı arasında Mayıs 2016 tarihinde iç dekorasyon ve mobilya yapımı konulu eser sözleşmesinin sözlü olarak yapıldığını, sözleşme bedelinin ise yaklaşık olarak belirlendiğini, daha sonrasında davalı şirket tarafından gönderilmiş olan renderler (3D sanal çizimler) aracığıyla ürünlerin ve dizaynın belirlenerek liste halinde en son fiyat olarak belirlenerek iş bitiminde bedelin ödenmesi şeklinde tarafların anlaştığını, projeyi beğenen müvekkilinin davalı şirketin banka hesabına 13.05.2016 tarihinde 15.000,00 TL avans gönderdiğini, müvekkil şirket tarafından gönderilmiş olan avans üzerine davalı şirket yetkililerinin de en geç mayıs sonuna kadar işin tamamlanarak montajı bitmiş bir şekilde teslimini yapacaklarını söylediğini, bu süreç devam ederken mayıs ayının sonunda davalı taraf müvekkil şirkete bilgi vererek vaad ettikleri sürede işin teslimini yapamayacaklarını bildirdiğini ve biraz daha süre istediklerini, aynı zamanda da müvekkilin vermiş olduğu avansa ek olarak bir miktar ödeme talep ettiklerini , bunun üzerine müvekkil şirket tarafından ileri tarihli bir çek düzenlendiğini,...10.09.2016 tarihli,16701 nolu 50.000,00 TL değerindeki mevcut çekin davalı tarafa teslim edildiğini, davacı şirket yetkililerinin iş yerinde yapılan işleri denetlemek üzere iş yerine gittiğinde işin büyük kısmının yapılmamış olduğunu ve yapılan işlerinde ayıplı ve eksik olduğunu gördüğünü, tespit edilen ayıpları davalıya bildirdiğini ve ayıpların giderilmesini istediğini, ayıpların giderilmediğini , işin tamamlanmadığını , bunun üzerine ... dosyası ile tespit yaptırıldığını, 06.08.2016 tarihinde davalı tarafından 101.763,20 TL değerinde ve 5.605,00 TL değerinde faturaları müvekkile gönderdiğini ve süresinde faturalara taraflarınca itiraz edildiğini, davalı şirket tarafından ihtarname gönderilerek hiç deme yapılmamışçasına müvekkil şirketten para istendiği, tespit bilirkişi raporunun taraflara tebliği üzerine 10.09.2016 tarihinde davalı tarafa noter aracılığıyla ihtarname çekildiğini ve ödenen avans bedeli ve çek bedelinin faizi ile birlikte iadesinin istendiğini ve yarım kalan dekorasyon malzemelerinin komple sökülerek taşınmazın ilk alındığı halde bırakılması talep edildiğini , ihtarnamemize rağmen davalı taraf herhangi bir girişimde bulunmadığını , 50.000,00 TL'lik çeki bozdurarak parasını aldığını , çekilen ihtarnameye cevap verilmediğini , herhangi bir ödeme yapılmadığın bunun üzerine müvekkili şirketin mevcut taşınmaz üzerindeki mobilyaları sökerek davalı tarafın işyerinde bıraktığını , bildirerek fazlaya dair tüm talep ve dava haklan saklı almak kaydı ile müvekkil şirketin TBK 475 uyannca sözleşmeden dönmesinin haklılığının tespit ve kabulü ile davalı tarafına vermiş olduğu 15.000,00 TL avans bedeli ile 50.000.00 TL bozdurulan çek bedeli olmak üzere ödenen toplam 65.000,00 TL nin fazlaya ilişkin haklan kalmak kaydıyla şimdilik 20.000.00TL lik kısmı ile e müvekkilin tekrar ayni işi yaptırmak amacıyla ödeyeceği fazladan bedelin ve mobilyalanın iadesi amacıyla harcamış olduğu nakliyat ücreti ile müvekkilin taşınamaması nedeniyle uğradığı zarar olmak üzere şimdilik 3.000,00TL'nin ve toplamda 23.000,00TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar vermesi talep ve dava etmiştir. DAVALININ CEVABI: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davacı şirketin bildirilen adresinde bulunan taşınmazdaki ahşap işlerinin bir kısmının tamamen yeni üretim yapılmak suretiyle bir kısmının ise eski olan ve davacı şirkete ait olan mobilyaların tamiratı yapılarak yenilenmesi konusunda anlaşıldığı, yapılacak olan işler ve ödeme planı müvekkil şirket tarafından yazılı olarak ve davacı tarafa e-mail yolu ile gönderildiği, söz konusu sözleşmede işin başlangıç tarihi açıkça belirtilmiş olup, işin teslim tarihinin ise belirtilmemiş olduğunu, müvekkil şirket tarafından üzerinde anlaştıkları sözleşme dahilinde yapılması gereken işleri istenilen kalitede ve istenilen doğrultuda eksiksiz olarak yerine getirdiğini , işlerin müvekkil şirketçe tam ve eksiksiz olarak yerine getirmesi sebebiyle taraflarına keşide edilen 17.08.2016 tarihli İhtarname ekinde yapılan işlere ilişkin tanzim edilen faturalar davacı şirkete gönderildiğini ancak davacı şirketin tamamen kötü niyetli olarak faturaları iade ettiğini , davacı tarafça dosyaya sunulan ve Ek-6 olarak nitelendirilen “Çizgi Ofise verilenler, Yapılacak Olanlar” başlıklı altındaki imza müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığı gibi müvekkil şirket çalışanlara da ait olmadığı, Diğer yandan davacı tarafça dosyaya sunulan ... sayılı dosyadan yapılan tespit sonucu hazırlanan bilirkişi raporuna taraflarınca süresi içerisinde itiraz edildiği ve rapor içeriği kabul edilmediği, müvekkili şirketin davacı şirketin talepleri doğrultusunda üzerine düşen edimleri eksiksiz yerine getirdiğini, davacı şirt tarafından ayni anda bir çok tadilet ii yaptırıldığından ... hizalamalar için ve kapaklann rahat çalışması açısından tavan kısımlannda pervaz mantığında üretim uygulandığı ve dolap kenarlannda bazı bölümlerde anahtarlık takılamayacağı müvekkili şirket tarafından yapılan işlere diğer işleri yapanlar tarafından zarar verildiğini, davacı tarafça kötü niyetli olarak yapılan ahşap imalatın da tamamen sökmüş ve müvekkil şirkete ait işyerinin önüne atıldığını, davacı taraf, hukuk kurallarını tamamen hiçe sayarak hukuki yollara başvurmadan, müvekkilce yapılan imalatı zarar vererek söktüğü, müvekkilin ticari itibarını tamamen hiçe sayarak ve zarar verme kastıyla hareket ederek müvekkil şirketin işyerinin önüne herkesçe görülecek bir şekilde ve de özellikle müvekkilce yapılan ahşap imalata zarar vermek için yağmurlu bir günde atıp gittiğini , davacı taraf, taraflarınca kabul edilmemekle birlikte süre içerisinde eğer bir ayıp iddiası varsa bunu ileri sürmesi gerektiği, davacı şirketçe bu hususta yerine getirilmediği, diğer yandan davacı tarafça sökülüp atılan ahşap imalat dışında kalan ve faturada belirtilen malzemelerinde müvekkil iade edilmediğin, davacı tarafça açılan haksız ve kötü niyetli davanın reddi gerektiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRME: Dava , taraflar arasındaki sözlü olarak yapılan eser sözleşmesinin gereği gibi yerine getirilmediği iddiası ile açılan alacak ve tazminat davası niteliğindedir. Mahkememizin ... numaradaki taşınmazın ahşap işlerinin yapılması konusunda sözlü olarak anlaşıldığı konusunda ihtilaf bulunmamakta olup ihtilaf dosyada mevcut teklif mektupları doğrultusunda sözlü olarak yapılan anlaşmanın gereğinin yerine getirilip getirilmediği, yapılan işin ayıplı olup olmadığı , ayıplı ise bu nedenle davacının zarara uğrayıp uğramadığı , uğramış ise zarar miktarının ne kadar olduğu ve davalı şirkete yapın ödemenin iade edilip edilmeyeceği , iade gerekiyorsa iade bedelinin ne kadar olduğu hususlarında toplanmaktadır. Dava dosyasında mevcut davalı şirketin antetini taşıyan ancak tarih ve imza bulunmayan 3 adet teklif mektubu mevcut olup 1. Teklifte yapılacak işler kalem kalem sayıldıktan sonra teklif bedelinin KDV dahil 142.485,00TL olarak belirlendiği, 2. Teklife 1. Teklifke yazılı olan bir kaç kalem işin tekliften çıkarıldığı ve teklif bedelinin KDV dahil 115.404,00 olarak belirlendiği ve 3 . Teklifte 2. Teklife bir kaç kalem iş eklenerek teklif bedelinin KDV dahil 116.820,00TL ye çıkarıldığı ve 15.000,00TL peşinat alınacağının yazılı olduğu , yine tarih ve imza bulunmayan davalı şirketin başlığını taşıyan sözleşme adı altında düzenlenen belgede yapılacak 16 adet iş niteliği yazıldıktan sonra KDV dahil bedel 63.425,00TL olarak yazıldığı ayrıca belgenin altında yapılan ve iade alınmayacak işlerin yukarıda rakamının belirtildiği, diğer sabit yapılan ve kusuru bulunan iyiniyet çerçevesinde iadesinin kabul edildiği, kapora olarak 15.000,00TL nakit ve 50.000,00TL çek alındığı, mutabakat sonrasında 1.575,00Tl nin iade edileceği, giriş kapısı tadilat işi için 3.500,00TL konuşulduğu listeye 2.500,00olarak geçirildiğinin yazılı olduğu görülmüştür. Davalı şirket tarafından davacı şirkete ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile çekilen ihtarda özetle 06.08.2016 tarihli 101.763,20TL bedelli ve 06.08.2016 tarihli 5.605,00TL bedelli faturaların gönderildiği ve toplam fatura bedeli olan 107.368,20TL nin tebliğden itibaren 7 gün içinde ödenmesinin talep edildiği , ihtarın 19.08.2016 tarihinde davacı şirket yetkilisine tebliğ edildiği , Davacı şirket tarafından davalı şirkete 25.08.2016 tarihinde ... aracılığıyla ihtar çekilerek taraflar arasındaki sözleşmenin işlerin eksik ve ayıplı yapılması ve zamanında teslim edilmemesi nedeni ile fes edildiğini bildirildiği ayrıca ödenen 15.000,00TL ile 50.000,00TL bedelli çekin aslının yada çek bedelinin iadesinin ve müvekkilinin iş yerine taşınamamasından doğan zarar ile işlerin başkasına yaptırılmasından doğacak menfi zarar için şimdilik 5.000,00TL verilmesinin talep edildiği, ihtarnamenin 11.10.2016 tarihinde davalı şirket yetkilisi Murat kılıç 'a tebliğ edildiği görülmüştür. ...İş dosyasındaki bilirkişi raporu getirtilmiştir. ...cevabi yazısından 16.09.2017 tarihinde çekin tahsil edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından ... firması arasındaki 12.10.2016 tarihinde imzalanan sözleşme dosyaya ibraz edilmiş sözleşme bedelinin 250.000,00TL olduğu ancak sözleşme konusu işin kalem kalem neler olduğunun yazılı olmadığı , sadece sözleşmenin konusunun .... adresindeki iş yerinin istenen şekilde, mobilya, dolap, kapı, sekreter bankoları, tadilat, kolon giydirme, çalışma masaları ve istenen tamirat işlemlerinin yapılması olduğunun yazılı olduğu görülmüştür. Davalı vekili tarafından verilen 27.03.2018 tarihli dilekçenin ekinde davacı tarafa yapılacak işlerle ilgili liste sunulmuştur. Mahkememizce atana bilirkişilerin hazırladığı ön rapordan sonra mahallinde keşi yapılmış ve keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; davacı ve davalının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu , Davacı ticari defter kayıtlarında taraflar arasındaki anlaşmaya dayalı olarak davalıya 65.000,00 Sipariş Avansı gönderdiğinin kayıtlı olduğu, faturaların kayıtlı olmadığı, davalının ticari defter kayıtlarından davacıya dava konusu yer ile ilgili 2 Adet toplam 107.368,20 TL miktarlı fatura düzenlediği ticari defter kayıtlanna işlendiği ayrıca davacının 65.0000,00 TL havalesini ticari defter kayıtlarına işlediği, Davacı tarafça delil olarak dayanılan ve davalı tarafça da dosyaya ibraz edilen belgelerin üzerinde taraflardan hiçbirinin imzası, kaşesi ve düzenlenme tarihi bulunmadığı “TEKLİF” ve “SÖZLEŞME" ibareleri olan evrakların sunulduğu, davalı yanca davacı yana gönderilen ve davacı yanca iade edilen 06.08.2016 tarih ve 165743 sayılı faturada yer alan imalatların birim bedelleri ile “SÖZLEŞME” ibareleri olan dökümdeki birim bedellerin aynı olduğunun anlaşıldığı, davacının ofisinde mevcutta bulunan imalatların bedeli hesaplanırken bu husus göz önünde bulundurulduğu, davacı yanın 13.05.2016 tarihinde 15.000,00TL tutarında avans ve 10.09.2016 tarih ve 16701 nolu 50.000,00TL tutarında çek olmak üzere davalı tarafa toplam 65.000,00TL ödeme yaptığı , davalı tarafından düzenlenen 101.763,20TL ve 5.605,00TL tutarlarındaki iki adet faturanın kabul edilmeyerek davalıya iade edildiğinin mali kayıtlar incelendiğinde doğru olduğunun anlaşıldiği, . Davacı tarafça delil olarak; davalı tarafından davacı yana sunulan, üzerinde taraflardan hiçbirinin imzası, kaşesi ve düzenlenme tarihi bulunmayan, “TEKLİF” ve “SÖZLEŞME" ibareleri olan evraklar sunulmuştur. Davalı yanca davacı yana gönderilen ve davacı yanca iade edilen 06.08.2016 tarih ve 165743 sayılı faturada yer alan imalatların birim bedelleri ile “SÖZLEŞME” ibareleri olan dökümdeki birim bedellerin aynı olduğu anlaşılmıştır. Davacının ofisinde mevcutta bulunan imalatların bedeli hesaplanırken bu husus göz önünde bulundurulmuştur. Tarafların delil olarak sundukları belgeler incelendiğinde her iki yanca imzalanıp kaşelenen sözleşme bulunmadığı, davalı yanca delil olarak sunulan sözleşme ve ekine göre mobilya teslimatının ve diğer imalatların yapımına 21.05.2016 tarihinde başlanılması gerektiği, 06.08.2016 tarihinde kesilen faturaların tarihi ve davacı yanca da iş tamamlanmadığı gerekçesi ile noter aracılıyla faturaların iade edildiği dikkate alındığında, montaja başlama tarihi üzerinden yaklaşık 2,5 ay geçtiği halde imalatların hala tamamlanmadığı, bu durumda da davacı yana işi fesih etme hakkı doğduğunun anlaşıldığı, davacı ile ... adresindeki iş yerinin istenen şekilde, mobilya, dolap, kapı, sekreter bankoları, tadilat, kolon giydirme, çalışma masaları ve istenen tamirat işlemlerinin yapılması olduğunun yazılı olduğu, sözleşmede, işin süresi, ödeme koşulları, yapılacak tamiratların ve yeni imalatlann neler olduğu, yapılacağı belirtilen imalat kalemlerine ait birim imalat bedel bilgisini içermediği, işin tamamı için tek bir fiyat tespit edildiği görülmektedir. Ayrıca davacının mali kayıtlan incelendiğinde, anılan iş için...Sistemleri firması tarafından davacı yana kesilmiş fatura bulunmadığının görüldüğü, Davalı tarafından yapılan ve davacı yanca kabul edilen imalatın bedelinin 12.394,80 TL (KDV hariç) olduğu belirlendiği, Davacı tarafından sökülerek yağmurlu bir günde dükkânın önüne bırakılan malzemenin davalı yanca yeniden kullanılabilme ve değerlendirme imkânı ortadan kalktığı için davalının uğradığı zararın 18.853,56 TL (KDV hariç) olduğu dikkate alındığında, davalının davacıdan toplam alacağının (12.394,80 + 18.853,56 =) 31.248,36 TL (KDV hariç) olduğu tespit edildiği , ödenen 65.000,00Tl bedelleden bu bedel düşüldüğünde davacının 33.751,64TL ( KRDV hariç ) alacaklı olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi tarafından davalı tarafından yapılan ve davacının kabulünde olan ve halen kullanılan iş bedelinin 12.394,80TL olduğu hesaplanmış ancak yapılan iş bedeline KDV eklenmesi gerekirken eklenmediği anlaşılmış olup 12.293,80 /100X18=2.231,06TL KDV ile yapılan iş bedeli toplandığında KDV dahil yapılan iş bedelinin ( 12.394,80 + 2.231,06 = 14.625,86TL ) 14.625,86TL olduğu ve bu durumda davacının davalıdan 31.520,58 TL alacağının bulunduğu, davacı tarafından davalının yapmadığı veya ayıplı yaptığı işlerin başka firmaya yaptırıldığına dair sözleşme ibraz edildiği ancak fatura ibraz edilmediği bu nedenle bu konuda zararın varlığının ispat edilemediği kanaatine varıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Anılan karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine .... Karar sayılı 19/12/2023 tarihli kararı ile özetle; ''Sözleşme sözlü olarak kurulmuş olduğundan işin tamamlanıp teslim edilmesi gereken tarih belirlenmemiş durumdadır. Davacı iş sahibi bu konuda davalı yüklenicinin işi Mayıs ayı sonuna kadar tamamlayacağını söylediğini iddia etmiş ise de davalı yüklenici bu durumu kabul etmemekte ve işin belirlenmesi için kesin bir sürenin kararlaştırılmadığını savunmaktadır. Bu sebeple somut olayda davaya konu işin bitirilmesi için belirlenen kesin bir vadeden bahsetme olanağı bulunmamaktadır. Yanlar arasındaki ilişki eser sözleşmesi olduğundan yüklenicinin borcu eseri sözleşme ve eklerine göre tamamlayıp iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin borcu ise bedelini ödemektir. Bu haliyle de taraflar arasındaki sözleşme karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerdendir. 6098 sayılı TBK'nın 117/1. maddesinde "muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşeceği belirtildikten sonra ikinci fıkrasında borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan birisi usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemiş ise bu günün geçmesi ile borçlu temerrüde düşmüş olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Aynı kanunun 123. Maddesinde de karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan birisi temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hakimden isteyebilir, hükmü konulmuştur. 124. Madde de ise süre verilmesini gerektirmeyen durumlar, 125. Madde de temerrüt halinde alacaklıya tanınan seçimlik haklar gösterilmiştir. Somut olayda, sözleşmede kesin vade olmadığı gibi davacı iş sahibine vadeyi belirleme konusunda yetki verilmiş olduğu da kanıtlanamadığından davacı tarafça TBK'nın 117/1 ve 123. Maddeleri uyarınca ve bu maddedeki düzenlemelere uygun biçimde davalıya ifa için süre verilmemiştir. TBK'nın 124. Maddesindeki süre verilmesini gerektirmeyen hallerde mevcut değildir. Bu durumda temerrüt olgusunun gerçekleşmediği ve ifa için süre verilmediğinden fesihte davalının haksız olduğu kabul edilemeyeceğinden bu halde davacı TBK'nın 125/son maddesinin ikinci cümlesinde ifade edilen menfi zararını (sözleşmeye konu yarım kalan imalatların üçüncü şahıslara yaptırılması sonucu fiyat farkını) da isteyemeyeceğinden davacının menfi zarar talebinin bu nedenle reddi gerektiği gibi davacı sözleşmeyi feshetmiş olduğundan müspet zarar kapsamında kaldığı anlaşılan tadilat işlemlerinin zamanında bitirilmemesi sebebiyle büroya geç taşınmasından kaynaklı olarak alacak talebinde de bulunamayacaktır. Yine eser sözleşmelerinde sona erme üzerine, her iki tarafın da talep edebileceği tasfiyenin dayanağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125/III. maddesidir. Bu maddeye göre sözleşmeden dönme halinde taraflar karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Sözleşmenin fesih ya da dönme suretiyle sona ermesi halinde geriye etkili sonuç doğuracağı yani, sözleşme hiç yapılmamış gibi başa dönüleceğinden, taraflar sözleşme ile üstlendikleri borçlarını ifa etme yükümlülüğünden kurtulacakları gibi, daha önce ifa ettikleri edimleri, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebileceklerdir. Davacı iş sahibi, yukarıda anlatıldığı şekli ile sözleşmeden dönmede kusurlu olup, sözleşmenin sona ermesi sebebiyle uğradığı zararının tazmini talep edemez ise de, fazla ödemesi varsa, sözleşmeden dönmede haksız olsa dahi, fazla ödenen iş bedelinin iadesini yükleniciden isteyebilir. Bu durumda, mahkemece konusunda uzman teknik bilirkişiden sözleşmeden dönme anına kadar davalı yüklenicinin gerçekleştirdiği ve davacıya teslim ettiği imalatlarla ilgili hakettiği iş bedeli konusunda taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmaması ve iş bedeli konusunda anlaşmanın sağlanamamış olması sebebiyle davalının imal ederek davacıya teslim ettiği ve kabul edilebilecek nitelikteki imalatların yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçleri ile bedellerinin belirlenmesi, yine piyasa fiyatlarının içinde KDV ile yüklenici karı bulunduğundan belirlenen fiyatlara KDV ve yüklenici karının ilave edilmemesi gerektiğinin göz önüne alınması, davalı yana iade edildiği anlaşılan malzemelerden kullanılamaz hale gelenlerin tespiti yapılarak bu malzemelerin de mali piyasa rayiçleriyle bedellerinin tespiti yapılarak davalı yüklenicinin zararı olarak davalının talep edebileceği iş bedeli alacağına eklenmesi yine davacı iş sahibi tarafından davalıya yapıldığı kanıtlanan ödeme tutarlarının da belirlenen bu iş bedeli alacağından mahsubu ile davacı iş sahibinin fazla ödeme nedeniyle talep edebileceği bir alacağının olup olmadığı konusunda, tarafların önceki rapora yaptıkları itirazların da karşılanması suretiyle gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, davanın sonuçlandırılması gerekirken yukarıda belirtilen gerekçelerle yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek ve taraf itirazlarının bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazlar karşılanmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması sebebiyle taraf vekillerinin istinaf başvuruları dairemizce haklı görülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esastan sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce kaldırma kararı üzerine dosya yeni bir esasa kaydedilmiş ve istinaf mahkemesi kararında belirtilen tespit ve esaslar dahilinde yeni bir bilirkişi raporu alınmıştır. 02/10/2024 tarihli bilirkişi raporu alınmış ise de anlan raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığı görülmekle aynı bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Ancak mevcut bilirkişi raporları ve ek raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığı kanaatine varılmakla taraf vekillerinin itirazlarının da değerlendirilmesi bakımından yeni bir bilirkişi raporu alınması yoluna gidilmiştir. Mimar bilirkişi tarafından düzenlenmiş 17/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; sözleşme bedelinin sunulan birim fiyatlı teklife göre 102.520,00TL+KDV olduğu, davacının davalıya 65.000,00TL ödeme yaptığı, davalı tarafından düzenlenen irsaliyeli faturaların içeriğine göre toplam tutarının 90.990+KDV olduğu, Ankara 1.SHM nin 2016/130 D.İş sayılı dosyasında bilirkişi tarafından belirlenen eksik ve kusurların piyasa rayiçlerine göre toplam değerinin 6.830,00TL+KDV olduğu, 02/07/2021 tarihinde yapılan keşifte yapılmadığı taraflarca kabul edilen imalat bedelleri arasındaki farkın 11.168TL olduğu tespit edilerek bu hesaplamalar ışığında davacı tarafından davalıya ödenmesi gereken kalan imalat bedelinin 21.130,56TL olduğu mütala edilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu hüküm kurmaya ve denetime elverişli kabul edilerek benimsenmiş olup anılan rapora taraflarca süresi içerisinde itiraz edilmemiştir. Mahkememizce toplanan deliller ve benimsenen 17/11/2025 tarihli bilirkişi raporu ile davacının davaya konu sözleşme uyarınca davalıdan alacaklı olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan nedenle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin ve ıslah ile yatırılmış toplam 948,79-TL' den mahsubu ile bakiye 216,79TL'nin kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-AAÜT uyarınca belirlenen 31.520,58TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, 5-HMK 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Mahkememize ... Dairesine gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/02/2026
....