İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/378 E. 2025/22 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/378
Karar No
2025/22
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/378 Esas - 2025/22 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/378 KARAR NO : 2025/22

.... DAVA : Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Erişimin Engellenmesi Maddi Tazminat, İlan DAVA TARİHİ : 12/08/2021 KARAR TARİHİ : 22/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Erişimin Engellenmesi Maddi Tazminat, İlan istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davacı vekili, davalı ....'un, müvekkili şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi iken Mart 2017'de yönetim kurulu üyeliğinden ve şirketten ayrıldığını, bilahare 19/01/2018 tarihinde müvekkili şirketin işçisi ... ile anlaşarak, anılan işçi adına davalı şirketi kurduğunu, daha sonra tüm hisselerini kendi annesi ...'a devrettiğini, davalı şirketin müvekkili şirketle aynı alanda faaliyette bulunduğunu, müvekkili şirkete ait ...." alan adlı web sayfası içeriklerini kopyaladıklarını, ....", .... alan adlı internet sitelerinde müvekkiline ait bilgileri kendilerine ait imiş gibi yayınladıklarını, bu web sayfalarında müvekkilinin web sayfası içeriklerini de kopyalandığını ve müvekkilinin "qvista" ve "...." markalarının da kopyalanıp teşhir edildiğini ve bu surette ticari faaliyette bulunulduğunu, ayrıca müvekkili şirketin müşterilerine, müvekkilinin vergi konusunda sıkıntıları olduğundan ticari ilişkilerini kendileri üzerinden yürüttüğünü ve ürünlerin müvekkili şirketçe üretileceğini söylediğini, davalı .... müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanının oğlu olduğundan şirket müşterilerinin bu kişinin beyanlarına güven duyduklarını, davalının bu şekilde yurtiçi ve yurtdışında müvekkili şirket pazarında müşteriler ile ilişki kurarak haksız rekabet gerçekleştirdiğini, müvekkili şirket işçilerini mesai gün ve saati dışında yanında çalıştırarak ve müvekkili şirkette yapılan işin aynısını yaptırarak, müvekkili şirketin ticari sırlarını ele geçirmeye çalıştığını, ayrıca .... sayılı dosyasında açılan davanın konusunun, marka hakkına yapılan tecavüze ilişkin olduğunu, bu davanın konusu ile ilgisi olmadığını ileri sürerek, davalıların haksız rekabette bulunduklarının tespitine, haksız rekabetin men'ine,.... alan adlı web sayfalarına erişimin engellenmesine, haksız rekabetin yurt çapında yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazetede masrafları davalılara ait olmak üzere ilanına, (belirsiz alacak davası olarak) 20.000,00-TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılar vekili, TTK'nın 60. maddesi kapsamında işbu davanın, söz konusu durumun öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her halükarda 3 yıl içinde açılması gerektiği halde süre geçtikten sonra açıldığını, yine belirtilen markanın haksız kullanımı nedeniyle .... Esas sayılı dosyasında açılan ve derdest olan dava bulunduğundan bu davanın derdestlikten, ayrıca müvekkili ...'un arabuluculuk son tutanağında imzası bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak, müvekkillinin 2014 yılından bu yana yurtdışında davacı şirketle aynı alanda faaliyet yürüten... söz konusu iddia edilen haksız rekabet teşkil ettiği belirtilen eylemlerin tümünün adı geçenin onayı ile oğlu.... tarafından yapıldığını, davacı şirket sahibi .... 'un ailevi nedenlerle ikiz oğulları ... ve dava dışı ...'un şirketten ayrılmasını istediğini, davacı şirketin tek sahibi ve yetkilisi baba ....'un dava konusu edilen eylemlerin tümünü ilk andan itibaren bildiğini ve onayladığını, yine müvekkilinin yurtdışında kurduğu şirketin, davacı şirkete yurtdışında işler bularak ve ona yönlendirerek yardım ettiğini, şirketlerin birlikte çalıştıklarını, davacı şirket yetkilisinin müvekkilinin yurtdışındaki şirketini sahiplendiğini ve kendi şirketi gibi tanıttığını, Ortadoğudaki müvekkili şirketini, kendi şubesi gibi müşterilerine tanıtığını, internet sitesinde de ... iletişim adresi olarak müvekkili şirketi gösterdiğini, tüm bunların müvekkillerinin 5-6 yıllık tüm ticari faaliyetlerinin davacı tarafından yakınen bilindiğini açıkça ortaya koyduğunu, haksız rekabet eylemini davacı firmanın yarattığını, yine müvekkilinin tüm ticari faaliyetini Dubai merkezli .... üzerinden yaptığını, davalı şirketin sadece .... firmasının ambargoyu aşabilmek amacıyla evrak işlerini yapmak üzere kurulduğunu, Türkiye sınırları içinde hiçbir ticari faaliyetinin bulunmadığını savunarak, öncelikle TTK'nın 60. maddesi gereğince 2014 yılından bu yana yürütülen faaliyetlerin davacı tarafından bilinerek sessiz kalındığı ve zamanaşımının gerçekleştiği gözetilerek reddine, yine ...sas sayılı dosyası ile bu dosyanın dava konuları aynı olup derdestlik nedeni, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Erişimin Engellenmesi Maddi Tazminat, İlan taleplerinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İNCELEME VE DEĞERLENDİRMELER; Davacı, davalının fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüştür. Bu kapsamda temel iddialarının ve dayanaklarının -Davalının, davacı şirket ile aynı konuda faaliyet gösteren bir şirketi kurdurmuş olduğu, -Davalının davacı çalışanlarını ayarttığı -Davalının, davacının müşterilerine davacıyı kötüledikleri -Davalı şirketin web sayfası adresinde davacıya ait markanın kullanılmış olduğu ve davalının web sayfasında davacı şirkete ait olan sınai mülkiyet haklarını taşıyan ürünleri yayınlamış oldukları iddiaları olduğu, Davacı bu iddialara dayanarak ileri sürdüğü haksız rekabet fiili iddiasının kabul edilmesi halinde, TTK m. 56.1 hükmünde yer alan seçimlik taleplerden “haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına” hükmedilmesini talep etmiştir. Sıralanan söz konusu dört iddiadan ilk üçü: sadece TTK m. 55 gereği haksız rekabet fiili kapsamında olup olmadığı değerlendirilebilecek fiillerdir. Dördüncü fiil ise, tescilli bir markayı konu eden bir fiil olduğundan, hem TTK m. 55.1.a.4 gereği haksız rekabet hem de SMK gereği marka hukuku açısından değerlendirilebilecek bir fiildir. Söz konusu fiilin varlığı halinde hakların yarışması ilkesi uyarınca fiile ya sadece TTK haksız rekabet fiilinin ya da sadece SMK marka tecavüzünün sonuçları uygulanabilecektir. Haksız Rekabet Teşkil Ettiği İddia Edilen Fiiller: 1. “Eğer Diğer Şartlar Yoksa”, Davacı Şirketin Eski Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Olan Davalının Davacı Şirketle Rekabet Etmesinin, “Tek Başına” Haksız Rekabet Olarak Nitelenip Nitelenemeyeceği; Davacı şirket ortağı davalı ...’un davacı şirkete rakip davalı şirket kurması, söz konusu kuruluş işlemini onun hesabına yine davacının eski çalışanı olan dava dışı ....’ın yapmış olması, davalı şirketin paylarının inançlı işlemle davalı ...’un annesi dava dışı ....’da bulunduğu, şirketin davacı şirket ile aynı konuda faaliyet gösterdiği iddiasında bulunmuştur. Davalı ise: her iki şirketin ticaret sicil kayıtlarında iştigal konularının farklı olduğunu ve davacı şirketin gösterge panelleri imalatı, davalı şirketin ise bilgisayar programlama faaliyetleriyle kayıtlı olduğunu ileri sürmüştür. Bir anonim şirketin yönetim kurulu ve ortağının, şirketten ayrıldıktan sonra söz konusu şirket ile aynı coğrafi alanda ve aynı işletme konusunda faaliyet göstermesi, “tek başına” haksız rekabet teşkil etmemektedir. Buna göre: anonim şirket ortaklarının, ortak oldukları süre boyunca dahi, anonim şirketle rekabet etme yasağı bulunmamaktadır. Anonim şirket yönetim kurulu üyesinin şirketle rekabet etme yasağı (TTK m. 396) ise, aksi belirtilmedikçe, yönetim kurulu üyeliği görevi sona erince ortadan kalkmaktadır. Davalının Mart 2017 öncesinde davacı şirkette çalıştığı sabittir, davacının bu tarihten sonra fiilen yönetimle ilgisini kestiği ileri sürülmüştür. Davalının 07.10.2017 tarihinde de yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiği ve ortaklık sıfatını devrettiği hususunda da bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı şirket ise 19.01.2018 tarihinde kurulmuştur. Anonim şirket ortağı ya da yönetim kurulu üyesinin şirketten ayrıldıktan sonra şirketle rakip bir işletme kurması ya da rakip hesabına çalışması, herhangi bir rekabet yasağı kararlaştırılmamışsa, -tek başına- hukuka aykırı değildir. Dava konusu olayda, davalı ile davacı şirket arasında akdedilmiş herhangi bir rekabet yasağı sözleşmesi bulunmamaktadır. Kaldı ki; böyle bir sözleşme olsaydı bile, buna aykırılığın yaptırımı haksız rekabet değil, rekabet yasağını ihlal hükümleri çerçevesinde sonuç doğurabilirdi. Bu itibarla davalının, davacı ile rekabet teşkil eden bir faaliyet göstermiş olması, -tek başına- haksız rekabet niteliği taşımamaktadır. Davalının da, eski ortağı olduğu davacı şirketle rekabet etme hakkı bulunmaktadır. Ancak söz konusu rekabet hakkının dürüstçe kullanılmaması, özellikle de kötüye kullanılması durumunda haksız rekabetten söz edilebilecektir. Örneğin aşağıda ele alınacağı üzere, davalının davacı ile rakip şirkete eski şirketinin ticari sırlarını taşıması ya da davacının eskiden çalıştığı davacı şirketin çalışanlarını ticari sırları açıklamaya teşvik etmesi gibi ek unsurlar söz konusu olursa, haksız rekabetten söz edilebilir. Bu itibarla dava konusu olayda, davalının rakip şirket kurmuş olmasının, tek başına haksız rekabet fiili olarak değerlendirilemeyeceği, Davalının Davacı Çalışanlarını Ayarttığı İddiası: Davacı: davalıların müvekkili şirket çalışanlarını mesai gün ve saatleri dışında, iş akdi sona erenleri de yanlarında çalıştırarak müvekkili şirkette yaptıkları işin aynısını yaptırdıklarını ve bu şekilde ticari sırları da ele geçirdiklerini, müvekkili şirkette çalışmaya devam eden işçilerden davalıların aldığı destek ürünlerin kopyalanması ve ticari sırların ifşasıyla sınırlı kalmayarak davalıların işbu işçilerden müvekkili şirkete ait hammadde ve mamullerle ürünleri de temin ettiğini ileri sürmüştür. Gerçekten de TTK m. 55.1.b. 2’de: “Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak” haksız rekabet fiili olarak sayılmıştır. Benzer şekilde TTK m. 55.1.b.3 hükmünde de “İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek”, haksız rekabet fiili olarak düzenlenmiştir. Bu itibarla davacı, anılan iddiasını ispatlayabilirse, TTK m. 55.1.b.2 ve 55.1.b.3 hükmü kapsamında haksız rekabet fiilinin varlığından söz edilebilecektir. Ancak dava konusu dosyada bu iddialara ilişkin bir delil bulunmadığı, davacının bu iddiasını ispat edemediği, Davacının Müşterilerine Davacıyı Kötüledikleri İddiası ; Davacı, davalılar tarafından müvekkili şirketin müşterilerine müvekkili şirketin vergi konusunda sıkıntılar yaşadığı ve bu nedenle ticari ilişkinin kendileri üzerinden resmiyet kazanacağı ancak ürünlerin yine müvekkili şirketçe üretileceğinin bildirildiğini, davalı ....’un müvekkili şirket Yönetim Kurulu Başkanı’nın oğlu olması nedeniyle müvekkili şirket müşterilerinin davalı ....’a güven duyduğunu, bu şekilde hem yurt içinde hem yurt dışında müvekkili şirketin pazarında ve pek çok müşterisiyle ticari ilişki kurduklarını ileri sürmüştür. Gerçekten de TTK m. TTK m. 55.1.a. 5 hükmüne göre: “Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek” haksız rekabet fiilidir. Bu itibarla davacı, anılan iddiasını ispatlayabilirse, TTK m. 55.1.a. 5 hükmü kapsamında haksız rekabet fiilinin varlığından söz edilebilecektir. Ancak dava konusu dosyada bu iddialara ilişkin bir delil bulunmadığı; davacının bu iddiasını ispat edemediği, ....” ibareli markaya tecavüz ettiğinin tespiti, tecavüzün men'i ile “....” alan adlı web sayfasına erişimin engellenmesi ile maddi tazminata hükmedildiğine yönelik hüküm tesis edilerek hükmün ilanına karar verildiği, Netice itibariyle, “davalının, davacı şirket ile aynı konuda faaliyet gösteren bir şirketi kurdurmuş olduğu” iddiasının haksız rekabet teşkil etmediği, “davalının davacı çalışanlarını ayarttığı” ve “davalının, davacının müşterilerine davacıyı kötüledikleri” iddialarının mevcut dosya içeriğinde ispatlanamadığı , “Davalı şirketin web sayfası adresinde davacıya ait markanın kullanılmış olduğu ve davalının web sayfasında davacı şirkete ait olan sınai mülkiyet haklarını taşıyan ürünleri yayınlamış oldukları”nın sabit olduğu, ancak hakların yarışması ilkesi uyarınca söz konusu fiile ilişkin olarak ya sadece marka ya da sadece haksız rekabete göre tazminata hükmedilmesinin gerektiği .... sayılı ilamıyla, "Davalı.... sayılı “....” ibareli markaya tecavüz ettiğinin tespiti, tecavüzün men'i ile “www.qvista.org” alan adlı web sayfasına erişimin engellenmesi ile maddi tazminata hükmedildiği anlaşılmış olup, iş bu davada tazminata hükmedilmesi halinde mükerrer tazminata hükmedilmiş olacağı kaldı ki haksız rekabetin de ispatlanamadığı anlaşıldığından açılan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 341,55.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 273,85.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen maddi tazminat için hesap olunan takdiren 20.000,00.-TL maktu ile reddedilen diğer maddi istemler için hesap olunan 40.000,00.-TL olmak üzere iki ayrı ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-13 ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m.7/3 hükmü uyarınca 1.360,00.-TL arabulucu ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Davalı şahsın yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.22.01.2025

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/378, K. 2025/22, T. 22.01.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-378-e-2025-22-k-cb2caf53e398