İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/102 E. 2026/356 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/102
- Karar No
- 2026/356
- Karar Tarihi
T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/102 Esas KARAR NO : 2026/356
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. .......
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/02/2026 KARAR TARİHİ : 21/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait aracın arızalanması üzerine davalının iş yerine getirilen aracın tamirinin yapıldığını, daha sonra aracın tekrar arızalandığını ve çalışmadığını ayıplı ve eksik iş yaptığını ileri sürerek, araç onarımı için ödenen 498.651,61 TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 498.651,61 TL'sinin ve 100,00 TL araç mahrumiyet bedelinin 03/10/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görev yönünden reddinin gerektiğini, araçta meydana geldiği iddia edilen hasarın müvekkilinin yaptığı işlem ile arasında illiyet bağı bulunduğuna yönelik delil sunulmadığını, aracın arızaları doğrultusunda teknik kontrollerinin yapıldığını, aracın bakım ve onarımının uygun şekilde gerçekleştiğini savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir. GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesine dayalı ayıp iddiası ile ayıplı ve eksik araç onarım bedelinin ve araç mahrumiyet bedelinin davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir. Davacının gerçek kişi olması nedeni ile öncelikle Mahkememizin davaya bakmaya görevli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Taraflar da, yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. TTK.'nın 5. maddesinde; “aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmü yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5-(3) maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Ticari davalar ise; aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın söz konusu düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Bu çerçevede , ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar ise; her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre; bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Üçüncü grup ticari davalar ise; yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Somut olayda ; taraflar arasındaki eser sözleşmesine dayalı olarak ayıp iddiası ile açılan onarım bedeli ve araç mahrumiyet bedellerinin tazmini istemlerine ilişkin olup, davalı gerçek kişinin dosyamıza kazandırılan ... Ticaret Sicil Müdürlüğü ve ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası'ndan ve ... Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan gelen cevabi müzekkerelerden; davalının gerçek kişi olarak tacir kayıtlarının olmadığı, davalının Esnaf ve Sanatkarlar Odasında kaydının bulunduğu yine davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu tespit edilmiştir. Bu haliyle davalının tacir olarak kabulüne hukuken olanak bulunmadığı, tarafların sıfatına ve uyuşmazlığın niteliğine göre somut olayda Mahkememiz görev alanında kabul edilen bir mutlak ya da nispi nitelikte ticari davanın söz konusu olmadığı ve davaya bakmaya görevli mahkemenin HMK'nun 2/1.maddesi gereğince genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmıştır. Bu itibarla; HMK 114/1-c ve 115. maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-) HMK 114/1-c.m. delaleti ile 115.m. gereğince Mahkememizin görevsizliği nedeni ile dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE, 2-) HMK 20.m. gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dosyanın davaya bakmaya görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının davacıya ihtarına, (ihtarat yapıldı) 3-) Yargılama giderlerinin davaya bakmaya görevli Mahkeme tarafından değerlendirilmesine, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde HMK 331/2.m. gereğince talep halinde yargılama giderlerinin Mahkememiz tarafından karara bağlanmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK'nın 6763 sayılı Kanun ile değişik 341 ve 345.m. gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/05/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır