İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/195 E. 2024/236 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/195
Karar No
2024/236
Karar Tarihi

T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/195 Esas - 2024/236 TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/195 KARAR NO : 2024/236

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) DAVA TARİHİ : 19/03/2024 KARAR TARİHİ : 20/03/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ...

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... AŞ. ünvanlı işyerinin müvekkili şirket tarafından 15.09.2007-01.10.2008 vadeli ... nolu İşveren Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığını, dava dışı ... 'nın 17.10.2007 tarihinde geçirdiği trafik-iş kazası neticesi vefat ettiğini, anılan kazanın ... 'nın dava dışı sigortalı ... AŞ.'nin Erzurum Bölge Müdürü olarak görev yapmakta iken davalı taşeron (alt işveren) ... İletişim Hizmetleri Tic.Ltd.Şirketi bölgesindeki baz istasyonlarının kontrol ve işlemlerini yaparken gerçekleştiği hususunun sabit olduğunu, ... İletişim Hizmetleri Ltd.Şti. çalışanı olan davalının sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile Sarıkamış istikametinden Erzurum istikametine seyri esnasında aynı yönde seyreden ... 'in kullandığı ... plakalı kamyona çarpması sonucunda trafik kazasının meydana geldiğini, ... 'nın ... 'ın aracıyla yaptığı kaza neticesinde vefat ettiğini, dava dışı sigortalıya açılan dava sonucunda 02.01.2020 tarihinde 2.693.560,57 TL tutarında tazminat ödemesi yapıldığını, araç sahibi işletenin kusursuz sorumluluğu bulunup ayrıca sürücünün davalı alt işveren ... Şirketi'nin işçisi olması nedeniyle istihdam edenin sorumluluğu sıfatı ile davalı sürücünün kusurundan yasa gereği ... Ltd.Şirketi'nin sorumluluğunun olduğunu, hesaplanan tazminat tutarının tamamının müvekkili tarafından dava dışı sigortalıya sulhen ödenmesi nedeni ile davanın davalılarına da kusurları oranında rücu edilmesi gerektiğini, söz konusu hasar nedeniyle davalıların iş bu zarardan TTK 1481. halefiyet hükümleri gereğince sorumlu olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 2.693.560,57 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, mahkeme masrafları ve vekalet ücreti ile davalıdan tahsili ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalıya ait menkul ve gayrimenkuller üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da Ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Aksine düzenleme bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. (TTK'nın 5/1.) TTK'nun 3. maddesi ise, ”Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir” hükmünü içermektedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Somut olayda uyuşmazlık; sigorta şirketi tarafından, sigortalısına ödenen tazminatın haksız fiile sebebiyet veren davalıdan rücuen tahsili isteminden ibarettir. Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı bu dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle halefiyet davası bir ticari dava sayılmaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusu olur. Somut uyuşmazlıkta davalı sigortalının taşeronu olan ... İletişim Hiz. Ltd. Şti. çalışanıdır. Yani sigortalının, davalının üst işvereni ve davalı ile arasında bir hizmet ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1.maddesi uyarınca; İş Kanuna göre işçi sayılan kimseler ile işveren veya işveren vekilleri arasındaki iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde görevli mahkeme İş Mahkemeleridir. Tüm bu nedenlerle uyuşmazlığın İş Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekir. Görev hususu HMK 114/c maddesi gereğince dava şartı olup, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 30, 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkün olduğundan, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin görevsiz olduğu anlaşıldığından, davacının davasının HMK 114/1-c, 115/2 maddeleri uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dosyanın görevli Adana Nöbetçi İŞ Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 2-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin görevli mahkeme tarafından DEĞERLENDİRİLMESİNE, 3-Yargılama giderlerinin, 6100 s. HMK'nin 20 ve 331/2. maddeleri uyarınca davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde görevli mahkemesince takdir edilmesine, davaya görevli mahkemesinde devam edilmemiş olması ve talep halinde ise Mahkememizce gerekli kararın verilerek DEĞERLENDİRİLMESİNE, 4-Kararın kesinleşmesinden itibaren, iki hafta içinde mahkememize başvurulup, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, mahkememizce Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 20 uyarınca DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLECEĞİ’nin İHTARINA, 5-Davacı tarafından yatırılıp kullanılmayan gider avansından artan kısmının, 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde (ve dosyanın görevli Mahkemeye süresinde gönderilmemesi halinde) re'sen davacıya İADESİNE, Dair, 6100 sayılı HMK.nun 341/1 ve 345 maddeleri gereğince, kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize veya eşdeğer başka bir mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF YOLU açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle karar verildi. 20/03/2024

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/195, K. 2024/236, T. 20.03.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-195-e-2024-236-k-4b7ca319f9bf